6 Ekim 1935 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 13

6 Ekim 1935 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 13
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

> 510953 Çok Iri Bir Adam Kolları Sıvalı Duruyor, Geniş Yüzlü Bir Baltanın Ağızını Muayene Ediyordu Ali Ekrem Han bir şey söyle- mek ister gibi bir kımıldanışta bulundu. Fakat Süyün Bike, her nedense bir el hareketile onu bundan alıkoydu. Batır Hana koşarak uzaklaştı. 2 a Boris Saltikof, sulh günlerin- de kendi malikânesinde nasıl ya şarsa han sarayının bü odasın- da da tıpkı öyle yaşıyordu. Moskof çarı bir harbe girmiş miş, bir ordusunu da onun ku » mandasına vermiş miş, Bu ordu dünyanı en budalaca şartları içinde bire kadar mahvolmuş muş, kendisi şuanda eli kolu bağlı bir esirmiş... Bütün bunlar hazrete vız geliyordu. Yüzünde en ufak bir tasa bile yoktu. Ga- Nba kendisine bütün Moskof or. dusunun kendi emrindeki kuvvet gibi berbat ve perişan edildiğini henüz haber verme - mişlerdi. Eğer bunu da haber al muş bulunduğu halde bu derece tasasız kalmakta devam edebil- miş idise bu herife insan deme ğe insanın dili güç varabilirdi. ,, Ona güzel elbiseler vermişler di. Yahut karargâhtan alınan ganimetler arasındaki sandık - larını kendisine bahşetmişler « di de böyle zarif bir kıyafete girebilmişti. Sakallarını düzeltmişti. Bı - yıklarını burmuştu. Ve güzel bir yazma kitabın cildine baka - rak esniyordu. ! Odasında belkemiğine tatlı duygular hatırlatan bir ılıklık vardı. Mermer kenarlı yüksek nim manlatn gimme. nıyordu. Ve Saltikof tasasız bir asilzade gibi iyi bir yemeğin haz mi ile meşgul olarak yavaş ya - vaş uyumağa hazırlanıyordu. fi Birden odanm kapısı açıldı. Açıldı değil, tekmelendi ve ko- pan bir tahta sürgüevi havada perende atarak önüne düşerken ceviz kapı da takkadak ardın kadar dayandı. Saltikof böyle bir harekete a- ışık olmadığı için hiddetle ye - rinden fırladı, fakat gözlerine ilişen duruma kendisini büsbü » bu fırlayış birdenbire bir tedeh hüşe çevrildi ve geri geri gitme- ğe başladı. Kapıda her biri çam yarması İyirmi otuz palalı adam; belirmiş ti. Hepsinin gözleri kan çanağı gibi idi. Suratlarma en ufak bir merhametin izi bile görülmü - iyordu. Böyle adamları dünyanın hiç- bir yerinde takdime lüzum gör - mezler. Bir serçe bir atmacayı, bir fare bir kediyi, bir kuzu bir ; Kurdu, bir yılan bir akrebi nasıl en korkulu mânasile anlarsa bir cellât ta derakap kafaya ne ol - duğunu belli eder. Tuhaf bir değişiklik oldu, Sal. tikofun yüzünde... Sakalları diken diken kabar - dr. Burulmuş bıyıkları örgüsü açılmış bir urgan gibi çözüldü - ler. Parmakları yengeç kıskaç - ları gibi kemikleşti. Bir perde - nin tüylü kumaşını tırnakladı. Ve bütün bunlar bir an içinde "oldu. Sonra Saltikofun bir deli gibi haykırarak perdelere asil - dığı ve ağır kornişin paldır gül- dür başına vurarak yere düştü - ğü görüldü. O anda kendisi de kafasına bir tokmak indirilmiş gibi sersemliyerek Yere yuvar - landı. Kapıda belirenler hemen üze. rine atıldılar, karga tulumba e - dip dışarı Merindlar: » Hava çok soğumuştu. Kar ta bakasının üstü yeni yeni buz tutmağa başladığı için kuvvetli erkek ayaklarmın basısları ile bu buzlar, kırılan camların sesi» ni veriyorlardı. Halka nasıl da haber vermiş « lerdi! Kazanda bu haber ne de çabuk yayılmıştı! Her tarafta bağrışan insan kü meleri görülüyordu: — 1 — Gebersin! — Gebertelim! — Saltikof'a ölüm! — Moskofu parçalıyalım! Ve bütün bu gürültüden haber siz bir Saltikof, ceset gibi bir Sal tikof cellât kılıklı, kanlr gözlü bir grupun ortasında kâh sırtta taşınarak, kâh sürüklenerek, kâh bir beygire bindirilerek ka - leye doğru götürülüyordu. Yolda muhafızlar epey güçlük çektiler, Halk bir muhasara hat jik eden, — Savtulunun! Gebertiriz! Diye haykırarak kanlı gözlü TA Nizamettin NAZIF ——— $u parçalatmak değil, kale ü tünde kafasını kesmek emrini | almış olan bu adamlar ise tıpkı | bir düşmana göğüs gerer gibi ya Im palalarını halka savuruyor - Nihiyet kafile General Kin- | yez Boris Saltikofla birlikte ka- İenin en büyük bürcü olan “Sa. fa Giray, a ulaştılar. Kaygan merdivenlerden zor - Yukla yukarı çıktılar. Batır ora- da bekliyordu. Süyün Bikenin emrini istediğinden âlâ yerine götürmüştü. Tam kırk meşale hazırlamıştı. Ve bu meşalelerin rüzgârla bir parça daha şiddet - lenen yanışları kaleye cehenne- mi bir gösteriş veriyordu. Ortaya kalın bir kütük yer - leştirmişlerdi. Ve çok iri bir &- azar ayakta f geniş yüzlü bir balta - nın ağzını nasırlı parmaklarile muayene ediyordu . an 5 Birinciteşrin Cumartesi PARALAR Aliş Bata — — Sterlin 615. o SiE— Dolar 125— 120. 20 Fransiz İrangı 165.— 168.— 20 Liret 184— 157 20 Belçika frangı 80— 22— 20 Drahmi 21 4— 20 İsvçire Er, “14 si— Florin .— 15 20 Çek Kuron o 91— “— Avusturya şilin o 22 m— Mark 36— 34— Zioti 2250 23.50 Penso 2— 5 20 Ley 140 1550 Leva 7n— 2i— 20 Dinar S2 s6— Yen i 33— 35 İsveç Kuron s0.— 31— Altın Salim s45— Mecidiye 52.50 $3.— Banknot 22. 24— ÇEKLER Kapanış Paris üzerine 2206 İngiliz birası 616,59 Dolar 0925 Liret 9,1837 Bela 42045 Cenerte Z4 Leva 03,98,86 Florin 1,173 keronu 1918,— Avusturya 4,19 Pezeta 530,5 Mark 19740 Yaş DE) Pengo l 6377,55 Bi 34,633 Yen 2: 1008 İsveç kuronu 31415 ESHAM İş Bankası Mü. 5.— “ . N 0,0 ” 960 Anadolu 60 2340 e 40 ketihayriye 15 ramvay 22— Bomonti - Nektar 50 Aslan Çimento 870 Merkez Bankası 57.50 Osmanlı Bankası 2150 Telefon i— adamlara saldırıyor ve Saltiko - lArkâsı varJ pa, EE ay alimli ER eükmik. BORSA İ Bulmacamız ER VE AŞAĞI 1 — Bi ğa 1. 3 2 Bir vekilimiğin soyadı & Uzak ni. dası 2 3 — Dilden başka konuşma vasıtası 4. 5 — Büyük bir hayvan 5 6. — Dem 3. Hane 2 Yarık nidası2. 7 — Bahrisetid 7, 11 — Ağır $. Nota Dünkü Bulmacamizın halli SOLDAN SAĞA VE YUKARDAN AŞAĞI ı Y — Karakol 7. Kuş 3. 2 — Aramak 6. $ — Kam; 6. Asi 82 0k 2 Aamdols 1. Otobüs 6. bora 7, ek & NU ALAM mİ İttihat Değirmencilik T. A. & 725 Değirmenleri 0.10 Sürk Merkez Eezanesi 1— iSTIKRAZLAR 24.90 Türk Borcu 1. me e Yes PN m Ergani i : bii TAHVİLAT e 10. Anadala 1 ve HE Kapon kesik gr Anadolu Mümessil 4430 N FAYDALI BiLGiLER NÖ BETÇİ ECZANELER Bu gece nöbetçi eezameler şunlardır Bahçekapıda Salih Necati — Alem: da Übeyd — Lâlelide Sıtkı — Küçükpa- zarda Cemil Aksarayda — Ziya Nari Karagümrükte o Arf — Fenerde o Emüyadi Modada Faik İskender — Altıyolda Mahmud — Sx matyada Rıdvan — Bakırköyünde Nail — Galatada Doğruyolda Merkez — Tünelde Matkoviç — İstiklâl caddesinde Kemal - Rebul — Şişlide Asım — Eyüpte Hikmet eczaneleri, . Ki LIMAN HAREKETLERİ Basün limanımızdam gidecek vaparlar? nat 0— Güneysu Karadenize 10 İnönü Mersine 9.— Tayyar Mudanyaya 9— Ayten İzmite Bugün limanımıza gelecek vaparlar; Suat Gürel Bandırma İzmitten | Kocaeli İmrordan. 16415 12 o SİNEMALAR TİYATROLAR İSTANBUL ŞEHİR TİYATROSU HAFTALIK PROGRAM: Birinciteğrin 1 Salı sast 20 de Ölçüye ölçü, 2 Çarşamba 20 de Ölçüye ölçü, 3 Per be 20 de Ölçüye ölçü, 4 cuma 20 de | İçüye ölçü, 5 Cumartesi 15 de Çoçuk | Tiyatrosu, $ Cumartesi 20 de Yarasa, 6 Pizar sabah 10 da Çocuk Tiyatrom, 6 Pamar 15 de Yarası, 6 Pazar 20 de Ya- Tasa, © TEPEBAŞI BELEDİYE GARDENBAR Kışlık salonu açıldı. Her akşam müzik, | dans, varyete numaraları. Kabare nefis alakart ve tabldot yemekler ebven fi lar. Pazar günleri 17,30 da çaylı dane, varyete, çay komple 78 kuraş. © Alkazar : Sundu — Sihirli Ada © Şık : Çalınmış Askla Asri» Ekmekçi Kadm — Petrol Ma Barebesi, İpek £ Alten Zincir. : Prens Türandek. Foli Berje. ? Para Kral Moskova geceleri, Macar Roma Milli « Çalınmış Aşk — Zaşlar © Üsküdar Hüle : Prens Ahmed, Lİ lertsiz arka» HASTANE «ELEFONLARI Çerrahipasa bastanesi Cerrahpaşa (o 21603 Gureba Hastanesi, Şehremini Yeni- bah 2017 çe. Hnseki kadınlar hastanesi Ak- saray Haseki cod. 32 24553 Eran akliye ve arabiye has ço» tanesi, Bakırköy Resadiye kışlam 16.60 Beyoğlu Zükür hastanesi Firuzağa 43341 Gülhane hastanesi. Gülhane Haydarpasa Nümene hastanesi 60107 Zeynep Kümil hastanesi Üskü- dar Nah kuyusu, Gün Doğumu enddesi 60179 Kuduz hastanesi Çapa 22102 Etfal hastanesi, Şişli 42426 o MÜRACAAT YERLERİ Denir Yolları seentesi Telefon | 42362 Akay (Kadıköy iskelesi bag me- , #urlnğu) 43732 Şirketi Hayriye, Telefon 44703 Vaparculuk Sirketi merkez acen- tesi, Telefon 12323 ark Demrivolları müracast kas lemi. Sirkeci Telefon 23079 Devlet Demiryolları o mürsesat kalemi Haydarpaşa. Telefon o 42148 o ÇABUK SIHHİ YARDIM TEŞKİLÂTI istenir, 44998 o İTFAİYE TELEFONLARI | İstanbul irfaiyesi 24222 | Beyoğlu itfsiyesi 44044 Kadiköy itfaiyesi 60020 Yetirköy, Bakırköy, Büyük date, Usküder İtfaiyesi 60625 Paşabahçe, Kandilli, Erenköy, Kartal, büyükada, Heybeli, Burgaz Kınalı mın. takalar» için telefon #antralmdaki memg- t8 (yangmı) kelimesini söylemek kâfidir. o DAVETLER SİŞLI HALKEVİNDEN : Evimizde yabancı diller ve keman ders- musiki nazariyatı kurları açılmıştır. İsteklilerin ber gün sant 16 dan sonra &vimize uğrayıp yazabilirler, 'EMİNÖNÜ HALKEVİNDEN Pirasız Lisan kurslarımız aşağıdaki ta- tihlerde başlıyacaktır. Devam etmek in“ teyenlerin her gün büroya başvurarak ları ilin olunur : günleri saatleri: $ Sal.Cuma Başlıyacağı tari Fransizca len 20 ye. Almanca 14.10.1935 Pazartesi-Perşembe 17 den 20 ye . Beyoğlu Askerlik Şubesinden » Orduda istihdam edilmek üzere ehli. yerli makinistler öcretle almacakur. Bey- oğlu İlçebaylık matıkasında oturanların Beyoğlu Askerlik Şubesine sür'atle mü- racant etmeleri ilân olunur. İHİKAYE| KA TİR O gece, biiç oynamak için toplan- dığımız evden bir hayli geç çıkmış- ık, Bu ev, Süleymaniye camiine gi- den dar, dolambaçlı, bozuk kaldırım- kı ve karanlık yolların birinde hiç olmazsa yarım asr'lık eski bir konak» tı. Hiç olmazsa burada oturan garip döstumuz, modaya uyup Maçkada, yahut Taksim'de kaloriferli bir apar- tman tutacağına, tahtaları çürüye gürüye dağılmıya yüz tutmuş, srvala- rı dökülen bu eski binada münzevi bir hayat yaşar ve pla briçten başka hiçbir sevgi beslemezfi. Das- tumuz “Koujar,, denilen Amerikan icadının düşmanı idi. Elektrik ışığının, kaloriferin, fenni gösterdi- ği bütün kolaylıkların muhayyileyi öldürdüğünü, hendesi bir netlikle çi- zilmiş yeni binaların “günlerin es- rarını,, yök ettiğini iddia ederdi. Dostumuz “muhayyilesini" ve “gün lerinin esrarını, bıkmadan usanma- dan, belki binlerce kere okuduğu Edgar Poe'nun romanları ile Bande- Taire'in şiirleri, ve dört kollu şam- danların köşelere sinen Kara gölgele- ri dağıtamadığı sönük ışığı ile bes Verdi. B rı söylemekten maksadım, © dostun evinde yaptığımız toplantılar- dan çıkarken ayrı ayrı her birimizi iplik, sar, ve biraz da kor- - apran gariplik. kunçluk hissini izah etmek, daha doğrusu bu hisse lojik bir sebep gös- termek içindir. Dediğim gibi, o gece bir hayli geç ayrıldık. Saat bir bu- guk, belki iki vardı, Zımpara kâğrdı ile oğulmuş gibi cildi yakan, tahriş eden sert bir rüzgâr sertleşmiş kü- gük kar tanelerini her tarafa püskür- tüyordu, Ve durmadan yağan bu kar en yakm şeyi çok uzak gösteren ka- ln ve hareketli bir sis gibi gözünün- de dalgalanıyordu. Üç kişi idik. S9- kak başında ötekiler benden ayrıldr lar. Bir an tereddüt ettim, Beyazıt meydanma kadar gidip bir taksi mi aramalı, yahut Eminönüne kadar ya- yan mı inmeliydim? Kötü havada, İırtınada, karda, yağmurda yürümeye beni iten, kurcalıyan, tartaklıyan ele- manlarla mücadele &de ede ilerleme- ğe bayılırım ve ileriye attığım her adım bana bir muzafferiyet gibi ge- Wir. Süleymaniye camiinin arkasından Eminönüne giden yokuşu inmeğe başladım. Ayaklatımın altında kalın bir halı gibi serilen kar dakika yeç- tikçe daha kalın, daha yumuşak olu- yordu. Etraf o kadar sessiz, gece o kadar tenha idi ki kar tanelerinin kör hişirtısını bile işitir gibi oluyordum. Durmadan yağan karın, ve belki de soğuğun vücuduma yaydığı uyu- şukluğa kapılmış olmalıydım ki, kar- & taraftan hızla gelen bir adamın sersemce çarpışından kendimi siyara- madım. Ben, dalgın dalgın yere ba- karak gidiyordum. O, hızla, adeta de- li gibi koşarak aksi taraftan geliyor- du, Bana o kadar şiddetle çarptı ki sendeledim, ve düşmemek için önün- de bulunduğumuz duvara tutundum. Sonra karşımdaki adama sunturlu bir küfür savurmak için ona baktım. Fakat bakmamız kollatimı uzatmam bir oldu: Herif, başı göğsüne diüş- müş, birer birer ipleri kesilen bir tah- ta kukla gibi, yere yıkılıyorduz.. Belinden kavradın, duvara daya dım ve yüzüne baktım. Yarabbi. o ne bitkin cehre, Ne asterapiı bakıştı ! Bu yüzün bütün fiziyolojik ve mane- vi muvazenesi bozulmuş, barikulâde bir acınm sembolü kesilmişti. Soluvordu. Şefkatlet — Neniz var, dedim. Kendinize geliniz... Bitiksiniz.. Bulunduğumuz duvarm dibinde iri taşlar vardı, Oturdu. Soğuğu, karı unuttum, yanına oturdum. İçimde hiçbir merak yoktu, yalnız neden geldiğini tahlil edemediğim derin, sonsuz bir merhamet kalbimi kavra- miştir. Sualime derhal cevap vetmedi. Vü- cudunun ürperişlerle sarsıldığını, ke- sik kesik nefes aldığını görüyordum. Şimdi lâpa lapa yağan Har bisi ya vaş yavaş beyar kelenine bürüyordu! Kaç dakika böyle geçti? Neden bek- ledim? Neden ö herifin yanından rdamadım? Bilmiyorum, Nihavet şinr kaldırdı, bana baktı, Eli titrek bir kavrayışla koluma vapr — Sir, dedi, bir katille görüştünüz mü hiç! — Hayır. Hâykırd:: — İşte ben bir katilim demin, evet daha demin, beş dak'ka evvel bir kadın öldürdüm. Bu ani itiraf kendisini bile korku- tuyormuş gibi durdu ve korkak kör- kak yüzüme baktı. Yüzümde en ufs bayret yahut korku ifadesini: memesine dikkat ettiğimden şimdi wklaşan bir sesle dedi ki: — Onu öldürdüm. Çünkü onu faz» Ja seviyordum... Fazla seviyordum kahbeyi..... Ve © beni, hiç! ama hiç mi hiç!'yıllardır ne çektim ben © nu yalnız ben, bir de Tanrı bilir, 7 re bilir... Ve adam, beyaz kar benek'e beneklerimiş kapkara gökyüzünü tererek belki on defa: “Tanrı Tanrı bilir.,, dedi. İğildim ve sordum: — Neden öldürdünüz? Aldattı mı? Belirsiz bir fislt ile: — Hayır, dedi. — O halde? sevmediği için mi ö dürdünüz. — Hayır, sevdiği Ne demek istiyor? Gene anlama- muştım, niçin öldürmüştü? Acaha o nu kendi de biliyor muydu? Niçin 5i- dürmüştü? Niçin sevmişti? Bunlar onun, benim, bütün bizlerin hayat yolunda kilometro taşları gibi zaman zaman çıka gelen, çıktıkları gibi w- zaklıkta kaybolan işaretler değil miy- di? Birden, bir ürperme hissettim. So» ğuk. — Hey, dedim, bana bak, havi kaç, kaç artık... Neredeyse peşine düşecekler... Oktan fırlıyan yay gibi birden di kilivermişti. Bir an, biribirimize hak. tık. O, eli kanlı, katil, sosyetenin “cani,, deyip kaçtığı adam; ve ben Yanımdan kaydı, gitti.Bir müddet beyaz karın üstüne .resmettiği kara gölgeyi seyrettim. Gitgide bu gölge silindi, sonra yok oldu. Kar durmuş- tu, Gökyüzünün kata kubbesinde, tek tük, yıldızlar oşildıyordu. Bir yerde, bir köpek uzun üzün ulurlu, Sonra bir polis düdüğü işitildi. Ne- reden geldiği belirsiz bir ut gıcırtı gecenin bu saatinde, garip garip in- ledi, ve birden kısık sesli bir horoz öttü. Yoluma devam ettim. Demin bel 3 ie bilir, m amma — YENİ NEŞRİYAT Büyük Gazete Büylük gazete dün çikan 36 iner ve Bitinciteşrin saymından itibaren talik olmağa bâşladı. Her cuma mi kâye, tarihi vakalar ve birçok merak» hı yazilar vardır. Tavsiye öderiz. ö İDARE MECMUASI İç işleri Bakanlığmca her ay çıka- rılmakta olan İdare Mecmuasının 90 mıncı sayısı çıkmıştır. Bu nüshada Dahiliye memurlarının İlğinlendiren Resmi kısımdan Ali Kemali- nin İdare İlimler hakkında arsulü- sal bir lâgatçe yapmak projesine dairı Macit Burhanm kırtasiyecilikle mücadele ve İdarenin islâhi, İbrahim Âli Erdeğin İdari ve Adli otoritele- rin tefrikine ait prensibin müeyyide- leri ve Hasan Şükrü Adalın İdarenin kazai mürakabesine ait muhtelif sig» temler isimli yazıları mevcuttur, miks «A

Bu sayıdan diğer sayfalar: