25 Ağustos 1936 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 3

25 Ağustos 1936 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

| —— 25.8.906 kefaletle bırakıldı , İzmir, 24 (Hususi muhabirimiz bil- — İnebolu faciasinn muha- İrmesine bugün ağırceza mahkeme - Ali, tahliye isteğinde bulunmuş, mah eme 500 lira kefaletle tahliyesine vermiştir. İcâp eden müamele yapıldığı için Mehmet. Ali, $eç vakit tahliye edilmiştir. Muha - eylülün 28 ine bırakrimiştır. Macar Naibi ile Hitler mülâkatı Almanya Avusturya ve Macaristan konferansı Paris, 24. (Tan) — Macar Kral Na- Mi Hortiyle Hitlerin görüşmesi çok sa Mimi olmuştur. İki devlet reisi bil üç mühim meseleye temas et- 1 — Avusturyaile Almanya an - beynelmilel aksü'âmelleri. 2 — Bolşevizm tehlikesine karşı a- lâzım gelen tedbirler. 3 — Almanya ile Macaristan müna- Bebatı, Amiral Horti Almanya, Avustur- Ya ve Macaristanın iştirakile bir kon. e aktedilmesini teklif etmiş ve de bu teklifi kabul etmiştir. İtalyanm dahi bu konferansta ha- x bulunması her iki tarafça temen- I İtalyan membaları, Hortinin. Mus» Klin ije d “eruşeceği haberlerini azıp etmektedirler. imparatoriçe Zitayı kabul a etti Pürin, 24 (Tan) — Eski Avustur- İN Macaristan , İmpara: toriçesi. ve lük Ottonun valdesi Zita, bugün, Papa tarafmdan kabul edilmiştir. Dr. Şaht Parise > gidiyor j İnebolu faciası | “İktisat Vekili Süvari “Mehmet “Ali, şehrimize geliy OY| Yarın on dördüncü İktisat Vekili! İzmirde tetkiklerde: bulundu İzmir, 24 (Hususi muhabirimiz bil- Sinde devam edilmiş, bazı şahitlerin | giriyor) — Bir haftadanberi Çeşme- abe suretiyle alman-ifadeleri o -| de istirahat eden İktısat-Vekili Celâl kunmuştur. İnebolu süvarisı Mehmet | Bayar, Sakiza kadar bir gezinti yap- mıştır, Vekil Sakızda Yunanl'ar ta rafından çok samimi ve düstane te zahüratla karşılanmıştır. Bugün, otomobilis ve beraberinde- ki zevatla İzmire gelen “Celâl Bayar, vilâyeti ve belediyeyi ziyaret etmiş, öğleyin şehir gazinosunda belediye tarafmdan şerefine verilen ziyafette hazır bulunmuştur. İktısat Vekili, öğleden sonra vali ve belediye reisi ile beraber Kültür: parka giderek fuar hazirlıkiarını gör müş, daha sonra İş Bankasındaki ü- züm kurumunu gezmiştir. Celâl Ba - yar, üzüm kurumu direktörü İsmail Hakkıdan İzahat almış, üzüm ve in - cir piyasalarının açılışındaki İyi fiat tan çok memnun olduğunu söylemiş- tir. Vekil, donanmayı . ziyaret ettikten sonra motörle Ankara vapırun« geç | miş ve İstanbula hareket etmiştir. Kuin Mari rekor kırdı Vapur Normandi'nin rekorunu 4-saat 30 dakika farkla kırdı NevyurK; 74 (A. A.) — Gueen Mary vapurunun daha şimdiden At - las Okyanusunu (ogeçme rekorunu kırmış olduğu tahmin edilmektedir. Otuz buçuk mil süratle seyreden va- pur, Nantückette fener vspürünü geçmiştir. Vapur, Ambrase fenör va- pürünu dün akşam saat 2İ de geçmiş- tir. Çarşamba günü Cherbourg'dan ha- reketindenberi Gucen Mary, Norman die vapurunun 1935 haziracında elde etmiş olduğu vasati 29,64 mil sürate mukabil 30 milden fazla vasati sürst elde etmiştir. Nevyork, 24 (A: A.) — Cunard Vhite Star, tebliğ ediyor: Nasyonal sosyalistler EE yiyerek pi ## E ya (iii zl son seyahat 1931 senesinde beraberinde hariciye nazı- olduğu halde yapmış oldu- ttir. Bu ziyarette Alman Laval ve Briand ile görüş - fe Gucen Mary, Atlas Okyanusunu dört gün yedi saat on iki dakikada göçerek Mormandie'nin rekorunu 4 halde vefaiketmiştir. Sir Thomas, üç bin o kızatlık ve o zamana kadar elde bulunan elmaslar dan üç defa büyük olan bu elması 1905 senesinde keşfetmiştir. Trans'- val hükümeti, bu elması 1007 sene - sinde satmalmiş ve 1908 tarihinde yildönümü münasebetiyle kral yedin- ci Edvarda takdim etmiştir. T İş Bankası yılına basıyor Ankara, 24 (Tan) — 26 Ağustos- ta Iş Bankası 14 üncü yılına basmak tadır. O gün banka şubeleri kapalı olacak ve ayni gün Ankarada Anka» ra Palasta, İstanbulda Yat klübün - de bir gardenparti verilecektir. İz - mirde yapılacak toplantının yeri ban kanm İzmir şubesince tesbit edilecek lir, Ayni gün bankanın Yenişehir a- jansı merasimle açılacaktır. Ortamektep muellimliği imtihanında kazananlar Ankara, 24 (Hususi muhabirimiz- den) »- Örta mektep muallimliği i- çin.burada şifahiimtihanlarda mu - vaffak olanların isimleri tesbit edil. miş ve listesi tasdik edilmek Üzere Istanbulda. bulunan Saffet »Arıkana gönderilmiştir. Muvaffak olanlardan bir kısıma ekliyetnameleri derhal verilecek ve bir kısmı da staja tâbi tutulacaktır. Staj kursları 1 birinci teşrinde açılacak ve bir yıl devam e- decektir. Orta tedrisat kadroları anıyor Ankara, 24 (Tan) — Orta tedri - sat yeni kadroları hazırlanmaktadır. Bu kadrolar buraya eylülün haftasm da dönecek olan Saffet Arıkan tara- fından görüldükten sonra kat'i şek- Hini alacaktır. Yeni adliye tayin listesi Ankara; Zi (Tan) — Adliye Vekâ- İleti yeni bir tayin listesi hazırlamak kadar hâ - terfi, tayin tadır, Bu listeye göre kim ve müddeiumu! ve nakilleri yapılacaktır. > Barselon Başkonsolosluğu Ankara, 24 (Tan) Barselon baş konsolosluğuna eski Gümülcine konsolosu Fuadin tayini kararlaş - mıştır. de siİ2Aki seriat TALİ İngiltere kralı Atinaya gidiyor Atina, 24 (A. A.) — İngiltere kra- hı Sekizinci Edvard'nm yarın Nahlin yatı ile Faler'e gelmesi beklenilmek- tedir, Almanyada askerlik müddeti iki sene Londra, 24 (Tan) — Şansölye Hit lerle harbiye nazırı General Fon Blomberg tarafından imzalı ve bu akşam neşredilen bir kararname mü cibince, Almanyada, askeri hizmet müddeti bir seneden iki seneye çıka rılmıştır. Kara, deniz ye hava kuvvetlerine şâmil olan bu kârarname neticesin- de, 936 senesi sonuna kadar, Alman ordüsunun mevcudu. bir milyon ki- şiye baliğ olacaktır, Bu tedbirin Sovyetler ve komüniz me karşı almmış olduğu söylenmek- tedir. İtalya el'an gönüllü asker topluyor Roma, 24 (A. A.) — Bu' syn be» şindenberi tatil edilmiş olsa doğu Af rikası İçin gönüllü kaydı muzme'ele- ri bugün tekrar başlamıştır. Gönüllü ler, asgari iki-sene-hizmet-etmek tu- ahhüdünde bulunmak meckuriyetin - dedirler, . Jen açık bir tabirle kalbur üstü ka - İ yüğümlz olduğu halde, buradalar. AN Dolmabahçe saraymın ön ve arka kapıları ardına kadar. açık. Kumlu yollarda ayak çıtırtıları duyuluyor. Dil Kurultayı için hazırlanan dış sa- londa; üç beş davetli erkenden yerle- rini almışlar. Salonun sırtını denize veren kögesinde, ötomatik çalışan bü yük,bir döner tahta duruyor, Tahta- nın solunda başkan ve kâtiplere mah süs, geçme tahtadan çok zarif şekil- de yapılmiş kürsüler var. Kürsünün önünde Dil Tetkik Kurumunun vik harfleriyle, kırmizi ve beyaz çiçek- lerden örülmüş güzel bir buket gözle- ri, kendine çekiyor. Her * kürsünün önünde bir mikrofon... Sonra, arkada, bütün salonu baştan başa dolduran geniş koltuklar... ” Salon, yavaş yavaş doluyor. İşte, vakarlı yürüyüşüyle Nafıâ Vekili Ali Çetinkaya, işte sevimli yüzü veo meşhur gözlüğü ile Hariciye Vekili Tevfik Rüştü! İ İşte bir mektep öğretmeniyle tatlı tetli konuşan Dahiliye Vekili Şükrü | Kaya! Bir vekil ve bir öğretmen!.. | Eski devri ve o devrin bir nazır paşasiyle bir mektep hocasını düşün- | düm vedün ile bügün arasındaki fark, başımı döndürdü. Memleketin | lan bütün ileri Eelenleri, başta en bil- Belki de, hiçbir çatı altı; Dil Ku- raltaylarının açıldığı güne kadar memleketin bütün seçilmiş şahsivet- lerini böyle bir araya toplamamıştı. İşte Başvekil İsmet İnönü önü- müzden geçiyor. Kendisine yol aç- mak istiyenler oldu. Fakat o, eliyle mâni oluyor ve bir gölge gibi sessiz ve gösterişsiz aramıza karışıyor. Kon di kendime düşündüm: Şu Dolma- bahçe sarayının süslü dekoru, sır - mal: spoletlerinin parıltısı gözler kö-| maşlıran nice tahta sakal sadrazam- | lar gördü. | Fakat bunların hangisi, bu hepi - miz gibi giyinen, siyak kısa ceketli biğansiz ve apuletsiz Başvekil kadar milletinin sevgisini kazanabildi. Salon artık, baştan başa dolu... Radyo hoparlörü ilk ses tecriibeleri- ni yapıyor: — Allo.. Allo... , Üye safları arasmda çıt yok. Bu sırada genç bir adam gösterdiler: İki elinde iki baston, yürüyordu. Ro- matizmalı ayaklarının verdiği rstıra- ba rağmen yüzü sevinç, merak, he - yecan ifade eden tatlı çizgilerle doju idi, — Kimdir bu zat? diye sordüm. Anlattıklarına göre * Avusturyalı bir dil âlimi imiş. Türk dili üzerinde kuvvetli etütleri varmış, Bütün Ku- rultay neşriyatını tercüme ettirmiş, dil inkılâbımızın ana hatları hakkın. de esaslı bir fikir sahibi olarak mem. leketine dönmek istiyormuş!,, Ancak iki bastonun yardımiyle yürüyebilen bu sayın profesör, doğru sunu İsterseniz, gözümde bir kat da- ba yükseldi. Bu feragat, ancak ken- dini İlme vermiş kimselerde görüle - bilir, Saat tam on dört!.. Saflarda ani bir kımıldama oldu. Bütün bağlar, bi randa büyük merdiven tarafi - na çevrildi, Tam bu sirada İstiklâl marşı çalınmaya başlamıştı. Atatüirk, yanlarında Başvekil İs- met İnönü, Londra Elçisi Fethi ol duğu halde salona giriyorlardı. Fresimli rmakale Bir asırlık sergi ve resim galerisi 1 — Merhumlar, 2 — Güzel San'atler Birliği. 3 — Müstakil Ressam ve Heykeltraslar Birli- ği, 4 —“D,, grupu. Yani klâslk- lerden, modernlere kadar hepsi. asla ayırmıyarak olduğu gibi bir Dolmabahçedeki tarihi toplantı Üçüncü Dil Kurultayı toplantısından notlar Herkes ayağa kalktı. Atatürk, hü- tün safları bir anda ihata eden o ha- rikulâde bakışlı gözleriyle, bütün da- vetiileri ayrı ayrı selâmlar gibiydi. İstiklâl marşı bitince, sanu gelmiye- cek sanılan sürekli ve heyecanlı bir &lkiş sesi duyuldu. Atatürk yerine 0- tururken; Maari* Vekili Saffet Arr- kan da kürsüyo doğru ilerlemişti. Mikrofonun önünde: — Atatürk. Bayanlari, Baylar! diye söze başladı. Sesi, hareketli ve! heyecanlıydı. Dil Kurumunun verimli çalışmalarını kısa birkaç cümlenin çerçevesine sığ- dırmak suretiyle geçen yıllarda yapı- lan ve gelecek yıllara saklanan işleri anlatarak Ücüncü Dil Kurultaymın tarihi celsesini açtı. Mearıf Vekili, çok alkışlanan bu kısa nutkunu bitir- dikten sonra, tekrar ayağa kalktı: — Kurultaya bir başkan seçmek gerektir. Sayın üyeler; lütfen reyle- vinizi kullanmız! Bunun üzerine Necmi Dilmen kür. süye gelerek, Maarif Vekili Saffet Arıkanın Başkan seçilmesini teklif etti, Eller hep birden, alkışlar arasında kalktı, Saffet Arıkan, Başkan seçilmesin. den dolayı Kurultay üyelerine ve müzakereleri takip etmeye geldikle - ri için, sayım ecnebi dil profesörleri- ne teşekkür etti. Bundan sonra, Kurultaya, iki as. başkanla dört sekreter seçilmek lâ- zımgeliyordu. o Asbaşkanlıklar- için Türk Tarih Kurumu Asbaşkanı Ba- yan Afetle, Kamutay. Asbaşkanı Nu- ri Conker namzet gösterilmişterdi. Sekreterliklene İsmail Müştak Maya- kan, Esma Nayman, Faik Resit, Ba- yan Zerrin Dilmen namzettiler. Na zetler, başkanlıklara ve sekreterlik - lere seçildikten sonra Kendi yerleri ni aldılar, Bayan Afet, kürsüye gelerek baş- kanlık kuruluna seçildiği için kendi ve arkadaşları namınm teşekkür etti, Tarih Kurumu ve Kurultay Asbaşka- n:, son derece sade giyinmişti. Sik sık alkışlanan nutkunun bir cümlesinde: “Türk kadınlığına dil ha reketlerinde yer verilmesindeki ince dikkatten,, bahsederken bilhassa he - yecanlı görünüyordu. «Bayan Afet, Dutkunun bir başka yerinde şöyle diyordu: — İlk yurttan ayrılmıya “mecbur olan Türkler, göç yolları için güne - şin kılavuzluğundan “istifade ettiler.. | yor. Atalarımız. Etiler, » güneşi sembolize etmişlerdi.,, Bayan Afet sözünü bitirirken: — Bize her hususta “güneş, zekâ ışıkları karşısında tazimle lirim, dedi. Bu sırada bütün gözler, Atatürke doğru çevrilmişti. Bayan Afeti şid - detle alkışlıyan kurultay, onun gah - sında İnk:lâp devrinin kadını da se. lümlamış oluyordu. Bundan sonra Dil Kurumu Genel Sekreteri İbrâhim Necmi Dilmen kürsüye geldi ve'ge - çen yılların çalışmalarını anlatan ra- porunu okudu. Dil Kurumu neşriyatmdan bahse- derken; — Cep kılavuzları, herkesin uyma- sı mecburi olan bir buyrultu değildir, dedi. İbrahim Necminin raporu her pa- sajında şiddetle alkışlanarak, sona e- rince, Başkan, toplantıyı, yarım sa - ve Belediyenin böyle bir fırsatı kaçırmıyarak bu resimleri sergi den sonra derhal şehrin müna- sipçe bir binasına naklediverme. si kâfi gelecektir. v az “FELE 5 Içim sızlıyor Peşte: 20 Ağustos Budapeşteye bir bayram günü çi- kıyorum. Her taraf kapalı, yalnız ha va, kahveler ve kadm şemsiyeleri a- çık. Macar tarihini bilmiyorum. Bu- günkü bayram bir milli bayram İmiş, (Dün de yazdım yaj Istefan Azizin Viyanadan Peşteye ame yazıp Margrit adası denilen Tuna adasınm bir otelinde yer tutmuştum, Otel lüks, masrafı tuzlu, merkezden uzak. İşime pek gelmedi. Bütün büyük o- tellerde olduğu gibi kapıcıları ve kâ- tipleri adama pura ağırlığınca hür « met ediyor. Gelen yolcuya kasıknı- yazı (“reverans”ın türkçesi) yapı yorlar, Gidenin de bir hastalık ka- dar çabuk gitmesini istiyorlar. Otel- cinin gözü yolcunun eline Âşık, Elinizi gösterirseniz bu aşk devam eder, göstermezseniz başkasına âşık olmak üzere sizden yüz çevirir. Bir otel kâtibinin müşteriler öntin deki kibarlık tavırları kadar sinirime dokunan şey yoktur. Böylelerinin hakkından Amerikalılar gelir.Malüin ya Amerikalılar mazisi olmıyan, eti- ket düşünmiyen bir millettir. Böyle çıtkırıldım, fraklı, livreli hizmetçile. ri olan büyük otellerde herkesin frak giydiği yere pijama ile, ropdöşambr ile giderler. Lâkin kimse ses çıkara- maz. Çünkü sonra dolarlar akmaz. Uzatmıyalım. Bu müral kibar yerden ! çıkıp şehrin merkezine yakın bir ye- rine taşındım. Henüz Peşte hakkın. dâ muhtasar bile bir sey yazamam, Ancak şünu yazarım. Bizim için İstanbulu seyyah şehri i yapmak, ecnebi celbetmek hele bura- ları görmüş ecnebileri memnun et mek çok ama cok müşkül biriş. Utanmasam muhal diyeceğim. Çün- kü son derece güzel bir tabiat. Kilo- metre ile ölçülen ve her tarafı ren- gârenk gloyöller ile süslenmiş, yem- yeşil çimenlerin ortasında tarhlar, Kırmızı topraklı tertemiz yollar, a - | Enelur ve en modern oteller ve gazi- nolar. Kaplıcalar var, plâjı var, oyun yeri var ve eğlence yerleri var, , Böyle yerden çıkıp bize geleni na Me avutacağız?! Bu işi yalmz Is. tanbul belediyesinin zaten iş ağırlı « ğımdan iki büklüm olmuş omuzlarına yliklemek © ve İstanbulu bir seyyah şehri yapma İşini bir belediyenin tek başına çıkabileceği bir mesele zannet- mek hata, hata, hatadır. Istanbulun bir seyyah şehri yapacaksak bunu her şeyden evvel bir hükümet işi say malıyız. Çünkü burada turizm İle hükümet uğraşıyor ve bu büyük ik- tısadi teşebbüs kuvveti oradan alı- Peştenin turizm yöniinden bu ha- lini görünce içim sızladı. İstanbulu, Peşte gibi görmek ümidim sarsıldı; yıkıldı demiyeyim ama çatladı. Peşte Orta Avrupada hiçbir yerin rekabet edemiyeceği bir şehir olmuş. Bundan sekiz on sene evvel bir kere daha gelmiştim. O zamanki halile simdikini mukayese ediyorum, Ara- da büyük fark var. Bu hrzilede- vam ederse Peşte on sene sonra Pa- risi çok arkada bırakır. Ona seyyah bakmımdan yalnız Akdeniz Riviye « rası belki rekabet edebilir. B. FELEK at. için tatil etti, İkinci celse, tam saat onaltı bu- çukta uzun zil sesleriyle açıldı. Atatürk yerini işgal ederken, Ku- rultay üyeleri gene hep birden ayağa kalktılar. Genel sekreterin raporu encllmen- lere havale edildi. ik Sıra, Yusuf Ziya Özer'in: Güneş »« Dil teorisine dair hazırladığı tezi o- kumasma' gelmişti. Yusuf Ziya tezini izah etti ve son va dediki: — Dinimizi, dilimizi, filerimizi, me deni reffahımızı hep güneşe. borç- tuyuz! Yusuf Ziya, son söz olarak Atatür. kün parlak dehasından badsetti ve: İ — Onun dimâğında bir ateş vardır. Volkanlar gibi feveran eden bir ateş! | Bu ateş, milleti için bir hidayet me- / salesi olmuştur, dedi. Yusuf Ziya, sikışlar arasında kürsüden inji, Başkan, bugün saat 14te tekrar toplanmak üzere, Kurultay içtipiam: kapadı, Salahâttin GÜNGÖR

Bu sayıdan diğer sayfalar: