28 Ağustos 1938 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6

28 Ağustos 1938 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Sahife 6. 6 İzmirde kuru üzüm piyasası açıldı Bu seneki rekolte 70 bin ton olduğu halde, geçen | seneki fiatlerle piyasanın açılışı iyi bir başlangıçlı Jikandı; Vali borsayı açlıktan sonra alıcı ve satıcılarla birlikte, aşağıda: Davetlilerin şerefine verilen ziyafetten bir intiba İzmir. (Akşam) -— Mevsimin kuru üm sı 25 ağustosta borsada törenle açılmış, törene vali B. Fazlı Güleç ile şehrimizde bulunmakta olan müdürü B. Mümtaz Dr. Behçet Uz, İkti- sad Vekâleti İzi teşkilâtı müdürle- Tİ, borsa reisi B. Mazhar ve alıcı tüccarlarla satıcılar ve müstahsiller iştirak etmişlerdir. Evvelâ borsa reisi 'B. Mazhar bir nutuk söylemiş, buna vali B. Fazlı Güleç cevap vermiş, ye- ni mahsulün bereketli olmasını mem- leket; müstahsil ve tüccar için kazanç getirmesini temenni etmiştir. Piyasa iç ticaret Umum açılınca B. Reşad Leblebici tarafından | Belgrad tıb tarihi kongresinde 9 numara üzüm, şerif Ruza Halefleri İlcarethanesi tarafından Kilosu 12,5 kuruştan satılmış, bunu diğer satışlar takib etmiştir. İlk gün akşama kadar vasati 10 - 14 kuruştan 5260 çuval üzüm satılmıştır. İlk fiatler, çok mü- said ve iyi görülmektedir, 7 numara 10 kuruş, 8 numara 11 kuruğ, 9 numa- ra 12 kuruş, 10 numara 14 kuruştur. Yazan: Perihan Ömer — Bek, dedi, Romulus da bıkmağa başlamış. Genç adam itiraz etti; ok! Bikmağa başlamadım. Ben lânet ettikçe, bağlanan soyundanım. Belki fenalık etmeseler, tehlikeli ol- masalar bikardım. Ne yapalım der gibi omuzlarını kal- dırdı. Sonra Mariusa dönerek ilâve etti: — Nerede ise güneş batacak, ancak yıkanıp giyinecek vaktimiz kaldı, arı- lara, güzel görünmek için biraz süs- lenmeti, Marius, gülerek yerinden kalktı, Petron da kalkmıştı. Ellerile arka- daşlarınm omuzlarını okşıyarak: — Ben de sizinle beraber bahçenin sonuna kadar yürüyeyim dedi. Yavaş yavaş konuşarak uzaklaştı. Jar. Bahçe bir zaman, su şıkırtılarile çi. çeklere kaldı. Güneş, son ışıklarını yeşili vaprakların arasından sızdıra- rak acaib şekilli gölgeler icad ediyor. du. Bahçede bir efsane, bir rüya ha- vası dolaşıyordu. Sanki, havuzdaki çıplak ilâhe birden kolunu gözlerin» AM ği N 4 Bu fiatler, geçen seneki satış fialleri. nin aynidir, Bu sene üzüm rekoltesi 70 - 75 bin ton olduğu halde geçen seneki fiatler üzerinden satışlara baş» lanmış olması, büyük memnuniyetle karşılanan bir hâdisedir. çen seneki rekolte 42000 ton piyasası pazartesi günü & caktır, Piyasanın açılması münasebetile borsa idare heyeti tarafından Fuar gazinosunda vali ve belediye reisi ile İktisad Vekâleti iç ticaret umum mü- dürü şerefine bir öğle ziyafeti veril. miştir. murahhaslarımız Eylül ayı içerisinde Yugoslavyada toplanacak olan tıp tarih kongresin. de hazır bulunmak üzere tıp fakültesi dekanı B. Doktor Nurettin Berkol ile Üniversite profesörlerinden E. Süheyl pazartesi günü semplon ekspresile Yugoslavyaya hareket edeceklerdir. Bir gecenin romanı 'Tefrika No. 23 den indirecek, geniş bir nefes alarak, kimbilir, nereden çıkan sevgilisinin kucağına atılacaktı. Hafif bir ayak sesi işitildi. Ürküt. | mekten korkarmış gibi ufak çıtırdılar- I& ilerliyordu. Sonra, diğer bir ayak sesi onu takib etti, Bu, yavaşça iler- Jiyen Petronun sevgilisi idi. Beyazlar giyinmiş, siyah saçlarını ensesinde toplamıştı... Elinde genişçe birayna vardı, yürürken ensesinin kıvrımları. nı düzeltiyordu. Birden durarak ür. kek gözlerle etrafina bakındı. Petro- nu, gözlerinin önünd bulamadığı za- man, hep ayni balecanı duyardı. Ar- kasımdan gelen genç esireye, titreyen bir sesle sordu: — Petron burada olacaktı değil mi, acaba nereye gitti? Ben göremiyorum. Sen görüy dar olmıyan, davr fakat ımak mecburi- rın soğuk halile yetini gören in cevap verdi: — Arkadaşı Mariusla beraber değil miydi? — Evet, m AKŞ Zonguldakta tarihi bir gün Atatürk'ün Zonguldağa ayak bastığı gün merasimle kutlandı YT (A A.) — Atatürk'ün onguldak 27 ( I ama vilâyetine ve kömür hav- zasına ayak bastıkları mutlu günün yedinci yıldönümü münasebetile dün Zonguldak baştanbaşa bayraklarla Süslenmiş ve sant 13 de devair rüesası milli müesseseler direktör ve mensüp- ları, binlerce halk ve işçi kütlesinin iştirakile Cumhuriyet meydanında genel bir toplantı yapılmıştır. İstiklâl mearşile başlanan bu törende bugünün mutluluğu ve Büyük Önderin havzaya ayak bastıktan sonra havzanın göz kamaştırıcı inkişafı etrafında çok he- yecanlı söylevler söylenmiş ve Büyük Öndere halkın tükenmez minnet ve şükranı ve Kemalizme ebedi bağlılık» ları arzedilmiştir. Zonguldak amele birliğinin kararı Zonguldak 27 (A.A.) — Amele bir- Tiği umumi heyeti ve ihtiyat teavün sandıkları heyetleri bugün Tevkalâde bir kongre yaparak amele birliğinin hükmi şahsiyetinin Cumhuriyet Halk Partisine bağlanmasına ve nizamna- melerine kurumun Kemalizmi kabul ve kendi faaliyet sahülarında Parti prensiplerini tahakkuk ettirmeği asıl gaye edindiğine dair bir madde ek- lenmesinin Cumhuriyet -Haik Parti- sinden temennisine ittifakla ve alkış- Jarla karar aş» Çeşme' de bir kaza Emekli bir öğretmen, torunlarının imdadına koşarken boğuldu İzmir (Akşam) — Çeşme kazasında feci bir kaza olmuştur. İstirahat et- mek için Çeşmeden Ilıca köyüne gi- den emekli öğretmenlerden B. Halil Derinsu, yanında forunları 18 yaşın. e beyi o da Saadet ve 14 AŞ slk xu Halil Derinsu, iyi yüzmek bildiği için açılmış, yüzme bilmiyen torunları da sığ yerde banyo almışlardır. Fakat iki genç kız, birdenbire suyun derinliğine doğru kaymış ve boğulmak tehlikesile karşılaşmışlardır. Onların istimdadı- na yetişmeğe çalışırken B. Halil De- rinunun takati kesilmiş ve zavallı adam boğularak ölmüştür. Kızlar, ye- tişen halk tarafından kurtarılmışlar- dır. Samsun Esnaf cemiyetleri Partiye bağlandı Samsun 27 (A.A.) — Samsundaki esnaf cemiyetleri umumi kongresi ha- linde toplanarak . Cumhuriyet Halk Partisine bağlılık kararları vermekte ve bu kararları birer madde halinde nizamnamelerine ilâve etmektedirler. İsteksiz bir tavırla eirafına bakın. dı ve yavaşça İlâve etti: — İşte, geliyor. Hakikaten, uzaktan ahenkta, yüşile, Petron görünmüştü. Sevgi görünce, tatlılaşan yüzünde bir tebessüm genişledi. Kadın heyecanla nedimesine: — Gidebilirsin, dedi. Nedime itiraz etmeden çekilirken belki de kıskançlığın pınltılarını gös- termemek için, göz kapaklarını indir- mişti, Seni arıyordum. Yeni elbise mi göstermek için. Yalnız kalınca, kadın Petrona s0- kularak: — Nasıl, beğendin mi, diye sordu.. — Her zamanki gibi, zevkinin ince- liğini gösteriyor. Bir zaman, hayran gözlerle baktı ve neşe ile ilâve etti; -— Sana, dünyanın en güzel kadını- sn! dedikten sonrada hayatımda, hiç yalan söylememiş olduğuma ye- min edebilirim. Kadının yüzünde sevincin yarattı- ğı pembe bir dalga dolaştı. Mağrur bir gülümseyişle aynayı kaldırdı. Fa- kat birden, ürkmüş gibi, ufak bir çığ- lik altı ve aynayi tutan kolu yanma düştü. Petron, evvelâ merâkla yanaş- tı. Sadece ne olduğunu anlamak gaye- sile. Lâkin sevgilisinin taze nefesini Edirne eğitmen Hürsan çok iyi çalışılıyor Kursu ziyaret eden generaller, gördükleri intizam ve mükemmeliyeti meth ve takdir eftiler Karaağaç eğitmen kursu Edirne (Akşam) — Orgeneral Sa- nh Omurtak Trakya umumi müfet- tişi general Kâzım Dirik ve malyet- lerindeki zevat ile Karaağaç eğitmen- Jer kursunu da ziyaret etmiş, Dersa- neyi, kütüphaneyi, süthaneyi, arha- neyi, atelyeyi, tavuk ve tavşan İs tasyonlarını kurs müştemilâtını gez- miş, tedrisatı yakından takip etmiş, sorular sormuş, eğitmen defterlerini, haritalarını tedkik etmiş ve eğilmen- ilerle tam manasile meşgul olmuştur. Gerek Salih Omurtak, gerek yanla- rındaki zevat kursta gördüklerinden fevkalâde memnun - kaldıklarını ve az zamanda yurdun en uzak yerle- rindeki vatandaşların cehaletten kur- tulması için alınan bu tedbirin çok yerinde ve isabetli olduğunu ifade et- mişlerdir. İki gün sonra bunu general Nâzı- mın ziyareti takip etmiştir. Bu ziyaret kurs talim heyeti taratmdat sevinçle karşılanmıştır. General! arka ge beraber otomobilden iner- : «Körgeneralim Salih Omurtak- 5 kursunuzun methini işittim, sizl görmeğe geldim; diyerek İlerlemiş, eğitmen şeli odasına alınmıştır. Ken- dilerine bu odada eğitmen şefi Etem Övül tarafından grafikler, haritalar, programlar üzerinde kursun tarihi, eğitmenlerin seçim şekilleri, yerler, “umumi durumları, çalışma tarzları ü- zerinde etraflı izahat verilmiş, eğit- men davası anlatılmıştır. Bu izahatı büyük bir dikkatle din- Jiyen ve sık sık suzller soran general bilbâssa takip edilen inzibat - sistemi üzerinde durmuş, eğitmen-şefi: «Dört aydanberi 250 kişilik bir mevcutla ça- Mışıyoruz, kursta tam manasile hürri- yet vardır, eğitmen her işte öğret- menleri, şefleri, direktörü İle beraber- dir, Elbiselerini kendileri intihap et- tiler, yemek Jistelerini Kandileri ya- parlar, ders saatleri haricinde serbes kâlır, gezerler. Bu kadar hütriyete tildinde hisseder etmez, Mi “İçinde her şeyi unuttu. Beyaz tülün altın. dan, bütün güzelliğile görünen ince bele Sarıldı. Adaleli kollarının bütün İ kuvvetile sıktı, Lâkin kadın, bir kıy. ranışta berrak bir su gibi kaydı, son- Ya endişeli bir sesle söylendi; — Bırak! Petron. Bilmem neden, içimde ismini pek koyamadığım bir his var. — Aşktır.. Bu, herkesin bildiği, Jâ- kin içinde iken en güç keşfettiği isim- dir, — Hayır! Değil, ben onu daha bir ay evvel, sarayına İlk adımımı attığım gece, göğsümden girerken yakaladım. — Hemen, Sayedar tutup, fır. latıp atsaydın. — Hayır! Petron. Girerken, göğsü- mü, kalbimi, öyle tatlı bir okşayışı vardı ki! Bıraktım, iyice yerleşti. Eminim, o da benden memnun, Ölün- ceye kadar bir daha çıkmıyacak, — O hâlde ismini bulamadığın his ne? — Bilmiyorum, korkuya benzer bir şey. Neden korkuyorsun? Belki, seni sevmediğimi zannediyorsun. -— O! Hayır. Beni seviyorsun, bunu biliyorum. Belki, benim seni sevdiğim gibi değli, fakat bu düşünce beni üz- müyor, içimde, sebebini anlamadığım bir korku var. talebesi arıcılık dersinde rağmen şimdiye kadar kı küçük bir inzibati hâdise olmamıştır. Karaağaç ve Edirme muhiti eğitmen- lerimizin gidişinden memnuniyetle bahsetmektedirelr.» dedi. General bu görüşmelerden sonra kalkmış, kürsun her yerini gezmiş, eğitmen namzetlerile görüşmüş, ak dığı cevaplardan çok memnun kalmış, dinlenmek için bahçeye . çıktığında *Hakikaten korgeneralin mathettiği kadar varmış. İyi çalışılıyor. Evlâdlar varolunuz» demek suretile öğretmen- leri takdir ve taltif etmiş. Otomobiline doğru ilerlemiş ve 250 kişinin hep bi ağızdan çıkardığı «Sağol seslerile uğurlanmıştır. Arnavudluğun Ankara elçi: “Pirana 27 (A A.) — Kral Zogu, Ar- navutluğun yeni Ankara elçisi B. Asaf Caculi'yi kabul etmiştir. Yeni elçi, ya- kında Türkiyeye hareket eyliyecektir. 1400 kuruş 27000 kuruş 750 » 4 » M0» 0 » Ww0 » Posta Ittihadına dahil olmıyan ecnebi memleketler: Seneliği 3600, ulu aylığı 1900, üç aylığı 1000 kuruştur. Adres tebdili için yirmi beş kuruşluk pul göndermek lâzımdır. Receb ? — Ruzuhızır 115 8. İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yata K. 845 1030 524 908 1200 137 Va. 236 (8211215 1559 1549 2036 İdarehane: Babâli civarı Acımusluk — Neden, hangi tehlikeden Korkür yorsun? — Zaten, bu his bende daim Demincekki gibi, aynaya ürkerek kaçtığım çok oldu. min ve saçlarımın fazla siyah olmasi beni ürkütüyor. Bir his bana: hin de öyle kara) olacağını yor. — 0! Ne acaib... msud miydin? — Bem ne kadar. — Öyle ise, neden şikâyet ediyor” sun? Dünyada saadeti bir gün bi? görmemiş ne kadar güzel kadın vaf” dır kimbilir! — Amma sonu, sonu çok fena 08 cak zannediyorum. — Sonü, kimin iyi olacak? Yaşadı” ğın dakika iyi ise, geleceği hiç düşür” me. Hiç bir şeyin gelmesine mâni ol” mazsın. Lâkin, yaşadığın dakikala” fena ise, o zaman iş değişir. Heme” gelecekleri düşünmeğe başla, belki 1“ selli bulursun. Kadın başını sallıyarak söylendi: — Ben artık, daima, daima me olmak istiyorum. Şimdiye kadar ç0f ıztırab çektim. Bundan sonra da yö” niz neşe arıyacağım. — Sen çocuksun. Dünyayı elime v€-/ rin de oynıyayım diyen bir çocuk, Daimi saadet! Buna, kimin hakkı var : bek zi ila EE söylür Söyle, bir aydıf

Bu sayıdan diğer sayfalar: