25 Ocak 1940 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6

25 Ocak 1940 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

il 8 Sayin SON POSTA (7 KüLTUR MESELELERİ -J Mekteblerin (Vakit cetveli davası) devam ediyor Kâzım Nami Duru'nun Doktor Hayri Necati Ozbana cevabı Arnavudluğun (Tiran) kas. Şiz bir redifi sani mülâzimi id günlerim ser! sinde türkçe, coğrafya, tarih gibi dersleri unutmağa başladım. Taburum benı, tah- nurluğile (Berat) a gönderdi. Bu- işim, haftada bir muhasebecinin kar emekti. Boş günle - basında na- 1; 1698 de sleri a göstermiş olâcağım ki, mekteble ali nan mutasarrıf ile memleket ileri ge - lenleri «Dile benden he, dilersin?, de - diler. “| Maarif Veki yıldönümü şerefine mutasarrıfın üzerine, Berat rüşdiyesi liva idadisi ol - du, ben de buraya resmen ınyallim tayin edildim, Bugün Büyük Millet Meclisinde Trabzon meb'usu arkadaşım Hamdi oradan tâlebem: 19 Selânik mi oldu arkadaşım rahim Ne Nebizade ğe attı; 1904 te sinde (usulü defteri) mü Ali Canib Yöntem ile Ib- Di n oradan talebe ler. Gene ayni yılda Selânik sanayi tebinde hemdese ve fizik Birkaç yıl sonrada (1907) Fransız lisesinde, gene ayni yılda, son »| d radan İttihat ve Terakki mektebi adını a-| e lan (leyli ve nihari Ticaret mektebi) nde muallim'ik ettim. Meşrutiyet beni hem t olduğu için, ora rüştiye-| ne Büyük Millet Meclisinde p tedrisat müdürlüğüne beni lâyık görmüş olacaklar ki bu istizah suya düştü Naçiz şahsımdan bu kadarcık bahset - mek müte ruhumu rencide et kimseler, ikide birde as kaç satırı yazdım. Okuyucularımı rahat- sız ettimse kendilerinden af dilerim. Doktor Hayri Necati Ozbari bir yerde m yaptı iylüyorat Bir kere o yazımda böyle bir şey bunu nereden | çıkardığım amadım. iletile alâkam da dört yıl - danberi çıkartmakta olduğum aylık (Ye- ni kültür) adındaki terbiye mecmuası do- layısiledir, Sonra orada bulunan zatların hepsi meslek arkadaşımdır. «Bu progra- mı yapmadan neden İstanbula kadar üs- tad hekim raporu almak 2: etini ihti - yar ettiniz?» diyor. R tanbula gitme r. yoktur; or almak için İs- terbiye b ığından, İsta da, Avrupada nmış üstad hekim- ini sordum. Bi - ida nere- beni alâkalandı. iğum $3 » Vekâletinde hıf ne neden müraca; çünkü dokt. işer dakika teneffüs olarak, tah miştir. Sıhhiye Vekâletinin İe , bildiğime göre, yalnız ilk okul çocuklarını nazarı dikkate almıştır. Bunlar 7-12 yaşındaki socuklardır; dokuz saat uyum. ridir. Bunlar bile hasında, 8 de m Jmem, bu levhanın umumi çizgilerine dik- kat edildi mi? O, bir ders vakit cetveli Bildir, İ 13418 yaşları drasındadır ki çocuk, ar - İtik çocuk demiyelim, ilk genç, saat kadar, beş ders hepsi fikir dersi deği İveli yapılırken fikre, hi allük eden dersler tı Derslerin müddeti 50 dakikayi geçmez ve her biri o akikalık teneffüslerle ke- İsilmiş ve 3 üncü de ir. Ders vakit cet- bürekete ta - navüb ettir ştir. ç için saat 8 de başlar. yad. öğleden evvel beş der okunur, Bulgaristanda da her derecede © İkul'arda öyledir. Yalnız ötedenberi mel nesi olan memleketlerde, A Fransada dersi den sonra ver Çocuklarda ve pan şey vakit cetve me - lerde murmenağe ya | E ZİR İkintikânun 25 ARŞ Okuyuculara cevablar gm Şeker pancarından pekmez nasıl yapılır ? - Erikler neden kurtlanır? - Meyvasız ağaçları nasıl budamalı? lümen pancarı ziraatine başlan yanlar şimdi bol bol pancar pekmezi yi - İ yorlar, Fakat yeni yeni yayılan bu pan - İcar pekmezini bazı köylülerin becereme- İ dikleri görülüyor. Geçen gün konuştuğum bir tarımman İdiyordu ki: «— Biz köylülerin yiyeceğe verecek parası daima kıt olur iz ki, ner şeyi ken- şehirlilerin nor gördüğü kır otlarından bile fayd. İnirız. Pancarı kendimiz yetiştiririz de, şe- kerini bol bol yemeğe üz yetmez. Çünkü onu para verip almak lâzımdır. Bu sebebden pancar pekmezi bır çoğu - İsti rımız bu işin hünerini henüz kavrıya - İ Mutfak işlerine hem eli, here aklı eren İbir tanıdığıma sordum. O, pancar pek - |me muvaffakiyeti için bana, yapılı- Pancarı dilim dilim keserek tence - doldurursunuz. Sonra k kadar su koyup kayna ateşten zerini örte- arın niz İ b etm klüğünde İkiracağınız kömür par ıni bir torba urup, tenceredeki şerbeti bu tor - ““İbanın üzerine dökerek süzersiniz. Süzü -'ra bırakmak lâzımdı İlen şerbetin yüz kilosuna 3-4 kilo hesa- müddet bırakırsınız. Bu suretle dibine bir tortu çökerek üstünde duru bir şıra Yazan : Tarımman Şeker pancarından pekmez nasıl yâ- pılır? - Bağı, meyvası kıt yerlerde, şeker olması, köy- lünün gıdasın; çeşidlendirmekte hayli fay dalı olmuştur: Üzüm pekmezini bulamı « taraftan da kılık değiştirerek tâ gel senenin çiçek mevsiminde bir arı halinde dışarı çıkar, Bu arı (dişi - erkek) ç tikten sonra henüz çiçek halindeki m. İmini eriklere yumurtlar, Bu y dan hep birer kurd çıkıp meyvalara girer ve bildiğimiz zarar yeniden başlar. Türkçede bu böcüye Erik Talaş Kurdu derler, Fen dilindeki adı: Hoplocam Fulvicornis'tir. | Çaresi kolaydır: Mademki bu işi yapan İböcü meyvaların içinde yaşıyor. O halde yere düşen bütün çürük erikleri toplayıp yakmalı, Sonra her sonbaharda ağaçların İdibini belleyip toprağa karışmış olan | kurdları açığa çıkarmalıdır. Kışın hepsi İkörlenir, Diğer taraftan ilkbaharda eril ler daha çiçeği yeni silkmişler! üzerl rine (zehirli bulamaç) serpilmekle de bu cek 77* "muzu sahiden sardı. Gel gör ki kadınla - derdin önü alınabilir. Yalnız mücadeleyi il © civardaki bütün ağaç sahibleri yapma - lıdır ki, bir başka bahçeden arıların uçup gelmesine meydan kalmasın. Yoksa har- İcanan emekler boşuna gider. Bakımsız vir ağaç çevresindeki bütün ağaçları yeni - den kirletebilir. Meyvanz ağaçları nasıl budamalı? — Kışı pek sert geçmiyen yerlerde ağaçları sonbaharda budamanın bir mahzuru yök- tur. Bilükis böyle yerlerde erken buda - ban ağaçların sonradan daha güzel geliş- tikleri görülmüştür. Kışı sert geçe: nu fazla olan yerlerde ise bu işi ilkbaha- Yol kenarlarındı bahçelerde ve parklardaki ö bu- r öğleden evvel VE bile kireç tozu veya suyu katarak bir darken dikkat edilecek belli baş lar şunlardır: 1 — Rasgele şu veya bü dalı kesmiye müşirlik yaveri, hem de muallim olarak | <1“ hastalıklardan korunma levhala - : ların yüklülüğüdür. buldu. 1910 da Selânik Askeri rüşdiyesine |7:? Di gördüm ve biliyorum. Bu levhalar mız bu nakiseyi en az ha idir. Okutma u- girişmeden önce ağacı bir gözden geçirip Bu şırayı bulandırmadan başka bir ka-| hangi dalları nerelerinden kesmek lâzım fransızca muallimi tayin edildim; biraz et beni, arzuma rağmen, Se - İânik vilâyeti maarif müfettişlitine inha| etti. Nezaret de uygun buldu. Maarif mü-| fettişi olduktan sonra askerlikten çekil - dim, 1898 den 1910 a kadar askerlikten baş- ka muallimlik de eden ve daha mejru - tiyetten birkaç yıl önce Selânikte çıkan (Bahçe) mecmuasında pedagojik yazılar | yazan bir adamı maarif müfettişliğine |. yık görmemek doğru ise, Dr. Hayri N cati Ozbanın, benim asker! öne sür- müş olmada hakkı vardır. Beni Edirneden tanıdığını söyliyen bu zat (yüzbaşılıktan müstafi - müstafa değil - maarif müfetti- şi sıfatile) demekle ona 'iyakatsizliği göstermek istiyor. Ben bu vazileyi ken - dim âramadım, bana verdiler. 1926 yılında birinci Türkiye Millet Meclismdeki meb'uslardın bazıla- rı da benim eski askerliğimi öne sürerek Maarif Vekilini istizaba çektilerdi. Orta Büyük “Mtredi. Kadın onun cevab verme - sine meydan bırakmadan sözünü ekle- mişti: Şimdi namuslu geçinen bazı ka - dınlar bizimle âdeta rekabet ediyorlar. Bu eve bir çok kocalı kadınlar gelir. Onlar piyasayı kırıyor, biz zarar e - diyoruz. Tabif pars almıyorlar. zevk - kri için. Fakat bu yapılır iş mi? Gül gibi kocaları dururken. türlü erkek - İerle düşüp kalkıyorlar. OKocala - rının bir şeyden haberi yok.. Sonra bü kadınlar namusu, namusluluğu kimse - ye bırakmazlar. Pöh.. Ru da kendilerine vurulan damga zi ya. verilen sıfata bir isyandı. Niyazi ei yirmi sene evveli- men tedaisi içinde eriyordu. Ahlâk LER e sukut ediyordu Bütün dünya bir na - mus buhranı içindeydi. Şimdi harb ge. nu dünyası iktisadi buhrandan yaka - yı kurtarmış fakat ondan daha müthi- gine çatmıştı. Bu buhran birincişi gibi sathi değildi. Cemiyetin tâ iliklerine nüfuz etmiş. Cemiyetin nüvesiniaile - yi çürütmeğe başlamıştı. Kendisi bu - nun kurbanlarından biri değil miydi? Kim bilir. ne kocalar, ne erkekler ka - larını, kızlarını evlerinde, işlerile, güçlerile meşgul bilerek, müsterih ça » İkar, sekizde arasındaki mekteb çocuğunun sıhhatine sid olan vakit tevzi v ni bir mehi - yettedir. O levha çocuğu saat altıda kaldırı; tuvalet de kahvaltı etti riyor, sekizde mektebe gönderiyor. Altı- da kalkan bir çocuk, ne kadar dan gelirse gelsin, nihayet bir çeyrek süre cek tuvü'etile gene o kadar devam ede - cek kahvaltısından sonra saat altı buçuk- ta, haydi yediye çeyrek kala evdön çı - mektebde bulunur, Demek ki müdafaa ettiğim vakit eedvoli ğu sekizde dersine başlatmakla, Sıhhiy kâletinin levhasına aykırı harek miş oluyor. Yalnız levhada dikkate değer bır şey var: «9-12 mekteb, 14 tale». Bu demektir ki çocuk öğleden ön- ce üç, öğleden sonra da bir saat ders, bir saat de mütalea ile meşgu! olacak. İlk o- kul çocukları için doğrudur bu. Zaten de öyle yapılıyor; fakat 9-12, kırkar daki «Son Posta» nin tefrikası: İl tırıyor, yed t etme - bak nazariye- si.. devenin 'n taban: düz. beyaz a - yının niçin derisi kalın, (o gergedanın niçin boynuzu var?. Deve çölde yürü yecek. beyaz ayı soğuktan kendini mu- hafaza edecek. gergedan düşmanları - na karşı koyacak?.. Muhite göre uzuv teşnkkülü.. İnsanlarda da öküze ve gergedana has bazı muhayyel kafa çıkıntılarım tasavvur bu çağlarda fazlalaşmış bu - lunuyor. Ne garib cilvedir ki, tabiat boynuzu gergedana kendisini müdafan etsin diye veriyor da, insanlarda bu bi- Wikis kusur şeklinde tecelli ediyor. Hattâ Insanın elinden mü an Biye müdafaa silâhı - ğa çalı: İnsan da muhite yalnız maddi inti - bak etmez. Yirminci asır hacmi içinde şattığı İnsanları manen de kendisine Yaşıyorlar. yaşıyorlar. halbuki karıları onları, Darvin nazariyesi içine sokma - göre tadil ediyor. Çoğumuz bazan famızın üzerinde bir fazlalık himen | jSullerindeki bozukluğun da sürmenage İ yaptığı malümdur. Üniversite talebesi s edan bah- İsedemez; çünkü onlar mekteb talebesi gibi ders okumazlar, Profesör mua'lim de Bildir. Üniversitede talebe v İçoğunu seminarlarda, o lfboratı “İ geçirirler. Üniversite öğrenme değil, a » raştırma yeridir. Henüz mekteblikten | kurtulamadığı iddia edilirse ona mes'ul olanlar cevab versin «Sağlam akıl, sağ'am bedende bulu - nur - Mens sana İn corpore sani âtince İbir meseldir. Bunu söyleten tecrübe ve Jak selimdir, abet değil. Pen tabib değilim; fakat beş çocuk büyütmüş bir baba, on binlerce talebe yetiştirmiş bir muallim sürmenage denilen kafa yor - İ gunluğunun ne olduğunu, neden ileri gel- diğini bilmelidir, elbette, Çocuk tebibliğinin bile Kususiyetleri olduğunu, ber tababet içinde mekteb ta. (Devamı Ti inci da) yorsak. bu muhile intibak edişimizin slâmetidir. Eğer tabiat bize bu zalim istihzayı da yapmış. hayvanlarda ol - duğu gibi. insanlarda da bu muhite in- tibak maddi bir şekilde tezahür etmiş uzuvlanmış olsaydı, alçak yerlerden geçerken bazı nesnelerin çarparak k rılmasından mütevellid çatırdı bütün şehirleri gürültüye boğardı. Yirmi yılın biriktirdiği telâkkileri « nin kapıları âçık kalan antrepoların - dar: dışarı uğrayıp. bütün kafa tasını istilâ eden ezici tesirlerinden kurtul - inak ister gibi silk Bu günahkâr kadın karşısında şimdi bunları düşün- menin. daha doğrusu dimağı tekrar en- dişelers âyarlamanın mânası yoktu. — Bu apartımana sabahleyin bir genç çocuk girdi. Öğrenmek istediğim budur. Her zaman devam eder mi bu genç; kime gelir?.. Bu sual karşısında, kadının gözleri ba aktarıp içindeki kireç tadını kaybet - mek için bir miktar eksi yoğurd veya sir- İke karıştırırsınız. Bu iş de bitti mi ye - İniden kay ız. Tâ ki kı- İyamı gelsin! Eğer kaynarken fazla köpü- rürse bir damla zeytinyağı veya süt dam latmak kâfidir. Hemen sinişir, Böyle ya- pılan bir pekmez tatlı kah ngini alır ve hiç de üzüm pekmezinl aratmaz. Vasa- ti hesabla 100 kilo pancardan 20 kilo ka- dar pekmez alınır. Erikler neden kurtlanır? — Hastalıklı ağaçlarınızm erikleri fındık kadar olun- ca her ha'de farketmişsi: ir. Birço) İnun üzerindeki deliklerden zamklı ve pis İbir su akar. Bu eriklerden birisinin içini İdeşerseniz, orta yerinde tahtakurusu gibi kokan beyaz esmer renkte bir kurdun bu- Yanduğunu görürsünüz. Bu kurd meyva- İnn içini yedikçe pisliğini o delikten dı - | sarı atmaktadır. Zaman geçtikçe erik yu- muşar, r ve nihayst yere düşer. ıya bi Erikle birlikte yere düşen kurd ee ğa karışır. Bütün kışı orada r. Bir » . SESÇGENNETLİK açılmış, omuzlar: dikilmişti. yesini biraz daha çekti. daha sokuldu. — Yoksa siz... Ağr ağır ve müteessir bir başını salladı: — Evet.. bu çocuğun babasıyım!.. — Yaa- Bu hayret nidası öyle uzun öyle de- rin çıkmıştı ki. baba bu sefer hayretin yarısını kendisine aldı: — Niçin bu kadar şaşındınız?. Kadın kendisini çabuk topladı; — Şey. hiç.. demek... Genç kadın birdenbire değişmişti. Yüzündeki hatlar bir araya gelince çı- kan netice şuydu! Bu kadın oğluna sid birçok şeyler biliyor. Bu bilinen şey- ler de korkulacak mahiyette.. genç ka- dının ellerini avuçları içine aldı! — Yalvarırım size. ne biliyorsanız söyleyiniz. Düşünün ki ben bir baba- Sandal « Masaya biraz tavırla geldiğini iyice hesablamalıdır. Bu suretle, yapılabilecek hatalar baştan önlenmiş © lar, 2 — Budamaya evvelâ kurumuş dallas rın ve ağacın şeklini bozan kısımların çı karılmasile başlanmalı, sonra esaslı bu » damaya girişilmelidir. Kesilen dalın ağa- ca biçimsiz bir çatlak veya sıyrık yap - maması için dikkat etmeli ve dört tarafı kesilmedikçe dalı kanırmamalıdır. 3 — Dibinden kesilmesi lâzım gelen dalları ağacın gövdesile bir seviyede kes- mek doğru olmadığı gibi uzun birikmek da doğru değildir: Derin kesilenler de, u- zun bırakılanlar da sonradan çürüklük peyda eder, en iyisi kesilecek dah (dal yastığı) denilen kabartıma üst tarefın - dan kesmektir. Yarı bellerinden kesile - cek olanları ise bir gözün üst tarafından ve hafif meyilli olarak kesmiye dikkat ef melidir, Böyle itina ile kesilen dalların yeri süratle kapanarak ağaç daha uzun ömürlü ve yakışıklı olur. (Devama 11 inci say fada) yım.. çocuğumu kurtarmak için çalışı, yorum. Ellerini, erkeğin alev alev yanan & vuçları içinden kurtarıp. dirseklerini masaya, yüzünü de ellerine dayadı Başı avuçları arasında düşünceli, sank yelerce kaldı. Her geçen saniye erkeğin endişesini arttırıyor. kadının dil altmda duran çok mühim şeyleri söylemekten kaçın- dığı zannı kuvvetleniyordu. — Demek babası sizsiniz hal. — Evet. babasıyım! Meraktan çık dıracağım çabuk söyleyin.. Şimdi. biraz evvelki o ağır, asil yüz Kü adam bir çocuk gibi yalvarıyordu. Orospuydu amma, vesikası gibi kal bi de vardı. Karşısında çok müthiş bir hakikati öğrenmek üzere olan bir baba bulunuyordu. Kendi babası da. onun babasız çocuk yaptığını işittiği gün yü- reğine inerek ölmemiş mi idi?. Ya bu adam da.. duyduklarına teahammül e demez de.. bir şey oluverirse?... — Neden tereddüd ediyorsunuz- söylesenize?. — Hiç tereddüd falan etmiyorum. söylenecek bir şey yok.. yalnız oğlunu- zu bir daha orsya göndermeyin.. son- Tüv | ! (Arkası varj

Bu sayıdan diğer sayfalar: