11 Ekim 1946 Tarihli Büyük Doğu Dergisi Sayfa 2

11 Ekim 1946 tarihli Büyük Doğu Dergisi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Poptika; 3 - © Ana gayesi, mutlak hakikati usullerin en in- ce ve en giriftiyle aramak olan şiir... Evet, şiirin bu en gizli ve en mücerret gaye etrafinda daha belirli ve daha soydaş gayeleri, güzellik, heye- can, ahenk, eda gibi işporta malı mefhumlardan evvel ve sonra; remzilik ve sırriliktir. © Hiç bir şiir yoktur ki, vezin ve kafiye gibi. şiiri âdi lâf tertiblerinden ayıran bir takım dış ve kolay nisbetlere bürünebilmek ustalığı yüzü suyu hürmetine, yalancı iklimini gerçekleştirebilsin; vs balmumundan yemişlerini sahici diye sürebilsin... © Sırtına bal sürüp tavus tüylerinin üstünde yu varlanan ve sonra tavuslar meclisine girmeğe yel- tenen meşhur karganın talihi, malik olduğu hilkat ve . tabiat ifadesinin dış pilânda taklidcisi bu sahte özenişlerden daha kuvvetli olunca, şiir, üniforması- nı sırtına geçirmeden ve ruhunu her hangi bir kalı” ba dökmeden de yine o olarak kalır. b © İşte şiirde, esas bakımından onu o yapan protoplazmadır ki, bütün kalıb ve vasıtalardan mü- cerrettir; bu da şiirin en belirli ve en soydaş gaye- si olarak onun remzi ve sırri bünyesidir. © O kelâm tarzı ki, bir şey bildirmekten ziya- de, kasaların şifreleri gibi o'şeyi sımsıkı bağlama * ya ve örtmeğe memurdur; (Ne söyledi?) yerine(/Na sıl söyledi ) kaygısından başka gaye tanımaz ve o- nun ismi şiirdir © Hiç bir şiirde (Ne söyledi?) yok (Nasıl söy- ledi?) vardır. Şiirdeki bu (Nasıl söyledi?) seciyesi, onun (Ne söyledi?) cephesini peçeliyen ve mâna- nın dış yekünunu iç delâlete tâbi kılan bir remzdir. © Her remzde (gizli) den bir işaret ve her (giz- li) işaretinde sırdan bir haber var.. © En büyük gizli, Allahtır. Ve şiir, üstün mâ. Orm gayesi nasiyle yalnız Allahı arayan pi âlet olduğu için, is- ier güneşten bahsetsin, ister tahtakurusundan, eş - ya ve hâdiseleri kuşatıcı nâmütenahi ince ve girift nisbetler içinde, Allahın hudutsuz sanatındaki son - suz mimarinin bir kapısından öbür kapısına geçerek ve kördüğümlerin en belâlıları arasından süzülerek daima bulduğu şeyin ' arkasında kalmaya mahküm başka bir (bulunacak) arar. Ve şâir, işte bu soydan' (bulunacak) lara 'yol verdiği nisbette sanatkâr, on” ları çıkmaz sokaklarda tıkadığı nisbette de davulcu kalır. © (Allahın sır hazinesi Arş'ın altındadır ve anahtarları şâirlerin diline verilmiştir ) buyuran ilâ- hi vahy'in mukaddes dudakları (Hazreti. Peygam- ber), her hâdisede olduğu gibi bütün bir (poetikal: şiir hikmeti) dâvasını da tek cümlenin esrarlı menşt- ru içinde ve hiç bir fâninin ulaşamıyacağı mikyasta renk ve çizgiye boğdu. Bizse'hangi istikametten gel- “sek o tek istikametin eşiğinde ve tüylerimizi diken. diken eden bir vecdin muhteşem baskısı altında, kendi öz ve küçük hakikatimizi de, yine ve daima her hakikat gibi, onun mukaddes ellerinde görüyor ve bu en yeni ve en çarpıcı delille, hakikat Prensinin önünde bir kere daha eriyoruz. © Böyle olunca şiir, sonu bulunmaz, dibine va- rılmaz, etrafı çerçeveye alınmaz, iç dalâletlerin, maske altında maske, maske altında maske, mas- ke altında maskesi olarak, soydaş gayesini, remzi ve sırri mahiyetinde hülâsa edici ulvi bir idrak ma- kamı halinde karşımızda âbideleşiyor. © 'Şiirin söydaş gayesi, âlemlerin namütenâhi kesret ifadesi içinde büyük ve merkezi vahdete doğru, içiçe remz ve sır helezonlarından kayacak, harikulâde çevik ve ince bünyenin hamurkârlığın- dadır. İdeolocya örgüsü — BUYÜK DOĞU 1001 ÇERÇEVE: Caddemizde (Babiâli)... Bu klişe, Türk fi- uzuvları arası kir ve sanat dünyasının mekân ve azami Daalli kabataslak bir ismidir. Orası gerçekten bir â- vahdet sahibidir. Meselâ doktor- lemdir ve bir âlem gibi tezad - lar en iyisile en fenası, hiç ol- larla doludur. Cemiyet obütünü- mazsa Tıb fakültesini (bitirmek müzde hiç bir iş nev'ini temsil €- çe şartların en azına malik bu- den parça, (Babıâli) de olduğu lunmak (noktasından O beraber. kadar birbirine zıd kutubları ku- dirler. Bu kabataslak vahdet vi caklıyamaz. çüsünü her yerde ve her mesl Meslek, zümre, Sınıf dediğimiz £e bulursunuz da (Babıâli) - topluluklar, insan (kütlelerinin ye muharrirl'e hayır!. Sanki nin de ismi muharrir... Necip Fazıl KISAKOREK inkılâp seciye pânayırıdır! Bütün akli (— Birşeyin vücud bulması, özünü ve ruhi kiymetler, evvelki ogün, zıdlarından iye etmesi, bu dün ve bugün, yüzdeyüz asılları cehdi hiç bir ân kaybetmemesiy- ve sahteleriyle * oradadır. Hepsi- le kaim... Çöplükte gül bahçesi, cehennemde fıskiye, Bağ ğ hurma ağacı düşünülemi m baslı bi bi vie ei öl p Caddemizde inkılâp, Göcek z ” deki müsbet kıymetler o manzu. sü iğinde de böyle ARR «mesinin hegemonyasını (kurması - kestirmek zor değil. Muharrir- ve belli başlı bir keyfiyet pilânın- lik ve yol göstericilik , ei, daha da bünyesini aykırılıklardan te. ziyade hayallerde ve hatıralarda yizlemeğe başlamasiyle . olacak- belli başlı bir şekil ve iş terazi- sinde kısım kısım tartılıp ayırd edilişinden doğmaz mı? Bunun içindir ki, her meslek ve zümre, (Babıâli), bir kilometre omurac- balık bir çerçevede ve beş © kişi arasında, “İh m 2. yaşıyan altın tabakalı mâna sa'- , hüzerine, devirler boyu yağan teneke “yağmuru dineceğe obenze- * miyor, Y. , Nârâ ve küfür yerine fikir ve teşhiş işi. o Memleket çapında büyük ve çetin bir inkılâp!.. sanlığı tezadlariyle: hülâsaya sue 0

Bu sayıdan diğer sayfalar: