5 Ocak 1937 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 10

5 Ocak 1937 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

” Sahife 10 di SPORA) ingiliz antrenörünün rr Genç bir kadın, kendisile evlenmek istemiyen ile Fenerbahçe - Güneş maçı Fenerbahçenin Antrenörü: ( “Biz ufak kıyasta İngilterenin Arsenali gibiyiz) diyor Fenerbahçenin Güneşle yaptığı maç büyük bir alâka uyandırdı. Çünkü her iki taraf da İstanbul şampiyonluğunu tazanmak için müsavi şeraiti haiz bulu! nuyordu. Fenerbahçeliler böyle mü- | him günlerde güzel havalara raslamak-' ta şanslıdırlar. Hava da çok güzeldi. i Kendi takımlarını görmek için gelen 'bu geniş kütledeki halk kelimenin tam müânasile futbol oynanamıyacak vazi- | yelte olan stadyomun gülünç halin- den dolayı tamamile inkisarı hayale uğradılar, Kendimi hiç bir şekilde tenkid ve iti- razlara maruz bırakmak istemiyorum. Samimi olarak şunu Kaydederim ki, | maçtan beş gün evvel güzelleşen ha- ; va maç gününe kadar devam etti. Sa- ha oyun oynanabilecek bir vaziyete 0- | kulabilirdi. Halk güzel bir futbol gör- | mek için gelmişti. Tabiatile bu olmadı ve olamazdı. Gelen halk güzel. futbol seyrede medi, Oyuncular vazifelerini yapmak için çok çalıştılar. Ben bizim çocuklara ne olursa olsun kısa pasla oynamalarını topla, koşma- nın faidesiz olduğunu ve açıklarla oy- namalarını izah ettim. Bu oyunda gördüğünüz gibi Fenerbahçelilerin stillerini değiştiımesi pek güçtür. Bir kaç kombinezon yapmağa çalıştılar. fakat sahanın çok bozuk oluşu buna imkân bırakmıyordu. Yalnız şu var ki, bir takim ağır şart Jar hasıl olduğu zaman ona göre tabiye kullanmağı bilmelidir. Oyun Fenerbahçetilerin lehine baş- ladı, İlk yarım saatten sonra oyun çok müşkül bir mücadele şeklini aldı. Gü- neşliler yenilmemek için çok çalışıyor- Jardı. Onlarda uzun vuruş tabiyesi gö- çarpıyordu. Her iki tarafta karşı ta- raf müdafaasının bir hata yapmasını bekliyordu. Niyazi biran kurtuldu ve çok güzel bir şüt çekti ve Güneş kalecisi de tam yerinde mükemmel bir plonjon yaptı, top ta herkesi hareyete düşürecek bir şekilde direği yalayarak avut oldu. Eğer bu gol olmuş olsaydı iş değişir- di. Bizim çocuklara daha fazla itimad verecek ve her zamanki mutad oyun- larını oynamâğa vesile olacaktı. Oyun pek heyecanlı cereyan etli her iki tarafada gol fırsatları geldi. Bence birinci devrenin sıfır sıfıra neticelen- mesi iki taraf için de fiy bir netice idi. İkinci devrede de iki kalede tehlikeler geçirdi. İki kaleci de kabiliyetli olduk- larını gösterdiler. Esad, Riza, Naci ara- sında yapılan bir kombinezondan son- ra yirmi yardadan atılan bir şütte Gü- neş kalecisi yerini bilmiyordu. Topun avuta gideceğini düşünerek karar verdi. Fakat top kaleden içeri gir- di, Güneş kalecisi bu topu tutmalı idi. Güneş taraftarları bu golün büyük bir talih eseri olduğunu söylüyorlar. Ben senelerce oynadım birçok oyun seyrettim, benim noktai nazarım şü- dur: Bir muhacim kale yakınındaki gilteredeki kalecilerin er iyileri bile ba- zan böyle hataları yaparlar. Nitekim bu oyunda da olduğu gibi kalecinin bu hatası takımının mağlübiyeti demektir. Nariyi tebrik ederim. Her fırsatta şüt atıyor. Gol yapmak için her firsatta Şüt atan muhacimleri takdir ederim. Oyun çok temiz ve sportmence oldu, heriki tarafı da candan tebrik ederim, Bu çetin mücadelede favullar çok azdı. Hükemde çok güzel görüyordu, Yalnız | Mehmed Reşada karşı çok sert davran- dı. Ona verdiği favullerİn birçoğu ve- | rilmeyebilirdi. İki kaleci de mühim tehlikeler atlat- tılar. Hüsameddinin yaptığı birçok gü- zel pionjonlar haklı bir alkış topladı. Velhasıl ikisi'de güzel ve canda dılar. > ği Faruk sahada göze çarpan en iyi mü» dafidi. Bizim takımın en iyi muhaci- mi Pikreti tutmakta muvaffak oldu. Bu da Fenerbahçe için büyük bir ka- Yaptı. İki taraf muavinleri de pek sert Fenerbahçenin &htrenörü Elliott oynadılar. Fakat oyunları netice vere- cek bir tarzda değildi. Muhacim hatla- rına topu gönderemiyorlar, iyi pas ve- remiyorlardı. Bu hataları da sahanın o çok fena vaziyetine hamletmek lâ am gelir. Açık olarak şunu söyliyeyim ki, bi- gim muavin hattı Türkiyenin en iyi muavin hattıdır, Eğer saha iyi olsay- dı bu hat daha güzel çalışacak ve ne- ticede de maçı daha iyi bir şekilde ka- zanabilirdik. Fikret, Rebii sahada en iyi iki mu- gol fırsatları hazırladılar, Şimdi biz Fenerbahçe çocuklarına şapkalarımızı çıkartmlatyız, çünkü on- | lar bu galibiyetle İstanbul şampiyon» Tuğunu kazanmış olacaklardır. Bunu bu klübün antrenörü olarak söylemi- yorum. Bizim güzel ve tam bir futbol oynadığımızı siz teslim etmelisiniz, (biz ufak mikyasta İngilterenin Arsenali gibiyiz, her klüp bizi yenmek istiyor. Bizi yenecek talihli klüp için bu bir şe- ref olacaktır, Biz her oyunda yenilme- mek için çalışacağız ve her bir maçımız bir cup-tie maçıdır. Birçok küçük klüp- lerimiz olması çok yazık' Beni şahsen her klübün hemen hemen bir seviyede olacağı bir zamanı istemekteyim. Öy- le ki oynanan her maç ayni heyecanı Uuyandırsın. Bundan başka halk ta her hafta yeni bir heyecan duymak için o- raya gelsin. Antrenörlerin uykusuz geçecek gece- lerinin ehemmiyeti yok. Elverir ki, fut- bol kalitesi yükselmek için kuvvetler müsavi olsun. Biz takımın yalnız yalnız! bir tek cüz'üyüz. Bu futbol oyunun- daki otuz senelik tecrübem beni bu sa- hada pişirmiştir. Ve ben onun her da- kikasından zevk duyarım. Futbol her millet için bir gıdadır. Ve spor dünya- sının her sahasında herkese yardım dir. Kayıt yenilenmesi için idare ni 15 şubat 1937 tarihini son gün olarak tesbit etmiştir. Üyelerimizin bu tarihe kadar kayıtların yenilemeleri ve bu işi yaptırmıyanların kulüple alâkalarının kesileceği bildirilir. Kasımpaşa epor. birliğinden: Birliği- mizin yıllık kongresi 10/1/937 pazar günü sant tam İÖ de yapılacağından bir- liğe kayıtlı bütün üyelerin birlik evinde bulunmaları, AKBA Ankarada ber dilde gazete mecmua ve kitapları bütün mektep Kitapları ve kırtasiyeyi ucuz olarak AKBA müesse- selerinde tedarik edebilirsiniz. Telefon : 3377 AKŞAM Havada müthiş bir ir facia dostunu ağır yaraladı Fransada Versay civarında havada | misli görülmemiş bir facia cereyan et miştir. Facianın kahramanı madam Şimelder namında genç bir kadın kur- banı da Lalman namında genç bir mü- hendistir, İkisi de sporcudur ve iki ki- şilik bir spor tayyareleri vardır. Paris- te yapılan hava sporlarında bu genç çift daima nazarı dikkati celbediyor- du. Madam Şimelder ile genç mühen- dis arasında sıkı bir aşk rabıtası var- dı. Genç kadının kocası, karısının mü- hendisle bu alâkasını'öğrendiği cihet- le, aleyhine boşanma davası açmıştır, Genç kadın, dostuna kocasından bo- sandıktan sonra kendisile evlenmek ni- yetinde bulunduğundan bahsediyor, fakat genç mühendis, bu izdivaç tasav- vuruna yanaşır gibi görünmüyordu. Geçen hafta madam Şmelder, dostu- nu, bir hava gezintisine davet etmiş, kendisinden evvel tayyare meydanına giderek tayyareye 800 kilometrelik bir seyahat İçin benzin doldurmuştur, O sırada mühendis Lalman'da tayyare meydanma gelmiş, kendisi tayyareyi kullanmak için ön, sevgilisi de arka tarafına binmiştir. İki dakika sonra tayyare havalanıyor ve'Versay üzerin- | P de dolaşmağa başlıyordu. Bu aralık Versay civarında dolaşan havadan gelen şiddetli bir taraka duy- muşlar bir iki dakika sonrâ tayyare- nin havada zikzaklar çizerek yere in- diğini görmüşlerdir. Etrafta dolaşan- lar, tayyarenin bir ârızaya uğradığını zannederek konduğu yöre koşarlarken, içinden iki büklüm olmuş bir gencin, arkasından da genç ve güzel bir kadı- nın yere indiklerini görmüşlerdir. Etraftan imdada koşanlar, daha yan larına varmadan evvel genç kadının tayyareye atlyarak gaz frenlerini aç- tığını ve tayyarenin yavaş yavaş hava- andığını hayretle görmüşlerdir. Yer. de kalan genç adam ise, sendeleye sen- deleye yürüyor, ve arkasından kanlar fışkırıyordu. Derhal celbedilen imda- di sıhhi otomobilile genç adam en ya- kın hastaneye kaldırılmıştır. Bidayette genç wühendis, hüviyetini, ve nasıl ya» ralarıdığını ifadesini almak isteyen po- lislere söylemek istememiş, biraz sıkış- tırılımca şu ifadeyi vermiştir? — Kocasından boşanmak üzere bu- lunan metresim madam Şmelder, be- nimle evlenmek İstiyor, fakat bu izdi- vaç benim hesabıma uymuyordu. Be- nim izdivaca muvafakat etmemekiiğim, kendisini hayatıma kıyacak kadar çıl- gınca bir harekete sürükleyeceğini zan- netmiyordum. Bahusus ben yaralan dıktan sonra müthiş iztıraplarıma rağ- men tayyarenin direksiyonunu kulla- narak yere indirmeğe muvaffak olma- saydım metresimin bu çılgınca hareke-| ti sade benim deği!, onun da hayalına mal olacak idi. 'Tayyaremiz, yerden birkaç yüz met- re havalandıktan sonra sırtımda şiddet; li bir sadme hissettim. Arkam müthiş surette ağrıyor, kuvvetim de kesiliyor- du. Başıma ne geldiğini bilmiyerek 20r- la tayyareyi yere irdirdim. Dostumun elinden tabancayı yere at- tığını ve tekrar tayyareye atlayarak havalandığını gördüğüm zaman beni tabanca İle arkadan vurmuş olduğunu anladım. Yaralı gencin bu izahatı, facianın esrarını aydınlatıyordu. Derhal Fransız, zabıtası, bütün tayyare istasyonlarına madam Şmelderin eşkâlile kullandığı tayyarenin evsafını bildirdi ve yere in- diği zaman derhal tevkif edilmesini em- retti, Fakat genç kadın bu suikasttan sonra bir daha tayyaresile hiç bir yer- de görünmemiştir. Yaralı riühendise gelince, hayatı tehi- İlkededir. Zira metresinin arkasına sık- tığı kurşun bel kemiğine yakın bir yere saplanmıştır. İki çocuk şakalaşırken aralarında kavga çıktı Sultanahmed civarında o Muzuffer ve İrfan adlarında on dört yaşların- da Iki çocuk dün sokakta şakalaşır- larken aralarında kavga çıkmıştır, Kavgada bunlardan İrfan taşla Mu- zafleri başından ağır yaralamıştır, SARAY ve BABIÂLİNİN İÇ YÜZÜ Yazan: SÜLEYMAN KÂNİ İRTEM — Tercüme iktibas hakkımahfuzdur. TTetrika No. 808 Efendimiz buyuruyorlar ki “Kendisi hasta değil iken bir siyatik hastalığı çıkardı... Bahusus her gün gördüğüm tasibat vesair ahval de beni İs- tifaya mecbur ediyor. Bugün bir isti- | İaname takdim etmiştim. Affıma mü- saade buyrulmasını niyaz ederim. Arif bey avdetinden üç çeyrek son- ra geldi: — Efendimiz buyuruyorlar ki (yaz- dığı şeyler gazeteci lisanı! Bir de be- ni Rus taraftarlığı İle itham ediyor. Bunları yaptığı için gelir, tazallüm eder! Ben de yazdığı lâyihayı ister- sem kendisine veririm; istersem ya nımda alıkorum. İstifasını kabul et- meği de geldikten sonra düşünürüm; İakat evvel beevvel gelip tazallüm et- melidir. z (tazallüm) kelimesinin asıl manasını bilmediği bunu af ve mervhamet talebi mana sında kullandığı anlaşılıyordu. Said paşa buna da şu cevabı verdi: — Lâylha denilen tezkerenin Tisa- nı gazete lisanı değildir. Fakat her ne olursa olsun benim ifadem böyle- Gir. Tazalüm dediğiniz şey, ki af ta- lebi makamında sarfolunmuş olacak, buna dair de mülâhazamı söyliyeyim; adişahtan kusurdan af istemekte kimse tekebbür edemez, Kusur etmiş olsam ihtara da hacet kalmadan bu- na müsaraat ederdim. Ama ortada hayırhahane ve sadıkane maruzaf- tan başka bir şey yok. Kendilerinin Rus politikası taraftarı olmaları ise kimsenin hatırından geçemez. Çünkü hiç bir padişah memleketinin düş- manına taraftar olmaz, olamaz. Ari- zamın muhteviyatına öyle bir mâna verilmesi nereden çıkıyor? Ben yaz dığım kâğıdı devlete ve kendilerine tam bir sadakat fikrile ve hakikaten hizmet azmile yazmıştım. Bunun ia- desini değil, nezdi hümayunlarında kalmasını temenni ederim. Arif bey gitti. Ayni günde üçüncü defa geldi. Arif bey — Efendimiz buyuruyor- lar ki (kendisi hasta değil iken bir siyalik hastalığı çıkardı. Geçenlerde serasker paşa ile de kavga etti, Şim- di de kalktı, bu lâyihayı verdi. Hazi- nenin hali yazdığı derecede ise me- muriyete geldiği vakit bunun ıslahı- ni nasıl taahhüd etti idi? Said paşa — Siyatikten muztarib olduğum sahihtir. Temarüz etmek âdetim değildir. Lüzumu halinde is- tifa ederim. Bununla beraber bunun sıhhati doktorlardan öğrenilebilir. Serasker paşa ile mücadeleye gelin- ce, evet, bunu yaptım. Çünkü zahirt ikbal için hakaret görmeği ihtiyar edenlerden değilim. Memuriyette kal- mak için hiç bir kimsenin tahkirine tahammül etmem. Maliyeye gelince: Beyan buyurulan taahhüd sabketme- mişti. Bilâkis memuriyete gelir, gel- mez en evvel maliye ahvalini islaba muhtac görmüştüm de tahriren, $şi- fahen ve mütevaliyen ihtar etmiştim. Arzettiğim tedbirlerin hiç biri nasl- sa kabul olunmadı, Hatta bir gün va Ssıtanızla maliyenin halini arzetmiş- tim de avdetinizde (efendimiz 98 bütçesinden bana bahsetmesin. Onu mebusan meclisi yapmıştı!) buyuru- yorlar demiştiniz. İş öyle değildi ya. Bu bütçeyi 96 senesinde birinci baş- vekâletimde ben tanzim etmiştim. Memuriyetten affıma müsaade buy- rulmasını rica ederim. Arif bey bu cevap ile gitti. O gece esvapçıbaşı İsmet bey geldi, — Efendimiz sizi istiyor, gidelim dedi, Said pasa cevap vermiyerek bir davetin sebebini anlamak ister gibi iki dakika İsmet beyin yüzüne baktı. İsmet bey hassas ve zeki bir attı. Bu uzun bakışın manasını anladı: - Aramızda ne oldu, ne geçti bile- miyorum. Gidelim, Dedi. Sald paşa da: — Geçmiş bir şey yok! Mukaddemesile maliye işlerinde uğradığı müşkülâtı, gördüğü tazyik- leri anlattı, Rümelide şu aralık bir hâdise çi- kacak olursa bütün kudretimi sarfet- miş olduğum için vekıâ bana hiç bir mesuliyet terettüp etınez. Yalnız ha- kikati bilmiyenler, yahut garezkâr- lar nezdinde matun olurum, Bu ol- mamak için hali teşrih ve teşhir et- meği de gönlüm istemiyor. Bunun ça- resi benim işten çeklimem ile hasıl olacaktır, Askeri erzak müteahhitleri yakında pek çok para almışlardı. Bu- nun için ortaya koydukları mazeret sahih değildir. Ben işten infikâk ede- cek olursam belki asıl maksat hasıl olur. Şimdiki iz'acların, yazışmala- rın devamına mahal kalmaz, Afftıma müsande istihsaline delâletinizi rica ederim. İsmet bey gittikten iki saat sonra mabeyin başkâtibi Tahsin paşa gel- di. te gideceğiz. Fakat gitmezden evvel bazı tebliğata da memurum, Dedikten sonra bir saat sıraya ma- nası mahdud, sözleri çok tarizler ile Abdülhamidin Said paşaya karşı te- veccühlerinden bahsetti, Söylenecek sey kalmayınca: — Kalkın, gidelim Teklifinde bulundu. Said paşa — İcabet vecibedir! (Sa- ate bakarak) ama saat te altıyı (eza- ni) geçmiş. Böyle gecenin ilerilediği zamanda efendimizin meşgul ve Ta- hatsız olmalarına sebep olacak böyle bir tasdii ubudiyet şıarına muvafık göremiyorum. Bir de istifanın sebep- lerini huzuru şehanede bizzat ar- zetmek için istenildiğim sözleriniz- den anlaşılıyor. Ben bu sebepleri bu sabah arizamda tafsil eltim. Bugün üç defa Arif bey, bir defada İsmet beyle teşrih eyledim. o Maruzatımın tekrarı baş ağrıtmaz mu? Bir de hu- yarak, eskiden de vaki olduğu gibi, memuriyete devam ils mükellef otur- sam mutlak bir surette imtina etmek de'be uymaz. Seb:p beyanile istifa- nın tekrarı işi münakaşaya dökmek olur. Büyük bir hükümdar huzurun- da bu hal hiç caiz olmaz! Tahsin paşa — İstifanız kabul olunmayıp ta memuriyete devamınız irade buyurulacağına, neden Bükme- diyorsunuz? Said pasa — Hüküm değil, ihtimal. İstifamın sebepleri hem tahriren, hem gelen zalların delâletlerile şifa hen arzolundu; kabulü mukarrer iss O halde gitmeğe mahal kalır mı? Tahsin paşa — Ama neden istifa ediyorsunuz? Ortada ne var? Sald paşa — Maruzatımın hiç biri müsâadeye mazhar olamıyor. Ortada bu var! İngiltere müteffişe (Rumeli umumi müfettişine) muavin olarak umumiyesine büyük hüsnü tesiri olur diye ihtar etti. Sonra da İngiliz sefiri (Aleksandr paşanın zatı değil, şöhre- ti mültezimdir. Bundan istifade et- melidir.) demişti. Bu baptaki tezke- rem elden iade olundu. Maliye tedbir- leri arasmda müteahhidlere alt fik- ralara serasker Rıza paşa başka ma- nalar vererek beni tahkir etti. Zatı şahane seraskere bedel beni tekdir etmek istediler; ben de müdafaa et- tim. Tarziyesiz memuriyete devamda mazerelimi arzeyledim. Tarziye ver- mesine irade sadır oldu, O ise mec- Histe tarziye makamında tahkiri tec- did eyledi. Bu tecavüz de tamir olun- madı. Namusum ve gördüğüm terbi- ye mesleki mansıp için hakarete ta- hammüle manidir. Affıma sizin de delâlet ve himmetinizi temenni edi- yorum. Affıma deliletinizi itmam ederseniz pek müteşekkir olurum. İngiltere sefaretine odehaletinden sonra Said paşanın ikinci kâtib İzzet paşa İle münasebeti kesilmişti. Fakat güya Said paşa İzzet paşa ile birle şerek kendi aleyhinde bulunuyorlar diye Tahsin paşaya geçenler olmuştu. Onun da bu his ile Ferid paşayı sada» rete sevkeylediği tevatür bulmuştu. (Arkası var) |

Bu sayıdan diğer sayfalar: