30 Eylül 1929 Tarihli Hayat Dergisi Sayfa 20

30 Eylül 1929 tarihli Hayat Dergisi Sayfa 20
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ruyordu; sonra dirseklerini diz kapak- larına dayadı. Böyle dalgın dururken birdenbire büyük bir gördü. Gözlerini kaldırdı: Sari benekli kocaman bir akbaba, hemen hemen kanatlarını yere sürterek Romana'nın eyine doğru Romana ürperdi. Ya akbaba 'Thome Sahvra'vi. bulursa? i müdafaa etmediğini mağa başlarsa? Ya bağırsaklarını Ç çıka- rır, gözlerini oyarsa? Islak kolları ile kalktı ve bacaklarının ağrımasına ta men hizli hızlı evinin yolunu tuttu. Yolda köpeklerin bagrışmalarını duydu ve seslenerek onlara gayret vermeğe verde yeçiyordu; uçuyordu. görünce çalıştı: Kıs Kıs. Bocca negral Kıs his Flğça! Avluya varınca kuşu gördü; siyah ve meşum hayvan damın kenarina konmuş, duvara aulıp bağrışan kö ek- lere rağmen kımıldanmak istemiyordu. Romana da bağırmağa başladı: Delfol, deft0!, Chooo! Onun gene Kımıldanmadığını gö- üne yerden bir taş alıp att, İsabet ertiremedi. Kuş sadece yerini değiş- tirdi ve ağır ağır adımlarla damın üzerinde gezinme'e başladı, Romana bir taş daha atı. Bu sefer belki değ- dirdi; her halde hayvan uçtu ve bu sefer bir ağaca kondu. Orada bekli- yordu. Köpekler hâla havlıyorlardı. Yerden bir taş daha almış olan Ro- mana, kuşun pek yükseklerde oldu- ğunu görünce değdiremiyeceğini anla- yap taşı bıraktı ve bir şeyler miril- dandı. Bu, şeameti uzaklaştırmak. için bir dua idi. Akşam oluyordu; beleşmişti; o kumrular mehtap vardı. Romana acıkınışu ama koyamıyordu. Git koku gönlünü Bu - landıriyordu. Hasınmı sofaya çıka- rp uzandı. Dirseğini yere, başını da eline dayamış dalmak, her şeyi unut mak üzre idi; fakat tam o esnada pen çereye vuran bir kanat darb sından tüyleri ürpertici bir Dua ederek ıstavruz çıkardı. Hava setinlediği için dişleri birbi- rine vuruyordu. Etraf çok rutubetlen- mişti. Böyle uyumak kabil değildi! yapılacak en iyi şey, kadar her taraf pem- ötüşüyorlardı: ağzına o bir gide çoğ yalan sabaha akbaba ağaçlardan b çeye eki Fakat p bir dan korku için uzaklaşımıyordu. Sıranın üzerine Ol ı, © Tena koku a rağmen, Romanayı Orada di taciz eniyi — Ne felal şey, ıh z #açlar bile kokuyor. Durulacak bir yer yok! Sabaha bir çı Artık dayanamı,acağım... Köpekler: sevinçle onun yanma gelip ayaklarının altina uzanmış Başını bir portakal ağacına da uyuya kaldı; sabablesin küpekieğe birinin hırılüsi ile w birde ka ani kalku. Bir e konmuştu. İki tanesi de dolaşıy bir dördüncüsü Açıp payarak bir dalın üstünde tutunmağa çalışıyordu, Daha yu ida da iirçok akbabaların uçuştuğu görülüyordu. Ni hayet dama kondular; Orada tunçtan heykel gibi hiç. kum danmıyorlardı. Kanatlarını açmış, bir sürü akbaba daha geliyordu. O an: kadar her şeyi korkusuzea mühakeme O€tmiş Olan Romana birde bire ürperdi. — Daha mı? Aman Allahım! Ben şimdi burada, bu hayvanların ör asındı nasıl duracağım İçeri girmeğe kalka- cak olurlarsa nasıl mukavemet ede- nat sesi duydu damn üzerinde kan tlarıni ken isinin diri diri parça- Janmasından (o korkuyordu; O© Zaman duramadı, bir karar yola çıktı. Firmino'yu çağırmağa gidiyordu. O mert bir adamdı; her halde ke disine y rım ederdi, Kaç gecedir uykusuz kaldığı için çok zayıf düşmüştü; sıcak güneşin alında zorla yürüver, kendi yi niyordu. zaran bir- veri » kendine yüksek sesle Büyük yola çıkacağı denbire tereddütle durdu. a İhome? Fi.mino halde görürse? Bilmem ama belki daha yaşiyo dur! Bana çok yalvardı, yemin ettim O bana meza ından lanet et mese bile ben «na bir kere yemin Ya ruhu gelire. Ya canla” onu bi ettimi... MES Bunları düşünerek geri döndü: — Ben dönüyorum. Thom& uya- nacak, Neden uyanmasın. İlk seferinde uyanmadımıydı? İnsan böyle ölmez. Yeminimi yerine ge Daha tceğim. HAYAT, 20. yamanımdanberi hiç bir sözü” Ben kızlık nü tutmamazlık etmedim. öyle kadınlardan değilim!... Güneş dimdik başının üstüne dü- şüyordu. Göz parlaklık vardı; miyor, nde alışılmadık bir artık akbabalar; düşün kendis söylenmekte am ediyordu; Bazan zan keşlarını çatıyordu. Çehresinde b birlerine en gıt fikirlerin işmizazları kendi Ordu. önünde durdu. artık hiç çekinmeden avluda ırdı. Romana onlara doğru yü- beliri Akbabalar gidip Evin geliyor riye y si birden ağaçlara, damın üzerine uçu tular, Kadın ellerini dizlerine vurarak kahkaha ile gülmeğe başladı: — Hay gidi karatavuk! Gel baka lima kara tavuk! Kapıyı mü tehizi bir tavurle açtı ve: Buyrun bakalım, kara tavuklar! Haydi içeri: Vakat kendisi oturdu ve başını göğsüne eğdi. asbabalardan biri gene avluya indi Romans başını kaldırıp ona hiç kımıldanmadan baktı. Yırtıcı Kuş durdu, ona itimatsızlıkla baktı, sonra vavaş yavaş yürüdü; sonra bir akbaba daha, arkasından hızlı kanat sesleri ile bütün akbabalar birer birer indiler. Romana hiç bitine aldırmadan saçlarını tarıyordu. Kuşlardan biri bir sıçrayışta onun yanına vardı, O zaman Romana yavaşça doğruldu, kolları ile kapıyı örtü ve bağırarak mukavemete hazırlandı: - Defolun dan! Bu da net Didikleniyor, tekme. suyor, arada sırada başını döndürüp içeri bakıyor: du. Birdenbire bir cür'etle kuşlar irkildi. bir kaç tanesi kaçtı, kimisi çalılıkların arasına girdi, kimisi de portakal ağaç” larına konup dallarda sallanmağa baş landılar. Romana taş atlı, hep kurtu, sonra gere kapıya gelip önle rine dikildi. Eşiğin ua kollarını açıp kaıkaha ile güldü; Şimdi biri raftan sarkı söyliyor, bir tarafian .da eydi okuyordu: Simdi bakalım göreceğiz! Cho: — Sonü var * Coelko Netto,, den nakleden Nurullah Ata oradan! defolun ora- ——————————

Bu sayıdan diğer sayfalar: