27 Ağustos 1932 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3

27 Ağustos 1932 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

> T. H şunu da K 27 Ağustos 1293 Sahife 3 im AKSAMDAN AKŞAMA Mm Sokaklardaki reklâmlar Dünya güzeli bir şehrimiz var o da İstanbuldur. Garpten gelen, şarktan gelen her kes bu noktada müttefiktir. Güzelliği asırlardan beri edipleri, şairleri ilham etmiş- tir. Binaenaleyh, biz burada ne Adaların zarafetinden, ne Boğazın letafetinden, ne de Camlıca'nın heybetinden bahsedecek değiliz. Bunu erbabı yapmış. Fakat, insan zannederdi ki bu muhitte yaşayanlar, bu güzellik- leri her gün görenler biç çirkin biz şey yapamaz. Halbuki bir kerre Galatadan Istanbul cihetine giderek (OEminönünde tevakkuf etmek kâfi... Meydana ehemmiye- tiyle mütenasip bir vüsat veril- memiş. “ Kabahat bizde değil. - diyeceksiniz, - bizleri eskiden idare edenlerde... Camiin önündeki sa- kil inşaat ta belediyenin sırtında maziden kalma bir barıgiran!,, Pek iyi fakat yeni harflerin zu- buru daha dünkü mesele. Bu ca- nım yeni harflerle yazılmış ilânların çirkinliklerine ne buyurulur? Tay- yare bayiliği reklâmlarından tutun da o veresiye satış ilânları, sigorta ilânları ve sairelere kadar cümlesi gustosuzlukta birbirini geçiyor. Eski hurufatla yazılan tabelelerde bunları göremezdiniz, çünkü o yazı zor olduğundan herkes bunu erbabına bırakırdı. Halbuki şimdi yeni hurufatın sadeliği karşısında bu iş kolay zannediliyor; eline bir cetvel alan, bir fırçayi geçiren ha babam sakil boyaları | bulaştırıyor. £ Halbuki sanatta zor olan şey basit şekillere bir güzellik vermektir. Kimseye sitem etmiyoruz; bilmemek ayıp değildir. Esasen bu iş de henüz yenidir. Fakat öğrenmek lâzım. Meselâ Galatada tek tük güzel tabeleler var; onlara bakarak nispeten zarif şeylerin yapılması mümkündür. Hele bazı tabeleler- deki yazı ve renk sakaletine inzi- mam eden imlâ yanlışları sabır taşını çatlatacak mahiyettedir. Benim şahsan asabıma dokunan ilânlar, geceliyin elektrikle tertip edilen o rengârenk, yanar söner reklâmlardır. Tasavvur edin ki, yatak odanızın penceresi, böyle bir ilâna nazır... Bir yanıyor, bir sönüyor, bir mavi, bir kırmızı, bir mor, bir yeşil, tırrrrt harfler aşağıdan yukarıya, sonra yukarı- dan aşağı kayıyor. Derken fırrrr, bir çark dönmeğe başlıyor. Nihayet karanlık, gene aydınlık! Eb, artık, sabaha kadar uyuya bilirsen uyu... Çinli'lerin bir işkenceleri varmış. Mahkümu sırt üstü yatırırlar, alnına muntazam fasılalarla su damlatırlarmış. Biçare, bu yüzden çıldırırmış, İşte yanar döner ışıklı rengârenk elektrik reklâmları da, insanı böyle çileden çıkaracak nevidendir. Şehri çirkinleştirici, halkın asa- bını bozucu reklâmları burnumu- zun dibine dayamağa, kimsenin hakkı yoktur. Sen iki kuruş ka- zanacaksın diye, ben Allahın günü sakil manzaraya, yanlış ibareye bakamam ve bahusus bütün gece senin çarkıfeleğine uykumu feda edemem... ( Akşamcı ) Her şeyi n aşkolsun: iii <ünşiğ ilirsin, | s. “Ne elle tutulur... Ucuz lokantalar | Beyoğlu cihetinde bu tarzda lokanta açanlar çoğalıyor Beyoğlunda, istiklâl caddesi üzerinde ucuz lokanta açanlar çoğalmıştır. o Sirkecide bulunan maruf bir iki lokantada, bucad- dede lokanta açacaktır. Beyoğlunda ucuz lokantaların taamüm etmesindeki sebepler şu suretle izah edilmektedir : Beyoğlunda içki veren ve içinde mızıka olan lokantalar pahalıdır. Sinemalara, yazlık bahçelere ve diğer ucuz eğlence yerlerine giden halk, akşam yemeğini ucuz bir lokantada yemeği tercih etmektedir. Bu ihtiyacı takdir eden lokantacılar, ucuz tarifeli lokantalar açmaktadırlar. Ucuz lokantalar fevkalâde rağ- bet görmektedir. Bu sebeple bunlar netice itibarile gene kârlı çıkıyorlar. Istanbul cihetinde de bu tarzda ucuz yemek veren, 20-30 kuruşa halkı duyurabilecek ucuz lokantalar açılmalıdır. Bun- ların Beyoğlu cihetindekiler kadar ve belki daha fazla rağbet göre- ceği şüphesizdir. Azılı bir hırsız Pencereden içeri girdiği apartımanda yakalandı Son zamanlarda Nişantaşı civa- rında apartımanlara dadanan azılı bir hırsız evvelki gece cürmü meşhut halinde yakalanmıştır. Bir müddette beri bu civarda bazı evler ve apartımanlar soyul- muş, failleri bulunamamıştı. Polis devriyeleri evvelki gece mahalle arasında dolaşırken Selâ- mi bey apartımanının etrafında bir adamın şüpheli bir vaziyette dolaşmakta olduğunu görmüşler ve takibe başlamışlardır. Meçhul adam bir müddet dolaş- tıktan sonra apartımanın açık bulunan bir penceresinden içeriye girmiştir. Bu sırada memurlar da giderek kırsızı içeride iş başında yakalamışlardır. Bunun Sadık isminde birisi ol- duğu anlaşılmıştır. Sadığın daha başka arkadaşları olup olmadığı tahkik edilmektedir. Ihtilâf yokmuş Bundan bir müddet evvel ga- zetemizde “ Manisada üzüm tüc- carları ile tayyare cemiyeti ara- sında ibtilâf ,, başlıklı bir yazı çıkmıştı. Manisa borsa komiser- liğinden aldığımız bir tezkerede böyle bir ihtilâf olmadığı bildiril- mektedir. Manisa üzüm tüccarları, üzümlerine bir ihraç iskelesi temini için tayyare cemiyetinden bazı temennilerde bulunmuşlardır. edilmişti. ŞEHİR HABERLERİ Şirket komiserleri Kaçak mı? Kenar mahallelerde ipekli eşya satanlar Bazı kimselerin kenar mahalle- lerde kahvelerde dolaşarak ipekli yatak çarşafları, parça halinde ipek ve yünlü kumaşlar satmakta oldukları nazarı dikkati celbet- miştir, Satılan şeylerin kaçak veya hırsızlık eşya oldukları zannedil- mektedir. Bunların çarşıdaki fiatlerden daha ucuz satılmakta olması büsbütün nazarı dikkati celbetmektedir. Zabıta bu hususta tahkikata baş- lamıştır. Bir kaçakçı mahküm oldu Muhtelif kaçakçılık cürümlerin- den dolayı #inahkemeye verilen Şevket, 16 ay hapse mahküm Bununla beraber Şev- ketin karısı da mahkemeye veril- miş ve beraet etmişti. Şevket hakkındaki mahkümiyet ve karısı hakkındaki beraet kararı temyiz mahkemesi tarafından tasdik edi- lerek mehkemeye gönderilmiştir. Şevket tevkifhaneden hapishaneye nakledilmiştir.; Fuhuş mücadelesi Kızları fuhşa teşvik eden bir kadın tutuldu Randevu evleri ve gizli fuhuş yapan kadınlar hakkında polis kısmı ahlâkisi takibata devam etmektedir. Son bir hafta içinde Istanbul ve Beyoğlu cihetlerinde 6 evin gizli randevu yeri olarak kullanıl dığı tesbit edilmiş ve evler kapa- tılmıştır. Evlerde bulunan kadınlar muayeneye sevkedilmişlerdir. Bunlar arasında Aliye ismindeki kadın genç kızları fuhşa teşvik etmek cürmünden yakalanmıştır. Kadın Beyoğlu sulh ceza mah- kemesine verilmişse de cürme nazaran mahkeme bunu salâhiyeti haricinde görerek evrakı ceza mahkemesine göndermiştir. AKŞAM ABONE ücretleri e Türkiye Ecnebi SENELİK 1400 kuruş 2700 SAYLIK 780 »* 1480 3AYLIK 400 » o 800 > JAYLIK 150 » 7 — may” Abone ücretleri (odoğrudan doğruya AKŞAM idaresi namına gönderilmelidir. Adres tebdili için yirmi beş ku ruşluk pul göndermek lâzımdır. Rebiülâhır 24 — Ruzuhızır: 114 S. İmsâk Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı E. 842 10,28 5,24 98 1? 1,7 Va, 3,33 5,21 1216 16, (o 18,52 20,1 — ml Idarehane: Babıâli civarı Acımusluk oskağı 13 No. /2 komiserin miktarı asgari hadde indirilecek Iktisat vekâleti, Istanbulda bu- lunan şirket komiserlikleri ara- sında bazı tebeddülât yapacaktır. Bü meyanda mevcudu pek fazla olan, sigorta komiserlikleri de haddi asgariye indirilecektir. Şehrimizde, yerli ve ecnebi, şirketlerinin komiserlerinden başka, her sigorta şirketinin de bir ko- miseri vardır. Bu suretle komiser- ler yekünu 72 ye baliğ olmak- tadır. Aldığımız malümata göre, vekâ- let daha ziyade bu sigorta komi- serleri arasında tensikat yapacak- tır. Buralardan açıkta kalacak olan komiserler, vekâletin yeniden teşkil edeceği dairelerine naklolu- nacaklardır. Gireson fındık komisyonu reisliği Ihracat ofisi raportörlerinden Ibrahim Halil bey, Giresonda yeni teşkil edilen fındık komisyonu riyasetine tayin olunmuştur. Peynirler Yağsız peynir ihracatı menedilecek Ihracat ofisi beyaz peynir ihra- catının artırılması için bazı çare- ler aramaktadır. Evvelce beyaz peynir en ziyade Mısıra sevkedilirdi. e Trakyada, peynir imalâthanelerinin yağsız peynir yapmaları, bu ihracatı yarıyarıyajkadar indirmiştir. Diğer taraftan, Milânoda, Edirneli bir musevi beyaz ve yağlı Edirne peyniri yaparak, Mısıra sevket- miştir. Bu vaziyet karşısında, Mısır piyasasında, Edirne peynirlerinin mevkiini, Milano beyaz peynirleri işgal etmiştir. Ihracat ofisi, yağlı peynir ihra- catını artırmak için, bir nizam name yapacak ve bu nizamname mucibince yağsız peynir ihracatını menedecektir. Denize kavun, karpuz atanlar Eminönü kaymakamlığı, Meyve- hoş, Balıkpazarı civarındaki kavun ve karpuz, meyva sergilerinin, vazıyetini tetkik etmektedir. Ev- velki gün, belediye zabıtası, ser- gilerden denize kavun ve karpuz atan sergi sahiplerini takip etme- ğe başlamışlardır. Kavga ve cerh Yenicamide Kemal: ve Mirza isimlerinde iki kişi kavga etmişler, Kemal bıçakla Mirzayı başından ve karnından tehlikeli surette yaralayıp kaçmıştır. Mirza hasta- neye (kaldırılmış, Kemal bir müddet sonra yakalanmıştır. Amca Beye göre... | .« Ne gözle görülür... | » Ne kulakla işitilir,... Su fiyatlerine ilânı harp Hayatın adam akıllı ucuzlama- sına mukabil şu su fiatlerinin yüksekliği insanı çileden çıkar- mak için bire birdir... Istanbula gelen fransız gazetecisi madam Pavlo bile Istanbula gelir gelmez: — Aman bu ne ucuzluk!.. diye hayretten hayrete düşmüş.. Fran- sız gazetecisi her halde otelden başka yerde sokakta veya lokan- tada su içmemiş olacak... Eğer içseydi ya hiç ucuzluktan bahset- mezdi. Yahut en küçük şişesi beş kuruşa satılan bu kıymetli suyu “ Abı hayat ,, filân zannedecekti. Bu su meselesi hakkında ne kadar söylense, ne kadar yazılsa, ne kadar çizilse gene azdır.. Bu gidişle pek yakın zamanda tram- vayda şu tarzda muhavereler işiteceğiz : — Birader dün gece Mehmedi Beyoğlunda gördüm.. Artık seninki işi huvardalığa vurmuş... Benim yanımda kadınlara üç şişe su açtırdı... Allah versin gözümüz yok amma.. Her halde mirasa filân konmuş olacakl.. — Öyle öyle.. Yeni yeni huy- lar peyda etti... Beyefendi lüks bir yere oturunca sudan aşağı kur- tarmıyor.. Ne yaparsın zenginlik.. Öbür tarafta başka bir muha- vere: — Monşer kendime bir gömlek diktirtecek oldum... Kumaş fiat- ları yüksekmiş.. Sudan pahalı yahu.. Bundan biraz sonra muhakkak ki Beyoğlu caddesinde büyük bir kalahalık O göreceğiz... (o Gazete fotoğrafçıları, birbirini itip kakan- lar... Kendi kendinize: — Acaba bir cinayet filan mı?. diye düşünerek kalabalığa yakla- şacaksınız.. Etraftan sesler: ği —Aaaaal — Vay canına yahu! — Allahını seven çekilsin, biraz da ben göreyim... — Aaaaal. — Hayret! — Acaba Roçildin oğlu mu?. Belki de Rokfellerin akrabasın- dandır | Ite kaka kalabalığı yarıyorsu- nuz birde bakıyorsunuz ki kemali azametle küçük bir bardak su içen bir adam!... Bu mühim zat cüzdanını çıkarıyor - çünkü Oo zaman bir bardak suyun bedeli muhakkak cüzdandan çıkan kâğıt para ile ödenebilecek - ve su parasını verdikten sonra kalabalık arasında omuaazzım (nazarlarla etrafını süzerek, kollarını kabar- tarak kemali ihtişamla yoluna devam ediyor... Eeee... Boru değil, su içebilen bir adam!.. Şaka bertaraf, fakat şu su fiat- lerine karşı ilânı harp zamanı geldi. Hikmet Feridun | A.B. — Mahalle çöpçüsümü?.

Bu sayıdan diğer sayfalar: