16 Eylül 1967 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 7

16 Eylül 1967 tarihli Akis Dergisi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

AKİS Türk ve yunan heyetleri toplantı halinde Havanda su dövdüler disinde ikinci Acheson plânını tor- pillemek cesaretini bulduysa, bu- nun nedeni, Birleşik Amerikanın o sırada Yunanistana sağladığı doku- nulmazlık kalkanıydı. Gerçekten, Washington, NATO'nun güneydoğu kanadını korumak maskesi arkasın- da Türkiyeyi Kıbrısa müdahale et- mekten alakoyarken, öteyandan, böylece, Türkiyenin elinden, Pa- pandreuyu (o görüşmeye zorlayacak en önemli kozu da almış oluyordu. Oysa şimdi, Ankarada ve Atinada kendine çok yakın kimseler işbaşın- da olduğuna göre, sözlerinin dinle- neceğinden emin, ikisinin de arka- sını sıvazlayabilirdi. Buluştular, tanıştılar, dağıldılar Keşan ve Dedeağaçta tam bir fes- tival havası içinde ve XIX: yüz- yıl diplomasisi usullerince yapılan bu görüşmelerin ulaştığı sonucu ke- sinlikle söylemek mümkün değil- dir. Birleşik Amerika, tam bir an- laşmaya varılıncaya kadar iki ülke- nin kamuoylarını ürkütecek açıkla- malardan çekinilmesini kesinlikle istediği için, ne Atinadan, ne de Ankâradan, bu konuda sadre şifa bir ses yükselmesi obeklenmelidir. Hattâ, tam tersine, ipler ya tam dü- gümlenmeden, ya da tam kopma- dan, yapılacak bazı şaşırtmacalar karşısında dikkatli olmak lâzımdır. Yunan yöneticileri (bilinmez ama, türk yöneticileri bu konuda o ka- dar açıkgözdürler ki, görüşmelere katılan türk heyeti mensuplarından biri, Keşana hareket etmeden ön- 16 Eylül 1967 ce konuştuğu bir basın -mensubu- na, — Vallahi kardeşim, ortalıkta pek birşey yok ama, şu yeni yunan idarecileri nasıl şeylermiş, onu bir Yunanistan Başbakanı Kollias İpler kimin elinde? YURTTA OLUP BİTENLER öğrenelim dedik" diyecek kadar a- kıllı çıkmıştır. Öteyandan, İktidara yakınlığıyla tanınan, büyük tirajlı bir İstanbul gazetesi de, “türk heyetine yakın çevrelerden aldığı bilgiye dayana- rak, iki taraflı sayılabilecek bir eno- sise yatmaya çoktan razı olan De- mirelin, yunanlılara "Buraya eno- sis konuşmak için mi geldik?" diye kızdığını söylediğine göre, görüşme- lerin gerçekten tanışmak amacıyla yapıldığına inanmaktan başka çare kalmamaktadır! Tanışmak amacıyla yapılan bu görüşmeler, birincisi altı, ikincin' yedi saat olmak üzere, tam onüç saat sürdüğüne göre de, taraflar birbirlerinden pek hoşlanmış olma- lıdırlar. Politikacılar Tenhalarda menbalarda.. Otelin ikinci kattaki ufacık salo- nunda, iki kişilik bir masada o- turmakta olan lâcivert pantalonlu, beyaz spor gömlekli, kırçıl saçlı, orta boylu, elli yaşlarındaki adam, tatlı karadeniz şivesiyle, — Benim korkacak, çekinecek bir şeyim olmadığı için rahatça ko- nuşabilirim sizinle" dedi ve sözleri- ne şöyle devam etti: "— Valla, aylardanberi bizler de birşeyler duyuyorduk. Meselâ, duy- duklarımızdan biri. Celâl beyin, İs- tanbuldan 70-80 kişilik bir eski DP - li kafilesiyle gelerek, 9 Eylül töreni- ne katılacağı idi. Sonra, onun yeni birparti kurmak için AP içinde te- şebbüse geçtiği ve hazırlık yaptığı da bu arada kulağımıza çalmıyordu. Hattâ, Kadeşle buraya geleceğini bir gün önceden duyan partililer. Merkeze telefon üstüne telefon etti- ler, ilçelerden, 'Biz de katılacak mı- yız karşılamaya”, 'Parti olarak bu işe giriyor muyuz?" diye o sordular. Ben, ilçelerden ve Merkezden tele- fonla soranlara, 'Biz, parti olarak birşey yapmıyoruz. Size, katlim ve- ya katılmayın da demiyorum' diye- rek cevap verdim. O günkü toplu- luk, kendi arzularıyla gelmiş kişile- rin meydana getirdiği bir topluluk- tu. Ben, karşılamaya bizzat gitme- dim ama, yakın binalardan birin- den seyrettim. Sonra merakımı gi- dermek için kendisini ziyaret etti- ğimde de, çeşitli sorular sordum, cevabını aldım."

Bu sayıdan diğer sayfalar: