5 Ocak 1937 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 12

5 Ocak 1937 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

bir hikâye "Tahsil için gittiğim bu koca Avru- “pa “ehri ilk zamanlarda Beni hiç meiinun etmemişti Kalkbahk art sında pek yabancı kaliyor, sıkılıyor- dum. Bir gün, lık caddede bi- “zim Mithatı uzaktan gölünös âdeta gözlerime inanamadım. Hemen ken- disine doğru koştum, boynuna sanıl- “dım. Maatlesssüt bu sevincimi çok sür- medi, Çünkü o: hemen 9 akşam İslanbula döneceğini anladım, O gün Hiç biribirimizden ayrılmadık, . Ben ona. yalnızlığımdan, kimseyi #anıma- © dığımdan şikâyet ettim. — Bizimkilerden burada benim ta- nıdığım bir aile var, dedi.» Babaları- idiler. Fakat on s:ne- uriyetle, dolaşıyor- Jar, Bir kızları vardı, Şermin; Onun- Ia çocukluğumuzda pek ahbab idik. Biribirimizle nişan ağız derdik. Bâbasının adı Hazan beydir. ” kendilerine takdim ederdim ama... © Vakit yok. Maamaârih, ertesi günü "bön tele fon rehberini ele aldım. Hasan İsmi- mi kolaylıkla buldum. Telefonda Şer mini sordum. Hizmetçi kimin tara- fından?diye hi n 6 d£ Şimdi Mithatın dostuyum"demek me kadar uzun olacaktı. Yabâncı bir İ ici bu izâhatı anlıyamıyacaktı. Sâdece Mithat tarafından diyiver- — dim, Biraz sonra. tatlı bir genç kız sesi güzel bir türkçe ile telefonda ko- nuşuyordu: #— Hele şükür, Mithat! sdiynil Bu © kadar-sene sonra! Bilsen sana'on iki © senedenberi.ne kadar mütehassirim! “On iki senenin bilhassâ”çodukluk- © ta epeyce bir zaman olduğunu, on “İki sene evvelki bir gencin tahiinmaâsı Zor olacağını düşünerek Şermine hü- viyetimi anlatmayı düşündüm. Öğ- oleden sonra bir pastacıda buluşmak — üzere sözleştik. Mavi ipekli bir esvap, © beyaz bir şapka giyeceğini bana an- i attı, Bereket versin, pastacı tenha “idi, Güzel ve kumral bir kız görünce mına gittim. Bu şermindi. Beni an aşağı süzdü: “— Aman ne değişmişsin, ne yakı- “şıklı bir delikanlı olmuşsun, Mithat! © dedi, © İçim rahat etti. Fakat niçin bu gü- “zel kız kumraldı? Mithat bana onu er demişti galiba. : ia Garib değil mi, Şermin? dedim. seni siyah, şaçlı diye hatırımda id ç Sermin güldü, hafifçe kızardı: Öyle idi ama... Şimi kumral larımı beğenmiyor musun? 5 — Bilâkis! “$ Biraz oturduk, . iki eski dost gibi i isizce konuştuk. oAyrılacağımız Zaman, zor bir vaziyette kaldım. ir — Şermin, dedim, aileni de st etmek lâzım ama... ziya» Biribirimizi böyle “gizlice görmek o kadar şairane Xi... Şermini de bu fikirde görünce ra hat bir nefes aldım. Şermin evlerine telefon etmemi, sokakta beraber gez- memizi de münasip görmedi. mize sükün ve esrar içinde şairane bir hayat kararlaştırdık. tuk bu yâbancı şehri pek sevi- yordum. Çünkü orada hiç bekleme- | diğim bir saadet bulmuştum. Yalnız içimde bir üzüntü vardı. Çünkü Şer- min kendisini «sevgili Mithatının; kolları arasına bırakıyordu. Benim değil! Artık vakit geçmişti. Hüviye- timi ona itiraf edemezdim. Çünkü bütün eski hatıraları döküp sayıyor. Ve onların besledi yordu. Ben bu aşkı irdim? temelinden r, Şermin sonra son- | ra bu eski hatıralara kızmağa başla- dı. Neden bugünkü aşkımızı dünkü iki çocuğun oyunla lu olalım? diyordu. Bu benim de ni O gün Şermin yanımdan aynlırken o kadar garib bir hali vardı ki içime bir korku düştü. Ac ladı mı? diye bir mera gırdı. Muhakkak ki bir şeyden.şüphe- lenmişti, Çünkü ertesi günü bana garib bir mektup yolladı: «Bugün bulaşacak mıydik, bilmiyo- | rum. Bana hemen telefon et, — Şer- min Bu ne demekti? Telefonu açtım. Beni tatmin ediyordu ama sesinde bir tuhaflık vardı. — Merak etme, diyordu. Fakat benim odama gelmekten ise ogünilk buluştuğumuz pastacıya gitmeyi istedi. Saat dörtten bir kaç dakika evvel pastacıya gittiğim zaman Şermini orada bulmadım, Halbuki her zaman tam dakikasında gelirdi. Bir aralık içeriye zarif, siyah saçlı bir genç kız girdi. Bana doğru yürüdü. Güzel bir türkçe İle: — Siz Mithat beysiniz, değil mi? dedi, Hayretle; «Evet» cevabını ver- dim. — Yüzüme dikkatli baksanıza... 'Hayretim gittikçe arttı. Çok güzel bir kızdı ama... Hiç tanımıyordum. - Asıl Şermin benim, dedi. Senin Şermin diye konuştuğun Kız Piraye- dir, anladın mı? Hiç bir şey anladığım yoktu, Bunu hakiki Şermin izah etti, Meğer tele- fonda ilk konuşmamız üzerine pas- tacıya gelmekte tereddüt etmiş, Bü- yüyünce nasıl bir adam olduğumu kestiremediği için görüşmekten çe- kinmiş. Arkadaşı Pirâyeyi beni gö- rüp tetkik etmek yollamış... kat bizim biribirimizden hoşlanaca- gımızı hiç aklına getiimemiş! KEMAL REİSİN İSPANYA DÖNÜŞÜ Yazan: İSKENDER F, SERTELLİ 2 olina 0 sırada, masum anasının pü zlar tarafından akıtılan kanını nasıl neden unutuvermişti?, apaz biraz daha sert, biraz daha bir tavırla sözüne devam i— Endülüslüler kazanırsa, sana ne , Molina! Sen en fakir ve il bir müslüman gencinin ,Kalbin- bile uzun zaman yaşiyamazsın! İspanyol düşmanıdırlar.. ve n müslümanlar İspanyaya - elle- r nin ebedi ve samimi dostu ola- k Malkada refah ve sandet içinde iyacaktır. Sen niçin onun gibi nıyasın.. neden onun gibi parlak İstikbale namzad olmiyasin? Söy- e > banal. Sen İspanyol değil misin? Siz bana ne yapabilirsiniz? © — Ne mi yapabiliriz? Paraya, ser- No 65 metçiler karşında divan durur. sâyı- sız paralar ve servetler.. seni yüksek hayata ulaştırmak, asaletin koynuna atmak için bir prensle evlendiririz. Sen de bir çok soysuz kadınlar gibi, sefil muhitten kibar âlemine, asale tin-koynuna atılır, yükselirsin! — O halde bütün bunlara kavuş- mak için size nasıl bir yardımda bu- Yunabilirim? i — Gayet basit.. küçük bir yardım: Ahmed Selimi öldürmekle, bütün bu göz kamaştırıcı saadete bu parlak is- tikbale kavuşacaksın! Mölina birdenbire titredi: -— Ne diyorsun.. Ahmed Selimi öl dürmek mi?! — Evet.. neden hayret ettin? Sen bir İspanyol değil misin?.. Ve onun bir müslüman olduğunu unutuyor musun? İspariyayı karadan ve deniz- den bir yıldanberi rahalsız eden, bir çok İspanyol kanı dökülmesine $6- bep olan böyle bir adama aciyor mu- sun? Molina cevap veremiyordu. Ahmed Selimi: öldürmek. hayır. O, Kendi. | bir aşk ile beni | ına, keyiflerine HASAN Kolonya ve Losyonları 90 derecedir. Hakiki limon ye turunç çiçeklerinden ya - pılmiıştır. HASAN Lavantaları Kolonya ve Losyonları Hasan kolonya ve losyonla- rının yavrusudur. Ucuzluğu ve nefaseti sayesinde bütün piya- sayı tutmuştur. Deposu: İstanbul, Ankara, Beyoğlu, Beşiktaş: Eskişehir. — Anladın mi şimdi? diyordu. Pi- raye bana masal söyledi. İki gün son- ra buradan gitmiş olduğunu temin etti. Nihayet halinden şüphelendim. Bir gün peşine düştüm, takib ettim. İşi anladım... Hayretimden kökeliyordum: — Kim zannederdi ki... — Senin hiç kabahatin yok, bili- yorum. Kabahat benim... Hele seni gördükten sonra Pirayeyi sahiden kıskanmağa başladım! Mithat olmadığımı itiraf etmek du- daklarımın ucuna geldi. Fakat Ken- dimi tuttum. Hakiki Şerniin de yö- lancı Şerminden güzellikçe hiç aşağı kalmıyordu. Yalnız biri kumraldı, öbürü esmer. Daha iyi ya, biribirle- rini tamamlıyorlardı demek oluyor. Onun için, 'kisku de idare elmeğe karar verdim, Suadetim ketmerli 6k du. O akşam bana gelen Pirayeye İşi anlattım. Mithat olmadığımı söyle- dim. İhtiyatlı davranmasını tavsiye ettim, Şermine de telefon ederek Piraye ile münasebetimi kestiğimi temin eyledim, Artık bundan sonra yahat rahat, ayrı ayrı Zziımanlardâ ikisi ile bulüşuyardum.. Dersler? Onları hiç sormayınız. Hikâyeci bunu yapamazdı. daha bir gece önce onun dizinin dibinde yatmış, ona ha- zin türküler söylemiş.. onu bir çocuk gibi göğsünün üstünde uyutmuştu. Böyle bir kahraman karısı olmak Molina için mâriasız bir asalete ka- vuşmaktan elbette çok yüksek ve çok şerefli olacaktı, Kara sakallı İspanyol papazına Ahmed Selimi sevdiğinden bahset medi.. sâdece! — Ben, bu işi yapamam sinyor! dedi. Geriye çekilip Heğirleği istedi. Papaz, zaptedilmek istenen kalenin anahtarımı ele geçirmiş gibi sevini- yordu. Genç kadını ne yapıp yapa cak kandıracak ve güzel rakkaseyi Ahmed Selim aleyhine sevkedecekti. Molinanın eteğinden yakaladı: — Nereye gidiyorsun? Sana söy Jenecek sözlerim bitmedi. — Bırakınız beni.. evde görülecek işlerim var. Seyid gelirse, beni tekdir eder, — Hayır. bırakamam. senden 8öZ istiyorum: Kral ve kraliçe hazretle- rinin arzularını kabul etmiyen bir insan İspanya topraklarında yaşıya- maz, Molina bu tehdide ehemmiyet ver- mez gibi göründü: — Ben de İspahya toprağında ya- şamak niyetinde değilim. Endülüste ele eke $ Kânunusani 1937 Salı Öğle neşriyalı: Saat 1230'Plâkla Türk müsikisi, 12,50 Havadis, 135 Plâkla hafif müzik, 1325 - 14 Muh- telif plâk neşriyatı. 1: 17 İnkilâp dersleri: haklen, Mahmud Esad bozkurt tarafından, 18,30 Plâkla dans musikisi, 19,30 Konferans: Raşit tarafından, 20 Vedia Riza ve ar- tarafından Türk musikisi ve ıları, 20,30 Cemal Kâmil ve ından Türk musik Üniversitede | kisi ve halk şarkıları, 2i Saat ayarı: Şehir tiyatrosu operet kısmı tarafın- dan bir temsil, 22 Ajans ve borsa ha- berleri ve ertesi günün programı, 22,30 olar, 23 Son. SOLDAN SAĞA: 1— (6) Kalın kumaş (3) 2 -— İlgili (7) Sanat (2) 3 — Nota (2) Cet (3) 4 — Azimli (7) Kırımızı (2) 5 — Nida (2) Boy değil (2) Bir içki (4) 6 — Üye (3) Uyandırmak (4) 7 — Titreme hastalığı (7) 8 — İliştirmek (3) Üst değil (3) 9 — Birinden yana (3) Oynak (6) 10 — Beygir (2) İnatçı (4) Ayı yuva 31 (2) YUKARDAN AŞAĞI : 1 — Büyük hürmet (7) Nota (2) 2 — Kırmızı (2) Büyük ayıp (7) 3 — Para dolabı (4) Bunaklık (4), 4 — Bir şeker (5) Bağışlama (2) 5 — Sonuna «ts koyun kişi olsun (2) İnilti (4) Vakit (2) 8 — Sakat (4) Bitişik (5) 77 — Vermek (4) Köpek (2) 8 — Çok değil (2) Bağışlamak (2) 9 — Çok çamurlu (5) Kayın biraderin kanısı (4) 10 — Tam kapalı değil (6) Cild (3) GEÇEN BU 'ANIN HALLİ; Soldan sağa: I- Keten - Kat 2- Alo - Ayület 3- Rahat - Re 4- Arus - Traş 5 - Banyo - Erik 6 - Ak - Aya- Ahu”7- Ti - Lades 8 - Atkı - İz -'Ta 9 - Ayaşl0- Ancak - As. Yukârdan aşağı: 1. Karabatak 2- El - Rakit 3- Torun - Kan 4- Asyalı 5- Nah » | Oya - Ya 6 - Yat - Adi 7- Katre - Eza | B-A! as - Ya 9. Terşih -'Tas 10 - Te- Kumaş bulunduğumu görmüyor musunuz? — Bugün Endülüste bulunuyor- sun! Fakat, yarm Endülüs yıkılacak ve bütün müslüman memleketleri bi- zim elimize geçecek. O zaman nereye gideceksin! o Müslüman memleketi aramak için Berberistana mı kaça- caksın? Molinâ birdenbire susmuşlu. Papaz genç kadını şiddetle kolun dan çekti. yanına oturttu.. bir Me- sih gibi alnını, saçlarını okşadı. — Hazreti İsa Mağdelinayı nasıl alfettise.. ben de seni effediyorum, Molina! O da senin gibi kıvrak, ateş- li bir rakkase idi.. uristiyanlığı güç- lükle kabul etti. Fakat hıristiyan ol- duktan sonra, azizeler sırasına geçti... namına âbideler, kiliseler, çeşmeler yapıldı. İsanın ayaklarına kapana- rak: (Beni affet! Ben bir günahkâr- dım, şimdi uslandım.) diye yalvardı. Yarın sen de vicdanım önünde İspan- yaya karşı işlediğin suçların azabını çekerek utanacaksın! Haydi, gel. beni reddetme! Çünkü ben İsa kadar lütufkâr değilim. yarınki nedame- tini hiç bir zaması afla karşılamam.. Ve sen bu yaplıklarınla ebediyyen günahkâr olarak kalırsın! Ergeç - nasıl olsa - gene elimize düşeceksin! O zaman göreceğin cezayı sana şim- diden söyliyebilirim! Çarmıha gerilip parçalanacaksın.. etlerini köpekler Istanbul 4 Kânunusani 1937 (AKŞAM KAPANIŞ FİATLERİ) Esbam ve Tahvilât İst. dahili O 96,50|İş.B. Hamiline 10,— Kuponsuz 1933 » Müessis 83,— istikraı— o 97,—İT.C. Merkez Ünitürk ( 23,05,—| Bankası » UN 21,69,—)| Anadolu his. » Ni 21,55,—| Telefon - Mümessil | 42,20) Terkos 11,78 » NM 39,50) Çimento 13,35 » N —| İttihat değir. 10,60 İş Bankası (o 10,—| Şark o» 0,75 Para (Çek fiatleri) Pari 17,01,50) Prağ Londra (© 618,—İ Berlin Nev York 79,43,85| Madrit Milâno Atina in Cenevre Brüksel | 4,70,87) Pengo O 45284 Amsterdam 1,45,—| Bükreş | 108.4142 Sofya | Moskova 24,93,— ———— — —— Ticaret ve zahire borsası 4 Kânunusani usani fiatve muameleleri 1 — İthalât: Buğday 1029, yapak 32,1/4, kepek 30, arpa 189; fasulye 18; çavdar 147, misir 27, susam 3İ, B. peynir 16, Rezmol 15, yulaf 28, tiftik 7, keten*tohümu 14, nohut 3,1/2, us 26,1/4 ton. İhracat: Buğday 539, arpa 750 ton. 2 — Satışlar: Buğday pumuşak kilosu 6 kuruş 27 paradan 6 kuruş 35 paraya kadar, buğ- day sert kilosu 6 kuruş 34 paradan 7 kuruşa kadar, buğday kızılca kilosu $ kuruş 38 paradan 6 kuruş 2 paraya ka- dar, ârpa kilosu # kuruş 27.1/2 para- dan 5 kuruşa kadar, çavdar kilosu $ kuruş 17,1/2 paradan 5 kuruş 22,1/2 paraya kadar, masır sarı kilosu 4 kuruş 32,1/2 paradan 5 kuruşa kadar, susam kilosu 17 kuruş 30 paradan 18 küruşa kadar, haşhaş beyaz kilosu 14 kuruş 20 pa- radan, ceviz iç kilosu 33 kuruş 20 pa- radan, yapak İzmir kilosu 67 kuruş- tan, peynir beyaz kilosu 40 kuruştan 41. kuruş 7 paraya kadar, haşhaş yağı kilosu 41 kuruş 30 paradan, susam yağı kilosu 41 kuruş 30 paradan 43 kuruş 20 para- ya kadar, keten yağı kilosu 34 kuruş- tan 46 kuruş 20 paraya kadar. o. 92,50 23,50 6,15 22,69,49 197,41 7,54,8$ 34,54,70 4,19,58 Satılamıyacak esya, ki- Talanamıyacak ev, apartı man yoktur! Ancak yo- lunu bilmeli: AKŞAM GAZETESİNİN KÜÇÜK İLANLARI Çabuk ve iyi satmak, kiralamak için en emin, en ucuz ve en kolay vası- tadır, yiyecel de bir mezarın bi- le bulunmuıyacak! Mölina bü sözleri derin bir tevek- kül ve inanışla dinliyordu, Birdenbi- re kafasının içindeki bütün şüpheler ve bütün istifhamlar silindi. Bir uy- kudan uyanır gibi silkinerek, başını önüne iğdi: — Beni teshir ottiniz, sinyor! Pe- ki. söz veriyorum: Ahmed Selimi öl- düreceğim... ”.. MOLİNA KİMİN İÇİN ÇALIŞIYOR” -— Molina! İki gündür gözlerim yol larda kaldı. niçin geciktin?.. — Seyid Haşimin evden ayrılma» sıni bekledim. O evde iken nasıl çıka- bilirdim? — Gizli yolu öğrenebildin mi? — Evet. Köşkün zemin katında, ağzı taş kapakla örtülmüş, geniş bir yol. —aAh,neiyi. ne saüvahlakiyeli Demek aldığım haber yalan değil- miş. — Hatta Seyid Haşimin bu kapağı açıp İspanyol elçilerile görüştüğünü bile gördüm. — Ne diyorsun, Molina? İş bu ka- dar ilerilemiş mi? — Şehrin teslimi için Seyid Haşim le konuşmalar yapıyorlar,

Bu sayıdan diğer sayfalar: