28 Nisan 1938 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 8

28 Nisan 1938 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

» Bu maksatla, vilâyetçe seçilmiş olan MEM insa 1 Bafra Çocuk Esirgeme Kurumu tara fından ikiyiize yakın yoksul yavruya | lerde pirine zer'ini iştir. E- Yemek verilmektedir. Resime, çocukları toplu bir halde yemek esmasin- | zer beklenilen netice alınmazs bu Kr gm SAFRANBOLUDA : Karabükte Yeni Apartımanlar Yaptırnılıyor Safranbolu, (TAN) — Fazla çeltik #eriyatı yapıldığı için evvelce sıtma nm bolluğu ile şöhret bulan Kara- bük sahasında şimdi fabrikalar ku- rulduğu ve binlerce insan yaşadığı için tedbirler alınmış, sıtma yok © dilmiştir. Yazın çok sıcak olan o havalide bugünden sıhhi tedbirlere müracaat edilmiştir. Çeltik ekimi komisyonu, Karabükün ve iş sahasının 3 kilo- metre yakınlarına kadar olan yer- NE | e ie |mesafe 5 kilometreye kadar genişle-| KONYADA: GİRESUNDA : İ arkin büyük bir mahalle Türkkuşu Şubesi rl Dame ea reişir Gelecek Yıl Açılacak Yapılacak erekte Şayık | önline NAZİLLİDE : Pamuk Ekimi Bu Sene Biraz Geç Kalıyor Nazilli, (TAN) — Yirmi günden- beri hemen mütemadiyen yağmur Geçen senelerde bu vakitler, pamuk ekilmiye başlanıl- mış olduğu halde şimdi tarlalara hiç el sürülmemiştir. Çünkü çoğu su yağmaktadır. içinde ve çamur halindedir. Bir hafta daha yağmurlar kesilip hava ısınmazsa, pamuk ekimi tama- men gecikecek ve pamuk hasılatı ya rı yarıya az olacaktır. Bu takdirde tarlalara ancak mısır, karpuz ekile- bilecektir. Sühunet derecesi en fazla yirmi dir. Ağaçlar bile henüz tamamen Köylü, havala- rin iyi gitmesini sabırsızlıkla bekli- yapraklanmamıştır. yor, Tren İhtiyacı Otomobil Kazaları Karşısında i Ne Gibi Tedbi (Başı 7 incide) kurtulmak için karşılıklı dursanız sabahı otomobilde beklemek icap eder... Arasıra önünüze tam yolun ortasından giden. yolları babasının tarlası zanneden bir yük arabası altında yanan ve uzaktan ne oldü- ğu anlaşılmıyan mum fenerlerini yakarak yavaş yavaş türkü söyli- yerek gider. OKorne, &vertisör çalsanız değil, top atsanız yerleri- ni değiştirmezler. Bu vaziyet kar- şısında - sığamıyacağınız için - ya- nında geçemezsiniz, arkasında git- miye sinirleriniz müsaade etmez, sizin âsabınız bu semahati göste- rirse de otomobilin hilkati saatte üç kilometre gitmiye imkân bulinaz. Bu bir sürü sinir bozan avamil 4- rasında filde bile soğukkanlılığın devamına inmnmak bir ha- yal olur. İyice bilmelidir ki, o yo- In giren kazara ölecek değil, tesa- düfen yaşıyacaktır. Eceliniz gelmiş ise canmız Kil - yosa gitmek ister. Orada katran ye- rine tabiatin döşediği çakıl ve ka- ya parçalarının biribirine eklen- mesinden vücude gelen . daha dar, daha virajlı ve daha uçurumlu bir yol vardır. Fakat yoka nisbetle bir rler Alınmalı? mâlâyutâk bir teklif olur. Şimdilik umumi caddelerde bir salâh husu- lünü görmek te iktifa olunabilir bir saadet sayılır. Bugüne kadar bü yollarda seyrü- seferin selâmetini temin için ne yar pılmış ise bilâ kaydü şart hiçbiri- nin husulü maksada hizmet etme- diğini çekinmeden iddia edebili - tim. Şehrin dört. beş yerine işaret memuru dikmek, yollarda zabıta memurları dolaştırmak, otomobil - lerde hakkı tevakkufu kaldırmak, koca şehir içinde bir kilometrelik azimet ve avdet yolu ayırmak © yolların vadettiği kaza ve beli- lar yanında hiç kalır. Bunun için ilk tedbir yollarda tekâsüfün - her şeye şamil olarak - önünü almak, mutlaka bir seyrüsefer imkânı ba- zırlamaktı Bir kere şehrin başında tramvay şirketi gibi bir belâ vardır. Halk a- leyhine de olsa kendi lehine ne yapmak kabilse ifadan çekinmez. Meselâ yolların en dar ve en tehli- lekeli noktalarında mutlaka yol tektir. Oralarda bütün nakil vası- talarının hareketi güçleşiyormuş, halki ezmek ihtimali artıyormuş, bu onun düşüneceği şey değildir. Konya, (TAN) — Türkkuşu bu se- ne açılacakken bazı sebepler dolayı- siyle vazgeçilmiştir. e Türkkuşuna girmek üzere evvelce yazılmış olan- lardan lisenin 10 ve 11 inci sınıfla- rına devam edenler isterlerse yazın İnönü kampına iştirak o edecekler- dir. Bunların masrafları Türkkuşu Kurumunca temin olunacaktır. Kaynanasını Yaraladı Konya, (TAN) — Cedidiye mahal- Jesinde oturan çalgıcı Tahir, kayna- nası Rebiayı bıçakla başından ağır surette yaralamıştır. Tahir, adliye- ye verilmiştir. BAFRADA : Halkevi Binası Yaptırılacak Bafra, (TAN) — Yeniden yapıla- cak ©. H. Partisi ve Halkevinin plân ları gelmiştir. İnşaat 60 bin İlraya mal olacaktır. Arsayı belediye is- timlâk ve hediye edecektir. Çocuklara Yardım Bafra, (TAN) — Çocuk Esirgeme Kurumu şubesi, 130 fakir ilkmektep talebesine hergün sıcak öğle yemeği | «vermektedir. Hayırsever yurttaşlar, bu yardımın devamı için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Ziraat Kongresine Hazırlık Bafra, (TAN) — Yakında Ankara da toplanacak olan büyük ziraat kon gresine arzedilecek ihtiyaç ve temen nilerin tesbitine devam olunuyor. Giresun, (TAN) — Görelenin ha- ritasın ve müstakbel plâninı yaptır mak işi yakında fit bir sahaya gi- recektir. İstanbulda bulunan harita mütehassısı Tahsinin bu vazifeyi deruhte edeceği anlaşılmaktadır. X Giresun, TAN) — Şibinkara- hisar kazasında bu sene dikilen ağaç ların miktarı 4 bini bulmuştur. Son beş yılda dikilen ağaçların yekünu 29070 dir. Ağaç yetiştirme sahasında çok iyi çahşan Şibinkarahisar, imara muh- taçtır. Bunun için de evvelâ, kasa- takbel plânını bitirrnek çareleri ara- nılmaktadır. ii iğ li OSMANİYEDE: Okuma Yazma Öğrenenler Osmaniye, (TAN) — Bu yıl dört ay süren halk mektebini muallim Tufan idare etmiş, 37 kişi okuma radyo merakı artmaktadır. Birçok- İları evlerine radyo almışlardır. Be- muştur, bulunmuşlardır. Samsunlularla Maç Bafra, (TAN) — Samsun Halk Spor Klübü gençleri buraya gelmişlda bir örnek elbiseler yaptırtmıştır. takımıyla ler, Bafra Gençlerbirliği sayısı 110 u bulmuştur. Kiralar bi- raz yüksek olduğu halde hepsi tutul muştur. Hattâ inşaatı tamamlanma mış dükkânlar bile kiralanmakta- dır. Karabükte, civarındaki köylerden bazılarını da ihtiva etmek üzere ya- kında belediye teşkilâtı yapılacak- tır. İlçebay İhsan Kaya ve fabrika İmüdürü Azmi Cemil, belediye hü- dudu içine girecek araziyi tesbit et- mişler, haritasını da yapmışlardır. Ulus Nahiyesi Abidesi İsefer eden otoraylar kaldırılmış, ye- Temin Edildi Nazilli, (TAN) — Kasabamızla De nizli arasında işlemesi çoktandır te- mehni edilen tren ihtiyacı tatmin 0- lunmüştur. Denizli — Söke arasında şey olduğu için buna da hamdeder, altımızda meselâ Bulgurlu - Merdi- venköy yolu olmadığı için biç ol- mazse çamura saplanip kalmadığı- nizi, manda rine üç vagonlu yolcü trenleri ikame edilmiştir. Halk ve köylü bundan dolayı çok sevinmiştir. # Nazilli, (TAN) — Evkaf memu- ru Kadri terfian Aydın Evkaf Direk törlüğüne tayin edilmiştir. £ Yerine İzmirden Ibrahim Yavuz gelmiştir. mecbur olmadığınızı kendinizi teselli eder durursunuz. Öteki yollarımızı, bu mülâha - zatı gözönüne getirerek, pekâlâ tah min edebilirsiniz. Yalnız Beykoz yolunda berbat kaldırımlar, görül- memiş virajlar ve uçurumlar, ka - Sonra dünyanın her tarafında bir biletle seksen aktarma kabildir. Fakat memleketimizde bu şöyle dursun bir tramvaya atlıyarak ay- ianesile kurtulmıya - istikamette gitmek te müm- düştnerek kün ölmaz. Vergi (verme den de mümkün olmaz. Bilfarz Kurtuluş ve Maçka halkı bu şirkete ikinci bir vergi verme- den Tünele gitmek hakkına malik değildir. Bebek hülkı bir vergi da- ha vererek bilet şeklinde bir mak- buz almadan Eminönünü geçemez. banın noksan kalan harita ve müs yazma imtihanını kazanmışlır. W vesika almıştır. Osmaniye, (TAN) — Burada! lediye de bir radyo getirtmiş ve Be- lediye Parkı gazinosuna koydurt- a de toplanmışlar ve müzakerelerde) Safranbolu, (TAN) — Ulus nahiye sinde dikilecek Atatürk büstü için yapılmakta olan kaide bitirilmiştir. | Etrafında temiz ve küçük bir park da | yapılmıştır. Büst, kaideye konul mak üzeredir. Ovacumada Mektep Yapılacak Safranbolu, (TAN) — Biribirleri- ne uzak olan köylerdeki çocukların okuma ihtiyaçlarını zahmetsizce te- min edebilmeleri için münasip yer- rde mektepler yaptırılması takar- ür etmiştir. Vilâyet Kültür Direktörü Hamdi İrkıl Ata ile ilçebay İhsan Kaya, 30 kilometre uzaktaki Ovacumaya git- mişler, burada boş sınıflı bir ilkmek tep yapılmasına karar vermişlerdir. İnşaata yakında başlanılscaktır. ÇATALCADA : ! Gençlerbirliğinin Bandosu Çatalca, (TAN) — Gençlerbirliği, bando takımını ıslah etmiş, azasına * Çatalca (TAN) — Çocuk Esirge HENDEKTE : Hendek merkez ilkokul talebesi gü- ranlık tüneller, Alemdağı yolunda önünüzü göstermiyecek kadar ke- sif toz bulutları, Şile yolunda taş- tan duvar ören köy çocukları, kor- kunç uçurumlar, bitmez, tükenmez İ virajlar vardır. İstanbul » Edirne yolu da bugün için daha müsait olmakla beraber köy yolları olma- diğı, gelip geçen öküz ve manda a- rabalarının yüklü tekerlekleri al- tında ezilip durduğu için çok yakın zamanda Kilyos yoluna benzemi- ye mahkümdur. Oda, turizm için dardır. Diğerleri kadar olmamak- la beraber yine çok virajlı, Büyük- dere yolundan daha kalabalıktır, Fazls olarak yük ve köy arabala arına geldiği gibi çok in- tizamsız hareketleri daha ziyade tehlike arzeder, Ş ehir içindeki yollara gelin- ce; Bunların kemale isali niye mütevakkıf olduğunu sayabil- mek şöyle dursun işe nereden baş- lamak lâzım geleceğini, tayin de hakikaten kabil değildir. Bunun en kısası bütün yollardaki binaları yı- karak başka memleketlerdeki vazi- Beşiktaş halkı Fatihten, Ortaköy halkı da Aksaraydan başka isti » kamet takip edemez Hele Aksaray- dan ilerisi şirket nazarında başka memleket sayılır. Herhangi bir tramvaya atlasanız sizin için ora- dan ileri gitmek imkâm yoktur. Vâkın tramvay biletlerinin üzerin- de bütün mıntakâlar çizilmiş, iki mıntaka için şu kadar daha fazlası için de bu kadar ücret verileceği gösterilmiş, tramvayların ön ve ar” kalarında kavsi kuzehi andıran bir sürü renkli levhalar ve fenerler vardır. Fakat bunların hepsi ken- disine fazla menfaat teminini al kışlıyan birer paroladan başka bir şey değildir. B u vaziyetin doğurduğu neti- ce, halktun osebepsiz parâ çekmekten ibaret kalsa, herkesten evvel ben mevzu haricine atardım. Lâkin iş bundan ibaret kalmaz, bir taraftan da halk bir tramvaydan diğerine atlamak için yollarda, bil- hassa İstasyon yerlerinde birikir. Geçtiği yollar da yalnız kendine müurahhaslardan Kâmil O Çuhacımn da iştirakiyle alâkadarlar Halkevin | gelmişlerdir. Kültür müessesesinin bütün işçileri, muharrirleri ayni binada yatıyordu. Bu suretle gidip gelmede kaybedecekleri zamanı kazanıyorlardı. İş saat yedi- de, hastahanelere ve asker barakalarına gazeteleri, diğer neşriyatı sevketmek suretile başlıyordu. Uzun gün konferanslar tertip etmek, seyyar sergiler yap- mak, tiyatrolar, tertip etmek, cephelere seyyar kü- tüphaneler göndermek şeklinde devam ediyordu. İş gece yarısı bitiyordu. Bu sebeple burada yatmak herkes için bir kolaylıktı. İspanyol aristokratlarının. muhteşem tembellikleri için yaptıkları saraylar tama mile değişmiş, bir iş kovanı haline gelmişti. İlk bir ay içinde üç yüzden fazla kütüphane açıl- dı. Cultura Popular'ın tertip ettiği iki seyyar sergi kamyonu, önlerindeki mızıka ve yüksek sesli hatip- lerle kasabaları geçerek en yakın cepheleri ziyaret etliler. Müessesenin, her gün günlük gazeteleri has- tahanelere, barakalara götüren dört otomobili vardı. Bütün bunların faaliyetlerinde şuurlu ve neşeli bir nizam görülüyordu. Müessese 24 yaşında bir Endü- Jüslünün mürakabesi altında idi. Bu genç, milli ko- mitenin reisi, faşistlere ve kralcılara karşı mücade le eden genç talebelerin lideri, ayni zamanda meş- hur üniversite (talebelesi (o konfederasyonunun direktörü idi. Bütün bu işlere siyasi tactı'ni ateş- li beyecanıni koyuyordu. Bu suretle Cultura Po- pular barp içinde doğan kültür teşkilâtlarının en mükemmeli olmuştu. Bu muhitte, kendimi daha ziyade evimde hissedi- yor, burası benim kültür iştiyakıma çok yakından ce- vap veriyordu. Bence, bu üniversite, idare makinesin den daha kuvvetle bütün memleketin hayatını birleş- tiren bir vahde'ş halkın daha canlı bir nefesi idi, İki üç günde bir cepheye gidiyor, cephenin ruhunu mies- seseye, müessesenin havasını cepheye götürüyordum. Bu teşkilâtta çalışan arkadaşlar arasında ben de bir neferdim. Bu askerlerin arasında ben sadece bir mu- — barrirdim. Her gün duvarlara yapıştırılan beyanname erlere gönderilen düeMidİNLiE 2 bir futbol maçı yapmışlardır. Bafra-İme Kurumu, Çocuk Bayramı müna-|zel bir müsamere vermiştir. Müsa - lar, bire karşı dört sayı ile galip | sebetiyle fakir yavrulara ayakkabi /merede muvaffak olan çocukları bu ve önlük dağıtmıştır, resimde görliyorsunuz kale yazıyordum. Bazan erkânı harbiyeden aldığım bir emirle, en edebi kuvvetimi sarfederek yazdığım bir yazıyı ateşe atıp yakıyordum. Cultura Popular'da çalışanların hepsi, gece nöbet- çileri gibi vazifelerini büyük bir dikkatle yapıyorlar- dı. Beş altı tüfenkleri, birkaç yüz mitralyözleri, ve herkesin bir rüveiveri vardı. Cepheye her seyahat- lerinde, yollar emin olmadığı için yanlarına bir milis muhafız alıyorlardı. Herkes siyasi, kültürel büyük bir heyecanla, yorulmadan çalışıyordu. Hepsi genç oldukları için bu heyecanları, en yüksek semerelerini veriyordu. Müessese devletten tahsisat almıyordu. Diğer müesseselerin yardımile yaşıyordu. Burada ça lışanların hepsi milis neferi olduklağı için, her gün- lük tayinleri olan on peçetayı alıyorlardı. Birkaç haf talık faaliyetten sonra Cultura Popular iyice tanın- dı. Her zaman olduğu gibi, halk bir müessesenin ken- di heyecanlarını, ıstıraplarını terennüm ettiğini gör- düğü zaman, sevgisini de oraya verir. Benim Cultura Popular'da kalışıma sebep, biraz dinlenmek, ve cephe için lâzım olan faalyletleri ko- laylaştırmaktı. Bu genç insanların arasında insan ne manevi bir sıhhat kazanıyor. Bunların hareketleri ne tav'i, ne Ahenkli, hislerinde ve işlerindeki müna- sebetler ne harikulâde idi yarabbi. FASIL: 9 Gordoba cephesine doğru Montana barakalarına döndüğüm zaman rels: z bir sergi te e gidiyo- ğ li ruz. Beraber gelmek ister misin?. deh Bu şekilde seyyar bir sergi ile ilk defa gideceğim için memnun oldum. İçerisi kitap, mecmua vesair neş riyatı ihtiva eden Iki seyyar kütüpnaheyi kamyonla- ra dizerek yola çıktık, Giderken yol üzerindeki köy- lerde acele toplantılar yapıyor, köylülere sergiyi teş hir ediyor, malümat veriyorduk. Cordoba cephelerin- de kitapları dağıttık, Bunları vaziyet hakkında ten- vire çalıştık, Burada on gün kalacaktım, bu fırsattan istifade ederek dört yüz metreden fazla bir sahayı ih- tiva eden cenup taraflarına inmeği, oradaki vaziyeti görmeyi düşündüm. Öğleden sonra yola çıktık. Yemeğimizi Aranjuez- de yedik. Geceyi Ocana'da geçirdik. Aranjuez'deki müşterek cephe komitesine yemeğe davetli idik. Biz muhtelif fırkaları temsil eden yirmi kişilik bir he- yettik. Yemek çok mütevazi, fakat boldu. Cümhuri- yet fırkasının mümessili yemeğin kötülüğünü tenkit etmeyi kendince muvafık buldu, ve bu fikrini yük- sek sesle anlattı, Bizi yemeğe davet eden müşterek cephe komitesi bundan mütessir oldu, fakat hal ve vaziyeti anlamıyan arkadaşa karşı ses çıkarmadılar. Bizler de sesimizi çıkarmadığımız halde teessürümü zü ihsas ettik. Bu hareketten sonra arkadaşımız öda- #ına kapandı. Üç gün dışarı çıkmadı. Hepimizin hâ- diseyi unuttuğumuza kani olduktan sonra, o da unuta bildi. Bu çirkin hareketini bir daha tekrar etmemesi, yete sokmaktır. Fakat bugünkü şe- rait altında bu kadar muazzam bir şeyi cemiyetten beklemek oldukça menfaat temin eden semtler oldu- ğu için başka yerler ahalisi de bü caddelere yığılır, yollarda geçecek delik kalmaz. zım olan dersi aldığını gösteriyordu. Aranjuez'e gi- deceğimiz zaman, köylülerin, geceleri yollar selâmet olmadığı mülâhazasile, başımıza gelecek bir felâket- ton herkesten fazla endişeli olduklarını gördük, Bu sebeple sergiyi askeri bir bölük halinde organize et- tik. Boş bir otomobil önde giderek yolu istikşaf edi- yordu. Bu otomobile benimle beraber iki silâhlı ar- kadaş bindi. Yanımda bir küçük mavzerden başka bir şey yoktu. Sergi kamyonları bir buçuk mil kadar ar- kadan geliyor, bunun arkasından da boş bir otomobil arkadan gelecek bir tehlikeyi gözetliyordu. Eğer bü- cuma uğrarsa, kamyonlara dönecektik, arkadan ge- len otomobil de en yakın kasabaya giderek bize İm dat getirebilecekti. Karanlıkta biribirimizi tanımak için biribirimize verdiğimiz parola “cenup cephesi” i- di. Gecenin karanlığında, Don Kişotun sahralarında, herşey” dramatik görünüyor, biz hücum f'krini alaya alarak kendi kendimizi teselliye çalışıyorduk. Bütün bunlara rağmen bütün dikkatimizi tam münasile se ferber etmiştik. Ocana'ya gece yarısı vardık. Burada birkaç saat © yuduk, Daha şafak sökmeden kalktık. Bizimle bers- ber C, N. P. den bir mümessil olduğunu söylemeyi unuttum. Bu zat Anarşist matbuatın organı olan 88“ zetenin müdürüydü. Bu zat, kırk yaşlarında, beya” saçları alnının üstüne dökülmüş, iyi bir hatipti, f8- kat pek siyasi bir adam değildi. Bütün nutuklarındâ İspanyol milletinin ne “siyah” ne “kırmızı” hiç bir şekil bir diktatoraya müsamaha etmiyeceğini söyle” di. Bunu o kadar çok tekrar ederdi ki, nihayet Kep” disine sorduk: — Bizim içimizde kimsenin herhangi bir şekil di8” tatöradan bahsettiğini duydun muf. — Hayir, — İspanyada harp patladığı günden bugüne, 80” yalist veya herhangi bir mecmuada herhangi bir dik tatorayı kabul eden bir satır gördün mü? (Devama var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: