25 Mart 1930 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9

25 Mart 1930 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Mütareke senelerinde ELE GEÇMİYEN HIRSIZ ÇETESİ Yazan: İskender Fahreddin Yanılmıyorduk... bu ses mezardan geliyordu: “Ahhh!!! Amaaan!! ! Can kurtaran yok mu?,, Şaşkın şaşkın birbirimizin yüzüne baktık...! — * Sarraf Yuvakimin dukkâ- ni — Failler bulundu mu? — Takip ettik.. fakat... — Fakat yakalıyamadınız, de- gilmi?, Ve bu muhaverenin arkasından Celal bey, kendi kendine söyle- nirdi: — “Dokuzlar çetesini ele geçir digim gün Eyupsultanda bir kur- ban keseceğim!,, * Mezarlıktan ayrılmak için, vak- tin geçmesini bekliyorduk. Mezar taşlarından birinin arkasına yas- lanmiş düşüniyordum. — Birden, 'yerin dibinden gelen hafif, kor- kunç bir inilti işittim. Yanılmıyordum: Ses, topra altından geliyordu. Tüylerimin ürperdigini hissediyordur Bu esnada ayni sesi lar da işitmişlerdi. — Kadri bey, mezarın içinden gelen sesi işidiyor musun? Diye sordular. — Evet, dedim, — işidiyorum. Ben de şimdi sizden soracaktım.. Bedia hayretle: — İşte bu tahafşey! Büyük an- nem, gece ölüler dirilir, birbir- lerile konuşurlar.. bunun için gece mezarlıklara gidilmez! diye kü- çükken bizi korkuturdu. Büyük annemin dedikleri doğru çıkacak galiba?! Ses devam ediyordu. Yengeç Sadi hepimizin şüphe ve tereddüdünü artıran manalı :ı. ihtimamla sesini akord ederek ağırdı — İmanım bel Bu mezardan gelen ses Celâl beyin sesi olma- gn Bu söz üzerine herkes birden süküt etti. Yengeç Sadi, İstanbulun eski 've kurnaz çapkınlarından biriydi. Tecrübesi de hemen hemen ben- den fazla gibiydi... İltica ettiğimiz mezarlıkta bizden başka kimse olmadığına kanaat getirerek faz- laca gevezelik etmiştik. Yengeç Sadi'nin bu sözü beni derbal harekete getirdi. — Çocuklar! - dedim - dikkat mırıldandı: — Bu ses toprağın altından geliyor. Amerikadan yeni gelmiş müte- fennin bir zabita memurunun da, elbette, bizim hatır ve hayalimiz- den geçmiyen marifetleri olaca- ğında şüphemiz yoktu. Toprak altında vücudu bir yığın kemik haline gelen ölülerin ses- Teheceğine ve diğerlerile konuş- tuğuna dair söylenen masallara * içimizde - inanacak bir. budala olmadığı için, bunu Celâl beyin bir pilânı olarak kabul etmeğe başlamıştık. — Bütün arkadaşlar aindikleri mezarın taşlarını yokla- Şlan Etrahımın müayene ediyor. Servilerin, vahşi sükünu ihlâl eden - bışırtılarından — başka en ufak bir ses bile işidilmiyordu. Celâl bey, bir kelebek uçuşile bile yanımıza gelmiş olsa, bizim gözümüzden ve kulâğımızdan kaç- aoıyacaktı. Ba dakil im heye- can, bana, T oldukça mühim ve tehlikeli bir adam ol- duğunü anlatmıştı. Bir dakika Mezarların İşte bir d: — Amaaaaanlll Evet, dedim, bu bir insan sesi- dir... Hem de bana aşina bir ses. Yanılımıyordum: Bu, bizimkiler- den başkasının sesiydi. — Silâhınıza — sarılın! - İçinizde bir yabancı var. Diye haykırdım ve yattığım yerden iıılı#hlkhm. ea Yengeç Sadi de benim fikrim- deydi. — Çocuklar! Yakayı ele ver- memeğe çalışın! Bu, mütefennin () ettiği taharri memurunun tertip tuzaktan başka bir şey de; Etrafımızın memurlarlı dığı mubakkaktı. Bu taki memurlara' verilen bir işaret- ten başka ne olabilirdi? Nasıl ve ne tarafa doğru kaçacaktık? Herhalde — kepimiz birden yakayı ele vermemek için , ayrı ayrı istikametlere ayrılmak kaçmaktan başka çare kalmamıştı. Bu hadisede en ziyade canımı sıkan şey Bedia'nın ihtiyatsızlığıydı. — İşte, bu cezayı senin ted- birsizliğin yüzünden çekeceği Buraya gelirken seni takip etmiş- der... farkında bile olmamışsın! gördün mü şu yaptığın Bütün arkadaşlar bana bak verdiler. Silâhına davranan, çil yavrusu gibi etrafa dağılıyordu. Bu esnada Bedia kahkahayla gülerek: — Ayol, dedi, işin iç yüzünü anlayıp dinlemeden nereye kaçı- yorsunuz? Kulağınızı bir az şu mezara yaklaştırın da” bir defa olsun dinleyini Bakın mezarın içinden, nasıl, canlı bir insan sesi aksediyor?! Yengeç Sadi hem kaçıyor hem de söyleniyordu: — Sen hâlâ orada bekle.. o sesin nerden geldiğini anlarsın! Bedia h.u.Şâ.. Ş Kulağımı yere indirdir dim: mezarın içinde birisi mırıldanyor gibiydi. Kibriti çaka- rak mezarın üstünü muayene ettim. Bedia müstehzi nazarlarile beni tetkik ediyordu. (Maba | v YAKT AA ll ee AA A M e a -: : slalklolei p 2 Mlsle İn e Ka M- Ü B rlalrlA elelr Ie lele s FİRJoİZ L A AA A e AİY 1 " s (e lmle |a *la No Dünkü bulmacanın halledilmiş şekli. İstanbul dördüncü icra “memurluğun: dan: İsmail Hakkı beyin Armenak Bf borç aldığı beş bin liraya mukabil birin: ci derece ve birinci sırada. ipotek - gös- terilen Hoca paşa Hopyar mahallesinin Atik Aşır Ef. cedit Findıkçı / sokağının âtik 5've 4 ve defa mükerrer cedit 2, 88, 86, 40 numaralarla murak: kam altında üç mağaza ve İçerisinde bir masura suyu, Ve altında cedit 4 No mağazanın havasını müştemil hanın 4 hisse itibarile bir hissenin mülkiyetinin etikraz eylediği sekiz yüz. lraya bil mezkür derecede va sırada ipolek güsterdiği ” mabalı “mez din atik beş müketrer cedit No bilhara - mağzının " mülkiyetinin Tuba hissesi ile intifının saman hissesi 580 tarhli İera kanınana — tevfikan Gtüz gün müddetle müzayedeye vaz Sinmarak han dört bin lirada, bodrum bin lirada talibi uhdesinde olup bedeli Müzayede hakkı dayıkında- görülemcdk: Ginden bir ay müdüetle temdiden müza. adeye vaz Sintmuştur. Hanın hududu: Sağ tarah namaralı emlâk sol tarafi Dodf Sekaği arkasısın bir tarafı b kKsmen 7 parseg muman tarafi Aşir Er katöphane Sokapı ile Mahdultür, allındaki Hilakava teakür mağaza banın zemininin - mesahal sat hiyesini “ihtiva edip tahminen 'ai yüz Yelmiş iki arşın terbündedir. Maştemiâti : 86 No dakkânın bst katında asma harttaklık- olup kanın ” bi finci ” katındak a 9, 10 No olalarin beraber Katalanı Ef; “kiraeidir. 38.No kanın methalidir 40'No. Mağızada Ar menak Ef. kiracıdır, bila numara köşe” deki bodrum dakkânında İsmall Er. ki- Tadır, Andik Sokağında 2? No mapaza Ziraat Bankasının istisanındadır. dakkâar kar kasmen tahfa ve tmen Çini- döçe İldir. Hanın zemin. katında czmektalı kahve ocaği menliven” üstünde sa bo Tusa birinei ikinci ve- üçüncü - katların her birinde aydınlığı havi çimento kork dor ve 9 No ea İkinci ve. üçüncü kat larda üç helâ dünrünnca. katin - zemini Çiçekli Şini camekâ aydınlığı havi ta Talza veüç eda zemisi kırınım. çini Gslü açık türalaa var | ve Z'No Gler farda Kara Şükrü bey. 8.No Müstafı bey 4 No Abdorrakman bey 5 ve 6 No Boğtür 7 No Yasuf bey 113 No 80 Toyya paşa- kiracidir 13 No boştur. 14 Xo Yofua Er. 15 No Ahmet Coi B 16 No Kabi 17, 18 No Klrkor 1o No Lat efendiler.” 20 No boştür. 2L No Tahsin Bf 2, 39 No Nazik' e/ Teodor 24, 25, 28 No Rodenberg Ef. kiracıdır 38, 29 No ve diğer odalar boştur, tam kagir merdivenler Y olup elektrik ve terkoz Suyu tertibatını - havidir. ah tandaki bilâ hava mahal bodrum . olup methali - Findikçi sokağındadır.. hanın mesahasının aym ve tam kâgirdir. Han: T EK. kiracı olup elektrik tertibati - var: dir mağazanın tamam kiymeti on bin ve| ma möştemilât Dilsiz zade hanı namı ile) maruf mezkür hanın tamamı yüz yirmi dört bin altı yüz lira muhanımen kıy- metlidir.mezkâr hisselere talip olanların müzayede müddeti içinde hisseye düşen kiymetinin yözde onu nisbetinde pey Bi ve 2 Tak dalreyo gi de saat 14 ten ye de katiyesinin yarın icı — Devlet demiryoları ve Iimahları umumi idaresinden Idare namına Mersin limanına gelecek eşyanın tahmil ve tahliyesi kapalı zarfla münakasaya konmuştur. — v Z Münakasa 7 Ni saya iştirak edeceklerin n 930 Pazartesi günü saat 15 te Ankarada devlet sinde yapılacaktır. teklif mektuplarını teminatlarını ayni günde saat 14,30 a kadar münakasa komisyonuna vermeleri lâzımdır. Talipler münakasa şartnameleri maliye ve muhaseb& işleri rei beş lira mukabilinde Ankarada inden, İstanbulda Haydarpaşa vez- len, Konyada, Konya veznesinden tedarik edebilirler. | kulağına ve muvakkat | olduğundan bile daha güzel ve cazip göster ren bir şaşkınlıkla, herşeyi” söye Tedikten sonra, kısa bir süküt bükümsürdü; ve, bu süküt esnasında, yağmakta bulunan yağmurun bah- çedeki yapraklara serpelemesinden mütahassıl ses itildi.. Semine — bu ihtiyar kız, — yeğe- nini, her cümlede asabi kette bulunarak dinlemişt Nihayet, mütahayyir bi — Fasiha'cığım. -de diğin şeyler beni altüst etti; kor- kuttu... Allah aşkma, şaka yapmı- yorsun, değil mi? Bu derece az tanıdığın — bir. oğlanı sevmene imkân yoktur... Seni sevdi; » teyzeciğim? - Niçin inanmıyayım? İnanıyorum. — Yavrum! Senin yaptığın bu hareket, cahilliktir... Senden bu safi, bu hafifmeşrepliği " — beklemezdim. Nasıl oluyorda, — sen, seneden beri tecrübelerimi ders halinde dinlediğin halde, gene erkeklerin bu - yalanlı Ç niyorsun? Senin biliyetini;yaratan ben nüne çıkan erkeğin âdi bir ilâmaşkına nasıl ehemmiyet veriyorsun?... Nedim — gibi. bir gençe. — Teyze'ciğiml... Nedim, fena mı?... Onu, kaç kere sosyetede gördün ... — Sosyete... Ah, sosyete... Seni oraya götürmemeli idim zaten... Fasiba'cığım! Annenle baban öl- düğü zaman, kendikendime and- etmiştim; demiştim ki, seni, kuv- vetli, ve her türlü tehlikelere karşı mücehhez bir kadın haline getireceğim... Ben senin sadece saadetini istiyorum... İstemiyorum ki, gençliğin, safiyetin, servetin, hayasız bir entrikacıya — peşkeş çekilsin... Evet, senin büyük bir ervetin var; ve, Nedim Bey, bu servete göz dikti; işte okadar. Zengin bir gençkiz — cazip- tir... Ona (l © soyulur; ve — terkedili Bu. Nedim Bey Hazretlerini hatırlar ” gibi oluyorum: Bir şık züppe imiş rolünü oynuyor... Tam bir macerape- rest tipil.. Ona dair ne dereceye kadar tahkikatta bulundun? Ne işle meşgul? — Hattâ, hakıki ismi Nedim mi? — Canım, niçin bu derece kalı Hem, Emi- . Evet kark yarıyorsun, Teyze?... zannederim, o da zengil nim ki, servetim için deği buna eminim! — Halbuki, —ben, —meselenin tamamile aksine eminim işte... Ben, senin hayatını, göz göre göre bedbahtlığa sürükliyemem... Hey- hat, anlıyorum: sana akıllı uslü olmağı lâzım geldiği derecede öğretememişim !... Kızım, şu, küpe olsun: Erkek- ler, kadınları yalanlarına, kabas lıklarına, hodbinliklerine oyuncalk etmek isterler... Dinle, - Fasil Sana herşeyi ıııı-ııuim;_'â bedbin tabiatli zannetmel yere vahi şüphelere düşüyorum, kuruntulara kapılıyorum sanmal, Kızıml Aşk ve vefa yeminler ne| demek olduklarını ben bilirim... Sana herşeyi anlataca» ğım... Sana anlatacağım ve seğ göreceksin ki, benim hayatım da seninkine ber vi Tünden helâk od acera yük İhtiyar kız, sesini daha kalır- laştırdı; fakat heyecandan. titres yetimdim ve hiçbir nasihat veri» cim yoktu... Maalesef zengindim; ve servetime kemali hürriyetle tesahüp edebiliyordam. Birgün, bir delikanlıya rastgeldim ki, bana, süreti gibi sireti de güzel göründü.. Adı, Faruk Zühtü idi... Bana kur yaptı.. Onu dinledim... Ah, e kendimi vakfettim... Fakat, inbi- sarımı hâlâ unutmadım... İhtiyar kız, sustu. Gözyaşlarını zaj :dyıiyoıdıı, Fasiha da, onun F MA Vah GS ü Vah te ğim vabi - diye inildedi. — — Titriyerek ilâve z — Aman yarabbil Hayat, ne korkunç... — Evlâdım... Hakikaten bed bahttım... İşte seni de aynı bedbahtlığa düşmekten kurtar» mak için bakikatı sana haber veriyorum... Şu Nedim'i kendin- den uzaklaştır... — Peki amma, - teyzeciğil Nedim — bana okadar — samir görünüyor ki.. — Hayırl — Onua fena bir adam olacağın inanmam, layırl İnanmam... Benim servetim in mi? Hayır! İmkâni yok... (Sonu yarına) Nükili: (Hatice Süreyya) Balıkesir vilâyeti Daimi Encümeninden: Balıkesirde müceddeden vazedilen işbu binayı inşaya talip larci Hususiyeye —Git bir sinema binası lanların teklif mektuplarını il tarih ve saati olan 13/Nisan/930 tarihine müsadif pazar gününe kadlı yaptırılacaktır. Bir ay müddetle ve kapalı zarf usulile nhnıknh:ş Balıkesir vilâyetine tevdi ve irsal eylemeleri icabeder. İnşaata ai dosya 20 lira mukabilinde Balıkesir nafıa dairesinden veyahut İstage bulda Galatada Hüdavendigâr hanında 61 numarada murahhas mik marımız İmar yurdundan tarihi itam ilândan beş gün evveline kadâj tedarik edebilirler. Münakasanın yirmi beşinci gününden sonra projğ almak için vaki olacak müracaatlar kabul edilemez. Mamafi bundı sonrada Balıkesir Naha dairesinde mevcüt porojeler daireden hari€ş çıkarılmamak- şartile her zaman tetkıkata âmade olduğu ilân olunur.

Bu sayıdan diğer sayfalar: