27 Eylül 1932 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 8

27 Eylül 1932 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

8 ime kökleri değil tek bir har - hatta ondan daha basit seslere kadar intikal ediliyordu. Bundan başka insan fikrinin tekâmülleri - ne ait psikolojik safhalarda ayrı- larak son teşekkül devirleri ilk devrelerden tamamen tefrik edil mektedir. ğ Samih Rifat bey, ayni şerait al tında bir çok ilk kelime cüzüleri - ni (yani Hsanlarla etti, Verdiği müteaddit misaller Türkçemizde- ki ilk kelime cüzülerinden bir ço- un ari lisanlarda aynen yaşa- ğını ispat etmekte idi. Türkçemizdeki keli- “ meler ve mukabilleri Bundan sonra cezirlerin muka yesesine geçti. Cezirlerden bir ço ğunun uygurca ve çagatayca gibi eski lehçelerdeki maddi manala « rını tesbit eyledikten sonra bun - ları bugünkü türkçemizde, ari ve sami İisanlardaki mukabilleriyle karşılaştırdı. En ziyade © dikkati celbeden nokta bütün karşrlaştır- maların muttarit kıyaslar ve kai - delere tâbi olması idi, Görülüyor- du ki, verilen izahattan en ufak bir noktaya itiraz edilmek için bir çok kelimelerden çıkarılan kıyas ları reddetmek icap ediyordu. Hal buki kıyasların ttıradı ve sağ - lamlığı buna mâni idi. , Samih Rifat bey, iki saatten ziyade, devam eden bu izahatın- dan sonra türkçe ile ari lisanlar a rasında tabiat tarihine, topograf- yaya, içtimaiyata, hukuka, san'at- ) ari ve sami | İarâ, yiyecek ve giyeceklere &it i simleri ırmıya obaşladı. Her yeni misal, yeni bir hakikati meydana çıkarıyordu. Meselâ: su kelimesinin o Sanskrit'çeden İr 'caya kadar bütün ari İisan- a mayi manasına geldiği ve tarihten evvelki zamanların ır - mak ve dere isimlerinde ayni ke- limenin dahil olduğu itiraza ma - hal vermiyecek bir sarahatle orta ya konuyordu. Samih Rifat beyin konferansı saat 19 da bitti. Ve sarayın büyük salonunu dolduran kurultay aza - si ve dinleyicisi yüzlerce münev - ver, yepyeni bir tezi kuvvetle mü dafan eden bu konferansı sürekli alkışlarla karşıladı, üyük Gazinin Türk milletine dilinin ve dehasının enginliğini göstermek hususundaki © yüksek irşatları artik semerelerini vermi- ye Reis Kâzım paşa © hazretleri ruznamenin birinci maddesi üze- rinde müzakerata yarın devam e- iyce e me söz İs- iyenlerin sr e fikirlerini söyli- yebileceklerini beyan etti. Bugünkü içtima Türk dilinin eskiliği ve di dilleri“ #edrinsebetlerime dap ra madde beyera Meizün söz söyliyecek at rdır: | di i— Dr. Saim Ali Bey, (Türk dili ile Hint - Avrupa dillerinin münasebetleri.) 2 — Alimet Cevat bey, (Türk - çe ile Sümercenin münasebetle - İki Gülüşl Arsen Lüpenin yeni Yasan : Hocis £öplan- — Çünkü bu polis tahkikatının ne berbat olduğunu bilirim. Bü- başka bir şey değildir.. Kanunen de maznun ile ancak tahkikat hâkimi görüşebilir.. Senden iste- diğim, onu sorguya çekmekten vaz geçmendir.. — Hepsi bu kadar mı?, — Hayır!, — Dâha ne var?. | — Gazeteler İri Polun iyileşme" Şe yliz tuttuğunu söylüyorlar, doğ- | tün mânasile bir 2 ri.) 3 — Saffet bey, (Türk dilinin bini ve öteki dillerle münase - 4— Agop Martayan bey (Türk Sumer ve Hint - Avrupa dilleri arasındaki mi ler.) Kurultaym yarın (bugün) sa- > yopmüacağı azaya tebliğ ediler yu çeyrek © içtimaa nihayet verildi, © see şu Kurultaya gelen muallimler stanbul, 26 ( A.A ) — Türk kurultayma iştirak etmek üzere İstanbul haricinden yüze yakın lise, orta mektep, ilk mek- tep muallimi gelmiştir. Maarif Vekâlati bu muallimlerin İstan- bul Erkek muallim mektebine misafir edilmeleri için emir Ver- miştir, Kurultaya gelen tebrik telgrafları Istanbul, 26 (A.A) — Türk dili kurultayının açılması münasebe- tile kuroltay (reisliğine mem- leketin her tarafından bütün res mi makamlar, hususi ve tesmi müesseseler, milli teşekkürler ve balk tarafından yüzlerce tebrik telgrafı gelmiye başlamıştır. Bu- güne kadar alınan telgrafların 1500 zü bulmuştur. Bunlardan bir kısmının nerelerden geldikle- rini bugün neşrediyoruz: Gazi AÂntepte bulunan Başvekil Ismet paşa Hz. den Dabiliye ve» kili Şükrü Kaya Beyefendiden İstanbul Belediye reisi Muhiddin bey Viyana ilimler akademisi, Istanbul, C. H, F. idare he yeti o reisliğindeb, Diyarbekir birinci umum müfettişlikten Si- vas valişinden, Eskişehir C.H, F. idare heyetinden, Antalya Halk evinden, Afyon C.H.F. ve Halk evinden, Ezine C.H.F. Akhisar , FE, Denizli Selana GELE Günl Tekirdağı Halkevi Gireson C;H, F. ve Halkevi Samsun C. H.F. Niksar C, H. F, Kayseri Halkevi, Çorlu C, H. F. ve halkevi, Ordu C.H. F. ve Halkevi, Diyarbekir Halkevi, Samsun Halkevi, Kü- tahya C.H. F. Çanakkale halsevi, Aydın valisi, Denizli hâlkevi, Çankırı valisi, Çönakkale valisi, oŞibinkarahi- sar (valisi, Erzincan (valisi, Nufus umum müdürü, Bur dür velisi, (İsparta valisi, Kayseri valisi, İçel ovalisi, Niğde valisi, Urfa valisi, Bi- legik valisi, Diyarbekir valisi , Sinop valisi, Kütahya valisi, Gi- rösoh valisi, Manisa valisi, Zon- guldak valisi, C.H. F. , halkevi, belediye reisi, ticaret odası zira- at odasıamle birliği, Türk tay- yare cemiyeti, hilâliahmer, bima- yei etfal, milli iktisat ve tâsar- Kadın! bir macerası — 56 Tückçeye çevicen : (a, — Hayır,, — Onu öldü zannediyor değil mi?, — Evet. — Ne diye kendisinden- saklı» yorsunuz?. Jorjörenin bakışı fenalaştı. — Çünkü bu nokta Klaranın en zayif noktasıdır.. Bu suretle ken - disini söyletmek gayet kolaydır. Raul dişlerinin arasmdan murıl- dandı; — Alçak: Ee | ve Halkevi, | Tevkifi Ludwigshafen, 26 (A.A) — Bu sabah cenubi Amerikaya gide cek olan zeplinde bir gizli yolcu daha meydana çıkarılmıştır. Bu yolcu, balonun, ziyaret etmek bahanesile girmiş olduğu sepe- tinde saklanmıştır. Kendisi 17 ! yaşında bir Lehli olup aynı ba- reketinden dolayı gesi haziran | ayında da ceza görmüştü. Aç yaşayan Hint milliyetperveri Poona, 25 (A.A) — Gandhi evvelki gece pek rahatsız bir uyku uyumuştur. Kendisi pek zaif görünmektedir. Ziyaretçiler mumaileyhin (süratle vöcülten düşmekte olduğunu söylüyorlar. Kongre reis vekili 27 Eşlâiden Teşrinievvele kadar devam eden haftanın Gandhi baftası olaca- ğını ve bu esnada “ dokunula- mamazlığın,. ilgasına çalışacağını söylemiştir. 2 Teşrinievvel Gand- hinin doğumunun yıldönümüdür. Orucu bıraktı Bombay, 26 (A.A) — Gandhi, öğleden sonra orucunu bırak- mıştır, Poona itilâfının M. Mac Donald tarafından kabulünden dolayı Bombay'da büyük bir se- vinç hüküm sürmektedir Gand- binin tablisi için büyük nümayiş- ler yapılması beklenmektedir. mmm Amerikaya ithal edi- lecek gıda maddeleri Istanbul, 26 (A.A) — İhracat | Ofisinden tebliğ edilmiştir: “Amerikaya ithal edilecek gıda maddelerin muayenesine dair A- | merika hükümeti tarafından mev- | zu-ahkâmın eylül 1933 tari- hinden itibaren tadiline karar verilmiştir. | Amerikaya (gıdai maddeler bilhassa ceviz içi fındık badem kestane ve fıslık ihraç edecek firmaların bu hususta fazla izahat almak Üzere ihra- cat ofisine müracaatları, m —— ruf cemiyeti muallimler birliği mühendisler cemiyeti, madenciler cemiyeti ahir ve kümes hayva- Dâtı cemiyeti ağaçları kötuma cemiyeti, matbuatı bürosu. Eskişehir valisi, Aksaray valisi, Kirşebir valisi, Tokat valisi, İz“ mir valisi, Elâziz valisi, Abtalya valisi, Yozgat valisi, Bursa vali- si, İzmit valisi, Denizli valisi, Samsun valisi, Amâsya valisi, Da- rülfünun emini vekilliğinden, Ur- güp belediyesi Fazla bir kelime yok . Anladın mı? , — Sonra?, — Sonra gelir beni burada bu” İursun.. Bana, dedikleti mi yaptı ğma dair katının başına yemin e- dersin. Bir saat sonra Zozot eve döhter,. — Aksi takdirde?, Raul güldü, ve, teker teker şun ları söyledi: — Akşi takdirde, gidip Zozoyu bulur, ve... Jorjöre anladı ve yumruklarını sıktı; — Doğrusu benden istediğin $ey çok güç. Vazifemi sui istimal edemiyeceğini gibi., — Sen bilirsin yavrum.. Ya Klara, yahüt Zozet!, Mütercimi : Zonguldak mebusu Halil AİLE Bir Sabıkalının | Çocukluğa mahsus oyunlardan niçit. bu kadar hoşlanırız? Bir taraftan kametinin küçük“ lüğünde, hututunun inceliğinde, harekâtınm çevikliğinde, tavır- larının zerafetinde sesinin taze Jiğinde diğer taraftan konuşmıya davranışında düşünceyi odeneşi- şinde, sert ve ani cevaplar veri- şince mubayyelesinin uyanmıya başladığını gösterişinde şüphesiz mukavemet edilmez (o Gszibeler yardır. Fakat çocuğun ablâki noktai nazardan en büyük leta- feti bunlar da değildir. Bir takım çocuklar var: tavırları ağır ve kaba zekâları güçlükle inkişaf edecek derecede uyuşuktur, Bu- na rağmen uyandırdıkları alâka diğerlerinden az değildir, Bilâkis bazı çocuklar vardirki parlak ve gösterişli oldukları halde onlara bakarken ıstırap duyarsınız çün“ ki çocukluktan vakıtsız ve erken çıkmışlardır. Çocuğu, (kendi nefsinin cahili olan bir insan) diye tarif edebi- liriz. Çocuk, sevginin ne oldu- ğunu bilmeden sever; nefret nedir bilmeden nefret eder; bâzan kendine bazan başkaları- na dikkat ettiği gürülür, fakat kendini mi, başkasını mi düşü- nüyot farkında değildir. Ne ol- duğunu ne biteceğini bilmeden, anlamadan #evki tabiisine kapı- lir, tabiata karşı ufak tefek incizapları vardır, fakat güzelli- ğinin farkında bile olmaz, on- daki hayatiyet o kadar kuvvet- idir kis düşünce ile destekle- miye muhtaç değildir. Hayrete şayan bir kayıtsızlık ve emniyet içindedir, O, yalnız içinde bu- lunduğu dakikanın zevklerine mustağraktır. Hulâsa çocuk, yel- kenleri daima açık duran bir gemi gibi rüzgârlara tabidir, rüzgâr ne taraftan eserse essin, yelkenler şişecek, gemi hareket edecektir. Çocukluğa mahsus oyunlardan niçin bu kadar hoşlamırız, neden bunlarla bu kadar alâkalanırız? Bunlar, bize, önünü sonunu dü- şünmeksizin haz ve saadet için- de yaşıyan masum bir rubun varlığını ifşa ederler de onun için. Huzüzata müstağrak zatnâtti- ğiniz şu iüsana dikkat ediniz; Zavabire rağmen tamamile haz içinde değildir. Ya fikren mem- — Niçin bu sözleri söylemekli» ğimi bu kadar istiyorsun?, Raul bu suale cevap vermiye- cekti Fakat kendini tutamadı ve titrek bir sesle: — Onun, dedi,feha bir hareket yapmasından korkuyorum. Kim bilir, bir adam öldürmüş olmak yesile.. — Demek onu bu kadar seviyor sun?, -- Sevmek de söz mü?. Raul süstu. Başmüfetltişin göz- lerinde bir parıltı görür gibi ol- muştu, Maamafih, Jorjöre : — Peki, demişti, anlaştık. Yir- mi dakikaya kadar döneceğim.. Olandan bitenden sizi haberdar edeceğim ve sen de., — Ben de Zozot'u bırakırım. nutdur, fakat bayalen muztarıp” | tır veyahut muhavyelesi | ğ ve meftuniyet içindedir, de ka" fası bir çok endişelerle meşguk dür. İnsanın huzuzatına düşünce karışır, insan, hazzın ancak bif deneyişten ibaret olduğunu bilir, zevkin en tatlı zamanında bile zibnen rahat değildir. Çünkü: Işin âkibetini mülâhaza etmek* tedir. Nihayet bu kararsızlık, kef disini ekseriya zaruret ve ihtiya“ cın hududunu geçmiye, hazları". nin tabii ve müüssip sahanın baricinde aramıya sevkeder. Bu yüzden ihtiraslara kapılır. Hak buki (ibtiras', daima insana 84 çok azap ve ızlirak veren bir şeydir. Şimdide şu yavrucuğa bar. | kımız; oyunları ne kadar tabiidir, Sürür ve neşatıma dikkat edini ne kadar serbest ve dolgundur. | Hareketlerinde, sayhalarında vi çebresinde bütün ruhunun teres- süm ettiğini görüyorsunuz. Ne lâf bir sükün ve huzur, »8 mutmâin bir haz ve saadet mat” zarasının karşısındasınız, Gerçi bu, büyüklerin aradıkları ve en bahtiyarların bile şöyle böyle sezebilecekleri derin ve yüksek haz ve saadet nev'inden değil dir, sade ve tabiidir, hiç bir şey” istemez, hiç bir şeşden çekinme7; başlamak ve bitirmek gibi mefr' bumlarla mukayyet değildir. Çocuğun gülmesinde de ay cazibeyi görürsünüz; Çocuğun gülmesi, büyüklerde oldüğu gpk gülünç bir şey görmekten, fikir” ler ârasında tuhaf ve işidilme” miş bir münasebet fark etmektefi doğmaz; fakat sadece iç vari” ğındaki sürur ve neşattan fışkır rır. Çocuk, bir hiç yüzünden © kadar serbest, o kadar ölgut ve okadar zenğian bir kahkaht atarki bunda derin bir huzuruf mevcudiyetini sezmemek müm“ kün olmaz. Bazen büyükler bile hiç bir mülâhazaya müstenit ol”. mıyan ve en değersiz bir sebe bin matısulü olan bu kabkaba" | ların tesirine kapılmaktan -keri* dilerini alamazlar, işte bu, kah” | kahaların en eyisi ve en sidir, Ruhi gerginliklerimizi ge“ şeterek bize (o çocuklüğumuzü? wes'ut anlarını hatırlatır. (Devamı var) Sarı Klaramın tevkif “ öğrendiği günden Jorjöre ile ko” ! nuştuğu zamana kadar geçen mü | det zarfında Raul pek ıstıraplı âtler geçirmişti. o Muhakkak bi şeyler yapmak istiyordu, Fak” he?. zaman zaman kendini buf ranlara kapüp koyuveriyor, hel Klaranın intihar etmek ihtimali” düşündükçe büsbütün çıldırıyor” du. N Raul, İri Polun adam birisinin Otöy'deki köşkü haber vermesinden korkarak, 49 larından birisinin evine gitmif Bu ev polis müdüriyetinin rında idi.. Raul, oradan, müdüriyetinde olan bir kaç Yürek helecanı | yam | | | | 'ru mu?. | — Evet. — Kendisini ku; K var mı? — Var, <7 Klara mı Yasıtasile, Klaranın vaz! den haberdar © olabilir, f#* pek fazla tarassutta olduğu” Garsonu çağı- | onunla görüşemiyor, ve bir ve süratle w- | tup falan gö a gi imiy yi illeti Ve sonra emir verir gibi kat'i bir sesle: — Derhal, dedi, Klarayı göre ceksin, kendisine sadece “İri Pol ölmedi. Kurtulacak,,, diyeceksin., — Söz mü?, — Söz. Jorjöre kalktı. rarak hesabı gördü — Mesele bu değil, — Benim için mesele bu. . — Fakat.. — Fakatı falan yok. Jorjöre ısrar etti: ihtima | bunu biliyor muf; : mİ b PA ğ im bi

Bu sayıdan diğer sayfalar: