28 Mayıs 1935 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 8

28 Mayıs 1935 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Türk - Alman Ticaret İşler Yeni anlaşma piyasada lâyıkıyla anlaşılamamış Almanyadaki Türk ticaret o- ticaet an- doğan Türk - Alman n tatbikinden vaziyetleri ele alarak mü him bir rapor hazırlamıştır. Bı yeni anlaşmanıı sasında henüz lâyikil, madığı — kaydedilmek hazırlanılmadan i: ve ihtiyatlı davra- i görülmektedir. yerinde - denili. “Aldığımız bir habere göre, İstanbul piyasasında bazı adam. lar türeyerek kendiler resmi Alman yumurta dairesi tarafından gönderil. yapma! istemekte ichsstı nezdinde imişler, Re- atları icabıdır.,, Bu mühim nokta üzerinde İs- tanbul Türkofis şubesi ehermmi- yetle meşgul olmağa başlamış- Bkanlığı- tır. Netice Ekonomi na bildirilecektir. — İsparta gülyağı fabrikası bitti İsparta, 27 (A.A.) — Beş yıllık endüstri proğramına göre İsparta gülyağı fabrikası tama- men bitmiş ve işe başlamıştır. Halk sevine sevine bütün çiçeklerini fabrikaya vermektedir. Fabri- kanın çalışması bunlarda büyük sevinçler uyandırmıştır. İncircilerin istedikleri İzmir, 27 (Hususi muhabiri miz bildiriyor) — Ödemi: Müstahsilleri Başbakanlığa tel- | grafla müracaatta bulunmuş - | lardır. Bu müracaatta incir sa- atlarının tesbitini istemiş lerdir. Müstahsillere göre, mah sulün şimdiden istikrarsız fiyat- larla satılması kendilerini çok müşkül vaziyete sokmaktadır. Takas anlaşması 15 ikinci kânundan altı ay nan Türk - Yunan takas anlaş. masının feshedildiği dün şehri. mizdeki alâkadarlara tebliğ e dilmiştir. Tebliğe göre, anlaş ma 15 haziranda tatbik sahasın dan kaldırılacaktır. | KIRMIZİ yeni T gelecek günleri Je onu ürpertmiyordu. bile... cağına ©' n düşüncesi b tiği yemin bilı kaç gün önce bunu h:ımla;mî vi kadar ıstırab çekmişti adeta kapıdışarı edi den “Julier ri gitmesine hiç, hiç bir zama! razı olmam; bir aydan beri na- sılsak bundan sonra da öyle ©- luruz. Ö, benim - için ancak bi: arkadaştır.” Bölüm XIV İNGİLİZ. MAKASI On altısında pembe be- yaz bir kızcağızdı, bir sürer- de kalkmış allı di. -« POLİDORİ (1). Julien'e gelince, onun F: Tür. e güya a klerini ile ri sürmekte ve tacirlerimizle iş yaptığımız sattan anlaşıldığına göre | durumun izleri altında İzmir ih yuümürta almak üzere göndermemiş D şi orada kimseye d_ahı havale etmemiştir. Bu gi- bilere karşı pek ihtiyatlı davran rr.a!'%nm dahi ihracatçılarımıza tavsiye ederiz. Şüpheli gördük- leri her hangi bir mesele hâkkın ıl_a doğrudan doğruya Tresmi Türk dairelerinden haber alma ları tacirlerimizin kendi menfa- İ itibaren müddetle meriyete ko - idi. Hiç bir gamlı hakikat, Namus M. de Rönal'e sadık kala- , Bir. m- yor- daha ile- Hamburg'ta .| Üzümlerimiz D | izmir ihracatçıları fiatları biraz ind.rdiler Berlinden bildiriliyor: Hamburg kuru üzüm piyasa- $ b:ı_- hafta öncesine karşı bi- raz durgunca geçmiştir. Bunun n sebebi, bu hafta içinde Hambur ü- | ga oldukça büyük partilerin u e zı ithalât evleri yeni mallarını Paraya çevirebilmek için hemen satış hevesine düşn ve bu yüzden fiatları hafifce indi- mişlerdir. Şu kadar ki, bu indir- me söze değer olmayıp ancak 100 kilo başma orta hesap ya- rım Türk lirası kadardır. Fakat bu arada hazır malların sürümü tabii bir halde ilerlemiştir. Fa- kat yapılan işler pek büyük ol- mayıp çok defa en yakın ihtiyaç ların kapatılmasına bağlı kal- mıştır. ş İ Hamburg piyasasındaki bu racatcıları da fiyatlarda küçük indirmeler yapmışlardır. İzmir- ce yapılan indirmeler dahi yine orta hesap 100 kilo başına Cif Haraburg yarım Türk lirası ka dardır. 1935 ürünü üzerinden alışve- rişlere bu hafta içinde başlan- mıştır. Bu alanda ilk işler Türk üzümlerine karşı daha canlı bir alâka uyandırmıştır. Stokları tükenmekte olan eski mallar ü- zerinden işleri azalırken yeni rekolteden muamelenin gittik - çe çoğalacağı kuşkusuzdur. — Brüksel sergisinde Türk paviyonu Brüksel, 27 (A.A.) — Brük- sel sergisindeki Türk hüküme- tinin gönel komiseri, Türk dev- let inhisarı pavyonunun boyan- ması münasebetile basın orun- bat —tutan Türk pavyonu çok güzeldir ve | tütün yaprakları sigaralar, şa- rap ve likörler sergilerile tuz endüstrisi hakkındaki belgeler göze çarpmaktadır. Meyan kökü Türkofis, meyankökünün ül- kemizde ve diğer yetiştirici memleketlerdeki vaziyetini gös teren müdğim bir etüt neşretmiş- tir. Büyük savaştan evvel acun meyan kökü istihsalinin yüzde $7 sini veren memleketimizde son senelerin rakkamlar vazi - yeti şudur: Yıl Meyan kökü 1930 9.699.906 1931 13,885.315 1932 10.111.275 64.901 1933 9.636.984 48.607 Bilhassa son yıllarda mühim bir düşüklük geçiren meyan kö | kü istihsalimizin yeniden can- landırılması için bazı tetkikler yapılıyor. 47.491 61.231 A ESİYAH STENDHAL nün rahatı kaçmıştı; hiç rar veremiyordu. İçinden: “Ahi dedi, ben de seciye mi | yok, nedir? Napolâon ordula- | rında askerlik etseydim kim bi- lir ne kötü bir asker olurdum.” Sonra: “Ama, dedi, evin hanı- |mı ile başladığım aşıkdaşlık bir zaman gönlümü eğl Çok şükür ki bu ikinci dere- cede küçük işte bile gönlünün içi, dilindeki küstahlığın gös- terdiği gibi değildi. O güzelim elbisesi yüzünden madame de Rönal'den korkuyordu. Gurur - lu idi, bunun için de hiç bir yi tesadüfe bırrakmak, her anın getirivereceği ilhama göre ha- reket etmek iyordu. Fou- gu&ğ'den dinlediklerini ve Kita- bi « Mukaddes'te aşk okuduğu bir iki şı zihninde toparlayıp kendine örnek ede- e n ir Meyan balı | varması ve buna karşılık çok is- | teme olmamasıdır. Halbuki, ba- | üzerine | ÇEKLER Iş Bankası Mü- . N Bark merkez ecemi İstkirazi dabili TAN BORSA KM AAA 27 MAYIS PAZARTESİ PARALAR 20 Fransız Frangı 20 Liret 20 Belçika Frangı 20 Drahmi 20 İsviçre Ir. 20 Leva Florin 20 Çek Kuron Avusturya şilin Mark Zloti Pengo İsveç Kuron Altın Mecidiye Banknot Kapanış İsviçre Frangı Leva Flocin Çekoslovak kurona Avusturya Pezeta Mark Zloti Penzo Ley Dinar Yen Çernovets İsveç kurona ESHAM Osmanlı Bankası Telefan İttihat değirmencilik T.A.S, Şark Değirmenleri İSTİKDA 'Türk Borcu I Kupon Ketik K4 'e Ergani İstikrazi Gahili TAHVİLÂT Rihtim Anadolu T ve 11 n K 1078 43,30 42,75 5100 Mersinde arpa mahsulü Mersin, 27 (Tan) — Bugün ilk arpa mahsulü Mccedo_nia vapurile Almanyaya gönderil - miştir, Bu münasebetle arpa üklü arabalar murt dallarile süslenmiş, şehir bandosu önde | olduğu halde caddelerden geçil- miştir. Bu yıl ihracatının geçen seneden fazla olacağı tahmin ediliyor. Piyasada istek fazla - dır. Geçen sene bu mevsirmde kilosu 50 para olan arpanın bu yıl 110 paradan muamele gör- n Kesib Anadolu mümessil | lık, sa Lavrens'in karakteri « İhtiyatlıydı, bununla bera- ber kıymetini göstermesini ve göze görünmesini verdi. Cibilliyetindeki korkak - dı. Başkalarının üstüne çıkmayı şiddetle ister; fakat sonra kendi kendini alçaltmayı ve bu isteye- rek alçalma içinde üstünlüğünü göstermeyi düşünürdü. Bu a - dam canlı bir muamma idi; ru- hu, bazılarını heyecanlandıran, bazılarını gizli kalmış bir çürük taraf o - nun bu karakterine — başlang olmuştu. Hareketlerinin sebep lerini belki kendisi bile bilmez - Ne olursa olsun, her şeyi fe - na görürdü. — Çok defa “bütün bunların olmaması dâha iyi o - lurdu. Zaten, her şey boştur,, derdi. Hayatının bu mentfiliğidir ki onu uzak çöllere sürükledi ve u- fak kışlaların kısır hayatına katlandırdı. Fazla olarak onda sıkıntıya sonsuz bir dayanıklık; hattâ hakiki bir ıstırap şehveti | vardı. Yoksuzluğun en fenasına katlanır, bir devenin bir düzüye sarsılan sırtında düşmanı kova- larken yemeden günler, uyuma- dan geceler geçirirdi."Çok insan âdeta onun fizik bir hayat yaşamadığına inanmak isterdi. Vücudu zayıf, fakat mütena- sipti. Bakışları derin, fakat e - lemliydi. Alçak fakat tatlı bir sesle konüşurdu ve o anlattığı zaman insan ağzına bakakalır - dı, Kaleminden çıkan her satır gibi ağzından çıkan her sözde de bir stil vardı. (Mançester Gardiyan gazetesinden ) « Kütülemmare hezimeti Harp patladığı zaman Lav - rens İngilteredeydi. (Zin çölü) ismindeki eserini yazıyordu. Bu eseri bitirince gene orduya gir- di ve evvel genel kurmay coğ - rafya şubesine verildi. Çok geç- meden, Mısırda meydana geti - rilmiş casusluk servisinde bir ö- dev aldı. Bu iş için Lavrens'ten iyisi bulunamazdı. O, bu gibi iş- | ler için ideal bir adamdı. Mısırdan evvelâ Yunanistana gönderildi; sonra Osmanlı İm- paratorluğu zamanında Kütül - emmare'de General Tavzend'i muhasara eden Halil (paşa) nez dinde mahrem bir işe tayin edil- di, Fakat Türkler Kütülemma - re muhasarasını kaldırmak üze- re Lavrens'in — teklif ettiği bir milyon lirayr — reddettiler, Bu, | Lavrens'in mesleğinde uğradığı muvaffakıyetsizliklerin en bü - arttırmıştır. unutmıyan bir plan hazırlamı: tı. Kendinc de itiraf etmiyordu | ama çok heyecan içinde idi, | bunun için o plânı bir kâğıda yazdı. Ertesi sabah dame de Rönal yalnız kaldı. — Sizin Julien'den başka bir adınız yok mu? dedi. , Bu pek iltifatlr sorguya Jw- | hen, verecek cevab bulamadı. Planını yaparken bunu hiç ak- lma getirmemişti. Öyle bir plan yapmak budalalığına kal- kışmamış olsaydı, çabucak kav ramağa elverişli olan zekâsı ota pek ala yardım edebilirdi; böyle birdenbire bir sorgu kar- şısında kalmak görüşte, kavra- jı,;!ıştaki çabukluğunu artırırdı ile, 'Toyluk etti ve bu toyluğu gözünde haylı büyülttü. Ma - dame de Rönal ise onu çoktan | bağışlamıştı. Bunu, insanı bend edecek bir saflık izi diye karşı- ladı. Pek akıllı diye gösterilen salonda, ma- onunla biraz bu adamda her vakit böyle saf- yüklerinden biridir. lürdü. — Bu senin küçük mürebbi beni kuşkulandırıyor, — derdi,. Bakıyorum, hep düşünüyor ve hep bir gizli fikirle hareket edi- yor. Saman altından su yürü - | ten bir adam. Madame de Rönal'in sor ğguna bir cevab bulamadığı için | Julien'in unuru pek kırılmıştı. “Benim gibi bir adam, bunun altında kalmamağa borcludur” dedi ve bir odadan öbürüne | geçtikleri bir sıradan istifade ederek madame de Rönal'i öpüvermeği kendine vazife bil- di. ha hazırlıksız, daha tatsız ve daha ihtiyatsızca bir hareket olamazdı, Az kaldı yakalana - caklardı. Madame de Rönal Ju- Hen'i çıldırmış sandı. Korktu ve daha ziyade bu iş fenasına gitti. Bu budalalık ona M. Va- lenod'yu hatırlattı. “Onunla yalnız olsam başı - ma kim bilir neler gelir!” diye %—'D—U_H.yıâ_ Gazetele Casus LAVRENS çılgınca se - | na kışkrı | | İngiltere'ye yazdığı ri J;I'ürkler Kütülemare muhasarâğını kaldırmak üzere Lavrens'in teklif ettiği bir milyon lirayı reddettiler Arabistanda da - İngilizlerin hali günden güne fenal: Türk ordusu — biri! şen — Arapları çölün kumları- ıyordu. İşte o zaman Lavrens Arapları bir araya top- a engel olamaz- | layacak yeni bir peygamber or - taya atmayı düşündü. Çok geç- meden, 7000 bedeviye kumanda eden Faysalı ziyaretinden sonra raporda “artık oraya İngiliz askeri gön- derilmemesini, kendilerine silâh ve para verildiği takdirde Arap- bildiriyordu. O General Halil Lavrens günden sonrası malümdüur ve o günden sonradır ki Lavrens bir “sır,, olmuştur. (Nıyus Kronikl gazetesinden ) e Lavrens'in intikamı Lavrens'in en — büyük zaferi belki de Arapları Osmanlılara karşı ayaklandırması değil, fa - kat temasa geldiği İngiliz ordi sunun zabitlerine şeflik etmesi- dir. Kendinden üstün bile her şeyde ona ki ö itaat edişleri kadar şaşılacak bir şey olamaz. Şamdan Mekkeye kadar bü - tün Arabistan Lavrens sayesin- de istiklâlini kazandı. Fakat bu gibi olmuştu. Daima çocuklarından birini olsun yanında bulundurmanın yolunu bulup ona göre hareket etti. © gün Julien için pek sıkım- de Rönal'in gönlünü avlamak planının acemice tatbikine har. cadı. Madame de Rönal'e her bakışında bu bakışın bir sebebi, bir iç yüzü vardı; bununla bera- ber gönül avlayıcı değil, sade- ce hoş bile olamadığını farke- demiyecek kadar budala değil- di. Madame de Rönal onu hem bu derece toy, hem de bu dere- ce küstah görmekle hayretten hayrete düşmüşü. En son, an- latılmaz bir sevincle “Bu, de- di, akıllı bir adama aşkın ver- diği çekingenlik olacak, Ben- den önce sevdiği, © Tresmini (Arkası var) Lord Byron'un he- düşündü, — Yine afiflik damarı gue'nin teklifinden beri, gönlü- | rek, en küçük noktaları da | ça tavurlar bulamadığına üzü- | tutuyordu, çünkü sevgi söner FEEEEE İ i Stendhal onu 1816 da Milano: tılı geçti; vaktini hep madame | 78 5.935 — ne Göre ' İ İ | sonuç harptan sonra Fransız- Tarın karışmasıyla bozuldu, Â « raplara yapılmış olan — vaatlar | tutulamadı, Lavrens buna çok sıkıldı. Fakat 1921 de gene or* taya çıkarak ne yaptı yaptı Fay- salı Irak'a kral yaptırdığı gibi Faysal'ın kardeşi için de yeni bir devlet kurdurarak intikamı- nı aldı. (Tayms gazetesinden) . Çölde para kuyveti ee Y Lavrens'in plânlarında baş * şaşırtan esrar dolu bir | ların yalnız başlarıma harbede - | tan çıkarmak en önemlisi idi. İ Doyundu. — Her halde hayatında | bileceklerini,, giltere hükümetinin onun emri- * verdiği altmlar “Altım odasi,ı nda muhafaza edilirdi. Lavrens birdenbire “pazarlığa,, gidece « ğini söyler, altın odasına gire“ rek istediği kadar parayı deve- lere yükletir ve uzak kabileleri dolaşmak üzere yola düzülürdü. (Deyli Telegraf gazetesinden )« e Lavrens'in kitaplart üeü Ü Lavrens'in “Arapların ayak « lanması hakkında yazdığı kitâa: ba kıymet biçilemez. Bu kitabım erijinallerinin büyük bir kısmi, 1919 da trende elbise değiştirir” ken Lavrens'ten çalınmıştı. Lav rens, kitabına esas olan notlar! ve vesikaları yakmış olduğu içif kitabının çalman kısımlarını ha fızasından yeniden yazdı. Bu kitap evvelâ se! 1926 da yüz nüsha olarak basıl- dı, Daha sonra Amerika'da ba « sılan 22 nüshanın on tanesi * bin İngiliz lirasına satıldı. Dahâ sonraki satışlarda bazı nüshalar 570 İngiliz lirasına kadar çıka * rıldı. 1927 de bu kitabın bir hülâsa* sımı Lavrens (Çölde isyan) is * HAŞ Battrdır. BURüa. bu Kifebrr .4 ning Post gazetesinden). Lavrens nerede? EHİĞİREİREL — Hakikat ne olursa olsun, La” rens kendisi hakkında çıkarılall garip hikâye ve rivayetleri sin5t sinsi dinlemekten hoşlanırdı. Bir gün ona tenha bir yerd? rastlayan bir tanıdığı, rivayet * lere inanmak lâzıgelirse, kendi” sinin o sırada — gizli bir ödevlt Balkanlarda bulunduğunu söy * ledi. Lavrens çocuk bakışlı göf” lerile baktı, baktı: “Orada Ol ” madığımı ne biliyorsun?,, dedi: (Deyli Ekspres gazetesinden) « Bazı fıkralaf ee z a B Bir gün Savtamtın'da bulu * nan Lavrens'e, dünya sürat yes korunu kırmak üzere (Mis İn£* lend) ismindeki motorlu kanoy” kullanması teklif edildi. Lav Ş rens “Lüzumu yok, ben kendi me ölünceye kadar y:tişccâi reklâm yaptım.,, cevabını ver0” 1919 da Londra'da Amerikt? İt bir yazıcı, Lavrens hakkın! ğ bir konferans verdi. Bu konf? rans üzerine on beş günde 7 kız Lavrens'le evlenmek tekli ? finde bulunmuştur. Nihayet, &. yağının bileğinde bilezikli öi Saat taşıyan bir İtalyan Kontü de kendisile evlenmek istey? t Lavrens Londra'dan kıcf“”' .ok Mareşal Foş Layrens € Çlh hürmet ederdi. İki adam, # konferansında buluştular. reşal Foş: “Yakında memt timle Araplar arasında bir olacak. Arapların başma 86 cek misiniz?,, diye sordü. a Lavrens, şu cevabı verdi: “Hayır, meğer ki Fransli ,, talarına siz kumanda ede* O zaman Arapların blşm'l mek benim için bir zevk ©' Güya Foş ta şu cevabi miş : “Genç dostum, eğer cephesinde kazandığım * k sizin sahanızda harbeder? da edeceğimi zannediy0' K lekt har? 5 çef GAtf ti ahf; . da tanıdı, N' ATAÇ aldanıyorsunuz.,, (Nıyu$ nikl gazetesinden.)

Bu sayıdan diğer sayfalar: