17 Ekim 1933 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4

17 Ekim 1933 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Memik 3 yg YE e may E önce Mitat.” ç ii, "3ğx, belki ispirto, uyuştu- lee “ cuda getirmek için odasına © narak kafasını bir amelenin bazu- 'bir çalışmaya ihtiyaç vardır. San'atkâr seciyesi Sanatin, ancak bir Buhem haya- içinde doğup nesvünüma bü- ileceği düşüncesi bir zamanlar epeyce moda olmuştu. O kadar ki intizam ve insicam yaradılışları i- cabı olan bir çok sahte sanatkâr- lar bile sırf sanatin bu esaslı şartı- na uygun görünmek için kendileri- ni hiç te sevmedikleri o bu Bühem hayatına alıştırmaya © çalışmış- lardır. Sanat, intizamsız ve serseri bir hayatın mahsulü olabilir mi? Bazı- larmm telâkki ettikleri o mânâda bir sanat belki. Fakat © edebiyat tarihlerini biraz karıştırır ve edip- lerin biyoğrafileri üzerinde durur- sak görürüz ki o hayatlarında vis- ler içinde yuvarlanmış olan sanat- kârların eserleri, ancak muayyen bir çeşnili, hasta ve sahası çok dar bir sanat çerçevesi içinde kalmış- tır. Bir Baudelaire'in, o bir Edyon i/Poe'nin dar çerçeveli ve çok mah dut eserlerile, muntazam ve şuurlu tının hercümerci ve ahlâk kayıtsız- ZN, BE ÖĞÜTLER Deniz tutması, Tren dokunması pek çok kimselerde €siir ve muztarip olurlar. telâş ve heyecanlar olur. ve yakınlarından düşüncesi bazan bu ziyade âdeta bir rahatsızlık şeklinde du- yulmasına sebep olur. Bu itibarla yola sıkmadan bir kaç gün evvel gerek ve gerek yemek içmek iz intizamsızlık hasıl olur. Kulaktaki müvazene kanalları deniz riyesine ilâve olarak şimdi de bu rahat- (asidoz) olduğu nazari sızlığa sebep ileri tedir. der yakit bulunduğu halden daha ziyade asit bale yaklaşması demektir. Yani al. kin olan tabii hali azalmış demek olur. Bunun için araştırmalarla lar idin ve ispat ediyorlar ki TR ü züntü ve sıkıntılı heyecanlarla gemilerin bir surette çalışmış o olan meselâ bir Balzac'ın, bir Hugo'nun vücu- da getirdikleri muazzam eser deleri kıyas edilsin. Delikhği | daha karişik leman son: |. Of “merhumun Hi ii rnartihalinden bak” Fömazim 4 Gaaddeler ve sinir yorgunlukla rı sanatkâra orijinal buluşlar, ve çok incelmiş bir his verebilir. Fa- kat bu takdirde sanat (beşeri ol- maktan çıkarak yalnız bir zümre karie hitap eden bir (o mahiyet al- maktan kurtulamamaktadır. Belki iki kadeh oarasında şiir söylenebilir,fakat bilhassa roman ve temaşa sahasında muvaffak e- serler vücuda getirilebilmek için kurulmuş bir saat kadar muntazam Sanatkârı bir serseri, bir matuh, bir insandan dışarı sayan zih- niyet artık ik en kovulmalı- dır. Yalanı, içkiyi, kumarı ve her nevi ahlâksızlığı birer meziyet sayan insanlar yalnız sanatkârlar arasından çıkmaz. Sanatkârların da bir insan zümresi olmak itiba- rile içlerinden her nevi insan çıka- bileceği pek tabiidir. Fakat ahlâk- sızlığın onlar için bir nevi müşte- rek vasıf addedilmesi en haksız! ve yanlış bir hükümdür. © Hakiki yaratıcılar, hayatların da en fazla fedakârlığa katlanmış, hayattan en az kâm almışveen fazla meşakkate tahammül etmiş- lerdir. Bir arının kovanını inşa €- derken duyduğu ihtirasla ballarmı başkalarınm alacağı eserlerini vü- kapa- sunu yormasından çok fazla yoran sanatkâr, herkese anlatmalıyız ki, bir çok insanlardan fazla hürmete lâyıktır. Yaşar NABİ aaa ISTANBUL BELEDİYESİ Darülbedayi Temsilleri Yarınki Salı günü akşamı GUL ve GÖNÜL Komedi Yazan: Müsahip Za de CeClâl Bey Muallim ve Talebe gecesi İ Bizden evvel yemekhanede çay içmeğe inen küçük sınıf talebeleri baykırışıyorlardı. Huriye Hanım koştu. Merdiven başına hücum ettik. Etrafında dershanelerin bulun- duğu büyük salonda hiç görmedi- ğimiz kıyafette şapkalı zabüitlerle iki papas duruyordu. Huriye Hanım: — Yatakhaneye girin çocuklar. Çıkmayın! Dedi. Korkudan kapıları kapadık. Alt katta gürültüler, - çığlıklar devam ediyordu. Ayşeye sokuludm: — Kardeşim ne oluyoruz? O da bana sarıldı. . — Bilmem kardeşim. Korkuyo- rum, Müdür Bey, muallimler mey- yoktu. Biraz sonra alt katla ayak ses- lerinden başka şey kalmadı. Bu sesler yavaş yavas merdiven- bistass: anlaşılır. umephme 75 .çin fazla şeker bulunur. fakat bu teker bitince kan ve ensice şekersiz kalır işte bu asidozu husule getirir ve asidoza mah sus olan bulantı ve kusmalar başlar. Bu mesele ile hususi surette iri bin kişi üzerinde birer çay tarı glikoz şekeri vermekle tecrübeler yamış ve muvaffakıyetli neticeler cl- de etmiştir. Milliyet'in edebi 10manı: 13 KIR Ç (İnkılâp Romanı) yalpa edip sallanması nesiçlerden zi; de miktar şekerin kana © göçmesine se. bep olur, baoluhur. o Muhti Ranim, husu- | — kanda #s" öuretle bir muddet birisi Seyahat edenler bol bol meyva ve sebze yiyipte yağlı yemeklerden sakm- salar ziyade rahatsız olmazlar. Hiç bir şey yemeden aç kalmağı tercih edenler | dersen, nihayet kanın ihtiyat glikoz ve şekerinin tükenmesi yüzünden müteessir olurlar. Bunun için yola çıkacak olan kimsenin hatırmda tutması lâzım olan bazı noks talar vardır. Bunlar da yemek içmek ve uyku hususlarında ziyadesile intizama riayet defihncet hususunu kolaylaştıran mun- tazam egzersizler yapmıyor ise hiç ol- mazsa bol bol yemek yemelidir. etmekle tabiate hizmeti olan ve İşte seyahat etmek arzu — eden veya bir yola çıkmağa mecbur olan kimse bu cihetlere riayet etmesi lâzımdır. la Dr. ŞUKRU VEFAT Şehrimizin maruf vapur acentaların - dan Charles Summa Efendi 64 yaşların- da oldukları halde dünkü Pazar günü vefat etmiştir. Cenaze merasimi bugün sant 9 buçukta Kadıköyünde Paroissinle Lâtine kilisesinde icra ve saat 11 buçuk” ta Feriköyde Lâtin kabristanına defnedi- leceğinden son vazifci teride bulunmak arzu eden zevat ve ehibbasınm mezkür saatte hazır bulunmaları ve işbu ilânm davetiye makamında telâlkki edilmesi ri- ca olu: (8648) IRTIHAL Gülhane tatbikat mektep ve seririya- tı rontken muallimi Miralay Şükrü Emin Beyefendinin valdeleri salihatı nisvan - dan Hacı Hatice Hanım irtihali daribe- 'ka eylemiştir. Cenazesi bugün sabah saat 10 da Beylerbeyinden kaldırılarak Ana- doluhisarındaki aile makberine defnedi- lecektir, (6679) Şişlide satılık ev Şişlide 6 oda, mutfak, banyo, kalorifer ve her türlü konforu haiz bir ev satılıktır. Müracaat: Milliyet N. B. 6981 Ç Lf BURHAN CAHİT. lere doğru geldi. Yukarı çıktı. Bu ayak sesleri mektepte alış- | madığımız, yabancı ayaklardı... | Huriye Hanım kül gibi olmuş: | — Çocuklar ne var acaba? i Diye bize soruyor. Koridorda kalınlaşan ayak ses- | leri yatakhanenin kapısında dur- du. Hepimiz biribirimize sarıldık. Kapınm tokmağı döndü. kanadı birden açıldı. Siyah ve hâki bir kalabalık gö- ründü. Ecnebi zabitleri ve iki papas. Yanlarında bizim mektep kâtibi Halil Efendi. Halil'Efendinin o yüzü sapsarı, Canı çekiliyormuş gibi. Elinde bi- zim sınıf defteri onların peşinden geliyordu. Ecnebi zabitlerin yanındaki bir adam papaslarla ermenice konuşu- yor. Sonra Halil efendiye döndü. SARİ Şİ Vapur veya trenle seyahat edenlerden deniz tutması ve tren dokunması gibi haller görülür ve bu biçareler pek acmacak (halde müte- Seyahate çıkacak © kimselerde ekseri Dostlarından ayrılmak endişe ve heyecanların pek tntmasında pek mühim âmil olduğu naza z « &sasen hamızi olmıyan kan *Esasen bu arzuhaller » mayer AR $ Hİ KÜRK siz, suratı asık, kaşları çatık.. Kocası Muzaffer Bey ne yapacağını şaşır- mış, beyhude yere bu tebeddülün se- bebini anlamağa çalışıyor.) BİRİNCİ PERDE Muzaffer Bey — Cicim, kederini ne diye bana olsun söylemezsin? Sacide Hanım — (Meyus bir ses- le) söylesem, neye yarar ki?.. Muzaffer Boy — (Mülâyimetle 1s ;İ rar ederek) Canım, sen yine söyle. Bir defa şu sebebi anlayalım. Dert o- Jur da devası da bulunur. Sacide Harşm — Mademki, © ka- dar ısrarla öğrenmek istiyorsun, ne yim var, daha doğrusu neyim yok, söyliyeyim. Üzerime giyecek bir 46- yim yok. Şimdi öğrendin mi? arsin — (Oruzlarmı sil- 'kerek) Sana roptan kim bahsediyor? Benim mantom yok, anlıyor musun? Müflon mantom yok.. Şimdi bütün ka- dınlar muflon manto giyiyorlar. (Acı Tabii yal Muzaffer Bey — bu.. Efâtun manto? Sacide Hanım — Pahalı mı? İşte ben de bunu anlamıyorum. Pahalı pahalı, ucuz dersen, ucuz ©- Jur. Karıcığın hakikaten seven bir erkek için pahalı ne demek anlamıyo rum, Eğer beni seversen ya küçücük arzumu yerine getirirsin. Ne olur; yüz elli, iki yüz liranın içinde bir şey- Bey — (Yutkunarak) Yüz kat cicim, bilirsin ki... durarak ve düşünerek). bir şey söyliyeceğim. Dün Beyoğlun- dan geçerken bir mağazanın camekâ nında gördüm. Enfes lütrden manto- lar var. Üzerine fiatler de koymuş. Kırk lira falan, Sacide Hanım — (Tekebbürle)., Aman, lütr manto da neymiş? Sen lütr manto nedir bilir misin? Tavşan tüyüdür.. Karıcığını tavşan tüyleri i- çinde görmek istemezsin tabit.. Hem şimdi kimse muflondan — başka! manto | iyor. uğ Muzaffer Bey — Doğru... Doğru amma yüz elli, iki yüz;lira.. Sacide Hanım — (Gözlerini tava- na kaldırarak ve içini çel ) San- ki pahalımı buluyorsun? Öyle ise dostum, bu sözü burada köselim ve bir daha bahsetmiyelim. Önümüzde- ki yaz gelinceye kadar evden dışarı çıkmam, işte o olur, Ben sokakta eşe dosta karşı rezil olamam. İKİNCİ PERDE (Bir hafta sonra) Muzaffer Bey — (Kolunun altın- da kocaman Omukavva bir kutu ile muzafferane içeriye girerek) Sacide, Sacide, sana iz. Sacide — ( yüyerek). Sabi mi? Muzaffer Bey — Elbette! Fakat | bu çok hoşuna gidecek bir sürpriz.. (Kutuyu göstererek) Biliyor musun, bunun içinde ne var? Hani sen ben- den bir şey istemiştin.. Kürklü man- to. Sacide Hanım — (Mes'ut). Kük- lü manto mu? Nihayet demek ki... Muzaffer Bey — Bilirsin ki, sen- den bir şey saklamam. Evvelâ doğru- su bana pek tuzlu görünmüştü. F kat senin hoşuna gidecek bir şey Y. mak için, iki yüz lirayı gözden çık, dım. Arkadaşlardan borç aldım, faiz- Türkçe: l — Oku bakalım isimlerini! Dedi. Ne oluyordu. Bu adamlar bizden ne istiyorlardı. Öksüzlük, yetimlik | acısı bize az mı görülmüştü. Ecnebi zabitleri baçlar, taş gibi (o dimdik duruyor- | lardı. Halil Efendi, sınıf defterini okumağa başladı. — Hacı Sudi kızı Emine, Erzu- | rumlu. Papaslar mırıldandılar: Ha; — Hay. Onların yanında ecnebilere ter- İ cümanlık eden Ermeni: — Evet, dedi, o ermeni kızıdır. Hacı Sudi kızı Emine değil Ham- | parsum kızı Nuriçedir. Gelsin bu- raya, Hayret içinde idik. te Emine aramızda saklanmak is- tedi. Ermeni tercüman ecnebilere | bir şeyler söyledi. Arkalarında du- ran beli büyük tabancalı bir asker | yürüdü. Kümesten | vuk yakalar gibi hepimizi bir kö- | şeye sıkıştırıp ağlamaktan, haykır- maktan baygınlık geçiren Emineyi yakaladı, saçlarından sürüye sürü- | ye papazlarm yanına götürdü. Son- Ta tercüman sert bir / sesle Halil , Efendiye emretti: i — . ! — Molla zade Kâmil kızı Me-, Sİ © TEŞKİNİE ya AVE) (Sacide hanım bir kaç gündür es- rarengiz bir hastalığa yakalanmış gi: bi... Eskiden daima şen, daima şak- rak, daima güler yüzlü iken, şimdi ses Muzaffer Bey — (Hayretle) Gi: | e acan yecek bir şeyin mi yok? Garder* Fakat islerin; Bema Bikin rep delsilmatmda i "RADYO | don Sacide Hnaret bular; canım? ke MANTO ciden de aldım, tekaüt da aldım. Senin dediğin dei i yüz kırk lira imi: hay. bak (kutuyu açar). Sacide — Bu da nece? Muzaffer Bey — Canım, İşte se- nin istediğin muflon manto. , Sacide Hanım — (Iki elini başına götürerek). Canım, siz erkeklerin ha kikaten bir şeye aklınız ermiyor. Yav i muflon man- rum geçen haftadanberi tonun modası geçtiği sun? Dün buraya bilmiyor mu. manto vardı ki... Şimdi onlar moda. Hem neden Rana Hanımm böyle mantosu olsun da, benim olmasın. Şimdi herkes böyle manto giyiyor. Ga liba dört yüz liraya çıkmış. O kadar- cık bir şey... Sa Bugünkü proğram ISTANBUL 18 Gramofen. 1830 Fransızen ders (İlerlemiş olanlara). 19 Hilrmet Rıza hasım. 1945 Saz, Serim Hanım. 2030 Münir o im Bey va ariadaşları, on Anadolu Ajansı, Borsa ha Saat ayarı AN A 12,30 - 13,30: Gramafon. 18: Orkestra 18,45: Alaturka sar. 20: Ajans haberleri. VARŞOVA, 141 m. 1748: Ders - Oda 21,05: *Pepina, plâkları, ismindeki operet. 2350: BUD. APEŞTE, 550 m » Pik. 18,85: Ders, 20: Siçan VİYANA, 518 m 18.20 Piyano refakatile taganni, 19: Müsa- habeler. 19,301 Danimarka usulünde yeni cim- mastik baklernda. 20,10: Hafif musiki. 2205: Filbarmonik konser (R. Straus'un yeni eserle- rinden). 23,301 Dans plâklre. MİLANO » TORİNO - FLORAN. 18,15: Bando mızıka, 2025: E haberler. — Plak. 22,50; Oda m Dans plâkları. Muhteli mersken, 23: Habarl ' ani ve musiki, 2028; Eenehi W- 21 Haberler — Tayanai — BÜKREŞ, 304 m. 18: Cazbant, 19,20: Dans mu, 20: Ders. 21; Konser. man sarkıları. 22,20: Karısı BRESLAV, 325 ma. Memi? Kongreye davet Eyüp İdman Yuvasından: Görülen lüzum üzerine fevkalâde | olarak köngremiz 20 - 10 - 933 tarihi- ne müsadif cuma günü öğleden evvel anat 10 da Fıkaraperver sinemasmda aktedileceğinden bilümum mukayyet azanın teşrifleri rica olunur. RUZNAME: Memlekete daha müfit olmak için muhitte vahdeti temin gayesile bir ş$e- kil almak ve İdare Heyeti intihabı, Eyüp İleri Spor - Bozkurt Klübü ri- yasetinden: Idare Heyeti 20.10.933 cuma günü bir kongre aktine lüzum görmüştür. Eyüp Fıkarapetver sincma binasında yapılacak bu fevkalâde £ toplantıya bütün arkadaşların teşrifleri rica olu- nur. RUZNAME: Muhit gençliğinin memlekete en zi- yade nafi olabilecek şekilde toplulu- Eunu temin yolunda klübün alacağı yeni şeklin tayin ve tesbiti. nekşe. Vanlı. Papaslar mırıldandılar. Ermeni tercüman işaret etti: — Gelsin. Ermenidir. Molla z8- de Kâmil kızı Menekşe değil, On- nik Manoleyan kızı Viyoletti k Zavallı Menekşe, ne mini mini kızdı. Kıvır kıvır saçları, sahiden Menekşe gibi gözleri vardı. Halil Efendi bir kaç defa çağır- dığı halde meydana çıkmadı. Nerede göremiyorduk. Ermeni tercüman kızdı, bağırdı: — Saklamayın. Hepinizi alırız mantoyu aldık ya. Sen ona 2 Hanım geldi. Üzerinde Kokarca tüyünden öyle bir pi Ve a in Talep Kabul Sa © Reddo- ve büviyeti olunan olunan mümtaz lunan 1 — Hazine 30 65 30 65 © od 2 — Salamon Yuda Kohen ve şirketi: Sltanhamam Ba- i : kırcılar caddesi No. 92 325 4 24 15 b 8ı 5 3 — Isak Ergasi ve birader- * leri Sultanhamam No, 125 332 00 332 00 & 4 — Handili Ef, vekili: avu- kat Ferit Davut Bey g4 39 9439 6 1632 44 1551 19 8ı 3 miştir. nur. la ofrattan sevkiyat 20 - 10 - 933 cuma gi şubede toplanacaklardır. ir buçuk senelik efrattan 316:325 bakayaları ve 326 doğumlular iki sene- Hik efradın bilcümle sınıfları 316:326 bakayaları ve 327 dahil olanlar. Deniz ve jandarma 316:327 baka- yaları ve 328 dahil olanlar. ... Usküdar askerlik şubesinden: 1 — 933 birinci teşrin ayı zarfın. da aşağıdaki şekilde askere celp ve sevk başlıyacaktır. A — Piyadelerden. 316 ilâ 325 ba- kayasile şimdiye kadar her hangi bir s6- beple sevkedilmiyen 326 doğumlular. B — İki senelik efrattan yani, top- çu, süvari, nakliye , muhabere, ölçme muzika, ve demiryol: tınıflarile hava sınıfma mensup (olanlardan 316 , 325 bakayasile 328 doğumlular ve 327 do- &umlular. C — Deniz ve jandarma sınıfından. 316 ve 326 ve 327 bukayasile 328 do- ğumlular çağrılarak askere gönderile- cektir. 2 — Bu neferler 20 birinci teşrin cuma günü sast 10 da şubede isbati vü- cut etmeğe mecburdurlar. 19 birinci teşrin Meme 4 — İçtima günü olan 20 birinciteş- rin 933 cuma günü şubeye gelmiyenler bakaya muamelesine tabi kalacakları i- lânen tebliğ olunur. kamçısı ve trcümanın tekmesi ile içimizden biri eksiliyordu. Halil Efendi devam ediyordu. — Şakir kızı Ayşe, Erzurum. Boynuma sarılan Ayşenin nefes- leri tükenir gibi göğsü kabarıp ini- İsmi okununca olanca kuvvetile bana sarıldı. Tercüman haykırdı: — Nerede? Kurtulmak kaçmak imkânı yok- tu. Ayse: — Hakkını helâlet kardeşim, sonra. Ecnebi © zabitleri kırpaçlarını şaklattılar. Tabancalı asker üzeri- mize yürüdü Halil Efendi. -— Huriye Hanım, iş çıkarın başımıza! Diye yalvarıyordu. Biz de aramağa başladık. Niha- yet meydana çıktı. Zavallı Menek- bul şu kızı, kesilecek ta- | şe gece dolabının içine girmiş, dört kat olup çamaşırların arasına sak- lanmış. Tercüman Menekşeyi ince ba- caklarından kuş gibi tutup çekti. — Haydi, papas efendilerin ya- nma. Defter okundukça bir feryat kopuyor. Gözyaşı, çırpınma ve ni- hayet askerin tabancası, zabitlerin ne olacağımızı allah bilir. ili boyu, dalga dal ga sarı saçları, sırtında siyah mek tep önlüğü ile tabancalı askerin ö- nünde toz kanatlı bir kelebek gibi uçtu. İki papazın arasından bir ok gi- bi atladı. Kapıdan çıkıp kaçmak istediğini derhal anladım. Ayşe akıllılık etmişti.Ne kadar olsa biz- den büyüktü. Aysenin dalgalı sarı | saçlarını kapının aralığında bir sarı alev gibi gördüm. Kurtulmuştu. Ecnebi zabitler o kapıya doğru koştular. Sert kumandalar verdi- ler. Papaslar yanlarında sıkı sıkı muhafaza ettikleri kızları saçla" rmdan yakaladılar. Afrika ormanlarında... Korkunç pençeli kanlı dişi vabşi ! vanların zehirli muhitinde filme çekilmiş büyük bi ee Rİ Gİ Fettan... esrarengiz TALA BİRELL( Yeni yıldı ız ), tarafından. Başta ( Trader Horn Ak halde yi şiyeli filmlerin hepsinden üstün hakiki bir şaheser. 18 T: evvel Çürşamba akşamı GALA müsameresi o'arak ELHAMRA'da İstanbul Birinci İflâs Memurluğundan: Müflis J. Yakumise öö'.slaçz! tara defteridir. Müflis manifatura tüccarı J, Yakomis masasma müracaat eden dört 16332 lira 44 kuruş olup bundan 1551 lira edilmiş ve bir alacaklının alacağından kısmen olmak üzere 81 lira 25 kı sin defterlerine nazaran teslimat vukuuna binaen reddedilmiştir. Kabul caktan 30 lira 65 kuruşu mümtaz olup 1520 lira 54 kuruşu altıncı sırayı © Tasfiyenin basit şekilde icrası hakkında evvelce verilen ve ilân karşı alacaklılar itiraz etmiş olduklarından başka merasime hacet kalmadan sin mevcut malları tasfiye olunacağı beyan ve işbu sıra defteri tebliğ v 3 — Nakdi bedel vermek istiyenler | kadar ve- | bir kad Matbuat kong Istanbul Matbuat Cemi İstanbul Matbua! he; nü saat 14 te Cemiyet tima edeceğinden uzanın & olunur. Milli Tıp kongre Beşinci milli Türk Tıp konf nasebetile Ankarada açılacs! milli müstahzarat sergisine nir bütün tıbbi müstahzarat fi iştirak etmektedir. Sergiye | Tilliy asr ümdesi MİLLİYET ABONE ÜCRETLE Türkiye için LE ye 19 — ayağı Gelen evrak geri verilmes.— geçen 10 kuruştur — matbaayı işler için i racaat edilir. Gazetemiz ilknlari liyetini kabul etmez. BUGÜNKÜ HA Bu gün hava e bulutlu ve metlerinden rüzgirl olarak 15-10-033 tarihinde hava tesyi Timetre, en fazla sıcaklık 20 dı sıcaklık yedi derece idi, Ne yazık. Ayşeyi yak: Bir dakika sonra iki t8. askerin arasında Ayşe nakları pençe pençe olm riye girdi. Ecnebi zabitlerin başı veren uzun boylu, mavi Gözlerine baktı. Sonra bir şeyler mırıld Ayşeyi iki asker zab na aldılar. Papasların yüzleri kar? cümanm sesi yavaşladı, İ&; lardığı belli idi. Halil X rum. p e titredi, gözle” Papaslar mırıldandılar? a — Ha; den olacak. Gel. — Bir saniye kendimi K* çar

Bu sayıdan diğer sayfalar: