29 Eylül 1934 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 8

29 Eylül 1934 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

VAKTT | YARIN | Artvinden Dünya Alevlenirse. || dönerken Çeviren : A. ç, yeman Yazı Nu.sı: 8 Yeldeğirmenine benziyen ma - kinelerle (O mücehhez olan 5 —10 ton ağırlığında 3 —5 kişilik (o mürettebatı (o hâmil bu- lunan . tankları taşımakta” olan tank tayyareleri diğer tayya- relerden daha yavaş hareket et - tiklerinden ve yerden gok yük - seklere çıkamadıklarından, avcı tayyareleri mütemadiyen bunların etrafında dolaşmıya mecbur olu - yöorlardi. Orada Tola ovasında, nehrin şimale doğru sert bir kavis çevir- | diği noktada Urgayı ihata eden müdafaa çemberinin en ileri mev- zii bulunuyordu. Burası bir piya * de slayı, Z süvari müfrezeleri, mo- törleştirilmiş hafif bataryalar ve seri zırhlı otomobiller tarafından müdafaa ediliyordu. Bir de bu kuvvetlerin maiyyetine bir istik - şaf tayyare filosu verilmişti. Bu mevzi mütemadiyen başku- İunduğu ve en yakın olan mevzie mandanlığa telefonla merbut bu - de bağlı olduğu halde çıplak olan dağlık arazideki mevkiinde, kü « çük Mongol müfrezeleri tarafın dan yapılan pek cesurane hücüm- larla nefes alamıyacak bir hale ge- tirilmişti. Japonlar bunu pek âlâ biliyorlatdı. Mongol casusları va* sıtasiyle Rus tesisatı, Rus kuvvet leri-ve Rus teslihatı hakkında mü- kemmel surette haberdar olan Ja- ponlar bugünkü hareketleri için Rusların en hassas olan bu nokta- sını mahsus tercih etmişlerdi. Bu- adaki dinleme âletlerinin küçük olduğunu, alinan mukabil tedbir- lerle bunların susturulabileceğini . biliyorlardı. O mevzide yoldan da bulunmadığından habördardı - lar. Japon tayyarelerinin ilk kafi * lesini “teşkil eden büyük harp tayyareleri çok yükseklere çıkmış- lardı. Yeni icat edilen bir : âlet, tayyareler tarafından arzı gör * mek kabil olmadığı halde, onları kastedilen noktaya O göndermeğe yardım ediyordu. Bu âlete aksi sa- da iskandili deniliyordu. Tayya - reler o noktaya vâsıl olur olmaz, motörlerinin çıkardığı ses tertiba- tı mahsusa ile boğacaklar ve düş- mana sezdirmeden ani bir sürette hücum edeceklerdi. Burasının Urga ile olan radyo tertibatını kesmek için bomba tayyarelerinden birisine hususi â- etlerden birisi yerleştirilmişti. Bu âlet Rus kuvvetleri arasmda rad - yo ile anlaşmayı tamamiyle boz- mağa muktedirdi. Urga civarın - da cereyan eden hava muharebe - leri esnasında Rus tayyarelerin - den radyo vasıtasiyle hiçbir haber alımamaması böyle bir bozucu radyo istasyonunun mevcudiye - tinden ileri gelmişti. Urga civarında harbeden Ja - pon tayyare filolarından bazıları, bir bulut kütlesini mahirane bir surette siper edinerek oradan ay- rılmış ve Tola ovasına doğru iler- lemeğe başlamıştı. Ayni zamanda ıs6z Gobi çölü üzerinden geçen tank taşıyıcı tayyareler dahi ayni noktaya doğru yol almışlardı. Rusların tarafında en ileri hat- ta kayalıklardan mürekkep bir çukurda iki süvari müfrezesi ha- zır ol vaziyetinde bekliyordu. Üst si Du iğ sağladım ülke ümmi 5 Sx iğ i tarafta, küçük bir yaylânm aşa « ğısında motörlü bataryalarla bir - kaç tayyate müdafaa topu duru» yordu. Dağ sırtının sağında ve s0- lunda âğır mitralyözler ve alev â- letleri yerleştirilmişti. Her taraf « ta yer altında ve üstleri kaya - lıklarla örtülü zeminlikler bulu - nuyordu. Kayalıkların teşkil ettiği çu - kurluğun müntehasında, ovanın biraz yukarsında başka batarya - lar duruyordu. Bu toplar, gerek ovanın aşağı- larına doğru, şimale dönen nehir boyunca, gerekse ovanın yukarı - larına doğru geniş mer'iyet saha - sına malik bulunuyordu. Daha gerilerde asıl ovada iki süvari müfrezesi daha vardı. Bun- lara müteaddit toplar, mitralyoz - lar ve zırhlı hafif otomobiller re- fakat ediyordu. Nehrin karşı sahilinde düz bir bayırda iyi setredilmiş diğer tank lar, istikşaf tayyareleri ve motör- İeştirilmiş beşinci süvari bölüğü duruyordu. 36 mer.piyade alayı mdtörlü maiyyet bataryaları ile (beraber evvelki gündenberi Burun istika- metinde bir hareket yapmak üze- re yolda bulunuyordu. Bu alayın ancak birkaç gün sonra geri dön - mesi bekleniyordu. Büyük bir düşman tayyare fis losunun Urgaya doğru gitmekte; olduğu buradan dahi işitilmişti. Fakat o muntakanın kumandanı kendi tarafı için bir tehlike mev- cut olduğunu zannetmiyordu. O- nun umumi bir hazır ol emri ver- meğe lüzum görmemişti. Yalnız istikşaf tayyareleri hazır bir hal» de bulundurulduğu gibi henüz at- İt olan süvari bölüklerinin hay - variları da rüyete karşı sun'i bir surette setredilmişti. Civarda bulünup geçen harp » lerden birisinde yanan Lama ma» nastırı Navan -Zerenden kalan ne Kadar tahta, halı ve saire gibi şey- ler varsa almmış ve bunlar setir iş lerinde kullanılmıştı. Çünkü © ci- varda ağaç ve odun namına hiçbir şey yoktu, her taraf ağaçsız ve çi- rılçıplaktı. O gece Dolon - Karadağınınge- çitlerinden birisinde yayımlı bir ateş görüldüğü ve ufku dolduran bu ateşin ziyasr altında (hayale benziyen birçok süvari sürüleri « nİn teşhis edildiği hakkında bir süvari karakolu tarafından veri - len haber üzerine hem gülen, hem de endişeye düşen mevki kuman- danı bir müddet düşündükten son- ra karargâhındaki mindere uza - narak düşünmeğe başlamıştı. (Devarm var) Ölüler . nizamnamesi tadile uğrıycak.. Iktısat Vekâletince, ölçüler teş» kilâtı için müsabaka ile alınacak 17 memurdan dördü İstanbul öl- çüler baş müfettişliği kadrosuna verilecektir. Bunlar elektrik, ha- vagazı ve su saatlerinin muayene- lerini yapacaklardır. Tatbikatta bazı zorluklara 86 - bep olan ölçüler nizamnamesinin bazı maddeleri tadile uğrayacak - tır, Mr (Baş tarahı İnci sayılan» w açmağa çalışan Rizeliler için bu yolun ehemmiyeti < ötekinden az değildir. Malömdur ki Hopa buğün Er- zurum ve Kars, Ardehan havali- sinden büşliyarak Artvin, Şavşet, Börçka taraflarının müşterek bir iskelesi olmuştur. Fakât (deniz yolları idaresinin vapurun Hopa- yâ ancak hüftâda bir defâ uğradı- ğı, bu suretle uğrıyan © vapurlar da bazan havanın bozukluğundan dolayı yolcu ve eşya almağa im- kân bulamadığı için gerek yolcu- lar, ticaret eşyası, gerek şark vilâ- yetlerimizden İstanbula getiril mek üzere iskeleye inmiş (olan hayvanlar günlerce (beklemeğe mecbur kalıyorlar. Bu yüzden de bir çok zararlara uğruyorlar. Eğer Rize ile Hopa aasındaki hr) olsa günlerce iskelede vapur bek- liyen yolcular il& hayvanlar ve ti- caret eşyası sahil boyunu takip e- gene sahil yolu ile Trabzona gele- bilir. Trabzondan haftada üç, dört defa vapur kalktığı için bugünkü zorluklar ortadan hiç olmazsa kıs- men kalkmış, bu sayede Rize de bir transit yolu halini almış olur. Bugünkü halde Rize ile Hopa arasındaki köprülerin yapılarak sahil şosesinin işler bir hale geti- rilmesi için ikinci bir mühim se- bep daha vardır. Bu sebep te Ri- zenin Çoruh vilâyetine merkez ol- masıdır. Rize Çoruh vilâyetine merkez olunca zaruri olarak Şav- şet, Artvin, Borçka kazalarından iş için Rizeye gidenler vardır. Bunların *bir çoğu fakir köylüler- dir. Bundan başka vilâyet dahilin- de Rize hastanesinden başka has- ta ve yaralı kabul edecek sıhhi müessese olmadığı için şu veya bu sebeple ağır hasta düşenler ve ya- ralananlar da Rizeye gitmek, hem de gayet müstacel surette vilâyet merkezindeki hastaneye yetişmek mecburiyetindedir. Halbuki bi- raz evvel izah ettiğimiz sebepler- den dolayı Rize — Hopa arasın- da sahil yolu otomobil ve kamyon işliyebilecek bir hale getirilme- dikçe bu zaruri ve âcil ihtiyaçları tatmin etmek mümkün değildir. Nihayet Hopa ile Rize arasın- daki sahil yolunun otomobil ve kamyon işlemesine müsait bir ha- le getirilmesinde daha umumi bir fayda vardır. Bu fayda da şark vilâyetlerimizle garp vilâyetleri- miz arasındaki deniz yolunun ya- rı yarıya kısaltılmış olmasıdır. Zira halihazırda Trabzon ile İs- tanbul arasında haftada üç, dört defa deniz postası işliyor. Buna mukabil Hopaya kadar yalnız haftada bir defa posta gidiyor. E- ğer Hopa ile Rize arasındaki yol otomobil ve kamyon işlemesine müsait bir hale getirilmiş olsa — Rize ile Trâbzon arasında bugün bile iyi bir $0se bulunduğu için — şark vilâyetlerine gidip gelmek mecburiyetinde olanlar bu yoldan istifade edebileceklerdir. . Her yolcu bu sayede şark vilâyetlerine gidip gelirken en aşağı yedi, sekiz gün yolunu kısaltmış olacaktır. Rize ile Hopa arasında sahil yolunun tamiri ve burada yıkılmış olan köprülerin yeniden yapılma- st bir zarurettir. Fakat bunu kim yapacak? İşte meselenin can ala- sahil yolunun köprüleri yapılmış. derek kolayca Rizeye, oradan da (MEMLEKET Haberleri | Yürek sızlatıcı hikâye | Adanada sekiz sene önce bir mübadiletefviz olunan toprak şimdi başkasına veriliyor Adana gazetelerinden birinde okuduk: » “Bize anlatılan şu yürek sızla- tıcı hikâyeyi'siz de dinleyiniz: 1924 te Serezin irhisar kazasından, Boşnak oğullarından Ali oğlu Hamit, mübadil olarak Adanaya geliyor. Dört nüfuslu bir ailenin reisi olan bu yurttaş, elindeki mazbatayı İskân dairesi- ne gösteriyor. (İskân dairesi de bu aileyi iskân için Ali oğlu Ha - mit namına 1924 yılında Karataş civarında arazi, öküz, saban (o ve tohum veriyor ve bir çok benzer- leri gibi bu adam da orada çiftçi- liğe başlıyor. 1925 yılında da bu araziye ve bu iskâna &it tefviz ve- sikaları geliyor. Ali oğlu Hamit, tam sekiz yıl, kendisine verilen bu topraklarda ailesinin (geçimini o çikarmakla uğraşırken, bir gün, elindeki tar - lanın “Serdengeçti zadeler,, na - mında, hali vakti yerinde, sözü hatırı sayılır başka bir mibadile verildiğini öğreniyor ve çok geç - meden de bu tarlalar Ali oğlu Ha- midin elinden alımarak yeni sahi- bine teslim ediliyor. Ali oğlu Hamit, elindeki tef - viz vesikasiyle vilâyet makamına bir istida vererek bu işi anlatıyor. Vilâyet, iskân dairesine havale ediyor. İskân bilmem nereye gön- deriyor ve aşağı yukarı iki yıldan» beri de Ali oğlu Hamidin, hükü - met konağını eşiklerini o aşındı - rircasina yaptığı takibe rağmen, bu müracaat bir türlü neticelen - miyor. Şimdi Ali oğlu Hamit, kendi - sine resmen verilip te (sekiz yıl müddetle üstünde alımteri döke » rek imar ettiği tarlasma mı yan - sın, satıp yemeğe mecbür olduğu öküz, saban ve kulübeciğine mi yansın, hakkını aramak için yap - tığı müracaata, teşkilâtı esasiye kanununun s#arahatine rağmen, aylardanberi bir netice alamadı - ğma mı yansın, yoksulluk içinde sızlaşan çoluk ve çocuğunun göz yaşlarına mı yansın?... Biz, bu yurttaş derdine, devlet teşkilâtrmızda behemehal bir çare bulacak makam vardır sanıyo - TUZ.,, K Almanyaya ühal edilecek maddeler Alman hükümetinin kontrolü altına alınıyor İzmir, — Berlin Türk Tica - ret Odası #on on beş günlük ra- porunu alâkadarlara göndermiş - tir. Bu raporda, ihracatımızı alâ- kadar eden aşağıdaki malümat verilmektedir: Son zamanlarda bir çok firma- lar yenidenmüracaatla Türkiye - den mal celbetmek istediklerini bildirmişlerdir. Kendilerine ta - bit derhel adresler verilmekte ise de 'bu adreslere yazılan ekseri mektuplara cevap alınmamakta - dır. Binaenaleyh memleketimiz - deki alâkadarlarn bu taleple- re ehemmiyetle nazarı dikkati celp eder ve bi münasebetle derhal tek- liflerde bulunmalarını “ rica eyle - riz. Ancak talep mevcut diye diya- sadan yukarı fiatistemek, bu tak- | dirde müşteriyi kaçırmak tehlike- $i baş gösterir. Berlin Türkodasi; raporunun bu kısmında yumurta, hem sığır derisi, taze üzüm, yün, yapağı, sarımsak, kendir, zahire, acı kaysı çekirdeği talep eden Alman firmalarının adresleri bildirilmek” tedir. Almanya hükmetinin bir kârariyle Almanyaya ithal edile - cek bilümüm maddelerin hükü - met kontrolu altında alınması mü- nasip görülmüştür. Bunun için yeni teşkilât yapılmıştır. 29 Eylül cumartesi gününden itibaren her türlü emtianın itha - lâtı, Alman devletinin mürakabe- si altında olacaktır. Almanyaya ithal edilen mal bedelinin kliring ve takas anlaş - maları mucibince Rayişmark ola- rak tediyesi icap ettiği takdirde de döviz vesikslarının verilmesin- de bittabi Almanyanın ecnebi memleketlere karşı giriştiği taah- hütler nazarı dikkate alınacaktır. döviz müsaadesi verilirken her bilhassa ihracat “sanayii muhtaç bulunduğu malzemeyi tedarik e- debilmek esas ittihaz edilecektir. İthal müsaadeleri bir ithalâtçr tüccar namına ihzar olunabilir. İ Emtia için yapılan muhtelif dö - yiz talepleri meyanında bilhassa imal olunduktan sorira tekrar ih - raç edilebilecek olan mallara taal- luk eden inler diğerlerine ter- cihan muamele görecektir. mg cak noktası buradadır. Bu işi Çoruh vilâyetinin hususi idaresi yapamaz. Çünkü hususi idarenin bugünkü varidatı en ip- tidai ihtiyaçları bile karşılıyamır yor. Diğer taraftan yukarida işa- ret ettiğim gibi Rizeliler bugün bütün varlıkları ile kuvvetlerini sadece İspir yolunu açmağa hat- retmiş bulunuyor. Bu işi muvaf- fakiyetle başarmak için de sene- lerce ve senelerce çalışmak lâzım geliyor. Onun için Rize — Hopa arasındaki köprüleri yapmak işi- ni Nafia Vekâletinin himmetine kalıyor. Şimdiki halde Rize — Hopa yo- lundaki “köprüleri yıkık ve yolun tamire muhtaç olmasından müte- vellit noksani deniz vasıtalariyle telâfi etmekten başka çare yoktur. Ve filhakika iyi havalarda iyi bir motör Hopadan Rizeye kadar ye- di saatte gidebilir. Fakat Karade- nizde yaz mevsiminin &n #ıcak günlerinde bile havaya ve dalga- lara itimat edilemez. O vakit de- niz vasıtaları gene az çok tehlike- den hali değildir. Kış mevsimle- rinde ise motör vasıtasından he- men hiç istifade edilemez. Bu iti- barla Rize — Hopa sahil yolunu bir gün evvel otomobil ve kamyon işliyebilecek bir hale getirmek lâ- zmadır, Mehmet ASIM Ham ve yarı mamul emtia için hangi şart altında olursa olsun, |

Bu sayıdan diğer sayfalar: