15 Aralık 1938 Tarihli Yarım Ay Dergisi Sayfa 16

15 Aralık 1938 tarihli Yarım Ay Dergisi Sayfa 16
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

son kaleği le halini ksetmektedir. o Bu, “inin başında “Şoson kalesi, de gelirdi. isin, den tahminen yirmibeş kilometre Mesfede ve adını taşıdığı dağda idi. Bı, görülmeğe değer bir yerdir. Yalçın kayaların arası taşla doldurulmuş ve varlar örülerek tabii bir kale vücu- getirilmiş. İşte Seyit Rıza, uçurum” a hâkim bu kalenin civarında mah- ti şekilde bir ev kurmuş ve Dersim hrekâtina ait emirleri buradan ver- eği âdet edinmişti. Bun İki bu yerin kolay fethedilmez bir »rzetmesiydi. Her yanda in bir arıza vardı. Tabiatın en vahşi bbloları bu yalçın kayalıklar üzerine tabii engellerle kadar muntazam çevrilmiş bir tepe di ki, en uzaklardan gelenler görüle- ir, fakat dağın eteklerine vardığını kaleden beş on dakika mesafede ılunduğunu sanan bir yabancı sekiz e bu yere ulaşamazdı. Gizli Seyid Rıza ve avenesinin 0800 ei ve Şoson- e abilmesini sebep, ON Seyit Rıza burada bir ha atı geçirmediği i için sine fazla ehe vermemişti o Birkaç bir iki kilim bii yazdırdığı mektupların eddelerini Şoson ka- İkinin kimseye bilinmiyen 8 oyuklarına saklar, gizli yerleri karısı Be- ii Ml kimseye gös- il gri de Şoson kaledeki iade konuşmağı tercih di. Hayatı bin bir İt ve ihanetle dolu olan bu hay- ii, Seyit Rızanın âdeta sağ kulu, hat: ia kendisi gibiydi. Bu iki habis ruh kadar iyi anlaşmışlardı ki bazen Ali- era kat'i emirleri bile resen ipliği inin timsali imiş gibi bir de İliç bulundururdu. Abbas uşağı reisinin üçüncü evi kük kilisesi yakınlarında idi. Bu liseyi ermeni papaslar idare eder- çinde çok mukaddes eşya bulun- $u rivayet edilirdi. Dersimde muh- Hf aşiretlerin sağa, sola sü üklenmesi in bazı devirlerde hayli rol oynamış ü ermeni ailesini kendisine daha im ak arzusile Seyit Rıza, irada bir ey kurmuştu. Bazı rivayet lere göre kilisedeki mahut haça karşı bizzat beslediği emniyet, bazılarına gö- rede ermeni olan karısı (Besi) ye ya- ranmak arzusu bu evin inşasına sebep- dir. Cahil aşiretlerin bu kilisedeki haç hakkında tuhaf tuhaf itikatları vardı. Doğurmıyan kadınlar buraya gelir, hastalar bu haçtan şifa umarlardı. Se- yit Rızada sıhhatını azıcık muhtel gördüğü zamanlar Pokir dağının şimali şarkisine düşen Vankük kilisesine doğ- ru uzanır, i,ileşinceye kadar kilise ci- varındaki evinde kalırdı. “Allahın to" n Olduğunu iddia eden haydut ba* şının altın haça çok defalar : — Beni şu ıstıraptan kurtar!.. Diye yalvardığını görenler olurmuş. ütün bu malümattan da anlaşıla- cağı üzere Seyit Rıza, her evine bir hususiyet vermişti. Onun için “Viyalik,, rünü idi. Fakat ihtişam bakımından en fazla la ir gibi ol ein verdiği Pokir li tam Şimali ve suyun cenubuna düşen “Pozvarik, malikânesiydi. Bu yer, düş: man aşiretlere karşı bir caka aleti idi. Komşu aşiretlerin elçileri burada ka- bul olunur, Seyit Rızanın şaşaalı bir hayat geçirdiğini , zengin olduğunu, azametinin günden güne kuvvetlendi- ğini RL aşiretler hatırlatmak e ne mü pılırdı. Bu malikân her ta AG görülebilrdi Mağ. orman” mi gölge yerlere, arka- sında büyü e “e ya bulunduğu halde Seyit Rıza sık sık gelir, ele, bir nevi nüm daların tefrişine çok ihtimam gösteri- lir y” eri ev, hunhar reisin ila bayadiği Yağda köyü çevrele- Devlet kuvvetlerinin beş on SEN tüfeği karşısında. ilerlemiveceğine kendisi de rinde idi. Bunlar, icabında birer siğı- olur düşüncesile inşa edilmiş ba- sit binalardı. Hepsinde daima silâhlı muhafızlar bulunurdu. Reis geldiği za- man hemen keçiler kesilir, ayranlar hazırlanır, kom$u aşiretlerin vaziyeti hakkında yeni haberler verilirdi. Seyit Rıza maiyetile hiç lâübali olmaz, yüz vermez, manasız telkinlerle halkı büs- bütün salaklaşdırmağa çalışır, hakika- ten “Allahın torunu, unu isbat etmek istiyormuş gibi garip ve mağ- rur tavurlar takinırdı. Onun, vücuduna kurşun işlemiyeceğini sanacak kadar bir kudsiyet taşıdığına inananlar bile vardı. Seyit Rızanın işine gelen de za" ten bu idi. Bu kadar muhteris bir kafanın, hal- ka kültür ışığı serpileceğini işittiği “ Allahın torunluğu , nun ölümü demekti. Halk kültüre kavuşunca artık hurafata inanan kal- mıyacak, hiç kimse Seyit Rizanın kesesini doldur mak için bir mel' anet vasıtası olmak İstemiye- cekti. Hükümetin kararını öğrenen Abbas uşağı reisi “Viyalik, deki malikâne- sinde kâbuslu geceler ge- çirdikten sonra “Şoson ka- le,, deki odasında meş'um bir harekete geçti. Bu cür' et, ihtirasın çılgın bir ham- lesi, derebeylik yılanının son kıvranışı idi; baş rolü Seyit Rıza tarafından oy- nanan Dersim faciasının son perdesini birkaç dara- ğacının ibret verici dekoru arasında e Artık ne “Şoson kale, , muhteris bir aşiret reisinin bir kıyam kaynağı; nede “Viyalik, ellisinden sonra azan bir aşığın ihtiras yuyasıdır. Cumhuriyetin tunç eli bir Tunçeli ya- rattı. Seyit Rızanın meş'um yedi evin- den saçılan karanlıklar içinde bunalmış bir vatan köşesi, bunun içindir ki bu- gün müsterihdir. Atatürkün Türkiyesi, Sultanların ihmali yüzünden ibtidai ka- lan bir ülkeyi derebeylik a kurtarırken vatana, muhakkaktır ki, ' tabii güzellikler bakımından ii il eserler köşesi de kazandırdı Dersim bir çapuleu yuvasıydı. Tunç- eli, yarının en mühim bir sayfiye yeri olmağa namzettir. 1?

Bu sayıdan diğer sayfalar: