10 Eylül 1934 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 6

10 Eylül 1934 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

A YE Bizim kasabadaki küçük kili - senin eski ve çatlak bir çanı ve ihtiyar bir papası vardı. Çan o kadar çatlaktı ki ses duyulduğu zaman hasta bir ihtiyar öksürü - yor zannedilir, herkesi mahzun ederdi. Papas 75 yaşına rağmen he- nüz sağlam bir adamdı. Çocuk gibi saf, buruşuk, fakat pembe bir yüzü vardı. Saçları bembeyaz- 'dı. İyi ve merhametli olduğu için cemaati kendisini çok severdi. Kiliseye papas olduğunun el- linci yılı yaklaştığı zaman cemaat bu mesut yıl dönümünde ona kıy- metli bir hediye takdim etmeğe karar verdiler. Kilisenin üç me- muru bütün evlerden iane topla - dı. EK lira olunca papaza götü- rerek, bununla şehirden yeni bir çan almasmı rica ettiler. Papas teşekkür etti. Ertesi gün #ehire doğru yola çıktı. Hava çok güzeldi. Ağaçlar, kuşlar, bayırlar neşe içindeydiler. Papas daha şimdiden kafasmın içinde müstakbel çanın oğultusu - nu duyuyor, düalar mırıldanıyor- “du. Birden yolunun üzerinde atı çıkarılmış (Obir cambaz arabası gördü. - Bir az ötede zayıflıktan kemikleri çıkmış sıska bir at ya- tiyordu. . At ölmüştü. Elbiseleri paâçavralardan ibaret ihtiyar bir adamla yaşlı bir kadın beygirin başında ağlasıyorlardı. On beş yasında kadar görünen bir kızcağız beygirin yanımdan kalkıp papaza doğru yürüdü. — Merhamet papaz efendi, bize merhamet ediniz. Sesi boğuktu. Fakat ilk defa- da insana güzel geliyordu. San- ki bir şarkı söylüyormuş hissini veriyordu. Güneşten derisi bakir rengini almıştı. Sırtında kirli bir göm- lek, kırmızı bir eteklik vardı. İri siyah gözleri cana yakındı. Du - 'daklarr olmuş bir kirazdan fark - sızdı. Papas yürüyüşünü yavaşlattı. Çantasından bir kuruş çıkardı. Genç Kızla göz göze gelince dur du, könuşmağa başladı. Kızcağız ağlıyordu: — Erkek kardeşim Hapishane- “de, Bir tavuk çaldr'diye iftira ettitler. Bizi o besliyordu. Şim- di iki gündenberi ağzımıza bir lokma ekmek koymadık. Papas bir kuruşu çantasma koydu. Onün yerine “bir yirmi beş kuruşluk çıkardı. Kız devam etti: Ben hokkabazlık yaparım. "Annem de fal bakar. Fakat biz çok sefil olduğumuz için şehirde bize yüz vermiyorlar. Şimdi gö- rüyorsunuz ki beygirimiz de öldü. Biz ne olacağız yarabbi? — Şehirde başka bir iş aramı- yor musunuz? — İnsanlar bizden korkuyor - lar, bizi taşlıyorlar. Köy köy do- “ laşmaktan başka bir iş yapamıyo- ruz. Şimdi bizim biratımız ve üstümüze başımıza (giydirecek kadar paramız olsaydı daha bir müddet yaşıyabilirdik. Artık bi- m için ölmekten başka çare yok. Papas yirmi beş kuruşluğu da çantasına koydu: — Alahı sever misin? VARIT 10 EYLÜL 194 Çeviren : İki yıldız — Bize yardım ederse sevece- ğim. — Allahım seni çok severim, de bakalım ! Kızcağız gözlerinde yaşlar ol - duğu halde susuyordu. Papas cübbesinin düğmelerini o çözdü. Kuşağından içi çan almak için ce- maatin verdiği para ile dolu torba» yı çıkardı. Çingene ani bir hareketle tor - baya baktı. Teşekkür etti, derhal ölü beykirin başımda © ağlaşan iki ihtiyara doğru seğirtti. Papas insanların başına gelen büyük felâketleri düşünerek yolu- na devam etti. Birden şehre git - İ menin lüzumsuzluğu aklıma geldi. çanı almak için para © yoktu ki! Geri döndü. Şimdi kafası karışmağa başla - mıştı. Nasıl olmuştu da meçhul bir çingeneye, ömründe hiç bir za- man eline geçmemiş olan bu ka - dar mühim bir parayı verebilmiş» t? Belki çingenelere rast gelirim diye adımlarını sıklaştırdı. Ne a- rabadan ne beygirden eser vardı. Yaptığı işi düşündü. Şüphesiz ki büyük bir günah işlemiş, cema» tin emniyetini sui istimal etmişti. Bu emanete o ihanetti. Bir nevi harsızlıktı. Yaptığı hatanın o neticeletini gözünün önüne getirdi. Bunu na- gl gizliyecek, nasıl tamir edecek- ti, Hava © kararıyordu. Ufuklar morlaşmıştı. İri yağmur damlala- rı düşmeğe başlamıştı. Papas çok mükedderdi. Kimseye görünme - den evine girdi. İhtiyar hizmetçi hayret etti: — Ne kadar erken döndünüz, siz şehre gitmemiş miydiniz? Papas bir yalan attı: — Yolda üstüme © bir fenalık keldi, gidemedim. İnşallah başka bir gün giderim. Fakat benim bu kadar erken döndüğümü kimseye söyleme! Ertesi gün kiliseye gitmedi. O- dasına Kapandı. Dahüertesi gün bir hastaya çağırdılar, çıkmağa mecbur oldu. e Hastadan dönerken cemaatten ihtiyar bir adama rastgeldi, ihti - yar: iyi seyahat yaptınız mr? Papas ikinci bir (yalan dahâ söyledi: — Çok güzel, dostum çok gü” zel! — İyi bir bulabildiniz mi beli lir Papas üçüncü Bir yalan üydur- du. Heyhat! Artık onları sayamı- yordu: — Fevkalâde “bir çan aldım, dostum, Hem de me sesi var bil- seniz. Bir fiske vurunca dakika - İ larca uğulduyor. Bir türlü bitmek İ bilmiyor. —— Ne zaman göreceğiz? -— Biraz sonra... Üzerine bazı yazılar yazmak lâzım. Tabi bu- nun için zaman ister değil mi? Papas evine girerken hizmetçi- sine sordu: — Bizim evin eşyalarını satsak elli Yira tutar mı? — On lira bile etmez. Fakat — E papas efendi, dedi, nasrl | * Maarif cemiyeti talebe yurdunda Kimler, nasıl kabul edilecek ? Türk Maarif Cemiyeti Yurdu müdürlüğünden: 1 — Kadırgadaki talebe yurdu teşrinievelin birinde (açılacaktır. Daha evel talebe alınmasına tamir dolayısiyle imkân yoktur. 2 — Yurda ancak yüksek tahsil talebesi almacak ve yer (o kaldığı takdirde liselerin son devresinde bulünanlar da kabul edilecektir. Asil olan ücretliliktir, Fazla yer kalırsa fakrıhalleri sabit olanlar da almabilir. Bu #ene yurda alınacak talebe talimatnamedeki vasıfları tama - men haiz olacaklardır. Onun için yurda girmek istiyenler şimdiden müdürlüğe müracaatla vesikaları- nı göstermelidirler. 4 — Eskiden yurtta bulunup ta sdaya giden talebe dahi yeniden alıniyormuşçâsına tetkike tabi tu- tulacaklardır. 5 — İstanbulda bulunmıyan ta lebeden yurda girmek istiyenler yurt müdürlüğü ile hemen muha- bere ederek sartları yerine getir - melidirler. Bu gibilerden yurda girebilip giremiyeceklerini anla - madan ve kendilerine yatacak bir yer temin etmeden İstanbula ge - lecek olanların kabul edilmedikle- ri takdirde müşkül vaziyette kala- cakları düşünülerek şimdiden dik- katlerinin celbine © lüzum görül- müştür, sizde garip bir hal var. Ne oldu söyler misiniz? Papas her şeyi anlattı, Hizmet- çi: — Siz elli lirayı © toplayıncıya kadar ben işi idare ederim, dedi. Artık ihtiyar hizmetçi her önü- ne gelene hususi bir yalan kıvırı - yordu: R — Yeni çan üzerine yazı yazı - hırken çatladı. Tamire gitti. — Çan tamir edildi. — Papas çanı takdis ettirmek için Romaya, Papanın nezdine yolladı. Papas, bu yalanlara ses çıkara- mıyor, günden güne eriyordu. Papasın ellinci yıl dönümünün tesit edileceği ve çanın asılacağı ilân edilen gün çoktan geçmişti. Kasabada mırıltılar başladı. Papasi görünce berkes hafifçe gü- lümsüyordu. Mıriltrlar gürültü ve alay haline gelmeğe başladı. Her- kes bir masal uyduruyordu. Papas bitap düşmüştü. Bu ih- tiyatsızca verilen sadaka, bu baş- kasının parasından yapılan mua- venet sanki kendi iradesi haricin- de olmuş, elinden - çıkıvermişti. Kafasının içinden çingâne kızının yaşla dolu siyah, tatlı gözleri bir türlü ayrılmıyordu. Fakat çekti- Talebe ği vicdan azabi tahammül edil - !” mez bir hal alıyordu. Uzun uzun düşündükten sonra nihayet bir gün güriahını cemaate itiraf ederek bu ağır yükten kur- tulmağa karar verdi. 1 Pazar günü düalar bittikten sonra cemaatin ortasına geldi. Rengi sap sari idi: — Kardeşlerim, dostlarım, ç6- <uklarım, dedi, şimdi size bir iti- rafta bulunacağım... Tam bu esnada çan kulesin - den gelen berrak, tannan bir çan sesi bütün kiliseyi doldurdu. Baş- lar geri döndü. Fısıltılar yüksel- — Felisiyen Şarl mı? Bu cihet- ten yalnız kalın bir esrar perdesi ile karşılaşmış bulunuyoruz. Elin- de ne hüviyetini ve ne de kim oldu ğunu gösteren bir vesika var. Yal- nız, tamamen muntazam bir as- kerlik cüzdanı var. Bundaki eşkâl tamamen doğrudur. Fakat nerede ve ne vakit doğduğuna dair olan hanelerde yalnız “bilinmiyor,, ke- İimesi yazılıdır. — Pek âlâ, sorulan suallere ne cevap veriyor? — Hiç bir cevap verdiği yok. Mazisi hakkında çetin bir süküt gösteriyor. — Ya hal hakkında? — Aynı vaziyet ve aynı süküt “Ben öldürmedim, ben çalma dım.,, diyor ve bir parça sıkıştıra» cak ve “bunu nasil izah edersiniz, şu nokta hakkında ne dersiniz?,, diye soruşturacak olursam "izah ve tenvir edecek ben değilim. Ben her şeyi inkâr ediyorum.,, diyer. Bundan başka köşkünüzdeki ika» meti müddetince hiç bir mektup almadığı sabit olmuştur. — Evet, maateessüf, hiçbir ma- lümat yok. Hayatı ve müzisi hak- kında benim de hiçbir malümatım yok. Bana köşkü tamir ve tezyin edecek bir mimar İâzımdı. .Kim olduğunu hatırlamadığım dostla - rımdan biri bana onun adresini verdi. Bu adres bir aile pansiyo - nunun adresiydi. Yazıp davet et - tim ve'geldi. M. Ruselen netice olarak $u kanaati edinmişti: — M. d'Averni; dedi, şunü iti- raf etmelisiniz ki, M. Felisiyen Şarl'ın şahsiyeti ve mazisi kalm bir esrar perdesiyle örtülü bulu - nuyor. ... Raul ertesi gün “Klematit,, köş- küne giderek hizmetçiye matma- zel Rolandı görmek istediğini söyledi. Hizmetçi cevaben genç kızın bahçede bulunduğunu an » lattr. Raul bahçeye girince Rolan- dı köşk önüne oturmuş, sessizce dikiş dikerken gördü, Ondan az ilerde de, henüz klinikte tedavi altımda bulunan ve dolaşmasına müsaade edilen Jerom Helmas, bir bahçe kanapesine yaslanmış bulunuyordu. Başı hâlâ sargılar içindeydi. Jerom çok zayıflamiş- tt, Gözlerinin etrafmdaki siyah çerçeve ve yanaklarındaki çukur- lar fevkalâde yorgun olduğunu gösteriyordu. Raul baheçde uzun zaman kal- nana di: — Yeni çan!. Yeni çan!. Bu bir mucize mi idi? Hazreti Allah sevgili papasinm. şerefini kurtarmak için bu çanı melekleri vasıtasiyle mi göndermişti?. Yoksa hizmetçisi civarda otu- ran iki zengin Amerikalı kadma ihtiyar efehdisinin başına geleni anlatmış, onlarıda papasa bir sürpriz mi yapmak istemişlerdi?. Sizi bilmem, ama benim ikinci izaha aklım yatıyor... Fakat ne 6 İursa olsun cemaat o gün papasın neyi itiraf edeğeğini hiç bir. za- mân anlıyamadı. Arsen Lüpen'in Sergüzeştleri Arsen Lüpen, oğlunun düşmanı mı? alalim öm mapa Yazan: Maurice Leblan* madr. Genç kızı, maddi ahval iti" bariyle olmaktan ziyade manevi” yat noktai nazarından çok deği" miş bulmuştu. Raulun sorduğu 1“ allere bitgin cevaplar veriyordü Jerom da fazla bir gevezelik seri göstermiyordu. Yalnız dek torlar yüksek dağlara çıkmasif! tavsiye ettiklerinden yakında #if| mek arzusunda olduğunu söyle” di. Zaten acılarını tazeliyen ve* sine'de daha ziyade kalmıya ©€” sareti yoktu. a Velhasıl Raul ne tarafa dön” müş olsa daima ayni müşküller” karşılaşıyordu. Evvelâ, tahkikat” ta büyük bir durgunluk, on sonra da insanlarda çetin bir küt ve itimatsızlık görülüy. Felisiyen, Fostin, Roland, Je: daima başlarını eğiyor — sırlar” veyahut sırlarını demiyelim de w tibalarını - gizliyerek hakikati. | meydana çıkarılmasına yardım , mek istemiyrolardı. « N .» Fakat ertesi persembe görü | sabahi büyük bir menavranın # pılması kararlaştırılmış yordu, Acabi Tömüs gelecek mi Acaba Centilmenin kim olduğU” nu ve kendisini nasıl bir manei ile “Klerloji, köşküne çekmek ME diğini hissetmemiş miydi?. Raul bunun aksini tahmin eti” ğinden muayyen saatte şoförü ve otomobilini tayin edilmiş ols” yere gönderdi. Tomasın, bir #8 hoşun ifşaatından şüphe etmedi” ğine emindi. Bundan başka iii ci ve büyük bir his ve zannın ve ri altında kalıp geleceği muhak” kaktı. Tomas sarhoş Cemi ödürmüştü. Bu cinayetinin Ki ği i j sine yalnız birkaç binlik — büfü. bir meblâğ temin etmesi ile ikt” etmemek sevdasına düşmiyesi miydi? * Bu gibi mülâhazalala meli olduğu bir anda sokaktan bir tör sesi geldi. Bu ses kendi 018 mobilinin motöründen gelen #€* Raul bunu kolaylıkla tanıdı. an sonra otomobil bahçeye ve Raul derhal yazıhanesine rek bir koltuğa yerleşti. bir manevra ve gayrete mall” Ha Sikeştlkşenei vela bulmak ENİ idi. Arsen Lüpen'e karşı yapı müthiş tertibat hakkında kend” ne malümat verebilecek olar Bartelemi ile Simonun hazırla” Rae, di | oldukları plânın tatbikantnr m kabe eden Tomas oracıkta “ Raul pantalonunun cebi”, bulunan revolverini çıkarıp gi tinin cebine, yani lüzum görül se çikarılması daha kolay 018” yere koydu. Tomas fevkalâde pi Tikeli bir adam olduğunda” ihtiyati tedbirlere lüzum “” al: Hizmetçi kanıyı vurunca 9 — Giriniz! diye bağırd”.. ye Kapı açılmca odaya ne girdi, Yalnız bu Tomas i bir kostüm giymiş bulunur © 0, (Devamı e vi

Bu sayıdan diğer sayfalar: