23 Ocak 1939 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 8

23 Ocak 1939 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Galatasaraylı bir oyuncu Beykoz kalesine Futbol dü SON POSTA n gene sönü 00 0 k ve cansız bir gün geçirdi Birçok oyuncular yerli yersiz sahadan çıkarıldı Beşiktaş Hilâlin karşısında ancak birinci haftayımda üstün oynadı, Galatasaray Beykozu güçlükle yenebildi bir gol attıktan sonra topu ağlardan alıp çıkıyor Lig maçlarına dün üç sahada devam e- dildi. Havanın yağışlı olmayışı stadlara bir *o'ktar seyirci toplayabilmuşti. Günün €5 ınühüm maçı Galatasarayla Beykoz #- rasında yapılacaktı. Geçen hafta ancak penaltıdan kazanılan bir golle Hilâle ye- pilniyen Galatasarayın son manud ka - rardan pek sz mi gısında bocalayacağını ileri sürenler pek çoklu. Bilhassa Galatasarayın, Fenerbah- çe - Galalasaray maçının arifesinde ya - pılan ve oldukça ehemmiyetli oOolar bu maça hangi kadro ile çıkacağını merak ederler de bulunuyordu. Maçın tafsilâtına geçmeden evvel san- ki birbirini tamamlamak için verilen iki yanlış karardan tekrar bahsedeceğiz: Son gelen haberlerden öğrendiğimize if Vekâletinin mekteblileri de çalıştırmamak için ver- kararın beden terbiyesi u » lüğüne mal edilerek şümul. pimizin omalümudur. Bu n bir çok klübler sarsılmış, bir çoğu spor sahasından çekilmek kalmıştır, Bu hal seyircilere de sirayet etmiş, her üç stadı dolduran spor meraklılarının her | de hafta biraz daha azalmasına sebeb ol -| muştur. Futbol Federasyonunun bilmem hangi maksudla hakemler dan sahadan çıkarılan oyunculara tatbik etmeğe baş- ladığı ceza sistemi de bu karara tuz bi - ber kalınca artık maçlar (o seyredilmeğe| bir oyun sistemi tutturmuştu. Galatasa-| Galatasaray - Beykoz maçından bir safha nd: Ee mahaile kızları, başları örtülü olarak mek'ebe gitmek üzere geçtiler Öbür köşeden, herzün ayni saatte mâ hallenin merh istismar eder kör dilenci, & ini kaka kaka, ku. lak tırmalayıcı ilâhisini tutturmuş, gö ründü. Kömürcüye bitişik Bedesteni Halim ağanın evinde çamaşır yıkam « yordu. Rânâ, bunu da, saka Şaban da yınm üstüsle gelip kırbasını boşaltma. sından ve kapı açıldıkçe etrafa yayılan yanık odun kokusundan anladı. Az çok farklarla, sokağın her günkü manzarası bundan ibaretti. Rânânm e- sasen bozuk cümlei asabivesi o sabah buna, bu basit veknasaklığa tahammül edemiyordu. Göğsünü deşmisler de, vü. reğini ağır bir cisimle bastırıyorlar sâ- Juruna hâkim olmasa, pen cereyi acıp da Âvaz vaz haykıracaktı Bu muhitte yasamaktan, daima bu manzarayı görmeğe maliküm olmaktan © derece ızbrab duyuvordu. Kendisine nefes aldırmıyan, uzun boylu düşüncelere vakit * bırakmıyan hizmetcilik hayatını tahassürle yade - diyordu. Konakta kalsaydı, yahud ki esasen kövünden gelmeseydi, ne kadar mes'ud olacaktı, Kocasının çok iyi bir adam olduğunu teslim ediyordu. Lâkin onu bir türlü sevememişti. Acıyordu; ve kendi ken. dine: — Yazıki diyordu. Başka bir kadın onu ne türlü bahtiyar edebilirdi.. lâkin ben?.. Nefsimi ne kadar zorlasam buna muvaffak olamıyacağımı hissediyorum. Taltin beni fena bir çıkmaza saplan- dırdı! İkimi” de bedbaht olduk! Bir aralık, şakaklarından alnına do; ru hafif bir ağrı duydu. Beş, on saniye de bir bevnine vuran bu ağrı asabın büsbütün bozuyordu. Koynundan çi - kardığı tülbendle başını sardı; şakak larını iyice sıktı, Bir acı kahve içerse iyi geleceğ'mi tahmin etti, Kalktı, Hür- müzün sütü ve bezlerinin suyu için eessir olan Beykoz ksr| zaruretinde | ya kü maçla hakemin de bunlara zamime- ten bâzı hareketlerini müşahede eden se yirciler, maçı büyük bir sinir buhranı çinde seyretmişlerdir. Ötedenberi favüllü oynayan oyuncu - lar hakemlerin ihtarlarına da ehemmi - yet vermedikleri takdirde oyundan çıka. | rılmaktadır, Futbol Federasyonu bir aydanberi ha - kemlerin bu kararlarına müdahale et - İmiş, bu gibi oyunculara en aşağı bir ây İboykot cezası tatbikine başlamıştır. Fut-| İbal Federasyonunun bu şekildeki müda-| ales sahada hem oyuncuyu hem de ha- müşkül mevkie sokmaktadır. Nite-| dünkü Galstasaray - Beykoz maçın-| nun açik misalleri bir buçuk saat- lik içinde pek çok kere görülmüştür. Seri oyun oynayanlar birer birer saha- çıkarılmış, sahada kalanlar da kenar- rkadaşlarının âkibetine düş- in ne yapmak lâzım geldiğini »stiremeden bir buçuk saati oracan ora- koşmakla geçirmişlerdir. Gelelim maçın tafsilâtına: Saat on beşi beş geçe hakem Ahmed A- in idâresinde oyuna başlandı. Rüzgi- karşı oynamağa mecbur kalan Bey - krzlular, Galatasaray kalesine kadar ak- tilar, bir müddet top Galatısaray kale « önünde dolaştıktan sonra sağdan inkişaf eden bir Galatasaray akını Bey- Koz kalesine kadar indi. Beykozlular sert | du. Oyunun ilk otuz dakikası karşılıklı akınlarla geçti. Otuzuncu dakikada sağ- dan gelen topu yakalayan (Galatasara- yın sağ içi Buduri takımına ilk golü kar, zandırdı, Aradan beş dakika geçmişti ki tekrar sağdan ortelanan topu kalecinin! yakalayamamasından istifade eden san - trafor Cemil Galatasaraya ikinci golü te min etti. Fakat bu çarpışma (esnasında Beykoz kaleçisi Kandilli sakatlanmış, e- yuna devam edemiyecek vaziyette bu -| Tanduğu için yerine Halid geçmişti. Bu esnada Galatasaraylı bir oyuncu - Ya favül yapan Beykozun sol açığı KA -| ! l tahsmmül edilmez bir hal almıştır. Dün'ray bir türlü hâkimiyeti ele alamıyor “|zım hakem tarafından dışarıya çıkârı - nca Beykoz dokuz oyuncu ile oyuna de! vam etmek mecburiyetinde (kaldı. Bir müddet sonrü bir Beykozlu oyuncuya ay ni hatalı hareketi yapan Galatasarayın beki Adnan da oyundan çıkarılınca Ga - latasarayda on kişi kalkmış oldu. Birinci haftaymi kismen Galatasarayın hâkimi - yeti alında ve 24 galibiyeti ile bitti. İkinci haftaymda Galatasaraylı Cemil| müdafaaya alınmıştı. Oyunun ortaları « na doğru favül yaptığı ileri sürülerek Ce mil de hakem tarafından oyundan Çi « karılınca her iki takım da sahada dokuz kişi oynamağa başladı. Otuzuncu dakikada kaleci Osmanın ka leyi boş bırakmasından istifade eden Ba hadır, kafa ile Beykozun ilk ve son go - Tünü attı. Pek az sonra şahsi bir hücum- İla Beykoz kalesine yaklaşan Necdet ta -| İkımına üçüncü golü kazandırmış oldu. | Her iki takımda da oyuncular münavebe ile yer değiştiriyor, yorulanlar geriye İ- leriye gidip geliyordu. Oyun bundan son ra hiç değişmeden Galatasarayın 3-1 ge libiyetile sona erdi. Beykoz takımı: Kandilli, Bahadır, Halid, Mehmed, Mus tafa, Said, Turhan, Galib, Şahab, Mik - rop, Kâzım. Galatasaray takımı: Osman, Lütfü, Adnan, Musa, Ekrem, Necdet, Buduri, Mehmed Salim, Nobar, Cemil, Beğil, İzzet Kolay Son Posta'nın Romanı :29 “Ah ne daima içinde ateş bulunan o mangalın durduğu yere kadar gitti, cezveyi sürdü. | Tam bu esnada | kapı çalındı. Rânâ - nın yüreği bopladı. Gene ondan bir ha- ber getirdiler san - dı: Belki o gün için bir davet. heyecân jiçerisinde, cezve . yi bir kenara çekip aşağıya koştu; ka - pıyı açti. Ufak bir çocuk kendisine, a ralıktan bir zarf w zattı, Rânâ, tıkanır gibi kısa bir buhran geçirdi. Mektubu al- dı, alırken de sor - du: — Seni kim yolladı? — Hamamcı Osman efendi. Rânâ şaşırmıştı. Kocası böyle vakit. siz mektubla kendisine ne bildirebilir. di? İçine tuhaf bir endişe geldi. Mek - tubü getiren çocuk uzaklaşmıştı. Rânâ, zarfı açmadan, bir müddet, elinde evir- di, çevirdi. Üzerinde hiç bir yazı yok- u, Bir mâna veremeden, köşesini yırt- . İçinden, altında üç, dört mühür ta- şıvan bir kâğıd çıktı. Bundan da bir şev anlıyamadı. Merak etmeğe başladı. Acaba ne idi bu? Telâşından, sokak kapısını kapamayı unutmuştu. Kâğıdın üzerinden bakış- larını ayırd'ğ: sırada, aralıktan, koca İl göbeğini sallıya sallıya, imamın geç - b emsiyeli! İmam katlanmış kâğıdı açn. mekte olduğunu gördü. Seslendi: — Hocafendi!, Hocafendi! İmam durdu, döndü, baktı. Kendisi. ni çağıran sesin nereden geldiğini ta- yin edince, karşıdan karşıya geçip, ka- pının dibine yanaştı. — Ne var, hemşire hanım? diye sor. du. Vakti şerifiniz hayırlar olsun! RânA, başının örtülü olmadığının far- kında bile değildi. O heyeti ile imama görünerek, kâğıdı verdi, — Kuzum hocafendi dedi. Bu kâğıdı demin bir çocuk getirdi, bıraktı. Güya bizim efendi göndermiş. Acaba ne İs. tiyor? Acele bir şey olmasın? Merak ediyorum. Sevabına okur musunuz? İmam, katlanmış kâğıdı açtı; bir kışın var, müddet üzerine göz gezdirdi; o mealine rttıla hasıl ettikten sonra, yutkuna yut- kuna: — Okuyorum, hemşire hanım! Vah, vahl, Neden icab etti, acaba?. Elhük « mülillah! Diye bir girizgâh yaparak, şu satırla- rı okudu: «Hâlâ tahtın. kâhımızda bulunan Fatma Rânâ hanımı bu andan itibaren talâki bayinle tat - İik eylediğimizi mü. beyyin işbu beyan - namemiz tahrir ve taktim kılındı. Fi 15 rebiülahır, sene 1298, Mühür: Osman Faik, Bin Hasan. Şühudülhal: Bakkal Ömer bin Yusuf. Diğeri, İvaz bin Sa - tılmış, bekçii mahallei Aksaray.» Rânâ gene de hiç bir şey anlamamış- tı. İmamın gözlerinin içine bakarak, sordu: — Yani? Ne demek istiyor? — Boş kâğıdı, hemşire hanım! Osman efendi seni boşamış. Kâğıdırı eline ve- riyor. — Sebeb? — Sebebini ben ne bileyim, evlâdım? Zevc ve zevce arasında tekevvün eden ahvale ağyar nice muttali olur? Bir kavga, falan ettiniz mi? Meyanenizde Galatasaraylılar Beykoz kalesi örn | Beşiktaş Hilâle karşı bütün birinci devrede yaptı Gİ Şeret stadında Beşiktaşla Hi e daki maçı Beşiktaşlılar 4 - 0 g9 bitirmişlerdir. Geçen hafta Galatasarayla ye. kalan Hilâl Beşiktaşın muhak&â$ mesi lâzım geliyordu. Bu maçın likle bile neticelenmesi Beşiktaş” piyonluğuna sekte verecekti, başi Oyuna Beşiktaşın hücumu tie ol dı. Daha ilk dakikalarda Hilâlin BES hasına yerleşen Beşiktaşlılar ri diyen Hülâl kalesini tazyik ediyiiyi On beşinci dakikada Feyziden Pİ alani Rıdvan çok yakın mesafede “ taşın ilk golünü kaydetti. Otuz ile kikuda Suldur Beşiktaşın golünü “8 çıkaıdı. Rıdvan kırkıncı dakiksğl yi ile üçüncü gol, kırk dördüncü © gi da Suldur Beşiktaşın — dördüncü p attı ve birinci devre 4-0 Boşiklaşi” Mibiyetile bitti, İkinci devrede Hüsnü sol açığ yaf beke. Suldur hafa (geçmişti Bİ golsüz neticelenmiş ve Beşiktaş 4-0 galib olarak çıkmıştır, Hilâl takımı: 4 Murad, Muammer, Akit, CevdfW eyt nel, Salim, Halük, Lütfü, Mustaf& mal, Beşiktaş takımı: M. Ali, Taci, Hüsnü, Bülend, se Ziya, Hayati, Rıdvan, Bedii, Sud ref, l Fener, Topkapı kalesine gol yağdırıyor yi Oyuna Fenerin sağdan akn ği dı. Bugün sağ açık oynayan M. (Devamı 10 uncu sayloPi, 4 ileri geri lâflar oldu mu? ENİ yi bir itaatsizlik, bir hürmetsizlik gf ?. İyi düşün, kendin bulu di bebini. Kadıncağız, başına bir varyozl! rulmuş gibi, mebhut duruyordü daha fazla kalmıya lüzum gö! rt — Meyus olma! Elmukndâef » # gayyer!. Takdir, Hüdadanl, M8” hel$i, talâk ta... yi? Diye mırıldanarak ayrıldı, devam etti, ; Rânâ, donmuştu. Bir heykel dp duğu yerde, dakikalarca kald yavaş yavaş merdivenlerden Yeri çıktı, Nazarları dalgın, muhak şı hissi hiç bir rabıtası olmadı » bu darbe ona ağır gelmişti. g* bu bir nevi hakareti, Kadınlık runa dokunuyordu. Kocasına ederken duymadığı hisleri, Şi yuyordn, Kendi suçu, gözlerini y den sil'nmişti. Nerede ise kesil bahatli çıkuracaktı, Kendi kef 1. ği yaptım?. Ne yap söylendi durdu. Sonra, yavaş yavaş aklı selin edince: — Hakkı var! dedi. Ettim Fakat şimdi ne olacağım? deceğim?, Bittabi, i'k akbna gele evi oldu. Oraya gidecek, in m Molla beye tevdi edecekti” şaşkın, odasına girdi. Dolabla”” açarak öte beri, ufak tefek €$? kardı, bir köşede duran sandiğdi risine rastgele tıkıştırmağı ni hayretle 129 nun bu yap Şazimenid, d - şyamı topluyorum. — Neden? — Osman efendi beni İbu evden gidiyorum. boşa” kası 96

Bu sayıdan diğer sayfalar: