29 Ağustos 1932 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3

29 Ağustos 1932 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

29 Ağustos 1293 AKSAMDAN AKŞAMA Sergicilik Sergiciliği bir türlü matlup dereceye yükseltemedik. Seyyah bir Amerikalı, son açılan yerli mallar sergimizi germiş: — Oooo... Maşallah... -demiş.- Demek ki, sizin de böyle büyük bir odükkânınız var. Halbuki, ben, Istanbul rehberine baktım. Bu dükkânın ismini orada göre- medim. Yani, Galatasaray binasını için- de ber şey satılan bonmarşa vari bir dükkân sanmış. Hakikaten de, sergi, sergiden ziyade, dükkâna benziyorduya... Sergiden murat, başka yerde, meselâ Mahmut paşada da açıl- ması mümkün olan küçücük kü- çücük dükkânları yan yana getir- mek, bunlara: “Buyrun küçük hanım, aradığınız mal bizde de ELİ nakaratı yerine bir bando mızıka ikame etmek, mal satmak değildir. £ Sergi- den asıl murat, propagandadır. Maddei asliyeye alâka tevlit et- ıuekdir... Mallar neden yapılıyor? nasıl yapılıyor? diğer mallara nisbetle bunların faikiyeti nedir? geçen senelere kıyasla nasıl deği- şiklikler var? Mukayeseli istatis- “ikler, diagramlar, tezgâh ve fabrika modelcikleri, harita ve pilânlar... Fülâsa, âlelâde dükkândan pek başka bir şey... Bizde sergicilik nasıl yanlış anlaşıldise, omecmuacılık ta öyle yanlış anlaşılmıştır. Ekser mecmua- 9 larımıza bakın, sanki lâalettayin kitaplardan sahifeler koparılmış koparılmış, yan yana getiril- miştir. Onun bir bahsı, beri- kinin başka bir bahsı bir arada ciltlenerek yeni bir kitap (— sö- züm ona mecmua) doğmuştutr. Halbuki, Avrupada çıkan sinema mecmualarına da bakınız: Bunlar, sinema mecmuaları oldukları hal- de, düpedüz filim mevzularını roman halinde anlatmakla kalmaz- lar. Filimlerin nasıl çekildiklerini, cekilirken ne müşkilâta maruz ka- lındığını, geçen seneki filimlerle, bu senekiler arasında ne gibi tekâmülât olduğunu, rejisör hilele-? rini, aktörlerin, aktrislerin haya- tını, tercümei hâlini, ilh ilh anla- tırlar... İşte, hakiki, hayatlı ve cazip mecmua, kitaptan ve filim- den o kadar farklıdır! Keza, sergi de, Mahmutpaşa çarşısından farklı olmalıdır. Meselâ, 30 ağustosta açılacak olan kitapçılık panayırını merakla bekliyorum. o Umuyorum ki, bu panayır, Babıâli caddesinin kitapçı dükkânlarından bambaşka olsun.. Bize, kitapçılığın umumi vaziyeti, terakkiye yahut tedenniye doğru seyri hakkında, kuş bakışı, min- yatür halinde bir fikir versin... Yoksa, maksat, bu sene çıkan kitapları teşhir etmekse, bunlar, pek âlâ, Babıâlide de teşhir edile- bilirdi ve kitap almak istiyen oraya da gelebilirdi. Sergi, tam bir sergi hususiye- tini haiz olmalı. Ancak o zaman, ondan, maksut faideler elde edi- lebilir. (Va - Na) —a Kaldırım, yol Yeni yolların parasının yarısı halktan alınacak Belediye verği ve resimler ka- nununun İl inci maddesine göre müceddeden kaldırım ve lâğım mecrası yapılan sokaklara bele- diyenin sarfedeceği paranın yarısı nın aynı sokakta oturan bina sahip- lerinden binanın cephesine, bü- yüklüğüne göre tahsil edilmesi lâzım geliyor. Kanunun bu mad- desi şimdiye kadar tatbik edil memiştir. Belediye, son zamanlarda ya- pılan bazı cadde ve sokakların inşa masrafını bu maddeye göre tahsil etmek için şehir meclisin- den bir karar istemiş, şehir meclisi kavanin encümeni kanunu tetkik etmiş, maddenin hiç kaldı- rım yapılmıyan ham arazi üze- rinde yapılan kaldırım ve lağım inşasına ait yarı masrafın halktan alınacağına eskiden kaldırım ve lağım olduğu (Ohalde velevki yeniden inşa edilen bir sokağa ait masarifi halktan almak doğru olmadığına karar vermiş ve bu karar meclis heyeti umumiyesince tasdik edilmiştir. Belediye riyaseti, meclisin ver- diği bu karara itiraz ederek da- hiliye vekâletine müracaat etmiş ve vekâlet de maddenin tatbik şekline dair şurayı devletten bir karar istemiştir. Şurayı devletin kararı belediye riyasetinin noktai nazarına muvafıktir. Bu karara göre bir sokakta eskiden kaldırım ve lâğım da olsa yeniden kaldırım ve lâğım inşa edildiği taktirde bu inşaatın yarı masrafı bu sokaktaki bina sahiplerinden tahsil (o edilecektir. Ancak, bir sokağın kaldırım ve lâğımı tamir edildiği taktirde tamir masrafı halktan alınmıya- caktır. Şehir meclisi kararına muhalif olan şurayı devletin bu kararın- dan sonra belediyenin son zaman- larda şehir içinde yaptırdığı yeni bütün sokaklardaki ev sahiplerin- den sarfettiği (Oinşa parasının nısfını tahsile teşebbüs edecektir. Bu parayı (o vermeyenler, (tıpkı vergi tahsilinde olduğu gibi tahsili emval kanununa göre muameleye tabi olacaklardır. Karagümrükte bir kaçakçı yakalandı Osman isminde birinin Kara- gümrük ve Edirne kapı tarafında ötekine! berikine kaçak sigara, tütün vesaire satmakta olduğu anlaşılmıştır. Polis merkezi Osmanı yakala- mıştır. Üzerinde sigara ve tütün bulunmuştur. Kaçak eşya müsadere edilerek tahkikata başlanmıştır. Osmanın bu kaçak sigara ve tütünleri nereden aldığı tahkik edilmek- tedir. —— —— — Şu Frenklerin ne itikatları var Amca bey... garip | .. Meselâ on üç rakkamından dehşetli korkarlar!.. Akşam Sahife 3 Kurnaz hırsız Gece dengi duvardan attı fakat. Eyip polis merkezi bir hırsız yakalamıştır. Hırsızlık iki kardeş- ten mürekkep bir şebeke tara- fından bir fabrikadan yapılmıştır. Vaka şöyle olmuştur. Eyip polis merkezi devriyeleri gece dolaşır- larken oDefterdarda sanayi ve maadin bankasına ait mensucat fabrikasının duvarından sokağa büyük bir sicim yuvarlanmıştır. Memurlar bunu görünce vavaş- ça geriye çekilerek gözeltlemeğe başlamışlardır. Bir müddet sonra yan sokaklardan birinden bir adam çıkmış ve etrafı gözetle- dikten sonra süratle yaklaşıp duvardan atılan şeyi omuzlamış ve kaçmağa başlamıştır. Bu sıra- da devriyeler kendisini yakala- mışlardır. Meçhul adamın Arslan isminde birisi olduğu anlaşılmış- tır. Alıp kaçırmak istediği şeyin 100 okkalık yıkanmış tiftik bal- yesile iki battaniye ve daha bir kaç parça eşyadan mürekkep büyük bir denk olduğu görül müştür. Arslan karakolda cürmünü iti- raf ederek fabrikada amelelik yapan kardeşinin bu dengi duvardan dışarıya attığını söyle- miştir. Bunun üzerine Arsların kardeşi yakalanmıştır. Bu adam da cürmünü itiraf ederek hadiseyi anlatmıştır. Tahkikat neticesine nazaran; Arslanın kardeşi bundan bir müd- det evvel Feshane fabrikasına girmiş ve geceleri nöbetçi kal- mağa başlamıştır. Bundan bir kaç gün evvel Arslanla kardeşi bileşerek fabri- kadan hırsızlık yapmağı kararlaş- tırmışlardır. Evvelki akşam fabrikada nöbetçi kalan Arslanın kardeşi, herkes çekildikten sonra aşırılması karar- laştırılan dengi hazırlayıp gece duvardan sokağa atmıştır. Bu sırada gene verilen karar muci- bince Arslan gelmiş ve denkle beraber yakayı ele vermiştir. Hadise etrafında tahkikat devam ediyor. AKŞAM ABONE ücretleri Türkiye SENELİK 1400 kı 7! 6GAYLIK 750 GE 3 AYLIK 400 » , 1 AYLIK 150 » xp” Abone ücretleri doğrudan doğruya AKŞAM idaresi namına gönderilmelidir. Adres tebdili için yirmi beş ku ruşluk pul göndermek lâzımdır. Rebiülâhır 26 — Ruzuhızır: 116 S. İmsâk Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı E. 8458 1035 5,27 9,10 12 137 Va. 3,36 5,23 1215 15,58 1848 20,27 mamak Idarehane: Babıâli civarı Acımusluk oskağı 13 No. | A gözüm... ——— Amca Beye göre... , B. ŞEHİR HABERLERİ — On üçte ne var ki iki | Diş sergisi Bir insan boyunda diş fırçaları Teşrinievvelde, şehrimizde bir diş tababeti kongresi toplana- cağından bahsetmiştik, bu müna- sebetle dişçi mektebi salonlarında, diş sergisi de açılacaktır. | Diş macunu imalâthaneleri, diş fırçası satan tacirler de bu sergide mal- larını teşhir edeceklerdir. Kongre, halkı diş bakımı hak- kında tenvir etmek için sokaklara afişler asacak otomobillerde, bir adam cesametinde diş fırcaları bulunduracaktır. Kasımpaşa yangını tahkikatı Evvelki gece Kasımpaşada bak- kal Kâzım efendinin dükkânından çıkan yangın etrafında tahkikat devam etmektedir. Ateşin nereden ve ne suretle çıktığı henüz tema- mile tesbit edilmemiştir. Polis merkezi bu hususta tah- kikatı tamik etmiştir. Alâkadar bazı kimselerin ifadeleri alınmak- tadır. Bir köpek Eyip çarşısı telâşa verdi Evvelki gün Defterdarda bir kuduz hadisesi olmuşutur. Defterdar caddesinde gündüz ani olarak ağzı köpükler içinde bir köpek peyda olmuş ve rastgeldiği bir kaç köpeği ısırmıştır. Bu sıra- da bir kahveci köpeği kovalamak istemiş, kuduz hayvan birdenbire kahvecinin de üzerine saldırmış- tır. Adamcağız bağırmaya başla- mıştır. Gürültüyü duyan nokta memuru yetişerek kuduz köpeği tabanca ile öldürmüştür. Akşam üzerleri bazı köpeklerin Balat ve AAyvansarayda çarşıların içine kadar girip dolaştıkları görüldüğünden bu köpeklerin derhal itlâfı için yeniden sıkı emir verilmiştir. 18 paviyon Darülfünun meydenında kitap panayırı hazırlıklarına devam edil- mektedir. Şimdiye kadar 18 pa- viyon yapılmıştır. Devlet matba- ası, Kanaaat, muallim Halit kü- tüphaneleri, panayırda ikişer pav- yon tutmuşlardır. Istanbul ciheti kanalizasyonu bitti Alemdar caddesi, Sirkeci ve Babıâli ocaddesile o divanyolunu istilâ eden kanalizasyon şebekesi inşaatı temamile ikmal edilmiş ve kati kabul muamelesi yapılmıştır. Bu suretle Istanbul semtinin belli başlı kanalizasyon şebekesi ikmal edilmiştir. Belediye, bundan sonra Beyoğlu, bilhassa Cihangir kana- lizasyonile meşgul olacaktır. .. Otuzdan kormalılar!.. — Otuz da ne var ki?.. Gramaj Dünya değişmediğine nazaran... Elime daha henuz dün çıkan yeni, yep yeni bir kitap geçti, Bir şiir kitabı... Ismi “Menek- şeler,,... Muharriri Arif Hikmet... Remzi kütüphanesi.. Tahaftır ben her yeni kitaptan yeni bir şiir ümit ederim. Ve bittabi de bula- mam. Oda başka bahis... Bu kitaba da aynı ümitle sarıldım... Bu yüz sahifeye yakın şiir kitabın sahifelerini çevirdim. Bakın.. Bir “sonbahar,,merhum Recai zadenin sonbaharlarının ayni. bir sahife daha çevir- dim.. “Gelmedin, isminde bir manzume.. Şair sevgilisini beklemiş de gelmemiş.. Bekleyişde aynen Hüseyin Siret beyin 20-25 sene evveli bekleyişi.. Dört beş sahife daha açtım.. Orhan Seyfinin sene- lerden evvel yazdığı bir manzu- meyi okuyorum zannettim. “Gö- nül seslerim!,, isminde bir parça.. Şair sevğilisene bir mektup yazmış... “Sevgilime,, ismindeki bu manzumedeki' sevgili hanım bana hiç yabancı gelmedi. Serveti fünunun 20 sene evvelki şairleri- nin sevğilileri.. Bir kaç sahife daha açtım.. Bir gurbet yazısı... Kemaleddin Kâminin Gurbetini hatırladım.. Iki şairin gurbeti duyuşları aynı... Bundan sonra Arif Hikmet beyin gecelerini okudum... Bu geceler bana syıllarca sene evvel Celâl Sahir beyin geçirdiği geceleri hatırlattı. Şairin “Menekşeler, ine gene bak- tım.. Bütün fecriati şairlerinin hep bir ağızdan anlata anlata bitiremedikleri solgun menekşeler. Elbette ki sonbabarlar, geceler, menekşeler birdenbire (odeğişe- mez.. Yirmi sene evelki son ba- har ne ise bu günkü son bahar da odur. Elli sene evelki gece ile bu günkü geçeler arasında nihayet medeniyetin soktuğu elek- trik, ses ve gürültü farkı vardır.. Menekşeler hemen hemen hiç değişmemiştir.. Şairlerimizde tabiatın bu kanu- nunu nazarı itibare alarak görüş- lerini o değiştirmiyorlar. o Dünya yüzünü, sevgililerini gecelerini, ölgün son baharlarını, solgun menekşelerini, 15, 20, 50 sene evvelki gibi görüyorlar... Tabiat kanunu! Hikmet Feridun Bulunan eşya Üsküdar polis merkezi koronile beraber kıymettar bir altın saat, Eminönü merkezi bir altın yüzükle bir mühür, Kadıköy mer- kezi bir altın zencire bağlı iki altın lira çeyreği, Pangaltı mer- kezi büyük bir kurt köpeği, Fener merkezi sahipsiz beş tane keçi bulmuşlardır. Sahipleri polis ikinci şube mü- düriyetine müracaatla para ve mallarını alacaklardır. A.B. — 30 Ağustos 1922 Türk zaferi vazk. nana

Bu sayıdan diğer sayfalar: