30 Eylül 1929 Tarihli Hayat Dergisi Sayfa 22

30 Eylül 1929 tarihli Hayat Dergisi Sayfa 22
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

kitaplardan (birini okurdu. det edel dolabımda buld duğum kitaplar lehhime $ hiç terketmedi. Her gün ye I ken, onu gezmeye e Fakat bu kısa 4 esnasında biz vine eskisi gibi konuşmazd k. Bizim sükür rumuzu ona Zannei etmediğimizi, bilâkis dostça konu ikimiz de tirmeye uğraşırdım. Makat, söye lüzumsuz kelimeler söylemekten çekinirdik, kasten ve ona zaman bırakmak için ALAY ORA Her halde bir şey hasrete şayandır. Bütün k esnasında onun beni bir nazar atfına bile lâyık gördüğünü farkedemedim. Halbuki ben ona gizlice 1 akmaktn zevk duyardım. Bu hali onun çekingenliğine hamlediyordum. Zi neticesinde o pek bitap ve mecalsiz düşmüştü, muti olmuştu. Kendi Kendine caima: Dur, gün senin kollarına atılacatır. diyordum. Bu gaşi ediyordu, bu fikre mukavemet edivordum. Aleyhime yim ki ben ara sır. kendimi e çimde düşmanca bi bün o'arak şunu da söyliy gibi toparlısor ve ona kar uyandırmaya ceht sah arda Bu m üz yılır bir zaman geçtiği halde bahse ir ti ruhumda kök salıp bi kine ir medi. Esasen böyle bir hissin ne kadar cali olduğunu ben kendim de anlıyordum. Hatta o zaman, yani ona e ile par alarak İzdivaç rabıtamızı katet vak hakikaten onu bir mücrim Yin ( Kabahatını hif- fetle muhakeme etüğimden değil, belki daha ilk günden itibaren onu affetmeye niyetim olduğundan dolayı | İlü- lâsa bu bende geçici bir havesti; yoksu mutat ahlâk tw- lâkkilerim oldukça serttir. © benim gözlerime o kadar mağlup olmuş, ezilmiş, mahv olmuş görünüyordu ki bi ona acıyordum. Mamafih: onun artık tamamile mağlup olduğu hakkında hasıl eylediğim itminanın bende bir haz tevlit ettiğini itirafa mecburum, Beni bu kadar gaşi eden işte bu ikimizin arasında ki müsayatsızlık hissi idi, Bu kış esnasında kasten bir kaç eyi harekette bulun- dum. İki borçluya borçlarını bağışladım; fakr bir kadına rehinsiz olarak para ikraz ettim, buna dair Zevceme bir gey söylemedim; zira bünü O öğrensin diye yapmathıştım. Fakat fakir kadıncağız bir gün evime geletek diz üstü teşekklir etti, Bu suretle o bundan haberdar oldü; bana öyle geldi ki o metnnün Olmuşlü. $ çıktı, ilk bahar göründü. Nisan ortasinda; pencere İletin kışlık kapaklari oç karılmışı. Güneş ilik şualürin sükuti odamıza gönderiyordu. Gözlerim bağlı, idrakim sönüktü. Ah... Gözlerimi kapayan şu musibet bağ yok- mu? Nasil oldu da bu bağ birdenbire düşrü? Nasıl oldu da ben birdenbre her şeyi anladım? Siri bir tesadül neticesi olrak mı? Yoksa pencereden içeri irakimi uyandırdı? Flaş yayır zamana kadar Dd iri avanayı satin iite de ben, 2 en attal kalmış olan bir şiryan yeniden darabane başlıyordu; icimde evvelce sönmüş bir ışık şimdi tekrar yanarak kör- kötük ruhumu ve şeytani kibir ve gururumu aydınlatiyor- du. İstihale öyle beklenilmedik, öyle ansızın vaki oldu ki HAYAT, 22. ben bevnimden vurulmuşa döndüm. Bir gün. öyleden e saat bes raddelerinde.... VI Gözbağı düştü. Daha evvelce iki kelime... Daha bir av evvel onun ei ken Gn ti, NR artık ha ziyade mül ha ödenbirs farkına varmı tım. O, di bi e benim onu £ rassut etriğ en babi çok incelmiş ve sararmış gördüm; inin ne kadar renksiz olduğu br anda gözüme sti. Bütün bunlar ve sonra onun O iz pal beni birde öle fena halde brlü ıttular. Daha elde, bazen, geceleyin, onun tuhaf ve kuru tim. Birdenbire yerimden fırladım ve ona hi; in doğru doktor Şröder-ekoştum. ün GR Ü bu ziyarete pek ziyade g betle bir bana br de doktora Dudaklarında esrarengiz bir gülümseme ile ia takar ben hasta değilim ki... diyordu. Şröder onu büyük bir dikkatle muayene etti, ( Malüm ya bu dokto lar hut pesentliklerinden dolayı bazen biraz inni e Doktor öteki odaya geçince, bu halin onun €$ ından kalra bir zafiyet olduğunu, alin a yaç gördü ünü, her hangi bir seyyahati tavsiyeye şayan bul- duğunu, söyledi. Doktor n tavsiyesini duyunca o İevkal- a bir nazarla bana bakarak; “ Fakat ben hasta değilim. Gİ ı hali böyn unu € iri ban y ih farket bir şey söylemeki Grid T cder 5 Daha m Bunu söylüyordu ki o, galiba Kr katmer. katmer kızardı. Evet galiba hicabından... Şimdi anlıyorum: 0, benim halâ onun erkeği idi? GİNGER ve önün hakiki erkeği imişim gibi ona kaygu göster mekliğimden hicap duyuyordu. Ö zamanlar ben bunu anlıyamamış ve kıpkırmızı kesilmesini onun mütavat ve teslimiyetine a ştim: Evet. © zamanlar gözümün bağı daha çözülmemişti. Bir ay sonra, gl bir günde ve saat... söyle beş ae Ban odamda kasamla müşzoldüm 0, öteki oda da sasının başda, dikiş dikiyordu. Bir. denbire onun Di hafif, pek yavaş bir sesle, şarki söylemeye başladığını duydum, Bu yeni ihsas ben de öyle sarsıcı bir tesir biraktıki bunu şimdi bile size anlatmak İmkânsiz.. Onun o zamana kadar şarkı söy lediğini işitmemiştim Belki evvelce, bir iki defa, ev lendiğimizi ilk günlerinde. O neşeli olduğumuz ve nişanı attığımız zamanlarda ve... Sedasi ku iç nefes kadar halifti. ( Melankolik demek istemiyorum; bu bir romansti ) sedasında bir şey sanki çatlamış, yırtılmış gibi idi; sanki in ii bitirmeye mecal sanki şarkının. kendisi taydı, ö pek yavaşca” cık söylüsordu; ve birdenbire li bir perdede 8€$ seda kesildi. Öyle biçare, öyle yalvarıcı, öyle zavallı bir seda ki kopacak sanıyo dum! öksürdü, bir iki öh- hü... öhhü.. den sonra yine hafif, duyulamıyacak kadar hafif... şarkısına devam etti. Sonu var e —r —ğ—ğ—ğ—ğ

Bu sayıdan diğer sayfalar: