11 Ağustos 1937 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6

11 Ağustos 1937 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

İki kadın 40 sene karı koca diye tanınmışlar Gençliklerinde sevdikleri tarafından aldatıldıkları için erkeklerden nefret ediyorlarmış, biri erkek kıyafetine girmiş, merasimle evlenmişler, tenha bir yere çekil- mişler ve bütün ömürlerini yan yana geçirmişler Hüdse — Rivierada Juan-les-Pins civa - rında olmuştur. Mahallede kom - şalarının en — ideal çift diye övündükle- ri, bir çoklarına ör - nek diye gösterdikle- ri ana, baba ve Üç kız çocuktan mü - rekkep bir ailenin iki ferdi de - birbiri arkasına ölünce, bun- lardan kocanın haki. katte erkek olmayıp, kadın olduğu ve 40 senedenberi de böyle yaşadıkları hayretle anlaşılmıştır. Hikâyeyi hm: Sene 1897 dir. Kamil isminde bir Fransız kızı Londradaki Fransız banka - larından birinde çalışmaktadır. Günler - den bir gün, banka arkadaşlarının biri - nin vasıtasile Skot isminde bir İskoçyah kızla tanışır. Daha görüştükleri andan itibaren her iki kızın kanları birbirine kaynar. Fransız ile İskoçyalı kızların, aşk hususunda talihleri yoktur. Sevmiş - ler, lâkin günün birinde aldatılmışlar. Ruhlarını derin bir hlcran bürümüş. Ma- zilerinde, böyle müşterek bir nokta bu- Junması, muhabbetlerini bir kat daha arttırmış, hatıralarını tazcledikçe erkek- lere karşı nefretleri fazlalaştıkça, fazla - laşmış ve göyle bir karar vermişler: — Fırsat bulur bulmaz, bir daha ayrıl- mamak üzere birleşecek, ve tam manasile karı koca hayatı süreceklerdir. * O sıralarda Kamilin babası ölmüş, kendisine oldukça külliyetli bir miras kalmıştır. Para sayesinde, istedikleri kâ - Batları tanzim ettiren, kendisine — sahte bir erkek karnesi çıkaran Kamil, banka- dan da ayrılmış, ve satın aldığı erkek el- biselerini giyerek Skotla birlikte Rivie- raya gelmiştir. Bu oyunda, Kamil erkek rolünü oynıyarak Mösyö Bertin ismin! almıştır. Rivierada, usulü dairesinde Bak 'yan Skotla evlenen, Mösyö Bertin, Juan- les-Pins civarında bir ev tutmuş, ve sözde karısile engin bir saadet içinde yaşamıya başlamıştır. Altı sene içinde nur topu gi bi üç tane kızı da olmuştur. Bittabi bu kızların, fakir ailelerden satın alınma, ü- vey çocuklar olduklarımı takdir edersi- Müuhitlerinde ciddiyetleri, birbirlerine karşı olan sevgileri ile maruf olan Bertin allesini ziyaret edenlerin hemen hepsinin kadın oluşu, hiç nazarı dikkati celbet - memiştir. Bertin; ne mahalle kahvesine çıkan, ne de erkeklerle haşir neşir olan takımın- dan değildir. Buna rağmen gene herke- se kendisini sevdirmişlir. Bir koca, bir baba olmak bakımından da ideal bir in- san diye tanınmıştır. 40 sene bu hilelerini açığa vurmadan anlata « Okuyucularıma Cevaplarım Erzurumda Bayan (A. A.) ya: Erkeğin düğün bahsinde sizin kul- landığınız tâbirle «cöhrerdlik» etme- si nişanlısına karşı beslediği alâkanın küvvetine delâlet etmez, daha ziyade düşüncesiz olduğunu gösterir. Erke- Bin zevcesine kesesinin kuvveti dere- cesinde kıymetli bir hadiye almasını anlarım, yuvasını mükemmel döşeme. sini anlarım, bu sahada fedakârlık et- mesini anlarım, fakat üç beş yüz da- vwetli toplayıp saz, söz ve orkestra ile yüzlerce lira harcetmesi aklıma sığ- maz, bu yolda sarfedilecek her fazla para yeni ailenin dayanma kuvvetin- den çalınmış bir şeydir. Size tavsiyem CONUL İŞLERİ! !yıpyın aileye nihayet mukadder felâ- ket gelip çatmıştır. Anne ölmüş, bir sene anılan Mösyö Bertin de onu takip etmiştir. Ce- naze memurları gelip 0 gna kadar erkek diye bilinen ölünün bir kadın olduğunu anlayınca hayretten hayrete düşmüşler- sonra ideal koca ve baba diye dir, * maktadır. Keşan - İpsala şosesi mıyacağı söylenmektedir. » fomramamaz — ÜZ ” İnşaatta çürük malzeme kullanılmıyacak ade edilmiyecektir. fusca zayiat olmamıştır. karşılıklı bir anlaşma yapmak, sarfı mümkün olan para için en iyi sarf mahallini birlikte tayin etmektir, * Aydında Bayan A, C. ye: Mademki zararı olmıyan bir an'a- nedir, riayet ediniz, yenilik yapmak arzusu ile muhitinizde dedikodu u- yandırmayı makul bulmam., * Beyazıdda Eminbey — mahallesinde Bay B. P. ye: Çocuk yedi yaşına kadar mutlak su- rette annesinin ihtimamına tevdi edi- lir, Babanın sadece bir nezaret hakkı vardır, yedi yaşından sonra tâbi ola- cağı vaziyeti hâkim tayin eder, TEYZE Bertin, bıraktığı vasiyetnamesinde, ço- cuklarının evlenmedikleri takdirde bü- tün mirasa konabilecek'lerini bildirmiştir. Kamil avukatına bıraktığı hatıra def- terinde hayatının bütün safhalarını gü- nü gününe anlatmaktadır, karısınım, hâ- mile olmasını istedikleri zamanlarda u- zak bir köye çekildiğini, yüzüne makyaj yaptığını, sonra yanında başka yerden tedarik edilen yeni döoğmuş bir çocukla eve döndüğünü, bütün teferrüatile yaz - İpsala, (Hususi) — İki senedenberi a- melei mükellefe ile yapılmakta olan Ke- Şşan » İpsala şosesinin tesviyei turabiye - sinin noksan kalan kısımları ikmal edil- miştir. 'Taş fergiyatının bu sene yapıla- Aksarayda İnkılâp sokağında üst ka tı çöken ev hakkında belediye tahki - kat yapmaktadır. Bir çok evlerin inşa- ları esnasında çürük harç ve malzeme kullanılmaktadır. Bunun önüne geçil- mesi,için 1938 senesi bütçesine kona- gak bir para ile bir malzeme lâboratu- varı vücuda getirilecektir. İnşaat esna- sında kullanılacak malzeme bu lâbora- tuvarda müayene edilecekr, bu suretle çürük malzeme kullanılmasına müsa - Bir tramvaya yıldırım isabet etti Yediküleden hareket eden 54 nu - nıaral: Yedikule - Sirkeci tramvayının romorkuna yıldırım isabet etmiş, nü « Çivilenen köprü Eskimiş ayakkabı ile, eskimiş köp - rü arağında ufak bir ayrılık vardır. Bi- rinin altına çivi vururlar, ötoekinin üÜs- tüne, * Köprüye çivileri, sivri tarafları yu- karı olmak üzere çivilediler zanneden içini çekti: — Köprüde kazşıdan karşıya geçe - bilmek için tâ Hindistana kadar gidip fakirizm öğrenmek icap edecek. * Polis çivili kaldırımın geçeni yakalıyacak: — Çivilerden hariçte gitmenin ya « sak olduğunu bilmiyor musun? — Biliyorum bay polis. Ben de çi « vilere basa basa yürüyorum, — Çiviler nerede? Altı çivili ayakkabısını gösterecek: — İşte, ayakkaplarımın alllarında! * Bundan böyle sakın: — Köprü üstünde çivi kestim! Demeyiniz, kaldırımın çivilerini keş tiğinize hükmederler, * Evliya Çelebi eğer çivili köprüyü görseydi seyahatnamesine şu tarzda bir bend ilâve ederdi: «Şehri Stanbulda karyei Esved deni- len mahalden kudamülemin denilen ma halledek imtidat eden bir cisir vardı ki zerrin mıhlarla kaari behre mıhlan- mış olüp mıhlardan her birinin uzun- luğu üç yüz kulacı mütecavizdi ve bunlar tâdad edildikte bir milyona ba- Hiğ olurdu ki hazinei belediyeden üç yüz bin akçenin bu yolda sarfedildiği kuyudu defatirde mesturdur. Ve minel- garaip'> haricinden * Amerikalı seyyah hatıra deflerine yazacak: «İstanbulda bazan öyle fırtınalar ©- lur ki, fırtına tesirile kaldırım. taşları sökülür ve havaya uçar. Bunun önüne geçmek için belediye ekseri — yerlerde kaldırım taşlarını çivilerle yere çivile- miştir. * Otomobil! sür'atle geçti, yaya giden güldü: — BSenin de hakkından çivili kaldı- rım gelir! * — Cehenneme gider misin? Demişler, sormuş: — Aylık kaç? — Bana da: — Çivili kaldırımın dışından geçer- ? Miler, sordüm: — Cezası kaç? İMSET Köpek yerine Maymunla sokağa Çıkan kadınlar yeatlE <4 İngiltereace Kadınlar arasında yeni bir moda baş göstermiştir. Bu moda sokakta köpek yerine maymun gezdirmektir. Me. raklı İngiliz kadınları şimdi evlerinde kö- pek yerine maymun beslemekte, bu mas- kara hayvanı bütün huysuzluklarına rağ men sokakta gezdirmekten zevk almak- tadırlar, Bedbine göre SİNEMA Yazan : Salâhattin Enis Herkes birbirini itiyor. Bağıran — var; çağıran var, homurdanan var, Herkes gi- ge denilen bodur kulübeye sokulmağa uğraşıyor. Bu tehalüke sebep ne?.. Orada âbıhayat mı dağıtıyorlar?.. Hayır! Sine » ma bileti... Paramız elimizde; fakat vaziyetimizin bir dilenci vaziyetinden farkı yok. Sa « kinleri bağıran, çağıran, küfreden ve homurdanan bu âleme — cendere, hayır, girdap demek daha uygun düşer. Ben girmekten çoktan vaz geçtim; fakat bu girdap içinden çıkmak da, girmek kadar müşkül... Hele önümüzde bir musevi al- lesi var ki, mağamı iki insan genişliğin- de. Yüzü mosmar; burun delikleri — bir cins kısrağın burun delikleri gizi hızlı hizlı açılhpp kapanıyor. Be kadın, sen, bu cendereye cüssene, kıyafetine bakmıya - rak bile bile girdin, bu sıkıntı cezayı a - melindir, çek!.. Fakat beş yaşındaki ço -« guğunu ne diye buralara kadar sürükle- din. Zavallı kocan, kendisine yol bul - maktan âcizken, üstelik ayak altında e- zilmesin diye küçüğü de omuzuna oturt- muş, bu balile ohlıya poflıya yürümeğe uğraşıyor. Sağımdak| delikanlı yanındaki kıza o kadar sokulmuş ki, onların mülâsık bir hilkâat garibesi olmadıklarını anlamak için Ynsanın hayli ihtisas sahibi olması lâzım. Arkamdaki adam, bu vaziyete kızarak ©- muz başımdan sesini aşırdı. Yürüyelim!. diye bağırdı.. Her şeyin bir edep ve erkânı olmak lâüzım.. Güçbelâ kendimizi sinemanın içine at- tık. Benim ceketimin düğmesi kopmuştu. Karımın şapkasındaki tüyün yerinde yel. ler esiyordu. Oğlumun ise yeni çorabı boydan boya yırtılmıştı. — İşittik, işitmedik demeyiniz, ağam eğleniyor!.. Biz, gene bahtiyarlardanız, Hiç olmaz- sa bir ceket düğmesi, bir şapka tüyü ve nihayet oğlumun böydan baya yırtılan yeni çorabı gibi küçük küçük zayiat ve- rerek buraya girebildik, Bir sıra gözüm, deminki kadına ilişti. İki insan cüsse ve kıyafetinda olmasına rağmen vücudundan beklenmiyen bir hızla âdeta kuvvetli kırbaç yemiş bir to- paç gibi olduğu yerde fırıl fırıl dönüyor- du. Bırak işi yoksa olduğu yerde dön - sün, Tek dönse de bâağırmasa... Vaziyeti derhal anladık ;madam: — Pırlanta iğnem de, pırlanta iğnem!.. Diye dövünüyordu. Cezasıdır - çeksin demeğe hazırlanırken kadın pırlanta iğ- nesinin ziya acısı ve hincile küçük oğlu- na Öyle bir tokat aşketti ki, sesi tâ”kula- Hıma kadar geldi. Bir an müdahale ede- yim, dedim, Karım eteğimden yapıştı (Ko desinler Şahmeranın bağı var) kabilinden ben de kendi kendime söy - Tendim: — Ko desinler, dik.. biz de sinemada eğlen- Salâhaddin Enis İkmale kalan talebe için Eminönü Halkevinden: Evimizin halk dershaneleri ve kurs- Jar şubesi tarafından orta okül ve lise- Jerde ikmale kalan talebeyi yetiştir - mek üzere muhtelif kurslar açılacak - fır. Engele kalan talebenin nihayet üç gün zarfında Evimiz Sekreterliğine Ğneuth kendilerini kaydettirme - -Nikbine göre SİNEMA Yazan : İsmet Hulüsi Eskiden bir erkeğe benzerdi, hiç sesf çıkmazdı. Şimdi ise bir kadına benziyofi mütemadiyen konuşuyor. Sessiz zama * nında İçinde bir mabet süküneti olur * du. Sesli zamanında değişti.. Kadınlaf hamamı gibi oğulduyor. Eskiden #adına «sinematoğrafya» der * lerdi. Evvelâ «ya» sı düştü. Sinemat oldu. Sonradan toğrafı da düştü. Sinemâ kaldı. Ve nihayet «ma> sı eksildi. Kuş$ benziyerek «sine» oldu. * Şu sinema ne garip yer! Rejide hi çalışmamış rejisörü, göğe çıkmamış yıl * dızı, ve hiç operasyon yapmamış operâ* törü var. Projektörüsgemilerde yol gösterme * miştir. Perdesi pencereye gerilmemiştir. Ve nihayet salonu hiç bir zaman günef yüzü görmemiştir. * Eğlence mi arıyorsunuz? İşte sinemâ' 'Yağmurdah kaçmak mı istiyorsunuz? İ te sinema! Sizi yakalıyacak alacaklıda!! yakanızı mı kurtarmak istiyorsunuz! te sinema! Güzel kadınları karşınızda yâ* ri çıplak mı seyretmek istiyorsunuz? İş te sinema! Sevgilinizle başbaşa ki mi istiyorsunuz? İşte sinema! Velhi ne isterseniz isteyin, hepsini sinemad bulabilirsiniz.. Karınız saçlarının tuvaletini orada öğ renebilir, kızınız şapkasının modelini ©* — rada seçebilir, oğlunuz coğrafya dersini orada öğrenebilir ve nihayet siz er gönlünüzün — sevebileceği kadımı ora * da elde edemeseniz bile; vücudunun €f ince hatlarına kadar orada seyredebilir”* siniz. * Çehreleri birer fotoğraf camına ben * zetirsek sinemaya da fotoğraf banyösü diyebiliriz. Karatlıktan sonra lâmbaldf yanınca etrafınızda bulunanların hisle * rini yüzlerinden okumak mümkündür İşte yan yana oturan bir karı ile bir kü* ca.. Birbirlerine aksi aksi bakıyorlar.. BU bakışların manasını anlamak — kolaydıfi erkek kadına: — Sen de kadından mı sayılırsın, kadifi dediğin perdedeki gibi olur! Demek istiyor, kadın da cevap veri * yor: — Sen de erkek misin? Erkek dediğif perdedeki gibi lüks bir şatosu muntazafi döşenmiş odaları ve bankada milyonlari olana derler, 4 Başınızı biraz çevirin, ihtiyar bir ©” kek göreceksiniz.. Düşünüyor? Acaba şündüğü ne? Mutlak: — Ah, diyor, benim gençliğim olsaydıı hiç durmaz, perdede gördüklerimin caf” hlarının bulunduğu yere giderdim. Biraz ötedeki ihtiyar kadın dudaklari” ni kemiriyor, belli ki sinirli? niye sinif * leniyordur bilir misiniz? Perdedeki gördüğü yıldızın elbisesinit bir aynını da kendi yaptırmıştır. Ar giydiği zaman perdedeki yıldıza ben2€ * meyip rüküşe benzemiştir. Şimdi onu düşünüp kederleniyor. Kehnarda bir genç kızla bir genç erkek oturuyorlar, sabırsızlanıyorlar. — Onlarl niye sabırsızlandığını söylemiye bilmtti - (Devams 8 inci savfada)

Bu sayıdan diğer sayfalar: