1 Temmuz 1935 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 12

1 Temmuz 1935 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Hint Denizlerinde Türkler Firl Relş - Yazan : M. Turhan Murat Reis - Hadım Süleyman Gücerat Hükümdarı Nelerle Uğraşıyor aü Portakal Çiçeği — Yine mi portakal çiçeğini düşünüyorsunuz Ulu Sultan 7? — Evet, onu düşünüyorum. Tahtımı unutap onu düşünüyorum, bahtımı unutup onu düşünüyorum, Tanrımı unutup onu düşünüyorı — Değer mi Ulu Sultan? E boyu bir çiçek, hem de bize yabancı bir çiçek. Bilinmeyen u gibi tanılmıyan çiçekten de kâ- çınmak gerek, Gül olur, yap: rağında ağu yaşar. Portakal çi- çeğinin de sizi hasta yapmasın dan korkarım. — Öğüt yeri değil Ru- mi. Gözümde hep o çiçek yaşıyor. Kulağımda onun sesi, burnumda onun koku- su, yüreğimde onun ateşi var. Ben bu çiçeği göğel- me takmazsam ölürüm, — Sizi sevmeyenler, çe- kemeyenler ölsün. Bir çiçek için candan mı geçeceksl- niz ? — Doğrusu bu sözü size yakıştıramadım, — Canan için can feda etmek aşk dininde farz- dır Rumi, — Ben o dini tanımadım Ulu Sultan. Kıpkızıl dinsizim. Bana ilkin can, sonra canan gerek. Böyle —konuşanlar Gücerat Sultanı Bahadir. Şah ile onun birkaç yıldanberi kendine vezir edindiği Osmanlı Türklerinden Sefer Rels idi. On altıncı asrın ortasında yazısız bir roman hayatı yaşayan Sefer, bir Iki bin Türk ile yüz binlerle Yemenliyi yenmiş, Zübeydde hükümdarlık sürmüştü. Etanbul, Türk gücünü kendi / hesabıma kullanan bu yiğit adamı gidermek İstedi, Yemene asker yolladı. Sefer de bir iki yıllık beyliğini bırakıp Gücerat - top- raklarına geçti, Ruml adını takı- narak o Ülke hükümdarına vezir oldu. Yemende saltanat süren Seferin Ahmedâbâd şehrindeki vezirliği de — sultanlıktan — ayırt edilemezdi. Çünkü GSöz onundu, hüküm onundu. Nitekim Bahadir Şah gönlündeki aşk için bile ondan yardım dileyordu. Fakat “ Portakal çiçeği,, diye anılan kadın kimdi?.. Gücerat Sultanlarının en — güçlüsü, en tanılmışı olan Bahadir Şah, ne yüzden bu derece aşka kapılmıştı? Ötedenberi bilinen, görünen bir Rkakikat vardır: Kadın başları tac önünde — eğilirl. — Huükümdarlar sevmiş olsalar bile ağlamazlar, inlemezler. Belki ağlatırlar, inle- | tirler. Halbuki Bahadir Şah, S fer Relse söylediklerinden an- L aldığı Üzere, ucınacak bir du- remdadır. Yanıyor ve yanık yanık | sayıklıyor. Okuyucularımı Üzmemek - için hemen söyleyeyim: Portakal çiçeği, bu hikâyenin doğmaya başladığı günlerde Hint denizini ellerinde tutan Portekizlilerin Gücerat kı- yılarında bulundurdukları büyük bir filo kumandanımn, Emanuel Dö Suza'ım kızkardeşi “Jan,, dır. sel dö Suza, Lir elça- bukluğu ue Diu adasını ele geçirmiş ve oradan Gücerat topraklarına ayak atmayı tasare lamıya başlamıştı. Gücerat ülkesl Hindistanın bir yanıdır. Portekiz- liler, adı henliz dillerde gezmekte ve altın, elmas, gümüş diyarı tanılarak ağız sulandırmakta olan Amerika — gibi Hindistanı da inciden, zümrütten, yakuttan ya- pilmiş bir. Ülke sanıyorlardı. ve buralarını sağdan, soldan sararak ele geçirmek istiyorlardı. Emanuel dö Suza, işte bu yaman ülkenin bayrakdarlarından biri idi. Ancak Hindistan ve Gücerat o sırada Türk — kanı taşıyan — hükümdarların — Idaresi altında bulunuyordu. Onları Ame- rika yerlilerinin başında bulunan biçareler gibi bir avuç luzla, bir tutam mavi boncukla - uldatmak mümkün değildi. Harp gemilerini karada — yürütme, de imkân yoktu. O halde düşünülen işi başarmak için başka yollardan yürümek ve söz gelimi Hint tike- sindeki küçük hükümdarları biri- birine düşürmek, en güçlülerile dostlaşıp onu boğuşanların Üze- rine saldırmak, bu suretle bula- nacak suda balık avlamak lâzım- geliyordu. Emanuel dö Suza, kendilerinden | sonra oralara gelecek ve kendi- lerini atacak olan İngilizleri de imrendirebilecek bir biçimda işe sarıldı, Gücarat — topraklarıada bir fitno ocağı kurup olanca ustalığile onu kaynatmıya girişti, Diu adasını beş on top ki- maş, birkaç güzel kılıç ve bir iki yakışıklı halayık vererek Bahadir Şahtan sözde kiralamıştı. Fakat ada üzerinde yaptığı İstihkâmlar, kaleler bu naz.k kira orayı benitasediğini apaçık gösteriyordu. LArk & ver| SON POSTA Temmuz 1 - —- Şilt Maçlarının Dömifinali | Baştarafı 9 uncu yüzde | vinin müdafaaya verdiği pas Mu- zaffere kadar geldi. Küçük bir pasla Şerefe giden top otuz. yar- da kadar bir mesafeden 26 1ncı dakikada Vefa kalesine girdi.. Oyundaki gayretl serclmayan Vefa topu Beşiktaş kalesi önünde dolaştırdığı bir sırada korner hattı Üzerinde Feyzinin bir hatası tehlikeli bir firikike — maloldu. Otuzuncu dakikada — Hakkıdan Şerefe geçen bir pas ikinci defa Vefa kalesine girdi.. Hâkim bir oyun çıkaran Ve- fanın iki gol yemesine tağmen yaptığı bütün akınlar güzel kom- binezonlarla geçiyordu. Kırkıncı dakikada Beşiktaşın üstüste çek- | tiği şütlerin birinl direk bir diğe- rini de korner kurtardı. Kırk üçüncü dakikada Vefa sol açığının ortaladığı top mer- keze oradan sağ içe geçti. Kaleci | ile karşı karşıya kalan oyuncunun güzel bir şütü direğe çarparak geri geldi. Tekrar vurulan top yükseklerden dışarı gitti. Beşiktaşın hücumile başlayan ikinci devre Hakkının güzel bir şütile lik dakikada hemen bir tehlike yaptı. Pek az sonra hâki- miyeti temin eden Vefalılar o kadar canlı ve kuvvetli hlücumlar yap- mağa başladılar ki Beşiktaş kalesi önünde her akınları başlı başına tehlikeli dakikalarla geçiyordu... Pek acemi bir oyuncu olan sol içlerinin ayaklarına takılan top her — defasında — tam tehlike merkezi önünde toplanıyor — ve gelişi güzel — vurulan top da rasgele oraya buraya gidiyordu. Yirmi beşinci d a sağdan sola, ayaktan ğa dolaşan top Beşiktaş kalesine ancak ofsayt olarak girdi. Tam bir dakika sonra aynı şekilde Beşiktaş kale- sine girecek yer arayan top bizi bulmuş glbi Beşiktaş — kalesine girdi. Bukadar mücadeleden son- ra iki bir vaziyete giren Vefalı- lar gayretlerini okadar çoğalttı- lar ki Gazinin kale içlerine ka- dar götürdüğü topu — hafif bir vuruşla direğe — sürtünmeseydi oyunda beraberlik temin edilmiş olacaktı. Son dGakikalara kadar Vefanın canlı ve hâ bir oyunu maçın ikinci devresinde büyük bir heye- can doğurmuştur. Dört | Baştarafı 9 üncu yüzde | redite ait olan dünya rekorunu kırmak suretile bütün dünyaya kendini tanıtmıştır. Iki hafta sonra Almanyanın Şarlotenburg — stadında — meşhur Finlândiyalı Nürmi ile — İsveçli Vide karşı 1000 metre koşan doktor Peltzer dünyanın en bi- yük iki kaşucusunu geride bırak- mak süretile bu müsabakanın da dünya rekorunu elde ederek büyük bir şöhret kazanmıştı. Ay- nı movsim içinde Pariste Kolom- bo stadında Fransızların en büyük koşucusu Sera Morten ile 1000 metrelik yarışta — ortalığı kasıp kavuran Âlman — şampiyonu bu mesafede de bir dünya — rekoru yaptı.. 1926 yazında — parlıyan Peltzer 1928 Amisterdam olimpi- yadında Almanların 500 ve 800 metrelerde yegüâne yıldızı idi. Amisterdam olimpiyat müsa- bakalarında doktor Peltzer 800 metrelik yarışın Dömi finalinde dördüncü olduğu için finala gide- meden müsabaka harici — kaldı. Bu müsabakanın — nihat koşu- laşunu — bizim — gibi — teribln« den — seyreden koca — şampl- yonun çok Üzüntülü olduğu ve Memlekette Futbol ( Baştarafı 9 undu sayfada ) Izmitin kurtuluşu münasebe- tile halkevi tarafından konu'lan kupa maçı için Akyeşli ile Idman yurdu arasında yapılan dostluk maçını, idmanyordu 2-3 kazandı. Akyeşil bu münasebetle Gölcük- ten getirdiği altı oyuncu ile ta- kımını takviyo etmişti. Bunların arasında Vefalı Hasan Fehmi de vardı, Eski sporculardan Fruzanın idaresinde cereyan eden oyunda ilk sayıyı 161ncı dakikada Ak- yeşil, az sonra bocalamıya baş- ladı, Bu suretle 25 inci dakikada Idmanyurdu beraberlik — sayısımı kazandı. 3düncü dakikada ikinci göolü, az sonra Üçüncü golü yaptı. Ikinci devrede Akyeşil daha iyi oynadı ve penaltıdan bir gol attı. Ergenekon takımt Uşşak, (Hususi) — HY34-935 Ilk maçları devam ediyor Son hafta | Ergenekon takımile Turan arasında yapılan maçta Ergenekonlular 8-5 galip gelmiş'erdir. Sporcularımız bu hafta İzmire gideceklerdir. % noksan * Toyuncusile Vefanın — gösterdiği gayret kaydedilmiye değer bir muvaffakiyettir. , Beşiktaşı Mehmet Ali, Hüsnü, Nuri, Faruk, Hasan, Feyzi, Hayati Hakkı, Muzaffer, Şeref Egşref. Vefa: Şevket, Saim, Hüseyin, Yahya, Sü'eyman, Münir, Mustafa, Lüfi, Gazi, Enver, Cemal: maçı Galatasaraydan Suphi idare etti. Spor Âleminde Müessif Bir Hâdise | hazin hazin oturuşu hâlâ gözü- mağlüp ederek Amerikalı Tetme- | mün önlündedir. Amisterdam olimpiyadının ld- man sâhasında müsabakalardan bir gün evvel antrenörümüz Aleks Abrahan bir münasebet bularak beni doktor Peltzerle tanıştırdı., Pek lâkayt bir surette elimi sıkan dünyanın bu en uzun boylu atleti benim Peştede Macar şampiyonu Barşi ile yaptığım yarışı duyunca pek uzun boyu ile yukarıdan aşağı benl bir haylı süzmüş, sonra elini cebine sokarak avucun; doldurduğu başlamıştı. Doktor Peltzer Almanyayı atlatizm âleminde birçok yarışlar« da muvaffakiyetle temsil etmiş, Avusturalyaya yaptığı uzun bir “seyahatte büyük zafer kazanmıştır. Elyevm beden terbiyesi mekte- binde hocalık eden doktor Peltzer mugayırl âr ve haya hareketten dolayı mahkemeye verilmiştir. « Romanyalı Atletler Gelmediler Dün şehrimize geleceklerini beklediğimiz. Ramanya atletleri son dakikada Galatasaray kulü- büne — çektikleri bir — telgrafia pasaport işi yüzünden gelemiye- ceklerini bildirmişlerdir. Romanya atletlerinin Istanbulda yapacakları müsabakaların önümüzdeki pazara yapılması ihtimali vardır. 7 Temmuzda yapılacağı ilân edilen İstanbul birincilikleri, Ro- manvyalılar geldiği takdirde tehir edi.ecektir. İstanbul birincilikler! bu suretle 13 ve 14 Temmuza bırakılacaktır. Bir Tenis Maçı Ve.. Bir Düello Daveti Paris, 30 (A.A.) — Şeref jü- risi, tenisçi Borotra ile Jurnal ga. zetesinde yazıcı B. Didye-Pulen arasında yapılacak düelloyu ü« zumsuz bulmuştur. B. Didye-Pulen, tenisçi Borotra için tahkir edici 'bir yazı yazmış ve bu yazıya borotra acı bir ye- kilde cevap verdiğinden Didye - Pulen tenisciye şahitlerini yolla. mıştı. B. Didyen - Pulen jürinin, Boretranın şerolini mevzuubahset- mek niyetinde olmadığını söyle- mişlir

Bu sayıdan diğer sayfalar: