31 Ocak 1938 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 5

31 Ocak 1938 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

1938 İzmir fuarı için hazırlıklar İzmir, Çrdu r"du çok güzel bir ()zd(:î et merkezimizdir | k’:’:lıg N yabancı, sadece güzel bir şehirle değil, Ez- n b_a—îlyan bir gençlik, çalışasını seven bir muhit | ir bayındırlık köşesile karşılaşmaktadır (Husust) — İzmir fuarının elektrik işlerini tanzim etmek üzere davet edilen bir Alman mühen - dis grupu şehri - mize gelmiş ve fuarın ışık plân « larını hazırlarma - ğa — başlamıştır. 938 fuarının elek- Yirik ve işık oyün - ları, şimdiye ka - dar memleketi - mizde görü yen bir ta | pılacaki grupunun h. projede şunlar vardır; Kültürparkla ladığı de, deniz suyun . dan istifade edi . lerek ziyadar su la: fışkırması temin edilecek ve bu ışıklı Güzel Ordu'nun umuml manzaram ., — Ordu, Karadeniz İş şehirlerin gerçek birisidir. Sevimli - bir manzarası var fan hayli nasibini al - Ordu gençliği de tam mâna cak kanlı. Çalışıyor, çalışmaktan zevk alıyor. Kültür işleri yolundadır. Spor gibi Yolla; edebiyata, edebiyat gibi de san'ata me- | " Sti eli Unfazam cad -İrak vardır. Halkevi, Valinin bizzat| ft NYn '€ri, yüksek tepe -| gösterdiği alâka üzerine büsbütün fa 'a doğru serpili be -|al bir devreye ştir. Bu yıl muaz Üzerinde çok iyi|zam bir halkevi binası da kurulacak - Çare ki, bu cazib|tir. Bu binanın, Türkiyenin en mü - laca İticik ;îşp""*df* tanın -| kemmel halkevleri binalarından biri an vahati şimdiye ka- | olacağı anlaşılmaktadır. Ana dadde ü - zerinde ve deniz kıyısında kurulacak olan bu bina, deniz sporları mahalle - rine, muhteşem kütübhane salonlarına varıncaya kadar her türlü şılayacaktır. Yeni halkevi müzdeki Cumhuriye dar inşa edilerek küşad resmir yük tören akşamı yapılmasına çalışı - Tacaktır. Orduya gelen yabancı, yalnız gü » |zel bir şehirle değil; heyecan taşıyan bir gençlikle, çalışmasını seven bir mu hitle, her türlü konforu haiz bir ba « yındırlık köşesile karşılaşmaktadır. O- telleri de muntazamdır. Hülâsa bu güzel vilâyet —merkezi ni sevmek ve ona ısınmak için, onun birkaç saat misafiri olmak kâfidir. Or- duyu sevmemek, güzelliğine karşı bir nankörlük olur. V. Ü. — 'ede Halkevinden ayrılmaktadır. şiddetli kışlar başladı bir kompozisiyon sularla reklâmları beş lisan üze aktır. Paraşüt kulesi, İzmir sımımdan en cazib bir kulen ük bir kısmını tenvir e - kabiliyette bir projektör konu - üzerine İzmir ir. Ne na başlanan ve içinde sandal acak olan sun'? gölden 45 | k fış « avuzunda -| bir şekil ve - su fonten lüminöze yeni rilecektir. Kültürparkdaki ağaçlar şıklarla tezyin çekler | . ©d | h Bu işi üzerine alan Alman mühen |dis grupu, —Dusseldorff 938 pa Jpayırnın — da ışık işlerini ya pacaktır. Malüm — olduğu — üze re bu panayır, işık bakımından Avru panım en cazib panayırıdır. İTİği y ı""!Lw Kiyen v Şehir Sürşı Bt emmeldir. — Suyu, kaynaklarından a - tertemizdir. Mağaza - “Eleh?ı fam mânasile mun * her : YİN vapurdan — şehre f' inda ışıkdan — ger - Şehrin azametli pa- İ? Saygı ve sevgi du- Cadde — ile kendisini Yeni Memleket hasta - Yünda bir iki kilomet - daha yaratmıştır. Hi her bulunduğu vi - AM eserler b B için ayrı bir Çalışmasını ve k B zamanda ba - ç;)l'l bilen bu szim sahibi işkan belediye le elele vererek Yeni Ordu Halkevinin falirlere yardımı Ordu (Hususü) — Halkevi soayal yardım gubesi fakir ailelere kömür yerine bu mın- | takada Kullanılmakta olan findik kabuğu dağıtmağa başlamıştır. Pakirler Walkerine ür vurmaz bunü almaktla ve dua ede| Sivasda desi, N İşİ asgar! lar cemiyeli - Küruldu A9 y aralar comiyeti kurul - T avcı Parti salonunda Eyetini seçmişlerdir. FMa kormutanı Tevfik ih ÇA Kimil Zoba, kâ - ekimoğlu, veznedar- e Mir Niyazi, tahsildar- (* ve Sadık seçilmiştir. bir sürek avları Sivas (Hususi) — Şehirde görülmemiş soğuklar hüküm — sürmektedir. Böylece bu haftaya kadar bir bahar havasında yaşamış olan Sivas, tam mâ- nasile karakışa girmiş bulunuyor, Yukarıdaki resim, Sivasda bir kış in'tibamı tesbit etmektedir. »»» ganaf, yakalanınca, bir daha ona esnaflık yaptırıl- muyacakmış... *«« Halkı en ufak bir şeyde aldatan., Hasan Bey — Peki ama, bu kararın tatbikından sonra yi- yeceğimizi, içeceğimizi nasıl Fuar için hazırlanan | Sarıkamış (Hususi) — Sayın prolesör ve saylavımız Mahmud Esad Bozkurd imtihanda talebelerine sualler — soruyor- muş, bir tanesine demiş ki: — Devletler, Boğazlar meselesinde te- zimize iştirak etmemiş olsaydılar, ne yapardık? Hukuku düvel imtihanında talebeler, bu sualin cevabını vermek için, hafıza- larını yormuşlar, okudukları kitabların satırları arasından sadre şifa verecek bir cevab aramışlar, her biri hukuk |lor söylemiş, fakat Bozkurdu kimse mem- dememiş, nihayet sayın prof rfine bastıra bastıra şu cevabı ver dları kapardik... Bımızı söylemek için Fakat acaba bu basbayağı saplanıp kalmak nasıl oldu? Ve buraları için, ba yağı olan bu hâdise İstanbullu, İzmirli hele Adanalı okuyucular için nasıl şey- «a. Unu anlatalım. | Oyuncak trenlere Erzurumdan bindik ve dar yolda rahvan beygir sırtında i şiz gibi yürümeğe başladık. — Etrafi Yer bembeyaz, etraftaki müyor, gök, o da mavi be bolmuş, o şasenin fa gelip geçmiş ol: arkadaş, telgraf direklerini takib ediyor: — Yol galiba şuradan geçiyor, dedi. Yani şese, o kadar dolmuş kı, yolun duvarı bile gözükmüyor. Erzurumdan kalktık, bir mülddet sonra Burası fena ti ler köy olduğu zaman, karları bura demiryolunu doldurmasına diye.. boynunu atlattınız mı? İş kolay, ondan sonra'emniyetle hayli yol alabi nuz. Güzergâhta en önemli durak yori Hasankale. Dağa doğru yükselen ve be- yaz karlara nazaran yüzde yüz kontras- yani çehresi siyah bir belde Doğu mınta indaki kazaların en büyüklerin- “İden. Meselâ Ağrının, merkezi olan Ka raköse vilâyetimizden de galiba büyük.. eski belediye reisi Zakir hayli umran e- stermiş, meselâ İstanbulda Maslaktaki asri mezarlıktan daha asri bir mezarlık yapmağa muvaffak olmuş. Ben henüz buralarda yıkanamadım ama.. herkes suyun tesiri Şifabahşasından memnun. Yalnız münevver arkadaşlar, bu kaplıcaların ıslah edilmesi lüzumun- dan bahsediyorlar. Herkesin gireceği 'n- müumi havuzlu banyoları da var, hususl datreleri de var. Bizim minyon tren alaca karanlıkta buradan kalktı. Hayli yol aldıklan g Horasana tren fıstıki! makam lerliyordu, biz de yattık. Kompartımanda dört kişi olduğumuz için kanapelere uzanmıştık. Bir aralık tren silkindi, ayak ucumda heybetli bir şahsın oturduğunu gördüm. Kalamı kal- dırdım. Yeni gelen yolcu gülüyordu: — Gördün mü başımıza geleni bey, de- di. — Hayrola. — Ben fen memuru Asım, katar git- miyor işte, bir saattir amelenin başında yol açıyorduk. - Şimdi ellerim dondu, biraz ısınmağa geldim. Dört, yıldır şu hatta neler çektiğimi bir ben, bir de Al- lah bilir. 30 santim karı, buranın ifadesile berfi tren ezip geçebiliyor. Kar küreme âleti de var, Fakat bir kere tren karı ezip te geç- ti mi işte asıl fenalık ondan sonra ba: lhyor, Lokomotif altındaki kariarı erlti. luyorlar. Artık arkadan gelen tren ray- ların u söküp geçemiyor. uru devam ediyor: — Şimdi kırk tane amele var. Önde yol açıyorlar, Lokomotif iki tane. Tekerlek- ler patinaj yapıyor. Makineler birkaç metre yolu katetmek için bakınız masıl soluyorlar? İstasyonun sağ tarafında ılıcalar var. | yor, su yapıyor, geçip gitti mi, o sular, tekrardan danuyor ve bu sefer de buz o- | Doğu mektubları: 2 Sarıkamış yolunda tren kara nasıl saplanır ? Lokomotif, altındaki karları eritiyor. Fakat geçip gitti mi busular donuyor, bu sefer daha fena, buz oluyor | Erzurum - Sarıkamış yolunda kara saplanan bir tren | Fen memuru, kompartımandan tekrar (atladı ve amelenin başına geçti Bereket, vagonda hayli odun vardı da |gecenin ayazında donmadık... Sabaha kadar karanlıkta hiçbir şey |görmedik. Fakat şafak sökünce, işin fe- eaati o zaman anlaşıldı. Biz de trenden Lindik, ve amelenin nasıl çatıştığını gör- ürekler, adamlar bellerine , boyuna karı - savu- rüp duruyorlar. Trenin retardını kabil kollar mâ- didiniyorlar, lokomoti? dü- ilerliyor ve metre metre c ge- z a ğ evi on rolünü ifa ediyor. Aşağı indik Ameleler tam 12 saattir kar açıyorlar (küreyorlar), birinin yanına sokuldum: — Daha yorulmadın mı arkadaş, de- dim ceksin, diye cevab verdi. Biz çalışmazsak siz gideceğiniz yere — vara- mazsınız ki! Sonra biz sıkı çalışmağa mecburuz, yoksa donarız. Bak 12 saattir, kar içizide Adamcağızın yüzünden, ensesinden, sırsıklam olmuş, elbiselerinden — buhar duman çıkıyordu. Bıyıkları donmuş, ça- rıkları, dolakları kardan bembayaz ol muştu. — Gündelik ne alıyorsun? 60-70 kuruş, yüz kuruş ta aldığımız oluyar. Şimdi köylerde iş yok, biz de yol- da çalışıyoruz. Geceleri çift auyoruz. O boyuna kazıyordu. Lokomotif makinistinin yanına dim. — İşiniz zor dedim. Bu da yaşamak mı?... dedi ve kurü ni çaya banıp yemeğe başladı. vi Meğer bu kadar didişme matifin Mmazutu da bit zim lokomotifler mazutla ( tıkamışlan, bir yardım treni çıkarılmış, © da geldi ve bize mazutumuzu verdi. O da yolları aça aça geldiği için, artık |rahat gidebilirdik... Gerçi 10 kilometreyi MA saalte aştık. Fakat... 2000 küsur rakı- munda, Türkiyenin oğuk — mıntaka- sında, yolların nazıl açıldığını, tren yol- culuğunun ne olduğunu da gördük. Pravaltıya doğru güzel ve eşsiz çam ormanlarının güzelliğini temaşa edem m. WAr neticesinde İken, biraz dinlermeğe fırsat bulan fen memuru anlatıyordu. — Ruslar kışın bu hattı iş, biz de bir iki sene evvelsine kadar letmiyorduk. Fakat iki senedir işi z. Böyle zorluklar, mevsimin günlerinde oluyor. Şimdi artık rum - Sarıkamış hattını kesm işletmezler. bast Erzu- ceğiz. Bu tcenler geç kalarak yerlerina gider- , eği bize bir buz kırma, bir kar akinesi de alır verirse, o za- te kalmayız. Hele şu bizim şimendifer Erzuruma gelsin ve Karsa doğru bir yol alsın, ana hatla bir iltisak edelim, o zaman görür sün... Bu müşküller hikâye gib gelir... BMustaja Puad dare üreme man g

Bu sayıdan diğer sayfalar: