23 Ekim 1954 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 27

23 Ekim 1954 tarihli Akis Dergisi Sayfa 27
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

RADYO İcraat Tedbir zarureti nkara radyosunun ilgili şahısları bir Aaraya geldikleri zaman, halledilmesi onlerınde gereken bir çok meselenın biliyorlardı. Şimdiye kadar, ıslahat ni- dası ile halkın önüne serilen bir takım işler sadece, radyodaki mesul bazı şa- hısların degıştırılmesınden ibaret kal- mıştı. Bu nev'i aslahatın — neticeleri —hem de feci neticeleri— radyonun iç bünyesinde — kalmış, dışarıya aksetme- mişti. Fakat artık yazılıyordu, halkın her şeye rağmen dinlemek zorunda kal- dığı radyonun iç bünyesindeki gürültü- ler, münakaşalar halka intikal ediyor- du. Tedbir almak mutlak lâzımdı. H bu tedbirler A' dan Z' ye kadar alınmalı idi. Radyo, şahısların ar- zularını aksettiren bir uzuv olmakta çıkmalı, kontrol altına sokulmalı idi. Şikâyetlerin tek cephesi yoktu, bir çok bakımlardan sert tenkidlere hedef olu- nuyordu. Bunlar Münir Müeyyet Bek- man'ın odasında yapılan toplantıda orta- ya döküldü. Yazılanlar haklı idi. Sert ka- rarlara gitmek gerekiyordu. Birinci ka- rar alındı. — Türkçe telâffuzu olmıyan spikerler — işlerinden uzaklaştırılacakîı Bunlardan birisinin işine — son v Türkçeyi daha iyi öğrenmesi, kelimeleri telâffuzundaki rahatlığı Türk- çede de tatbik etmesi kendisine tavsiye edildi. Radyo idaresi hakikaten bir spi- ker buhranı içinde bulunuyordu. — Bir kişinin işine son vermek, spiker dâva- sını halledecek değildi. Hâlâ ajans ha- berlerinin okunmasında kesik kesik ko- nuşan, cümleleri, kelimeleri yarım ya- malak telâffuz edenler vardı. Ancak biraz ümit veriyorlardı. Biraz daha tec- rübe edilebilinirlerdi. Spiker buhranı kimsenin gözünden kaçmıyordu. O ka- dar ki, gecen pazar daldan dala prog- Devlet Tiyatrosu sanatkârların- dan Suat Taşer'e idare ettirmek zorun- da kalınılmıştı. Suat Taşer diğer spiker- lerin hepsinden daha muvaffak olmuş, sesinin tonu ile hazırladığı ile daha çok dinlenir bir program orta- ya kovmuştu. Fakat, Suat Taşer her za- man her saatte radyoya gelemezdi, her dakikasını doğan Çaplı'yı kurtar- mak için— —daldan dala hasredemezdi. Not alındı, ama diğerleri üzerinde de hattâ yeni elemanların bu- lunması cihetine gidilmesi kararlaştı. idarecileri bir hafta müd- müşlerdi. Türk Batı Müziği'ndeki ek- siklikler, sanatkarlarm saatlerini dol- i şarkı söyledikleri veya çaldıkları hakikati bütün açıklığı ile «tedbir notlarının» iri i ti. İsim yapmış pertuvarına yeni bir şarkı ilâve etme- AKİS. 23 EKİM 1954 den her hafta, hattâ bazan iki günde bir tekrara giriştikleri aşikârdı. Halbu- ki, Avrupa radyolarında bir sanatkârın ayni şarkıyı bir gün ara ile tekrarladığı görülmüş, işitilmiş şey değildi. Hiç de- ğilse aradan bir ay geçmeli, hiç değil- şarkının ve bestenin kulaklardaki izi silinmeli idi. i iştikâri» Bir haftadanberi bu usul tat- bik edilmektedir. Bu yazılanlar Türk musikisinde tat- bik sahası bulmuştu. Bu yazılanların radyonun Türk musikisi şubesini idare edenler Iarafından tatbik edilmesi za- ruri görülmüştü. — Tenkidlerin doğrulu- ğunu kabul etmek ve harekete geçmek şarttı ve bu yapıldı. Madalyonun tersi B atı musikisinde radyodan yenilikler bekleniyordu. akat hâlâ ve hâlâ radyodan mambo ve samba plâkların- daki bolluktan başka hiç bir yenilik, hiç bir değişik taraf yoktu. — Halbuki, radyo idaresi genç bir insana, —Er do— ğan Çaplı'y ne kadar guvenmıştı" Enver Kapelman her hafta ayni parça- lan tekrar ediyor, her Pazartesi tekrar edilen senfonik — müzik yayımlarındaki monotonluktan herkes bizar kalıyordu. Enver Kapelman'ın mahdut eserler ara- sında kalmasını biraz «tembelliğine» verenler bulunuyordu, ancak her daki- karşılığı olamazdı. genişti ki, meselâ hafif Batı müziğinde diskotek'teki plâkların arasına girilmek- le bir değişiklik yapmak kabil iken, bu yola gidilmiyordu, düşünülmüyordu. yenilik.. Bunl düşün ndü kten sonra dikkatle talbık S sanatkarları uzerınde şık yet ler o kadar fazla idi ki, bu bazı yenilikler getırılmıştı kârlarını bir araya toplıyan program se- viliyordu. Şimdi, Ankara Radyosunun içinde şark ve garbın mücadelesi devam et- mektedir. Ragıp Tan]u, dıkkatle ten- kıdlerı insan sade ve sadece daldan dala programını nzim etmektedir, âdeta başka bir vazifesi yok, hissini vermek- tedir. Bu lâveten, Erdoğan Çaplı gi- saatte, caz musikisinde hokkabazlık ya- pabilecek kadar hâkim olduğu piyano- da yanlış notalar çalması hayret verici bir İldir. Daldan dala programının ge- çen haftaki saatinde maalesef Erdoğan Çaplı yanlış notalar çalmıştır. Bu hal- kın sayduyusu ile alay etmektir. Radyoya, harıçten sanatkâr temin etmenin mahzurları ortadadır, birkaç defa bu anlayışın yerinde olmadığı ya- zıldı. mensuplarının tertiple- diği bır gecede radyonun tek sanatkârı olarak ileri ten sonra, sadece altı şarkı söylemesi, ısrarlara, ricalar rağmen rarından vazgeçmemesi, tesbit edilen konser! sa- atinden çok sonra gelmesi, gazetelere intikal etti, üzerinde tartışmalar, lentiler oldu. Radyoda çalışan bir kim- senin ciddiyeti zarurıdır istenilen ölçüler içinde Radyo idaresi bu eksikliğin telâfisi cıhetme gitmek zorundadır. Orhan Sezener ve arkadaşlarının teşkil ettiği caz orkestrasında bir canlı- beklenmektedir. Fakat ne yapsın- lar. Bu orkestrayı teşkil edenlere veri- len ücret o kadar az, o kadar bahsedil- miyecek kadar ufaktır ki idaresi h er şeyi yeni baş- let radyosu oldukça, her zaman en güzele gitmek şarttır. iyi- n Şart olarak da kalacaktır. ANKARA PALAS PAVYONU İTALYAN RADYOLARININ YILDIZI ANGELO BARTOLE VE ORKESTRASI FRANSIZ DİZÖZÜ EVELYNE PLESSİS

Bu sayıdan diğer sayfalar: