30 Ağustos 1934 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 11

30 Ağustos 1934 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 11
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Orduda en kıdemli: Ferik Cevat Paşa.. 1891de Harbiyeden a. mülâzimlikle çık: — miş, iki defa Paşa olmuştur. Birinci Ferik CevatPaşa i Ordunun en kidemli muvazzaf iti birinci ferik Cavat Paşa tleridir. Kiymetli bir asker Paşa memlekete büyük hiz - vag etmiş, orduda kendisini sev İrdiği gibi hariçte de kibar tavri- ve nezaketile ayni sevgiye maz- olmuştur. Cavat Paşa 1879 (1295) sene» “inde Galatasaraya girmiş, 1888 #ahadetname almış, imtihanla İyeye girmiştir. 1891 de mü olarak Harbiyeyi . bitirmiş, Erkin Harbiyeye geçmiş, 1894 (1310) da Erkânı Harbiye yüzba- Yar olarak çıkmıştır, Cavat Paşanmsmıf arkadaşla- n hemen ekserisi vefat etmiş- yal SE ear; sınif arkadaşları Yan- Ye, Raşit, 'Cavat © (Doğüncılar) , çi Rza Fevzi (Koska), “Abbas zi Şerif Efendiler: genin sınıfını okutan mual- lerden sağ olanı yoktur. Ali Ri AN Paşa, Hafız Tevfik Paşa, Lo- ton Paşa, Reşit Paşa, Ahmet Muh- Paşa hocaları idi. Cavat Paşa, en çıkınca yaver olmuş, Bi de Fransız manevralarma, İSI2 de ilk Lâhi sulh konferansı- Ba murahhas olarak gitmiş, bir defada Alman ve Avusturya - A iden heyetlerde bulunmuştur. Mem bir sene sonra Hi- SAZ şömendüfer hattının resmi kü Madına memur olmuş, halen müte- ait harbiyelilerin'en yaşlısı olan âzım Paşa “ile hattm “açılışında bulunmuştur; Meşrutiyetin ilânını Müteakip ikindi fırka kumandan - ima tayin edilmiş, 325'de tasfi. Yei rütep kanununun kabuli üzeri Ne rütbesi Feriklikten Kaymakam "Sa indirilmiştir. Paşa, orduya ve talep ettiklerinden nihayet onların a bu sayede kurtulmaları müm - ün olabilmişti. Harbiye mektebinin tedris w- talünde sik islahatr yapan Cene * tal Von der Golç'paşa olmuştur. | İÇ paşam, Zülüflü İsmail pa #anm sıkı, fakat kendisine belli *dilmiyecek kadar gizli tarassü u altında Harbiye mektebine çok aile dokunmuştur. Bunları atmak için doğrudat doğrüya Paşanın hatıratmâ mürâcaat İyoruz, Bu hatıratın Türkiyede- İ faaliyetine ait olan kısmını bu- Sünden itibaren tercüme etmiye askerliğe karşı duyduğu samimi muhabbet ve hisler dolayisile u - mumi bir surette yapılan bu tas » fiyeden müteessir olmamış, rütbe si indirilmesine rağmen memleke- te; vatana hizmetler ifasına koş - muştur. Bu cümleden olarak Har- biyeden ilk defa ayrılan ve Yıldız da tesis edilen Erkânıharbiye mek tebi müdürlüğüne tayin edilmiş - tir, Bir müddet sonra Alman or - dusunun manevralarına iştirak et- miş, bir buçuk sene sonra da ye - niden Miralaylığa terfi ederek bi- rinci ordu müfettişlik erkânıharbi yesine memur edilmiştir. Balkan harbinde şark ordusu Erkânıharbiye reisliği, Çatalca Er kânrharbiye reisliği yapmış, son- ra dokuzuncu “fırka - kumandanı olmuş, harpten sonra tahdidihu- dut komisyönuna aza seçilmiş, mü teakiben Geliboluya; oradan Ça - nakkaleye fırkasının başına geç - miştir. 330- senesi -nihayetlerine doğru Çanakkale mevki müstah - kem kumandanlığına tayin edil. miş, harbi umumiye iştirak etmiş- tir, Bu sralarda miralaylığa terfi eden Paşa cenup gurubu kuman - danlığına tayin edilmiş, ve tahli - yenin sonuna kadar bu vazifede kalmtiştır. 916 bidayetinde Galiçyada 12 inci kolordu kumandanlığına. ta - yin edilmiş; harp-hafifleyince ko- ! lordu ile/İstanbula dönerek tekrar Çanakkaleye gönderilmiştir. 917 de Filistin sekizinci ordu kuman» danı olan Paşa bu sırada ikinci de fa Ferikliğe terfi etmiştir. Uzun müddet orada kalan Paşa Filistinin tahliyesini müteakip İz- mirde yeni teşkil edilen sekizinci ordu kumandanı olmuştur. Müte- akiben Erkânrharbiyei umumiye reisliği vazifesini yapmış, Harbiye nezaretine getirilmiş, kısa bir müd det sonra istifa etmiş, Ferit Paşa kabinesinin Zamanında ise Anado lu ile münasebatte bulunduğu an- laşılmca vazifesinden azledilmiş bir müddet sonra Şurayi askeriye tayin edilmişse de kabul etmiye- rek istifa etmiş, 920 senesi Ali Ri- za Paşa kabinesine tekrar Erkânı- harbiyei umumiye reisliğine geti- rilmiş, yine istifa etmiş, 16 Mart 920 de işgal günü İngilizler tara - fmdan Nişantaşındaki konakların dan alınarak tevkif edilmiş ve Maltaya sürgüne gönderilmiştir . Paşa bir buçuk sene orada vatan- dan uzak kaldıktan sonra memle- İ kete dönmüş ve Elcezire kuman - danr olarak Diyaribekire gitmiş * tir. Uzun müddet orada çalıştıktan sonra Elâziz meb'usu olmuş, 340 nihayetinde meb'üsluktan istifa &derek Şurayi askeri âzalığına ta- yin olunmüştür. Müteâkiben birin ci Ferikliğe terfi etmiş, 922 de Mü” sul meselesi dolayısiyle Cemiyeti | Akvam heyeti ile birlikte Bağdat, Musul, Gerkök, Erbil ve havalisini dolaşmış, ayni mesele için Cenev- tede Cemiyöti Akvamâa giden hey: ete askeri müşavit fıfatiyle iştirak | Dinç, Zinde Bir asker 6- lan Paşa Hazretleri halen Ali Şâ “| * etmiştir. rayı arleri âzasından bulunmakta” . Emirler dileriz. 1 — VARIT 30 AĞUSTOS 1934 —â “Harbiye mektebinin en eski talebesi 92 yaşında bulunan Müşir Kâzım Pş. Plevne harbini- anlatıyor.. “ Gazi harikulâde bir kumandaândır. Asarı meydanda.. Yaptığı iş pırlanta gibi ortada duruyor.» “Harbiye mektebinin sağ ka - lan bir tek eski talebesi var!,, de- diler, adresini tarif ettiler. Birden bire, Harbiyenin yüzüncü yıldö- en eski talebenin tespit nümünde bu duygularını, hatıraları, etmeği arzuladım. Ee yük Sel Gazi Hazretlerine ait iki kıymetli : intiba Mustafa Kemal Hazretleri harbiye talebesi Mustafa Kemal Hazretleri erkânıharp yüzbaşısı | titrer. i dim... | ağır, kesik kesik Plevne harbini Müşir Kâzrm Paşa Büyüikada- da, sahibi bulundüğü'düyük bir otelin bir katında otururmuş, ba- na onun adını vereril6f; ilâve et - tiler: —“Bugün tan Sölisak iki” ya- şındadir O.» —'Ne 'gözlei'görür.z -—Ne'külaklâri'işitir... — Plevne'hüirbine iştirak'etmişe tir... -— Bir yildir hasta-yatıyör... Bütün bunlar; benim bu'en kr demli talebeyi arayıp' bulmama, duygularını tespit etmek teşebbü- süme mâni dliadı. Aradım; buldum. Ki Bi Ayaklarımızın ucuna basa ba - sa lo$ bir koridor geçiyoruz. Mü- şir Kâzim Paşanım kızı Nazire Hanım, hafif bir sesle anlatıyor: — Üç senedir. yatıyor., Son günlerde ağırlaştı... Bazan Fiyev- ri yükteliyor.. Kendini bilmez bir hale geliyor paşa... Şimdi konu » inizi hiç zannetmiyo- iz, beyefendi... Loş koridor bizi aydınlık bir o- daya çıkardı. Geniş bir karyola » da, paşa, hareketsiz yatıyordu. Sakalları bembeyazdı. Ve, başı kar gibi beyâz bir takke taşıyor- du. Bu, döşeğinde kımıldamadan sazanan doksan iki yaşındaki ku - mandanı rahatsız etmemek için nerdeyse nefes almıyacaktım. Na zire Hanım, sesinin ayni hafif to- nuyla kulağıma fısıldıyordu: — Bazan dışarda çalınan askeri muzikâ, şurada hareketsiz gördüğünüz pâşayı öyle bir can - landırır, öyle bir hâtökete getirir ki; şaşarsmız' beyefendi... “Onun güç işiten kulakları; gök uzaklar: da çalınafi bir aslöti “ müziktanın| sesini kolaylıkla ayırabilir. Mur zika, onun güç gören gözlerimi! birdenbire ferlendirimay7Olduğu yerde doğrulmağa çalışır; elleri bir | Müşir Kâzım Paşada birden - bire bir hareket oldu. o Eğildim, baktım: Kalın, gür kaşların altın- da oyuklarına kaçan bir çift ma » vi göz gördüm. Nazire Hanım be- ni ve ziyaret maksadımı anlattı. Paşa heyecanlandı. — Ne yazık ki, dedi, ğım, balsizliğim, Harbiyenin yü » züncü yıldönümü merasimine işti-| tekten beni alakoyuyor.. İ Sonra kızıma hitap etti: — Bü iyi güne bir sediyeyle iştirak edebilmeni imkânlari bu - İunabilir zannediyorum... | — Ağustosun otuzuna daha za- man var, efendim... O güne ka * dar inşallah iyileşeceksiniz; .efen- hastalı o. ia İhtiyar.kumandan şimdi. sağır anlatıyor bana... — İzmirdeydim. Kolağasıy - dım. Dördüncü, alayın ikinci tabu runu ben'yetiştiriyordum. İkinci tabur, o zaman, Harbiye mekte - binin muvaffakıyetini gösteren şayanı zikir bir taburdu. ve terbiyesine çok gayret göster - miş, pek itina eylemiştim. (Kâ - Talim ! buldular. Müşir Kâzım Paşa zım Paşa taburdaki muvaffak. yetle şimdi bile iftihar © düyuyor ve bir sözü arasında “anlattı ki, Harbiye mektebi ( talebeliğinde, smıfmda en mümtaz olanlardan- mış paşa...) 92 muharebesi daha başlamamıştı. Amma, başlamak üzereydi. Sevkiyat o yapılıyordu. İzmirde ben de istida ettim, Müs- teşar Sait Efendi vardı o zaman » lar... Allah rahmet eylesin... Ona dedim ki: “Harekâtı askeriye başladı, Vidin'e sevkiyat oluyor... Beni gönderiniz oraya.,, Muvafık Ben kendi yetiştirdi. ğim taburumla gönderilmemi is- tedim. Kabul ettiler; Emiri &li ile Vidine gittim. Sırbiyede muha- rebe başladı. Taburum büyük mu vaffakıyetier gösterdi. o Belgradı zaptettik, Sırplar teslim oldular, Avdette, Rusyayla omuharebeye tutuştuk. Kumandanımız Gazi Osman Paşaydı. Gazi Osman Pa- şa Vidindeyken taburumun hare- kâtını tetkik etmiş, çok beğenmiş, tabur binbaşısr olduğum hâlde beni alay kumandanı yapmıştı. Plevne muharebesi denilen mu harebeyi ““kümilen ben yaptım. “Yanık bayır,, 'muharebesinde sırtları zapt ve tahkim ettim. Mu- harebe tekmil orada oldu. Ne ka dar hücum edilse, hepsini defet « tim. İhtiyar kumandan büsbütün heyecanlanmıştı. Her tarafı titri- yordu. Gözleri yaşlıydı. Titrek a» vuçlarmın titrek parmaklarını a « çıp kâpamağa uğraşıyordu: — Plevnede biz muharebeyi kazandık; kaybetmedik. Musale » hayı Ruslar istediler. Yılmışlardr, Hem öyle yılmışlardı ki, İslâvlı » ğın mahvolmasından bile endişe» ye başlamışlardı. Muharebe bitti denildi. Tiber'e yollanıldık. Ruslar ne üniforma » mr, ne de kılıcımı aldılar. İhtiyar kumandan, Yanık bayır hücumlarından birinde bir de ya ra almış, onu da şöyle anlatıyor: — Bereket versin ot yığınmı siper etmiştim, Kurşunlar ilkin o- raya çarp sacerdı. Hücum Etinciye kadar yaralandığımı kimseye duyurma» dım. Ihtiyar asker, Gazi ie Kemalin karşısındaki hâyrani öğe (Devamı 12 inci sayti nın 1 insi sütunun altında) Bir,si sekti, göğsün » ş.

Bu sayıdan diğer sayfalar: