28 Mayıs 1935 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 6

28 Mayıs 1935 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

p — Doktorlar HAKYERLERİNDE Arasında Orhan Abidinin Pr. Akıl Şakir Aleyhine Açtığı Dava Bir antrenman esnasında ko- lu kırılan Himmet pehlivan bun dan iki sene evvel Alman has - tahanesinde, iyi tedavi edilmi - yerek kolunun sakat bırakıldığı iddiasile Alman hastahanesi nüdürile ameliyatı yâpan N ratör Orhan Abdi aleyhin:îcı- rinci ticarette bir milyon lira- lık bir tazminat davası açmıştı. Bu dava, devam ederken, ope | ratör Orhan Abdi de, hukuk mahkemesinde ehli vukuf ola- | rak dinlenen profesör Akil Şa- | kir aleyhine ehli vukufluk işini | sulistimal ettiği iddiasile müd- | dei umumiliğe müracaat etmiş- tir. Müddei umumilikçe -tahki- kat yapılarak profesör Nissen, operatör M. Kemal, doçent Kâ- zım İsmail şahit olarak dinlen- mişlerdir. Şahitler, ayrıca müşterek bir tTapor da hazırlamışlardır. Ev- velce, dinlenen Akil Şakirle, bu heyetin hazırladıkları raporlar arasında ayrı gayrılık ve birbi- rini tutmamazlık görüldüğün - den bu meselenin halli için müd dei ümümilik raporların tıbbı adliye gönderilmesine arar vermiştir. * Sirkecide ufak tefek bazı heykeller satan Aleksandrdan haraç istiyen Mehmet isminde biri, zabıta tarafından numarası zaptedilen bir beş liralığı cebine koyarken, memurlar tarafından üzeri aranmış ve beş liralık bu- lufuı-_ıuşlur. Mehmet ,tevkif edil miştir. * Kâğıthanede bir içki âlemin de arkadaşlarından Ömeri hafif ve Seyleddini ağır yaralamak- tan suçlu Ahmet, müddei umu- milikçe tevkif edilmiştir. * Tahtakalede, yüz paralık bir alacak yüzünden arkadaşı Kâzımı öldüren hamurkâr Re- cebin dün ağır cezada duruşma- sı bitirilmiştir. Hamurkâr Re- cep 7,5 yıl ağır hapis cezasına mahküm olmuştur. * Galatada Dabkoviç adında birinin Merkez Bankasının mü- hür ve makbuzlarını taklit ede- rek yaptığı sahtekârlıktan bah- setmiştik. Dabkoviç, İsviçrede dolandırmak teşebbüsünde bu - lundfığıı ileri sürülen bankanın verdiği adres üzerine müddei fından bu gazetenin sahibi ve neşriyat müdürü Manok Ars- ıl_!'Yan aleyhine açılan davaya g;m birinci cezada devam edil- Davacı vekili neşriyatın bazı noktalarının tetkikini — istedi. Hakyeri, bunların tetkiki için duruşmayı başka güne bıraktı. * İslâm isminde 12 yaşında bir çocuğa sarkıntılık yapan Mehmet, yakalanmıştır. * Adliye koridorunda arala- rinda çıkan bir kavga neticesin- de, avukat Vedat tarafından to- katlandığı iddia eden avukat Şefik, Vedat aleyhine birinci sulh cezada bir dava açmıştı. Baro inzibat meclisinin tavas - sutu üzerine Şefik davasından vazgeçmiştir. İnzibat meclisi, iki avukatr barıştırmağa çalışa- caktır. * Evinde tütün kıymak için bir havan ve bir bıçak bulunan Şuayip ve Hasanım duruşmaları dün 9 uncu ihtisas hakyerinde bitirildi. Bu âletlerin kaçakçı - lık maksadile bulundurulmadı- ğt anlaşıldığından beraetlerine karar verildi. * Eroin satmaktan — suçlu Tevfik ve Hasanın duruşmala- rına dün 9 uncu ihtisas hakye- rinde devam edilmiş, sekiz şahit dinlenmiştir. Diğer iki şahit i- çin duruşma başka güne bırakıl- mıştır. İsti 1 ci iflâs memurluğundan: Galatada Merkez Rıhtım hanında 21 numarada maden körnürü ile meşgul iken halen Feriköyde Bulı;'r çarşı- Papazyan apartımanının $ Üncli ka- | tında oturan — İstefan oğlu Panayot | Vasiliyonun İstanbul asliye ikinci ti caret mahkemesince 28-11-934 günle- mecinde iflâslarına ve ilâsın mezkür tarihten itibaren açılmasına ve tasfi- yenin adi şekilde — yapılmasına karar verilmiş olduğundan : 1 — Müflis. lerde alacağı olanların ve istihkak iddiasında bulunanların — alacaklarını ve istihkaklarını ilândan bir ay için- de 1 inci iflâs dairesine gelerek kay- dettirmeleri ve delillerini (senet ve defter hulâsaları — ve aaire) asıl veya musaddak süretlerini tevdi eylemele- ri. 2 — Hilâfına hareket cezai me- müstelsim olmak üzere müf- lisinlerin borçlarının aynı müddet i- Umumilikçe tevkif edilmiştir. X Zonguldakta — Elmasyanın katili olduklırmdân şüphe edi- luharrem oğ- Tu Mehmetle Salih oğlu Meh - met, du_ıı akşam geç vakte ka- dar adliyeye verilmemişlerdir. Suçluların bugün Zonguldaktan getirilmeleri muhtemeldir, * Ermenice Askarar sinde çıkan bir yazıdan dolayı Yedikule Ermeni hastahanesi hekimi doktor Serkisyan tara - “TAN ” tefrikası * 38 ââarı Bal| Bürkan CAHID Yok gördüğümü ve işitti- öylüyorum. İki gencin ta- lihi üzerinde şaka edilmez değil mi? Şimdi bana — kalırsa yarın akşam (Atik) çiftliğine beraber gideriz. Yüz yüze gelip görüş - mek daha doğru olür. — Esasta anlaştıktan sonra.. Bu mesele üzerine daha fazla konuşamadılar. Moreno ve Pro- vani yanlarına gelmişlerdi. Nadya'nın Basibrin'e geli - şindenberi âdeta birer salon a - damı olmağa başlayan iki hem- gehri şimdi biribirlerile de reka- bete düşmüşlerdi. Pirovani ya- ka cebine koyduğu beyaz men- dilin ucunu bir bayrak gibi sar- kıtmıştı. Arkadaşı onunla eğleni yordu âu bir mendil değil yel - çinde kendilerini ve borçlarını bildir- meleri. 3 — Müflislerin mallarını her ne sıfatla olursa olsun ellerinde bu- lunduranların © mallar Üzerindeki hakları mahluz kalmak şartile bunları aynı müddet 'şinde daire emtine tev- di etmeleri ve etmezlerse makbul mazeretleri bulunmadıkça cezsi me- suliyete uğrayacakları ve ruçhan haklarından —mahrum kalacakları. * — 6-6-935 tarihine —müsadif per- gembe günü saat 10 da alacaklıların İlk içtiman gelmeleri ve — müflis ile müşterek borçlu olanlar ve kefilleri. nin ve borcunu — tekeffül eden sair kimaclerin toplanmada bulunmağa hakları olduğu ilân olunur. (11868) — Yalnız yelken her limana girilmiyeceğini bil - miyor galiba. tronun yü ı n pat yüzüne 'e demek istiyordu? Az konuşan, fakat fikirlerini tartarak, yerinde kullanarak söyleyen Turgut hemen değişi- vermişti. Ciddi bir tavırla: — Arkadaşların bu ham top- raklar üzerinde — kafa yoracak daha çok mühim işleri vardır, Çocukluğu bırakalım, dedi. Ve ağır ağır yürüdü. Onun böyle ayda, — iki ayda bir öyle iğneli, zehirli hareket- leri vardı ki acışını günlerce u- nutmazlardı. Provani homurdandı. Patro - nun arkasından baktı, baktı. Ar kadaşına da bir şey söylemeden ters yüzüne döndü ve uzaklaştı. e O akşam Atik çiftliğinin mü- zeye benzeyen büyük salonunda bütün mumlar yanmıştı. 'ahşi hayvan kafalarının a- N İt i n Vef BN oKcR Ai Yaz midesi Midenin şekli bütün yıl, şüphe- siz aynidir. Fakat işlemesi yaza ve kışa göre haylice değişir. Bir kere, yaz gelince insarın iştahr kendi kendine azalır. Bu da yazın daha az yemek gerek olduğuna tabiatin bir ihtarıdır. Bu ihtarı aldırmıyarak, insan yazın da kışın yediği kadar ye- mekte devam ederse, tabiat öf- kelenir, cezayı mideye çektirir. Yazın iştahım azalması, tabii- dir ki, sıcak mevsimde bedenin daha az işlek olmasından ileri gelir, Birinsan orta sıcaklıkta meselâ 3000 kalori yakarsa, Sı- caklık artınca bu sayriki bine düşer. İnsanın iştahı da bedenin ihtiyacını bildiren bir istekten başka bir şey değildir. Havalar ısınınca, insan az ye- mek yese bile, mide gene nazik- leşir. Bunun için, bizim alaturka yemeklerin az yağlı olmasına yazın daha ziyade önem verm.ek lâzım olur. Hele yemişlerin iş- tah açtığına, buzda soğutulmuş suyun sıcakta keyif vzı'diğını. aldanarak onlara karşı rağbeti hiç arttırmamalıdır. Yaz gelince, —yemeklerden sonra dinlenmek, hatta biraz uyumak meselesi de tekrar mey- dana çıkar, Bazıları insan yal- | nız midesiyle değil, bacaklariyle de hazmeder, diye yemekten sonra yürürler. Bazıları da ye- mekten sonra gelen tatlı gev- şekliğe dayanamıyarak uzanır- lar, uyurlar. Yemekten sonra yani haz- mın başlangıcında, genişce bir koltukta yahut bir kanapede yirmi dakika kadar dinlenmek, hatta bir şekerleme yapmak, he- lemidesi ziyade nazik olanlar için, hazmı kolaylaştıracak bir K AM şeydir. Daha sonra, pek sıcak olnu- yan günlerde, açık havada yürü- mek hazmım tamamlanmasma pek faşıdalı ulur. Ancal Lu ha zım yürüyüşünde terlememek şarttır. Terleme yürümenin de müddetini gösterir. Ter başla- yınca gezmeyi bırakmak lâzım olduğu anlaşılır. Bu suretle hem, yemekten sonra yürümelidir, diyenlerle oturmalıdır, diyenler biribirleri- le uzlaştırılmış, hem de en doğ- | ru yol tutulmuş olur. Lokman Hek'm Tramvay amel 12 saat şalıştırılıyor Tramvay şirketi, vatmanlık yapan amelenin günlük çalışma müddetini 13 saate çıkarmıştır. Ancak 13 saatten fazla çalıştı - rılan ameleye fazla çalışma üc- reti verilmektedir. Tramvay a - melesi, sirketin normal mesai saatini fazlalaştırdığını ileri sü rerek müteessir olmaktadır. Tramvay şirketi amelesi te - sanüt ve taavün cemiyeti per- şembe akşamı saat 21 de Beşik taş deposu salonunda yıllık top lantısını yapacaktır. kalın siyah gölgeleri yerdeki çekli halıları kafes gibi işlemiş- ti Bu akşam alev rengi bir ipek- li elbise giyen Erguvan misafir- lerini ağırlıyor. Mardin'in İlbayı ve ileri ge - lenleri, Basibrin petrol ve arazi işletme girketi müdürü ve bazi mühendisleri davetliler arasın - daydılar. On iki silâhlı muhafız çiftli - ğin dış kapısında nöbet bekli yorlardı. Demir bey iki yıl ön- çe Erguvanı isteyen bir aşiret beyinin münasebetsizlik etme - sinden çekiniyordu. Kendi mu- hafızlarından baska İlbay ve jandarma kumandanı, Diyarbe- kirdeki ordu kumandanı da ağır maiyetlerile geldikleri için bu akşam bir tehlike olamazdı. Atik çiftliği tarihf bir akşam geçiriyordu. Basıbrin'de yalnız Muhtar A. rif, Provani ve Nadya ile Lehli bir kaç mühendis kalmıştı. Vat- son, Moreno Turgutla beraber Şahinin nişan gecesinde bulun- Erkek Kız Dayak yiyen Ba- yan karakolda Erkek kılıkta gezen genç kız Melekzat ile nişanlısı günün mevzuu oldular, Şimdi de Me- lekzat Remziye tarafından dö- vüldüğünü ileriye sürmektedir. Dün görüştüğümüz bu bayan lardan Remziye: — Ben hiç bir zaman böyle bir şey yapmadım, yapmazdım da... diyor. Erkek kılığında gezen Melekzat ta: — Genç bir erkek, hiç bir ka- dından dayak yer mi, böyle şey olur mu? Diyor. Fakat her iki yanın bu red tevaplarına rağmen hakikatte böyle bir dayak faslı olmuştur: Evvelki gün yine Remziyeye rastlayan Melekzat ona bazı şeyler söylemiştir. Buna sinirle- nen Remziye: “Sen benden ne istiyorsun ayol?,, diye Melekza- tın yakasından tutarak üç, dört tokat atmıştır. Melekzat şaşkmlığından hiç bir mukabelede bulunamamış, fakat etraftan yapılan müdaha- le sayesinde iş büyümemiştir. ,Bu hâdise üzerine Melekzat ka- rakola baş vurarak şikâyette bu lunmuştur. Şimdi iki tarafım bu işi ört- bas etmekle beraber Melekzatın anası dün karakola şikâyetçi ve davacı olduklarına dair bir isti- da vermiştir. Bu suretle ilk ifa- de resmi muameleye girmiş bu lunmaktadır. Yakın bir zaman- da bu işi de hakyeri salonların- da göreceğiz demektir. Sular Bugün Açılacak 'Terkos fabrikasında su yük- seltme borularında dün büyült- me ameliyesine başlanmıştır. Bugün saat on ikide su açıla- caktır. Yangın çıkınca itfaiyenin su- suz kalmaması için Beyazıtta yangın su deposile diğer depo- lar su ile doldurulmuştur. —— Türk Üniversii davet İstokholm üniversitesi, ecnebi üniversite talebelerini ve bu a- rada Türk Üniversitesini de ta- til kurlarına davet etmiştir. Kur müddeti 8 - 28 ağustosutr. Bu müddet zarfında arsıulusal pro- fesörler tarafından tabii hayat, lisan, sosyal hayat, güzel sanat- lar, ve ekonomi hakkında kon - | feranslar verilecek, kurdan son- ra da 8 günlük bir tetkik seya- hati yapılacaktır. Bu münasebet le trenlerde yüzde 50 tenzilât yapılmıştır. Davetliler için iki taraf ara » sında bir anlaşma yapıldığı için Basıbrin'de kalanlar bu geceden mahrum kalmışlardı. Yalnız Provani çağırıldığı halde gel - memişti. Bu nisan ziyafeti Atik'ten, Mardinden ziyade Basibrin'de alâka uyandırmıştı. Davet tezkereleri dağılırken Provani sordu: — Madam Muhtar gelmiye - cek mi? 'Turgut her zamanki ağırlığı ile cevap verdi: — Atik'ten gelen tezkereler bu kadar. İspanyol burnunu kaldırdı: — Avıp. Böyle bir ziyafete ancak Madam Muhtar gibi za - rif bir kadın davet edilebilir. Turgut cevap — vermiyerek mühendis Kontrak'a seslendi: — Gel dostum, kartmı al, Yarın akşam Atik'te sen de bu- lunacaksın. İspanyol cevapsız bırakılışım- dan büsbütün kızdı. Fakat bir şey söyliyemedi. 28.5-935 axa FiN KADINLARI SİLÂH BAŞINDA Finlandiya ile Ekonomsal Bağlarımız Arttırılacak Finlandiya Elçisinin Eşi Türkiye Hakkındaki Görüşlerini Anlattı Finlandiya elçisi Talas bun- dan dört hafta evvel Ankaraya gitmiş ve dün sabah şehrimize dönerek dün akşamki trenle Sofyaya hareket etmiştir. Talas Finlandiyanın aynı za- manda Balkan memleketleri ve Macaristan hükümeti nezdinde sefiridir. Türkiye ile Finlandiya arasın da mevcut tecim bağlantısı bu temmüuzda bitecektir. Sefir An- karada yeni bir anlaşma için mü zakereye girişmiştir. — Sefirin dün bize söylediğine göre mü - zakere henüz bitmemiştir. Mü- zakereye sefaret kâtibi Yalanti devam edecek ve ümit edildiği- ne göre yeni anlaşma bir hafta, on güne kadar imza edilecektir. Türkiye - Finlandiya tecim müvazenesi Türkiyenin lehine- dir. Son bir sene zarfında Tür- kiyeden Finlandiyaya 500 bin liralık mal ithal edildiği halde Finlandiya bize 300 bin liralık mal satmıştır. Sefir müvazene- nin temini için Finlandiyanın Türkiyeye ithalâtının arttırıl - masınt istemiştir. Yeni ticaret muahedesinin takâs esasına da- yanacağı tahmin ediliyor. Talasın karısı Bayan Talas ilk defa olarak memleketimize gelmiş Finlandiyalı genç bir mu harrirdir. Bayan Talas hukuk doktorudur. Finlandiya hukuk fakültesin- | de bir zaman profesör bulunan | sefir Talasın eski talebesinden- dir. Bu çift yeni evlenmişler ve balayını yapmak için İstanbul ve Ankarayı ziyaret etmişlerdir. Dün Perapalas otelinde Ba - yan Talas ile görüştük. O bir Mmuharrir sıfatile ilk defa olarak kikler yapmıştır. Bayan Talas diyor ki: — Finlandiyaya dönüşümde gazetelere Türkiye lehinde ya - zılar yazacağım, Ankarada bir çok zevat ile görüştüm. Başve- kil İsmet İnönü çok kuvvetli bir şahsiyettir. Türkiyenin sos- yal ve siyasal durumu hakkın- da mühim fikirler elde ettim. Bunları birer birer Finlandiya halkına bildireceğim.,, Bayan Talas ile biraz Finlan- diyadaki feminizm durumundan bahsettik: — Finlandiya Avrupada ka- dınlara ilk defa seçim hakkını veren bir memlekettir. Parlâ - mentoda bir kaç kadın saylavı- mız vardır. Mnhtelif mesleklere mensup kadınlar günden güne artıyor. O kadar ki erkekler bundan gşikâyete başlamışlardır. Finlandiya kadınlığının bu - gün nazarı dikkatini celbeden vasfı vatanperverliktir. Finlan- diya ordusunda gönüllü kadın teşekkülleri vardır ki bunların dostların listesi beraberce ha - zırlanırken Şahin Basibrin'e ye- ni gelen Muhtar ve karısından da bahsetmişti. Erguvan kapalı kelimelerle sordu: — Siz davet — etmek istiyor musunuz? ı Bu soruş delikanlıyı ' kuşka » landırdı. Genç kızın Basibrin'de geçen hâdiseleri duyması ihti - mali vardı. Bu küçük ihtimal ona hemen Şu cevabı verdirdi: Hayır. Madem ki sizinle he - nüz tanısmış değildir. Ve yalnız bu kadar bir konuş- ma ile Muhtar ve karısı bu zi - yafete cağırılmamıslardı. Fakat Atik'teki bu — sade ve kücük muhaverenin neticesi Ba- sibrin'de büvük bir hâdise oldu. O akgam davetliler otobüsle çiftliğe giderlerken gazinodaki masalarında yalnız kalan Pro - vani, Nadya ve Muhtar Arif baş b_:ıa eğlenmek için her aksam- kinden çok içki ısmarlıyorlardı Basibrin'de bu üç ayaklı dost- luk sofrası kurülürken Atik sa- lonlarında ziyafet aIT Talas * zifesi savaşta orduya yardım etmektir. Çoluk çocuk sahibi an neler orduya gönüllü olarak ya- zılryor ve üniforma giyiyorlar. Kadınm alaylarssın mevcudu bir kaç yüz bindir. Bu alaylar geçit resimlerine de iştirak ediyorlar. — Kadm askerler silâh taşı« yorlar mı? lar, tayyareye biniyorlar. Üni- forma gri renkte önü kapalı ve yüksek yakalı bir roptan ibaret- tir.,, Talaslar sonbaharda tekrar memleketimize gelecekler, o za- man İzmir gibi bazı büyük şehir lerimizi de ziyaret edeceklerdir. Çorumdaki hadise Rüşen Zekinin iki talebesi ile beraber komünistlik suçundan tevkif edildiklerini bildirmişti. Orhan ve Necmettin ismindeki bu iki talebe hakkında başlayan tahkikat bitirilmiş, ve her ikisi de serbest bırakılmışlardır. İki genç bize gönderdikleri bir mek tupta, kendilerine komünistlik gibi bir suç atfedilmediğini ve küçük bir şüphe üzerine evlerin de yalnız arama yapıldığını bilk direrek diyorlar ki: “— Türkçe mualliminin evin de bir takım kâğıtlar bulundu- ğunu biliyoruz. Fakat işin içyü* zü hakkında bizim de fazla ma- lümatımız yok. Evlerimizde a- rama yapıldı, hiç bir şey bulun madı, karışık hiç bir işle alâka: mız yoktur.,, Bizim aldığımız yeni bir du * yuma göre, öğretmen hakkında* ki tahkikat sürmektedir. Sonu€$ bugünlerde belli olacaktır. Demir beyin bu Mersin'den getirttiği garsonlâf çalışıyorlardı. Meşhur mermerf masaya eklenen küçük mıılll" * la salonda bir at nalı — şeklindö söylevle talihlerini bağlayacak iki gencin bu ılk "â'; leşmelerini kutluladı. İlba” (? ateşli ateşli uğur ve hayır d0€ di. Misafirlerin — bir kısmı ge kalmayarak otomobille tönt W ler. Bir kısmı başta Vatson mak üzere çiftliğin o pek rahâ misafir odalarına çekildiler e bali Bu nişan gecesinin ':ıhd' Turgut ve arkadaşları Bu! ablar ne erkence döndüler, Texgi da işler başlamıştı. ğ Şahin örürünün en tatlı götü nü yaşıyordu. B abahleyin onları avluya dar geçiren Erguvan da ederken” ü | ) İ

Bu sayıdan diğer sayfalar: