20 Temmuz 1935 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5

20 Temmuz 1935 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

20 TEMMUZ — 1935 g. Fasök: Geriye çek KADIRCAN KÂFLİ — —— . NaĞ ilmek ve kurtulmak HABER — Akşam Postasr ümidi de yüzde yüz azalmıştı Kaniten Mozelli kılıcını çekti,| ve arkasında, savaşa hazır duran! yüz kiş ile birlikte Hüsmen Reisle| arkadaşlarını kasırga gibi dövüş | tükleri yere dörtnat sürdü. İ Don Garsiya işte ancak o zl-i Man üç yüz Türk sipahisinin dos doğru geldiklerini, onun ıolufm doğru uzun bir yarım halka *7'_"! diklerini görebilmiş, istemeksizin Sararmıştı. $imdi geriye cekilmek ve kur-| tulrmak ümidi de yüzde yüz aral- Mışlı. ş Hel2 biraz önce üç yüz .ipl.hl.ı nin çıklığı yerden bin kadar T_urk askeri daha, yalızı kılıç fakat piya-| de olarak görüncz İspanyol Mandanının yüreği oynadı. Düşünecek ve şaştracak zatan değildi. t Türk askeri yetişmeden — önce tepenin etrafına siperler kazmak, çitler örmek, oravı şöyle böyle bir kale haline koymak gerekti. Hemen bu işe başladı. Ayni zamanda en hızlı giden ve €n zenç atlılarından üçünü dördü- dü Napoliye göndererek Don Al- Varonun hemen imdada gelmesini, hattâ sabahı beklemeden yola çık- Masını bildirdi- Kendi kendine: — Ne çabuk toparlandılar? :ıepli de yağma için dağılmışlar: N Diye mırıldandı. Acaba denizden bir yardım ge- lemez miydi? Anderya'Doryanın pek uzaklar: da olmâması gerekti. ç Denize bakmak içih başını çevi | recek oldu. Fakat buna vakit kalmadan ya-| nıbaşındaki zabitlerin ikisi, Üçü bird&n: — Kumandan, Türk donanması geliyor... Türk donanması... Don Garsiya gösterilen döndü. Dönakaldı.. 'Türk donanması da demirini al-| Mış, bülün yelkenlerini şişirerek koya giryordu. Dbn Garsiya: Düşüncesiyle geriye baktı. Fa- kat Türk sipahileri o yolu kesmek üzere idiler. Ne kadar çabuk dav- ransa bu kadar askerle onlardan önce Napoli yoluna giremezdi. Kapiten Nozellinin gelişi Hüs- Mmen Reisle arkadaşlarını birden- bire sarsmaktan geri kalmadı. Hüsment şimdi üç yüzden fazla lı.l Banyolun ortasında kalmak üzere, idi. Sırık Ahmet: — Geri çekilek.. Dedi, Frenk Süleyman ise: — Kıyıya yaklaşamazlar. Top Ateşine tutarız. Piyale Bey de do- nanmasiyle neredeyse yanaşmak Üzere... Hüsmen bu iki sözü de iyice tar- yere | rve halka oldular. Her birinin ara- | calar ve tüfeklerdi. Bunlardan bi- takladı. Fakat yapılamıyacağını anladı ve: — Geri dönmek yok... Halka o lun... Halka olun!... Diye haykırdı: Leventler yaralı olanları ortala rına aldılar ve oracıkta birdenbi- sında ancak kılıç sallıyacak kadar aralık vardı. Bu sanki çelikten örülmüş, ko- caman bir tekerlekti ve etrafında kırk elli kadar ölüm çarkı alabil. diğine işliyordu. Hüsmeni asıl yıldıran, İspan- yollarda oldukça bol olan taban. ri patlıyarak bir alev ve duman savurduğu zaman. levent safları arasında bir boşluk görülüyordu. | Yaralanan levent hemen hal. kanın ortasına almyor ve - saflar sıklaşıyordu. Hele tüfek ve tabancaların ses leri etrafa korkunç — bir gürültü saçıyordu. Toz, duman, ateş, ba. rut ve kılıç şakırtıları — arasında Hüsmen Relsin bir kaplan hiziy la dört yana koştuğu, şimdi şura- da bir atlıyı bacağından tutarak yere yuvarladığı ve kafasını kesti ği görülüyor; kiraz sonra ayni şe- yi öteki köşede becerdiği göze çar piyordü- Ispanyolların sayıları az za - manda elli altmış kişi birden a - zalmıştı. | Piyale Bey germilerden de asker çıkarıyordu. ğ Salernodan yürüyen — piyade kuvveti Don Garsiyanın asıl kuv vetleriyle neredeyse çarpışacak- lardı. Savaşın en kızgın zamanıydı. Don Garsiya, Hüsmen Reise karşı döğüşenleri de geri çe!uuılı tepede birleşmek düşüncesindey- di. Hattâ biraz ortalık karardı ğı zaman yanındaki sekiz dokuz yüz atlı ile kendi gerilerine doğru ansızın bir çıkış yapmak, Türkle- rin kuşatma çemberini yararak kurtulmak istiyordu. Kapiten Morzelliye, tepeye dön mesi için emir gönderdi. vf Mozelli; 'Türk leventlerinin çem berinden bir halka koptukça da- ha çok coşuyordu. Bu kargaşalık arasında her ya- na yardıma koşan Hüsmen Reisin birdenbire başını tutarak yüzüs. tü düştüğü görüldü. — Reis vuruldu.. — Reis yuruldu... Sırık Ahmet onun yanına koş tu, kucakladı ve kaldırdı. Hüsmen Reisin şakağından a- labildiğine kan akıyordu. Hüsmen doğruldu: — Ne oluyor?.. kaçtılar mı? Diye kekeledi. chıı'ıdcn başı sarktı ve kendin den geçti. Leventler: İIspanyollar — Öcümüzü almalıyız!... — Üç istiyoruz... Üç.. Diye haykırdılar ve eskisinden on kat büyük bir atılganlıkla ile- riye saldırdilar. İspanyollar bu saldırış önünde hemen sarsılmışlardı. O sırada Kapiten Mozelli, ku- mandanm emrini almış, İspanyol ordusunu çevirmek için Türklerin yaptıkları manevrayı da görmüş- tü. Zaten Hüsmeni de öldürdüğü- nü sanıyordu. Epeyce adam da kaybetmişti. Hele deniz tarafından Piyale Beyin karaya asker — çıkardığını görünce, işin biraz sonra pek sar- pa saracağını kestirdi. * — Geriye!... Gerive cekilin!... Tepeyel!... Diye haykırdı. Orada seksen yüz kadar ölü ve yaralı brrakarak çarçabuk tepede ki asıl ordunun yanına koştu. -7 »> FERNANDONUN - HINCI Don Alvaro geç vakte kadar ha- zırlıklarla uğraşmış, uyumamıştı. Ancak gece yarısından sonra başını, oturduğu divanın kenarı- na koydu ve gözlerini yumdu. O, hâlâ Salernonun Türklere | yeğitçe kraşı koyduğunu, bir gün | ve bir gece değil, bir ay bile düş- mana kapılarını açmıyacağını sa- nıyordu- Akşam üstü, Doryayı kovalıyar Turgut Reisin Salernoya dönmek için rotayı cenuba çevirdiğini öğ- renmişti. Hattâ o gece olmasa bi le ertesi gün erkenden Doryanın Cenova ve Östiyadan — beklediği yardımcı kuvvetlecle birlikte Na- poliye geleceğini omuyordu. Bu kuvvetler de katılınca birleşik do- nanma, Salerno önündeki — Türk donanmasını sarsacak, hiç olmaz sa demir kaldırarak uzaklaştıra- cak kuvvette olacaktı. Piyale Be yin donanmasına demir aldırınca da karaya saldıran askerler, pek © kadar iyi bir durumda olmıya- caklar, Alvaro ile Fernandonun hücumları arasında daha çok da- yanamıyacaklardı Don Alvaro gözlerini kapamış: tı amma, hâlâ bu güzel hülyalarla uğraşıyordu. Türk ordusunun karada ve 'Türk donanmasının da — denizde darmadağın edildiğini, ate;ler i çinde yok olduklarını görür gibi oluyor; gülümsemek ve kıvançla göğsünü şişirmekten kendini ala - mıyordu. Fakat bu rüyanın en tatlı ye - rinde kapının önünde bir gürültü oldu. Son hızla ve dörtnal gelen birkaç atlı birdenbire durdular. — Don Alvaro yukarda mı? — Siz kimsiniz? Ne vyapacaksı- nız? ... İ Dünya güzelinin peşinde... Fahrünname adir aski Farik Nakladen: (Hatice Süreyya) | Selim, başını bile kaldırıp k. şısındakinin yüzüne bakacak gi değildi.. — Ben, derdine derman olmı « yan bir adamım... Bırak beni! Yo- |luma gideyim.. Benimle neden uğraşıyorsun. Başma belâ mı aça- caksın?. --dedi ve şehzadeye ilti- fat etmedi. . Şehzadenin yanındakiler, der - viş kiliklı gence hücum ederek: — Bu nebiçim — tavır böyle.. Şehzademiz efendimiz senden bir şeyler soruyor. Sen cevab vermi - yorsun. Utanmıyor musun?. Had- dini bilmiyor musun?. - dediler . : Bunun üzerine, Selim başını kaldırdı.'Ferruh şehzadeyi gö - rünce, bir “ah!,, etti: — Alfedersiniz.. Sizi tanıya - madım.. Halbuki beni dostluğu - nuza almıştınız! Bunca , iltifatı - nızı görmüştüm!- dedi. — Ne münasebet?. İşte ancak o zaman Ferruh da, maiyetindekiler de farkına vard:- lar ki, bu çocuk, bundan - takri - ben bir sene evvel oradan maiye - tiyle birlikte geçen zengin tüccar zadedir. —Sen Mısırdan Hitaya git- J| vaiştin.. Pek çok malın ve mai tin vardı. Ne oldu? Nasıl bu. geldin?.. - diye şehzade kendi - sinden sordu. Selim, ağlayarak halini anlat - tı. Dinleyenlerin kalbi parçalan- Şt » Fakat, Ferruh şehzade, dinle - ye dinleye, sultana kulaktan âşık oldu. Şimdi artık, mütemadiyen Selimi davet ediyor: — Arnlat birader., Söyle de için rahatlasın! - diyordu.. Selimin içi rahatlamak şöyle | dursun, derdi, bir hastalık gibi, şehzadeye sirayet ediyordu. Artık av avlamağı, işreti, gü- lüp eğlenmeği tamamile bıraktı. Bir odaya çekilerek düşünmeğe ve ah etmeğe başladı. Aklı fikri Hüma sultana saplanıp kalmıştı. Arkadaşı Hurrem Ferruh şeh » zadenin bu halini tabiatiyle fark- etti. Daima teklif ve tekellüfsüz dl: — Efendiciğim! Senin — büyük bir derdin var, Bu derd her ne ise | söyle.. Niçin böyle tenha köşele - | ve çekiliyorsun? Yüreğim dayan- | miıyor! dedi. ' Hurremin israrı üzerine şeh - | zade Selime rastladığını, onun 'neler anlattığını hikâye etti. — İşte o aşk, benim de — kalbi- onun yanına girerdi. Gene de gir- | ! me sirayet etti! - dedi. Hurrem, şehzadenin uğradığı | bu belâ karşısında hayrete düştü — Bu işin iki yolu vardır!. - dedi - Birisi, Hümayı bularak | aşkına nail olmak.. Fakat bu kuş, | ismi gibi, çok yükseklerde uççu - yor.. Eğer gelişi güzel bir âdem | suretinde yanına gidilirse iltifat etmiyecektir. HurıJuil arkadaşını şu yol: da kandırmak istedi: Eğer baba- sına haber verilirse elbette bir ça | tarih romanından alınmıstır No. 9 'Şehzade Ferruh “Beş ay gitme | beş ay gelme" Vallahi on ay r bekliyemem ! bu aşka dayanamam ,, dedi resine bakar, belki Hüma Sulta- nın istiyerek kızına alır yahut na- sihat eder, başka bir usulünü bu- lur... Ferruh, bu sözleri dinledi, din- ledi de güldü: — Kardeşim! Farzedelim ki, ba. bam Hita memleketine bir heyet gönderip kızı bana istetmeğe kal- kışsın... Fakat, buradan oraya yol beş aylıktır. Beş ay da dönmek; etti on ay... Benim bu kadar za- man beklemeğe tahmmülüm yok« tur, Sonra, eğer muvafakat ceva- br bile alınsa, tekrar heyetler gi dip gelecek.. Hülâsa, dayanmak imkânsızdır! Onun için, kalk, ha« ber vermeden biz gidelim... — Aman, şehzadem... — Benimle gelmeğe cesaret et- miyor musun? ı — Cesaret etmemek değil... Ce saret etmediğimi nasıl söylersin ki, ben, senin için ölmeğe bile ka- zırım! Fakat şunu düşün: Biz se- ferde iken baban ölebilir. Tahtı, tacı, senin yokluğunda Başkasıma geçer. Memleketi düşmanlar elin” de görürsün. O zaman hal müş- kül olur. Son pişmanlık — fayda vermez! — Ah, benim kardeşim... Doğru 3 “ıOyMyvııın. haklısın amma, Hü. ma olmaymca, dünya, benim gö- zümde zindandır! — Gitme, şehzadem... /— İstersen ven gelme... Fakat ben yalnız başıma — gideceğim... Kararımı verdim. Hurrem, böylelikle, Ferruhun sarsılmaz şekilde karar verdiğini gördü. — Seninle değil Hita memleke- tine,cehenneme kadar giderim. Yolumda catırm fedadır. Mani ol- mak istediğim, seni çok sevdiğimi ve sana bir zarar gelmesini iste- mediğim içindi... Yoksa, bizmetin- den bir dem geri kalmam... Hay- di gidelim. « | 7 (Devamı var)! HABER AKŞAM POSTASI İDARE EVİ Istanbul Ankara Caddesi Telgraf adresi: 'STANBUL HABER Teletön Yazı: TÜRTE İdare: 2ş3To ABONE ŞARTLARI Türkige —— Ecnebi *40D KK 2700 Kr, 730 . 400 / 150 | Ticeret Hanlarının satırı Resmi Hânlerin 10 HUrUREİZ Sahibi ve Neşriyat Müdürü: Hasan Rasim Us Basıldığı yer (VAKIT) matbaası KUPON 192 20-7-935

Bu sayıdan diğer sayfalar: