21 Ekim 1935 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 12

21 Ekim 1935 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

——— iu: İhracat Ürünlerimizin Fiafları Uluorta Değiştirilmemelidir Berlin Türk Ticaret Odası, son neş rettiği bir raporda talep fazlalığı kar sısımda birçok tecimenlerimizin fiat - ları derhal yükseldiklerinden şikâyet eden bir yazı yazmıştır. Bu yazıda, fiatların gelişi güzel yükseltilmesi yüzünden birçok müşterilerin ve iş - İerin kaçırıldığına ehemmiyetle işaret edilmektedir. Raporun bir yerinde de niliyor ki: “Memleketin yüksek ekonomi men faatleri bilhassa dış ticaretimizin pü- rüzsüz ve lekesiz bülunmasını gerekli kıldığından kulağımıza gelen bir ha- beri şurada bildirmek isteriz: Ham - burg'dan iki başka firma tarafından bize yapılan müracaattan anladığımı- za göre, bu evlere kayısı çekirdeği sa tan Mersinli ayni bir ihracatçı, fiyat- larm çıktığını görür görmez bazı se- bepler ve şartlar göstererek sözünü yerine getirmemek istemiştir. Alman evlerince verilen bu haberin ne dere- ceye kadar doğru olduğunu tahkik et mek henüz kabil olmamıştır. Böyle bir şey varsa cidden pek çok teessür ve teesslfe değer. Hâdiseyi isim ver- rek suretile alâkadar Türk makam - larma srzedeceğiz.. Aldığımız malümata göre, alâkadar lar bu mesele Üzerinde ehemmiyetle tahkikata girişmişlerdir. Ihracat ürünlerimizin Alman piyasalarmdaki (o durumları Berlin Türk Ticaret Odasının ha- zırladığı bir rapora göre, ürünlerimi- zin Alman piyasalarındaki son durum ları şöyledir: “Genel durumda bildirilmeğe da - Zer yenilikler yok gibidir. Türkiye - den ithalât için istenen milsaadelerin de kolayca alındığı anlaşılmaktadır. Ancak yün, tiftik ve pamuk gibi ürün lerin satışı henüz büyük mikyaslarda olmamaktadır. Çünki bunlarm ithali & için istenen müsaadeler -Türkiyece talep edilen fiatın alâkadar Alman da iresi tarafından yüksek sayılmasından ötürü dalma alımamamaktadir. Kuru meyve müsaadelerinin çıkarılmasın- dan da bazı gilğlükler bulunmakta ise de bunlar çok defa doğrudan doğruya firmanın şahsına ait sebeplerden ileri gelmektedir. Yoksa üzüm, incir ve fındıklarımıza ithalât müsaadesi ve- rilegelmektedir. yandan Türkiyeden gelen bazr haberlerde ithalât müsaadesinin çıka» Tiğ söylenmektesi Bu Kavadileriz bir kısmının fiatlara tesir yapmak maksadile çıkarıldığı muhakkaktır... Bu gibi şayiaların hepsine ehemmiyet verilmemesi lâzımdır. Türkiyeden ihracat yapan evlerin birtakım: nasılsa en büyük muvaffa- kiyeti fiatları indirmekte görmekte ve bunun için ele düşen vesilelerden istilade etmeğe çalışmaktadır. Bu il - gililer fiatlarla gelişi güzel oynamada ki tehlike ve mahzurları maalesef bir türlü bilmek İstememektedirler Kuru üzüm Son hafta içinde bilhassa yolda bu- Yunan partiler üzerinden muhimce iş- eme satışlar ile nor lesi maalesef bu hafta da zihinleri hay Ir işgal edegelmiştir. İzmirli bazı ev- lerin muayyen fiatlardan daha aşa - ğıya teklif yaptıkları görülmüştür. Diğer taraftan bir müddettenberi tat bik edilen haddi asgarilerin kalkaca - ğı havadisi çıkarılmıştır. Hamburg taki bazı ilgililer haddi asgarilerin hattâ kaldırıldığını söyliyegelmişler « dir. Genel surette flatlarda bir hafta ön cesine karşı değişiklikler olmamıştır. Gizli yapılan teklifler ise 100 kilo baş a 50-100 kuruş daha ucuz fiatlar rinden yürütülmüştür. Hafta için- de haddiasgarilere göre ve 100 kilo başına cif Hamburg yapılan teklifle- ri aşağıya yazıyoruz: No. 7 Extrissima Karaburun 12,00 w 8 Kiup Karaburun 15400 » 9 Auslese Karaburun 14,50 « 10 Nec Plus Ultra 17,00 mi1 Excelelor 20,00 Rakip ürünlerden Yunan Kandiya örümlerinin gerek fiatlarda gerekse piyasalarında önemli değişiklikler ve yenilikler görülmemektedir. Haber al dığımıza göre, Yunanlılar fiatlarında sebat etmekte ve bu fiatları müşteri « lerine de kabul ettirmektedirler. Dik kate değer ki, bazı İlgililer Yunanis- tana dün kuru üzüm ithali için güç - lükle müsaade aldıklarını henüz iki hafta öncesine kadar beyan eylemek» te idiler. Yunanistandan ithalât için müsaadelere yalnız son günlerde bazı kolayiklar gösterilmeğe başlanmış - tr. İncir Hamburg incir piyasası bu hafta da sağlam ve istekli geçmiştir. > açılmanın İzmirdeki piyasa sağlamiı- nın bir sonucu olduğu şüphesizdir. ncir fiatları bir hafta öncesine karşı bir miktar daha yükselmiştir. Şöyle ki, geçen hafta sonunda 100 kilo ba- ına cif Hamburg 10 lira istenirken İzmir ihracatçıları bu hafta sonunda yine kilosu 68-70 tanelik Extrissima Genvine Naturek incirler için 100 ki- lo başına cif Hamburğ hattâ 11,50 Wi- ra istemişlerdir. Bu fiat Üzerinden iş yapıldığı henüz işitilmemişse de 100 kilo başına cif Hamburg 11 lira öden diği yaptığımız araştırmalardan anla. şılmıştar. Fındık Son hafta içinde iç fındık piyasası da sağlam ve istekli bulunmuştur. Hamburg'a gelen vapurlardan hayli satışlar yapıldığı gibi birçok da yük» leme işleri olmuştur. Piatlarda bir hafta öncesine karşı hemen hiçbir de- Bişiklik olmamıştır. Ancak hafta 60 - munda fiatlarda bir yükselme meyli görülmüştür. Genel görülme 100 kilo başına cif Hamburg Eylül yüklemeleri için - yi ne geçen haftaki (gibi . 44-45 hira, Birinciteşrin yüklemeleri için ise 42- 43 lira üzerinden teklif yapı zi Rakip ürünlerden İtalya ve ya mallarından satış ve İş olduğu bu hafta dahi işitilmemiştir. Kabuklu fındıklara gelince, bunlar rın piyasası biraz durgunca bülün » muştur. Elenmiş Levantiner fındık - Jarr 50 kiloluk çuvallarda olmak üzere 100 kilo cif Hamburg 22-23 liraya teklif edilmiştir. Fiatlar üzerin den iş yapılıp yapılmadığı katiyetle anlaşılamamıştır. Ceviz, Badem ve kaysı çekirdeği Cevizlerimiz Üzerinde memnuniye- te değer miktarlarda işler olmuş ve bir haylısınm ithalât müsaadeleri te- min edilmiştir. Yüzde 90 sağlam na- türel ceviz içleri 100 kilo cif Hamburg 46 liraya teklif edilmiş, ve muamele görmüştür. Renkleri açık- landırılmış mallar ise 100 kilosu 50 liraya teklif olunmuştur. Kayısı çekirdeklerimize gelince, bu ürünün piyasası da pek istekli ve sağlam geçmiştir. Yalnız fiyat mese- selesi bu malın muarmelesinde de rol oynamağa başlamış gibidir. Gerçek- ten Mersin ihracatçıları fiyatları bu hafta 100 kilo ba: cif Hamburgu 50 liraya çıkarmışlardır. Buna karşı alâkadar Alman dairesinin 46 liradan yukarı fiyatlara ithalât yapılmasına müsaade vermediği bildirilmektedir. 19 Birinciteşrin Cumartesi PARALAR Ay Sata Sterling 67— O 620— Dolar 24— Oo 126— 20 Fransız frangı 166— 149 m Vr. 176— 180.— çika frangı 80— 32— 20 İsviçre fı 815, Bi8m esad ee 2 Çk Kara. d3— — vasturya n— 2 Mark 3— O Zoti 259 M— Pengo u— Bm 20 Ley 1d 5— 7— M— 20 Dinar Sm Sir Yen 3— 35 İsveç kuronu 3i— 3.— Merli 75 5325 Banknot Siz şi ÇEKLER Paris ürerine İngiliz lirası Dolar Liret Beign Lora Florin kuronu Avssturya Pezeta Mark Pengo Ley Diner Yen İsveç kuron ESHAM İş Bankası Mü- 02— ” . N 050 ee an 060 Anadolu 45 60 2215 » 5100 Me Tramvay 2250 Bomonti « Nektar Tm Terkos 1475 Reji Mel aa Merkez Bankası Osmanlı Bankası Telefon İttihat Değirmencilik T.A.Ş. Şark Değirmenleri Şark Merkez Eczanesi — e ———— —— Ele düşen birçok fırsatların kaçırıl. mas: ihtimali bulunduğundan fiyat işinde ifrata gidilmemesi ülkemizin ve üretmenlerimizin menfaatine uy- gun olacaktır, ; Yumurta Son günlerde piyasaya az miktarda yumurta getirilmiştir. İhtiyacı kapa- tabilmek için ithalâttan istifade edil. diği gibi piyasaya bir hayli de soğuk ardiye yumurtası çıkarılmıştır. Ay sonu olduğundan sarfiyat biraz hafif bulunmuştur. Bu itibarla ihtiyacın kapatılmasında güçlük çekilmemiştir. Dışardan gelen haberlerde Dani- marka, Hollanda ve İrlinda gibi önemli yumurta üretme ülkeleri pi- yasalarının da sağlam ve istekli bü- Junduğu bildirilmektedir. Alman yumurta dairesi birinciteş- rinde Türkiyeden yapılacak yumurta ithalâtına sit kontenjanlardan bir kıs- muna hususi tacir ve firmalara vermiş- tir. Buna göre ülkemizden Almanya- ya yumurta ithalâtı yine Mayıs 1935 den önceki esaslar içinde yapılacak» tır. Yani Alman ithalât evleri alâka- dar daireden ithalât müsaadesi ak- cak ve bunun üzerine Türkiye yumur- ta ihracatçılarile temasa gelerek ma- Ir doğrudan tedarik ve Almanyaya ithal edeceklerdir.” Birkaç satır “ Büyük sözü dinlemek Kârlıdır.” Dünkü ekmek kapışmasın. da açıkta kalanlardan biri de ben- dim. Akşam yemeğinden sonra er- tesi güne ekmek bulamadıklarını söyledikleri vakit hizmetçinin be- ceriksizliğine kızdımdı. Belediye- den: “Telâşa lüzum yok. Kimse ek- meksiz kalmıyacak” demişlerdi. İstediğim kadar ekmek bulaca- ğrmi sanarak tekrar giyindim. Ilk | uğradığım fırının ekmeği çoktan bitmişti. İkincisinin önündeki kala- balığı gözüme yedirip yaramadım. Uçüncüsü cesaretimi iyice kırdı. Belediyeden söylendiği gibi “telâş etmeden" dördüncü fırmı aramağa başladım. Fırınlara seğirten herkes telâş ediyor, yalnız ben telâş etmi- yordum. Bir saat sonunda telâşarz- ca, ekmeksiz evime döndüm. Biz Büyük Harbi görmüş insanla. rız. Dünkü ekmeksizliği âlâ doma- tesli bir tencere pilâvla hallettik. Şimdi gazeteleri okuyorum. Ka- sözünü dinliyerek telâşlanmıyanlar arasında elemeksiz kalanlardanım. “Büyük sözü dinlemek iyidir” di- yenlerin hakları varmış... Eşrel ŞEFİK FAYDALI BiLGiLER NOBETÇI ECZANELER B nöbetçi ecsaneler şunlardır: Cışmloğlunda Abdlilkadir — Küçükpa- zarda Hikmet Cemil — Lülelide Sıtkı — Fenerde Emilyadi — Karagümrükte A. 1 | Kemal — Aksarayda Ziya Nuri — Seh- zadebaşmda Asaf — Emintpünde Hisü r— ti Nism — Sa- matyada E. Rıdvan, — Eyüpte Hikmet — Beyoğlunda Kanzuk — Pan galuda Güneş — Taksimde Karakin Kürkçiyan — Galatada Hidayet — Şişli de Pertev eczaneleri, SİNEMALAR TİYATROLAR “NAŞİT - ERTUGRUL SADİ Şehzadebaşında TURAN Tiyatrosunda Bu gece saat 20,30 da $ inci defa olarak OTELLO Haile $ perde | table. Kıbrıs perdesinde Zafer Eğlenceleri. Her tarafa tramvay, Tel: 22127. TEPEBAŞI BELEDİYE GARDENBAR Kışlık salonu açıldı. Her dans, varyete numaraları, alakart ve tabidet lar, Pazar günleri 17,30 da çaylı varyete, Çay mz 75 kuruş. akşam müzik, Kabare nefis ehven flat» dana, FRANSIZ TİYATROSUNDA SÜREYYA OÖPERETİ Süreyya opereti (Telefoncu kız? Pek yakımda (Horoz Paşa) * : EE z 2 m 7 : fi b . Zara pa gözler, 'Bar şarkıcı, Denizaltı ejderi, ' şi Oceze»m No. 156 KIRMIZI VE SiYAH STENDHAL Bu hakikati hemen kavradı ve yine hemencecik kendini toparladı. Ellerini Mathilde'in elleri arasm- dan çekti ve pek belli bir saygı tav- rı İle kızdan uzaklaştı. Bir erkek ce- sareti bundan ileri varamaz. Sonra madame de Fervagues'ın sedir Üze- rinde sürünen mektuplarını topladı ve son derece bir nezaketle, o anda adeta bir zulüm halini alan bir nezâ- ketle: — Mademoiselle de La Mole, bu hususta düşünmeme lutfen müsaade ederler, dedi, Çabucak uzaklaştı, kitap odasın- dan çıktı; Mathilde onun birer birer bütün kapıları kapadığını duydu. Içinden: “Canavar, dedi, heyecan gil: o, akılı, ihtiyatlı, iyi kalpli; Asıl benim kabahatim var; ben akla sığmaz derecede kabahat ettim.” Böyle düşünüşü devam etti, Mat - hilde o gün hemen hemen bahtiyar - &ı, çünkü kendini hep aşka vermişti; sanki bu ruh nedir hiç bilme- sikgr celil cara GL My bolmüuştu ! Akşam salonda bir uşak madame de Fervagues'in geldiğini haber ve- rince-Mathilde'in tüyleri diken diken oldu; o #damın sesi ona musibet ha- ber veren bir 4€s gibi geldi. Madame de Fervagues'a bakmağı içi almadı; hemen uzaklaştı. Elemli zaferi ile ık iftihar edemiyen Julien kendi ba Kaşlarını iş açığa kork muş, © akşam yemeğini La Mole ko- aj yememi; muamele ettim.,, Akşam Opera « Buffa'ya gidip ma dame de Fervagues'in İocasında mu- düşüncenin doğruluğu açıktı; fakat buna rağmen Julien o akşam insan arasına çıkma- ğa Mek cesaret edemiyordu, Ko nuşmak, bahtiyarlığının yarısını kay bettirecekti, Saat onu çaldı: artık kal it» mek bir vazife oldu. e Çok şükür ki, madame de Ferva - gues'in İocası o akşam kadın dolu idi; Julien ta kapınm yanına oturdu, şapkalar da önünü kapıyordu. Bu hal onu gülünç olmaktan kurtardı; Mat- rimonio ii Çaroline'ni ilâhi yeis feryatlarını duyunca gözlerinden yaşlar boşandı. Madame de Ferva gucs bu gözyaşlarını gördü; Julien- in her zamanki erkekçe metaneti ile o akşamki hali arasında o kadar te- zat vardı ki, sonradan gu rurunun en aşındırıcı özgülükleri (hususiyetleri) ile artık işba haline gelmiş o kibar kadın ruhu bile bir acıma duydu. Onda kadın kalbi kör- Ama elbette yine bir izeri vardı; kon başladı. Onun se- sini duyup haz duymak islyordu. Julien'e: — Marguis de La Mole'unkileri gördünüz mü? dedi, üçüncü kattalar. Julien hemen, locanın önüne baylı terbiyesizce dayanarak salona sark - t: Mathilde'in gözleri yaştan parlı- yordu. 5 İçinden: “Alma bugün onların ti - yatro günleri değildi, dedi; ne ka - dar da merak etmişt,, Mathilde Jullen'in © akşamı ma- dame de Pervagues'le geçirip geçire miyeceğini öğrenmek istemiş ve ko- nağın devamlılarından bir bayanm teklif ettiği İocayı, kendi sosyal mev kilerin uyup Uymamaâsna aldırmadan kabul etmiş, annesinin de gönlünü yapmıştı. Bölüm XXXI ONU KORKUTMAK İşte sizin medeniyetinizin büyük mucizesi! Aşkı alelâde bir iş ettiniz. BARNAVE Jülien, madâme de La Mole'un 10- çasına koştu. Gözleri önct, Mathil - de'in yaşlı gözlerine ilişti; kız gizle - meğe çal dan ağlıyordu, zaten ©- rada yalnız ut cak kimseler, locayı veren bayanla birkaç da tanı- dık vardı. Mathilde elini Julien'in elinin üstüne koydu; annesinden hiç korkusu kalmamış gibi idi, Gözyaşla- rından adeta nefesi tkanmış bir bal- de, Julien'e ancak: “Temin edilmek istiyorsunuz... diyebildi, Julien de gayet heyecan içinde idi; üçüncü kat localarındakilerin gözleri ni kamaştıran avizeyi bahane ederek el ile gözlerini pie hissini belli et memeğe çalışıyordu. İçinden: “Bari sesimi çıkarmıyayım! dedi Bir şey İ biri, Dostum Asımla Beyoğlunun bü- Kadın ve şans ayni zamanda doğ- du. Şans ile kabiliyeti biribirine ka- rıştırmamalıdır. Hele kadın meselele- rinde de iş büsbütün başkadır. Bu mesele, güzellik, çirkinlik, şıklık, kı liksızlık, zenginlik, rlik daha bin türlü tercih sebeplerinden, her şey- den başka, bambaşka bir meseledir. ; vel ŞANS 21.10.0935 Nakleden :Mİ-FA çildi, günün kahramanını sarığın, D vi gözlü, Alman olduğunu on mes uzaktan bağıran genç bir kız tegfi ediyordu. Almancamla pek övün” mem. Lâkin Asma güvenerek yaklaştım, şapkamı çıkarırken pek tatl: gelen sesimle, refakat edf bilmemi rica ettim. O pek tabiidir #k Zengin, güzel ve zarif kocalarını, çir- | rahat bırakılmasını istedi. Asım 8” kin, mendebur, meteliksiz ve kaba uşaklarile aldatan zevcelerden yığın yığın misaller bulmak mümkündür. Hikâyem, kadm meselesinde şansın oynadığı oyundan bir perdedir. Nisanın sevimli ılık günlerinden yük caddesinde plânsız dolaşıyorduk. Bugünü nasıl geçireceğimizi bilmiyor- duk. Teklif edilen fikirlerin hiçbiri hoşumuza gitmiyordu. Aklıma cazip bir fikir gelmeseydi bu güzel güneş“ li günü siyah bir sinemada öldürme. ğe kalkışacaktık, Şimdi Asımla vedalaşıp ayrılacak- tık; ben önline çıkan ilk kız veya ka- dına takılacak ve onu bir fincan çaya davet edecektim, tabit hanımcağız kıs racak ve söylenecek, Halbuki tam © sirada Asım imdada yetişip bir ya- bancı ve kibar adam gibi kadını be- nim terbiyesizliğimden o kurtaracaktı, Bir daha cumaya da ayni rolü ben oy ey ve böylelikle hoşlia, yeni bir vakit geçirmiş olacaktık. Karar verdik ve derhal tatbika ge- Ri Sant mi al 0— 1430 1615 170 15.— İnönü Mersinden Aksu Karadenizde Uğur İzmitten Asya Mudanyadan Sakarya İzmirden . nel aanandan gidecek vapurlar: —— ( — Bartm Mudanyaya i bir 035 Sini da sevk edilmek en ye müracaatları, . . ÇABUK SIHHİ YARDIM TEŞKİLÂTI Bu numaradan imdat otomobili istenir, . HASTANE TELEFONLARI Cerrahpasa hastanesi. Cerrahpaşa | 21603 söylersem benim de son derece heye- canda olduğumdan şüphesi kalmaz, sesim gönlümdekini açığa vurur, her şeyin yeniden mahvoluvermesine bas lâ imkân var.,, Şimdi içindeki çarpışmalar sabeb- kinden daha zorlu idi,çürkti sabahtan beri gönlü daha ateşlenmişti. Mathil de'in gururu, benbenliği uyanacak diye korkuyordu. Aşktan ve hazdan sarhoş gibi olmuştu; yine de nefsini zorlayıp ona bir şey söylemedi. Bence bu, onun yaradılışmda bulu- Ban meziyetlerin en büyüklerinden » dir; kendi kendine bu kadar hükme debilen bir adam, kadar elverirse, çok ilerliyebilir. Mademvoiselle de La Mole, Julien- in konağa kendilerile beraber gelme si için çok rsrar etti, Şükür ki, sicim gibi yağmur yağıyordu. Fakat mar gülse, Julien'i arabada karşısına &l- dı, onunla hiç durmadan konuştu ve onun, kıza bir kelime olsun söyleme- sine vakit bırakmadı, Sanki marguis Julienle söz birliği etmiş, onun işini kolaylaştırıyordu; Julien de, heyeca- mın şiddetini belli ederek zaferini elden kaçırmaktan korkusu kalmadı. ğı için, kendini bahtiyarlık zevkine çılgmcasma bırakıvermişti. Bilmem söylemeğe lüzum vat mi? Julten, odasına girer girmez, hemen diz çöktü, prince Korass(f'un verdiği mektupları öptü durdu. linciye kadar birkaç kelime daha sö” Asım pürtelâş geldi ve: Nihai asım pürtelâş geldi ve: Bu terbi adamın sizi rahatsız ettiğini ediyorum, dedi ve bana da oldi sert, defolmamı tavsiye etti. Küçi tiğini gördüm. Beni de gelecek €” a böyle bir saadet bekliyordu. Iste İstemez bir sinemaya girdim, . Bugün hava açık ve daha güzel Beyoğlu hoşa giden kadınlarla dol Asımla yürüyoruz. Karşıdan ince uzun bir kız geliyor, ben hemef Asımı vazifesine gönderiyorum, 9 derhal şapkasını çıkararak yaklaşıy0" ve teklifine başlıyor. Ben de derbi yetişip onun bana bir hafta evvel #öY" ediklerini aynen tekrar ediyorum” Fakat hayret: Bir çift güzel elâ gö? bana kırarak dönüyor ve: Kâh; mısınız diyor. Benden daha çirkin hantal olan Asımla nazlı nazlı uzak" aşıyor. caddesi Kuduz hastanesi. Çapa Etfel hastanesi, Şili . MÜRACAAT YERLERİ Deniz Yolları acentesi Teleton Akay (Kadıköy iskelesi baş me ye Hayriye, Telefon 'apurculuk Şirketi merkez acen- tesi, Telefon müracaat ka Demriyolları lemi. Sirkeci Telefon Devlet om Haydan, bölen, Reklâmsız satı Yegâne tıraş bıçağı Bu çılgın hali il adammışsın | bana ne iyilikler ettin diye söyleniyordu: Yavaş yavaş kendini toparlar gi oldu. Halini, bir savaşı yarı kazan ” mış bir generalin, haline benzetiyof” Bugün üstünlüğün bende olduğu #ö* götürmez, hem de çok büyük üstünlük, diyordu; ama bakalım y#” rin ne olacak? bir anda her şey eld” uçuverir.,, Napoleon, Sainte-Helene'de söyl” yip yazdırdığı Hatmatı, teşli hisle ve iki saat kendini zorlayıp 07” okudu; ama ancak gözleri okuyor * muş, na çikar? kendini bu işe zorl” yordu yal Gözleri bu zoraki, gârif okuma İle uğraşa dursun, dünyağ” en yüce me varsa onun düzenine (9” yiz) m kafası ve si elli etmeksizin işliyordu. Ji “O kalb, madame de Renal'ınkind0f bambaşka!,, diyor, fakat daha if gitmiyordu. pi Birdenbire kitabı elinden fırlat?” “ONU KORKUTMALI! diye bağif” dı. Düşman benim kendisini yıldır”. ğım derecede bana itaat eder, o 78 man bir daha beni hakir göremeğ- Sevinçten adeta sarhoş olmuğ. Kİ gücük odasında dolaşıyordu. Hakçf” sr bu bahtiyarlık, aşktan çok gurü run verdiği bir bahtiyarlıktı. larkası varl AC dama İMBE,

Bu sayıdan diğer sayfalar: