3 Nisan 1961 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 18

3 Nisan 1961 tarihli Akis Dergisi Sayfa 18
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Eşlerinin ağzından GÜNÜN ADAMLARI Bayan İnönü İsmet Şarı boyalı, iki katlı küçük bir ev, minik bir antreden hole ge- çiliyor. Tam karsıya gelen duvar- da yağlı boya bir yaz manzarası ası- lı: Sarı ekinler, kırmızı gelincikler arasında tarla kuşları.. Sağda, cam kapılardan pembe döşenmiş salon, goblen koltuklar ve yemek masası görünüyor. Aslında iç içe girme iki oda. Soldan merdivenle yukarıya ci- lalıyor. Üst katta yatak ve çalışma odaları var. İkisi de küçük. Eşyalar sor sığıyor. Çalışma odasının yarısı- büyük mavun bir yazı masası kap- NOR Duvarlarda kitap rafları. Ren- gârenk cildli ansiklopediler? Fran- sızca, Almanca, İngilizce.. ının yanında pembe, perdelerin renginde, bir kanape, karşıda iki koltuk.. Bir köşede küçük bir satranç masası. Du- varlar boş,, yalnız eski bir aile, resmi asılı. Ortada yaşlı bir zat oturuyor. Kucağında küçük bir çocuk var. Ar- kasında kalpaklı üç delikanlı, ayakta duruyor. Rahmetli Hacı Reşit bey ve oğulları.. Bir etajerin üzerinde S5 yaş- larında bir çocuk resmi var: Hayri İnönü. Yazı masası, dosyalar, mek- tuplar, gazeteler ile tamamile kaplı.. İşte burası, iki seneden beri Tür- pembe koltukta evin şöhretini yapan kiracım İsmet İnönünün eşi oturuyor. Yeşil şömizye elbiseli, ince endamlı bir hanım. Muntazam hatlı oval yü- zü, kır saçları, tatlı bir tebessümü var. Bakışıyoruz. İkimizde de kaide- lerini pek iyi bilmedikleri bir oyunu oynayan insanların acemiliği, tutuk- luğu var. Zira kırk küsur senelik ha- yat arkadaşı İsmet İnönü hakkında malümat alacağım Mevhibe hanım, benim annem. Üstelik zavallıcığın, ferah ve rahat evini terkedip, bu dört odaya sıkışmasına sebep olan da ben, kızıyım. Bayan İnönü bana muzip muzip gü- lerek bunu hatırlatıyor. Mebus evle- rine taşınalı bir buçuk sene olmuş- tur. Daha evvel de bitişik evde bir se- na kızlariyle oturmuşlar, oba kocası- nla yokluğunu hissettirmemeğe ça- lışmışlardır. Zâten bu iş de sonra- dan onun başının altından çıkmıştır. Babasını kandırmış, "koca evde yal- nız kaldınız, annem yoruluyor, siz 18 Mevhibe İnönü İdeal anne. yalnız sıkılıyorsunuz. Bize, arkadaş- larınıza yakın olursunuz" demiştir. Mevhibe hanım da otuzbeş yıllık e- vinden olmuştur. Tabii, taşındıkla- rından beri hâdiseler o kadar hare- ketli bir seyir takip etmiştir ki ne kendisi dinlenmeğe vakit bulabilmiş- tir, ne de Paşa yalnızlıktan şikâyete.. İsmet İnönü şimdi takılmaktadır: “İnsan kırk yılda bir karısının sözü- nü dinlemeli." diye. Bayan İnönünün nasihati başka türlü. "Kırk a bir de olsa, sakın çocuklarınızın im uymayın!" diyo Allahtan İsmet Paşa, evin küçük- lüğünden hanımı kadar şikâyetçi de- ğildir. Onun fikrince büyük ev zama- nı çoktan geçmiştir. Amerikadaki gi- bi az İnsanla, İcabında hizmetkârsız idare edilebilecek evlere taraftardır. Bayan İnönü içini çekerek “kısmet- miş" diyor. Tuhaf Ur tesadüf, Mevhibe hanım- la eşinin müşterek hayatı da böyle bir evde, hem de gene 20 numaralı bir evde başlamıştır. Kırkbeş yıl önce r216 « senelerinde İstanbulda Süley- maniyenin lmaruf mahallesinde Ayşe kadın sokak 20 numarada -bu ev halâ mevcuttur- Rumeli eşrafın- dan Mehmet efendi, gelini Ayşe Sa- adet hanım, ve torunu Mevhibe ha- nımla beraber oturuyordu. O tarih- lerde beyaz tenli, kumral saçlı, ba- dem gözlü narin bir genç kız olan Mevhibe hanımın kardeşleri yaşama- mış, babası Süleyman Zühtü efendi de, kızı 3,5 yaşındayken ölmüştü. Bü- yük baba çok mutaassıp, Saadet ha- num ise kızına tabiatıyla çok düşkün- dü. Her ikisi de onun gözünün İçine bakıyorlar, yorulmaması, üzülmeme- si için ellerinden geleni yapıyorlardı. Aralarında Mevhibe hanınım inceli- ği daimi bir endişe mevzuu idi. Bu yüzden Mehmet Efendi hiç evlenme lâfı ettirmiyor, torununa çıkan ta- lipleri, hele asker iseler, düşünmeden reddediyordu. Genç kız çok narindi, asker hayatına dayanamaz, gurbete gidemezdi. Çanakkale harbi başlamadan bir müddet evvel karşılarındaki evin ki- racıları değişti. Yeni komşu Hacı Re- şit beyin ailesi bir hayli kalabalıktı. Zevcesi Cevriye hanım, dört oğlu, kızı ve damadı ile beraber oturuyordu. Büyük oğlu Ahmet efendi askeri dok- tor, ortancası İsmet efendi erkânı- harp kaymakamı, küçükler talebeydi. İki karşı komşu hanım mutad hoş geldin ziyaretinden sonra birbirlerin- den pek hoşlandılar. Çok zeki ve be- cerikli, bir kadın olan Cevriye hanım, Saadet hanımın ailesini, kızının ter- biyesini pek takdir etmişti. Ahbap- lık ilerliyemeden Çanakkale muhare- besi patlak verdi ve Hacı Reşit bey ailesini alıp Kütahyaya gitti. Yedi sekiz ay sonra döndüklerinde Mehmet efendiyi ağır hasta buldular. İki aile reisinin tanışması kısmet değilmiş. Kısa bir zaman sonra Mevhibe hanım büyük babasını (O kaybetti. Yalnız kalan ana kıza karşı komşuları çok yakınlık gösterdiler. Hanımlar ara- sında dostluk ilerlemişti. Mevhibe hamım da bütün Hacı Reşit bey ai- lesi tanıyordu. Tabii genç kız evin yetişkin oğulları ile hiç yüz yüze gel- memişti ama kafes arkasından onla- rı her gün görüyordu. Bilhassa kay- makam İsmet beyin parlak ünifor- ması içinde, çizmelerinin mahmuzla- rım parke yolda şakırdatarak eve ge- lişi, kaçırılacak bir manzara değil- 1 AKİS, 3 NİSAN 1961

Bu sayıdan diğer sayfalar: