22 Kasım 1932 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 5

22 Kasım 1932 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Şeker bol Piyasada daha iki aylık şeker var Fiatlerin yükseltilmesine meydan verilmiyecek Piyasada bazı tacirler, memle- ketimizde şekerin azaldığını ileri sürerek fiatlere zam yapmak gay- retine düşmüşlerdir. Verilen ma- lümata göre, bazı tacirlerin Ana doludan gelen şeker tacirlerine el altından kilosu 43 kuruştan şeker sattıkları söylenmektedi Alakadar makamattan aldığın mız malümata göre, piyasada şeker buhranına imkân yoktur. Evvelce: de yazdığımız gibi, Türkiyenin şeker ihtiyacı 6700 vagondur. Alpullu fabrikası 1780 vagon, Uşak fabrikası da 1200 vagon şeker imal etmiştir. Hak buki eskiden yapılmış bir hesaptı Uşak fabrikasını 800 vagon şe- ker çıkaracağı © düşünülmüştü Netice itibari mız 2980 vagon istihsal etmi Şu hesaba göre, hariçten 3720 ğon şeker almağa ihtiyaç vardır. Memleketimizde mühim miktar- da, ecnebi şekeri, ve yukanya yazdığımız. derecede de yerli şe- ker bulunmaktadır. Bu şekerler, i bir iki ay daha idare Mevcut şekerler, sarf edilinceye kadar, şeker tacirleri arasında yapılacak olan şeker şirketi, güm rüklerde bekleyen malları piyasaya sevk edecektir. Bu vaziyet karşısında, bazı #açirlerin 43 liraya kadar şeker satmağa çalışmaları şayanı dik kattır, Ticaret müdüriyeti bu tarda hareket eden tacirler hakkında tahkikat , yapacaktır. Meclis müzakeratı Dahiliye vekili dün beyanatta bulundu Ankara 22 — Büyük millet meclisi dün toplanmıştır. Evvelâ arazi veryisl kanununun beşinci İmaddesi tefsir edilmiştir. Sonra yüksek mektep mezunlarına on Birinci dereceden aşağı memuriyet verilip yerilmemesi meselesi konu- Şulmuştur. Maliye encümeni tara- fından verilen hususi mekteplere ait bir lâyiba kabul olunmuştur. Bu lâyihaya razaran hususi mektep idareleri de tanzifat ve tenvirat resmi vereceklerdir. Nahiye mü- dürlerinin bayvan yem bedelleri nin kaldırılması hakkındaki kanun konuşulurken dahiliye vekili rü Kaya bey demiştir kiz — Dahiliye vekâletinin bütçe- sinde 150 bin lira açığı vardır. Bu sene de böyle bir açığa Fasgelmek istemiyoruz. Mem kette muvakkat telâkki ettiği buhran ve bütçe darlığı dolayısile yem bedelinin ilgasını istedik. Bu kanun mali bir zaruret olara teklif edilmiştir. Yoksa memleketimizin iyi idare olunması için! en iyi teşekkülün tam teşekküllü nahiyeler olduğuna şimdi de kaniim. Fakat mali zaru- ret karşısında bu idari kanaat şimdilik susmağa mecburdur. Evvelce kanununu çıkardığımız bu 50 tam teşekküllü abiye mali. zaruret karşısında bütçede karşılıksız. kaldı. Ben © emi ni ber dahiliye vekilinin ilk fırsat bulduğu zaman yapacağı iştam teşekküllü nahiyeler yaparak devleti ve devlet kudretini köylü- nün ayağına götürmektir. Bu izahattan sonra yem bedellerine dair lâyiha aynen kabul edilmiştir. , milli fabrikaları Metruk mallar İzmirde listesi verilenler kâmilen satıldı İzmir, 21 — İzmirde satılan metruk mallar hakkında İzmir zi- raat bankası müdürü Aşkı Naili bey şu beyanatta bulunmuştur. Metrok mallar müdüriyetinden listesi gönderilmiş olan Yunan emvali kâmilen satılmıştır. Başka edikçe müzayede- lerin devamına imkân yoktur. Metruk mallar müdüriyeti mü- zayedeye çıkması lâzım gelen mütebaki emvalin listesi tazam vermiş olsaydı kadar bütün Yunan emvali satı mıg olurdu. Fakat Jisteler çeke bati | gönderildiyi için satışlar teakbüre uğriyor., İzmirdeki emvali metruke me- yanında Ruslara âit olduğu halde mübadillere tahsis edilmiş bazı emval vardır. Bunların tapu mu- amelesinin ikmali için müracaat edilmektedir. Emvali (o metruke müdüriyeti bu husasta tereddüt ettiğinden bu gibi emvalin tescil Son intihaptan sonra Amerika rsisicumhuru M. Hoover ile yeni reisicumburun bir çok karikatür. leri yapılmıştır. M. Hooverin yu- kanda dercettiğimiz karikatürü çok beğenilmiş ve bir müsabakada birinciliği kazanmıştır. Kıskançlık e e bir kadını öldürdü Amasya 20 (Hususi) — Sükün ve asayişi pek yolunda olan Amasyada feci bir cinayet oldu. Cinayete sebep | kıskançlıktır. Hadise şudur: Şehrimizde bir umumhane ve burada Hayriye isminde bir ka- dın vardır. Bu kadını Osman isminde | bir genç | tulkundur. Osman iki gece evvel bir çok yakı içtikten sonra umumbaneye gitmiş, Hayriye ile bir müddet oturmuştur. Hayriyeyi çok aska nan Osmanın kıskan lık her nedense Osmanın bıçak darbelerini tesirile Hayriye derhal ölmüştür. Katil vakayı müteakip kaçmışsa da derhal ele geçirilmiştir. Bir kaçakçılık Ankara, 20 (A.A) — 12/11/92 gecesi Kilis garbinde gümrük muhafaza kıtalarile | kaçakçılar arasında yapılan müsademede 28 teneke gaz, üç çuval şeker, bir miktar İâstik vekibrit yaka Tanmışlr. Kaçakıçılardan bir mak” tul vardır. GÜNÜN HABERLERİ Kopenhag seyahati Troçki konferans verecekmiş Sabık komiser Iskandi navyada kalabilecek mi? Paris 21 (Husu sabık müdafani milliye komiseri ül. Troçki bugün Marsilyaya vasıl olacak ve Fransa, Almanya yolile Danimarkaya gidecektir. M. Troç- ki Kopenhaz şehrinde ras ibtilâ- lime dair birkaç | konferans verecektir. Bu konferanslar için — Rusyanın kendisine | bir hafta müsaade verilmiştir. M. Troçki oradan Norveçin paytabtı olan Osla şehrine ve İstokbolime gidecek, oralarda kot feranslar verecektir. Troçki bu üç memleketten birinde kalmak ist yer. Bunun için müsaade alamazsa iki ay sonra tekrar Türkiyeye Teoçkinin mühim bir hastalığı olınadığı söylenmektedir. Trabzon bankasının içtima Trabzon, 19 (Hususi) — Trab- zon bankası yarın akşam Fev- 'kalâde toplanıp sermayesini indi- recek, uzun vadeli istikrazlar hakkında kararlar verecektir. Fırka ocak kongreleri Trabzon 19 ( Hususi) — Halk fırkası ocak kongreleri bitmek üzeredir. Mebus Esat bey kongre işlerile meşguldür. Tasarruf hafta sına hazırlıklar devam ediyor. Yeni bir köprü Mannhein, 20 (A.A) — Volif ajansından: Mannheinyı Ludwigshafene bağ- Uyan yeni bir köprünün küşat resmi yapılmıştır. Şehir meclisi Kızıl vakaları ve sebze hali hakkında müzakere Şehir meclisinin dünkü içtima- ında sıhhiye müdürü Ali Rıza bey imalardan birinde soru- üzerine kızıl hastalığı izahat vermiştir. Bu irler saye- 8inde kızıl hastalığı azalmıştır. 932 senesi içinde şimdiye kadar 400 kızıl vakasi kaydedilmiş, ancak 6-7 ölüm vuku bulmuşt Şimdiye kadar 30 bin çocu dat edilen ayı merafelyele e Bundan sonra zabıtat belediye talimatnamesinin tadili ile beledi işlerinin daha iyi tan tedbirler alınmak üzere halkında izahala göre alnan tedi Müteakiben iktisat müdürlü nün müstacel bir tezkere: du. Meyva ve sebze halinin pek iptidai vaziyette olduğuma, halkın sıhhatini kurtarmak için asri bir milyon İli ya ihtiyaç olduğu için gerek alış tanzim, gerek © müsteh likin daba ucuz, daha temiz ve sıhhi meyva ve sebze tedarik edebilmesini temin etmek için 200 bin lira sarfile bir meyva ve sebze hâli yapılması teklif ediliyordu. Bu teklif mub- telit bir encümene bavale edil miştir. Meclis perşembe günü toplanacaktı Trabzon muallimler birliği Trabzon 19 (Hususi) — Muak limler birliği idare heyeti değişti. Yeni idare heyeti seçildi. Birlikte bir tasarruf ve kooperatif teşkil edilerek Faaliyete geçti, İlarp zengininimn Gelini Büyük milli roman Cevdet efendi, yüzünü bile buruşturmamıştı. — Ulen, diyordu, bu meret, konyaktan daha enayi zıkkım be. Rakı diyo göklere çıkardınız bu külüstür meli yahu? Tayyar, ceketini çıkardıktan sonra yeleğini de atmış, gömleği- nin kollarını sıvamış, ortada dört “dönüyordu. Kadehi uzatırken bep bağış lar: — Sen yerinde otur; elinin ha- murile işe karışma. Cevdet bey, Leman hanımın aşkına içti. Onun kadehini ap eti. Bu işte tanıma düşüyor. Haydi, görelim seni Lemancığım... Lemann gözleri çakmak çak- mak olmuştu. Onun bu gün devir- diği rakıyı başka kadın içseydi, şüphesiz yerinden kalkamazdı. Leman, içkiye tahammülü olan- lardan bulunduğu için pek sende lemiyorsa da üzerindeki keyif hali gene belli oluyordu. Onun gözü, Kandilzadede idi. Adam akıllı efkârlanmıştı. Eski sevgilisine inat olmak üzere, berçi badabat, her şeyi göze almıştı. — Hepinizin £ taliblisi benim; Tunus gediğine ben konduml diyerek rakı şişesini kaptı. Kadehe doldururken Cevdet efendi seslendi — Iç, ben de içeceğiml — Sen iç meleğim, artığı benim, Salonda gene şakşak ve el şakırtıları... — Uzun etme işte Leman hanım. Dudağını sür, alt tarafını mecnununa ver. Cevdet efendi, elinde kadeh: — Iştiğin tarafı göster, kiraz dudaklarının yerini işaret e; içersem oradan içerim, içmezsem bu ölüsü bilmem neye elimi uzatmam! Diyor, Leman kadehi dudaklarına götürerek: — işte burası! Diye gösterip ve üstüne rakı koyup tekrar uzar yordu. Cevdet efendi, kadeh yalayarak yavarladı. — Bu domuz sarmağa başlar yacak galibal Diyip dir daha istedi. Gene seslendiler: — Leman hanım, imdada yetişi Leman, Cevdet efendinin ka- debi bitirmesine meydan verme- den omzuna yaslandı. — Başım dönüyo: lerden aşağı inemij elini yakaladı. Bu manzarayı seyreden Firdeva hanım da bir tuhaflaşmıştı. Kadın değil mi, kıskançlık, çekememezlik damarların bürüyor, Üile bile pot kanyordu: Mevlützadem , ber yiğitin göğsünde bir aslan yatar. Senin- kinide bilmiyor degiliz. Şimdi ağ- zımı açtırma. Topal Ayşenin evin deki kel Meblikaya tutkun oldu- ğunu, Mısırdaki sağır Sultan. Allah mübarek eb kalbine karıştığımız yok. Fakat, bütün hanımlardan daha telüşli, madam Sara idi. — Yanık sana paşa beyi, O kanı pis, kokmuş ka sun iki yozunu? tahta kuru müş de kanımı sürmüş gil mizi. Diye tutturduğu sözü bitir. meden, yazmacı Ağop tamamlar yorduz — Eloğlunun keyfine karışmak, bilmem ne yemenin arapça değil hintçesi, caponcasıdır. Gönül de- nilen fırlama velede akıl ermez; merdiven- ceğim! Si Mubarriri: Sermet Muhtar onun İşine ne İmparator, karışır, ne Kral; nede Kazaz Arti Takuk hanımın ileri de — Gönül dediğin kalleş, gülliğe de konar, gübreliğe de, Bir defa bağırsağa oturdu mu allık ağzını kapat, başını ey. O, öyle hercai bir kelebektir ki şimcik bakarsın, içek aroor, ardından katırlırma- ğın kaolloor, lavanta yaprağına sokulurken yolu çevirip inek te- zeğine inoor. Hep bir ağızdan bağrışmaz — Yaman kadınsın Takuk har Meğerse, Filosofmuşsun. yak. Kandilzade, Suadın ortadan kaybolmasının farkına varmıştı. Belki şimdi gelir diye bir müd- det sabretti, fakat Suat, meydam- larda yok ta yok. Içeri koştu. Yatak odasının tokmağını çevirdi. Kapı kiliti. Seslendi. Suat cevap ver — Sen misin?.. Dur açıyorum. Suat, üzerine fenalık geldi gözleri karardığını söylerken kene dini yatağın üstüne atl: . — Son derecede muztaribim. Ölecek miyim, neyim? Allah aşkına beni rahat bırakl siz içeride eğ" leninl diyordu. Kandilzade, şakaya boğuyordur —Metelik verme gözüm; herhalde rakının tesiri. Alışık değilsin. İçeri gel bak ne aldılar? Mevlüt zade dedikleri öküzün büyüğü bir he- rif geldi. Haberin varmı bilmem, hirponun bizimle de ortaklığı var. Meşje odunu, ağzma rakı koy mamış; zorla içirdiler. Mostralık oldu, çıkt. Leman ismindeki soğuk karı yokfmu, haniya canım © düzgünlü, benli kar, pinpon ona bir çengeli taktı ki görme, Komedyanın dik lâ. Başım için gel, şu orta oyununu seyret, Suat, yataktan şezlongun üzerine kendini atmış, mecalsiz bir hasta tavrı takınmıştı. — Itirham ederim beni bırak. Sen misafirlerin yanma git! Diye yalvarıyordu, Kandilzade, sevgilisini kandır. mağa uğraşıyordu: — Içerideki maskaralık görüs lecek şey o Suatçığım, Firdevs hanım, durmadan helâyı boyuyor. Madam Sara, elile ağzını. tıka- masaydı tavus kuyruklarını ortaya gıkaracalktı. Kerataların hiç birine aldırış etme yavrucuğum. Evin hanımı değil misin, kontes gibi gel, koltuğa kurul ; bir âlâ tiyatroyu Seyret. Sadık hergelesinin de beşesi bugün tam üstünde. Tay- yarın dersen zilleri eksik. Yaz» macı Ağop ta olacağı kadar oldu. Öyle bir eğleneceğiz ki... Saat cevap vermedi. — Misafirleri yalnız. bırakma, sen git; ben beş dakikaya kadar gelirim | Diyerek başımdan savdı. Salona yiren Kandilzade yi: — Nerdesin — başımızın tacı, gözümüzün nuru! Diye koltuk yarak yerine oturttular, Saz takımı, hanımların da İşli rakile, (Allı yemeni, pullu yemeni) türküsünü çinlabırken, gözlerini Kandilzadeden ayırmayan Benli Leman, Firdevs hanıma mükem- mel bir çimdik attı, Can evinden haylarttıktan sonra, en üst per deden bir sayba çıkardı. (Arkası var) 4 : i | ş j gaya

Bu sayıdan diğer sayfalar: