27 Ağustos 1932 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 8

27 Ağustos 1932 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Akşam 21 Ağustos 1932 Haftalık siyasi icmal Ingiliz imperatorluğu konferansının müsbet neticeleri - İngilterenin Hin- distanda müslümanlara karşı siyaseti değişti Şimali oAmerikadaki Kanada dominyonunun merkezi , Ottava şehrinde toplanan Ingiliz impera- torluğu konferansı dört ay devam eden hararetli ve sıkı müzakere- lerden sonra yedi vesikanın imza- sile nihayet buldu. Bu konferans cihan siyaseti ve iktisadiyatı için gayet büyük ehemmiyeti haiz bulunuyor. Bunun için konferansın müza- keratı yalnız İngilterede ve Ingi- liz İmperatorluğunda değil bütün cihan tarafından derin alâka ile takip ediliyor. İngiliz Imperatorluğunü teşkil eden tam mubtariyeti. ve yarı muhtariyeti (o baiz memleketler arasındaki siyasi münasebetler ev- velce aktolunan konferanslarda tanzim ve tesbit edilmişti. Fakat iktisadi münasebet muallakta bıra- kılmıştı, Her taraf iktisadi cihetten de hukuku hükümraniyi haiz oldu- ğundan yekdiğerinin emtiasına ecnebi eşyası muamelesi gösteri- o yordu. Bu sebeple imperatorluk ikti- sadi cihetten zayıf esaslara isti- nadetmekte ve bundan impera- torluğun siyasi vaziyeti de müte- essir olmakta idi. Bir gün domin- © yonların hariçteki devletlerle sıkı AŞ baka ve selâmetini iktisadi münasebet tesis ederek o inkilâl eylemesi ibtimal haricinde — değildi. İgiltere hükümeti imperatorluğun temin için bu konferansın müsbet netice vermesi için Ottava'ya murahhas- larını göndermişti. Fakat burada müzakereler kolay olmamış ve dominyonlar İngiltereye (karşı müttehit bir cephe tuttuklarından bir çok defalar konferans da- Zılmak ehlikesine maruz kalmıştır. İngilterenin dominyonlar haricin- deki ecnebi memleketlerle ticare- tinin çok büyük ve hayati ehem- miyeti haiz (bulunması ve dominyonlarda Oumumi barp esnasında inkişaf eden sanayiin himayesine zaruret hasıl olması honferansta itilâf hasıl olmasına başlıca manileri teşkil ediyordu. Fakat her taraf imperatorluğun arasındaki rabıtaların gevşeme- mesi için fedakârlığı göze aldır- mış ve nihayet konferansı netice- lendirmiştir. İngiltere, dominyon- ların mahsulâtınca ve dominyonlar da İngiliz emtiasına karşı gümrük cihetinden bir hayli müsaade ve tenzilât göstermiştir. Fakat gösterilen müsaadelerin maddi cihetten ziyade siyasi cihetten oehemmiyeti büyüktür: Ingiliz imperatorluğu tarsin edil- miştir. Ottava itilâflarının İngil- terenin harici münasebatına icra edeceği tesir ingiliz rus münase- batına munhasır kalacaktır. Do- minyonlar ve bahusus Kanada, Rusyadaki mesai ve istihsalât üzerindeki devlet inhisarı reji- minden dolayı rus emtia ve mah- sulünün hariçte her hangi fiatle satılmasına imkân bulunduğundan Ingilterenin Sovyetler ile mevcut ticaret omukavelesinin (feshinde ısrar etmiştir. Ingiltere hükümeti bu israrlar karşısında devlet inhisari rejimine tabi (omemleketlerden © gelecek eşyanın dominyon emtia ve mah- sulâtı ile rekabet etmesini menet- mek için her türlü tedbirleri alacağını vait ve teahhüt etmiştir. Bu suretle Ingiltere Sovyetlerle mevcut iktisadi münasebatını da esasından değiştirecektir. Mmgiliz - Rus ticari münasebatı İngiltereden ziyade Sovyetler için mühimdir. Şimdiye kadar Sovyetler İngil- tereye 135,000,000 altın Ingiliz liralık mal satmışlar ve buna mukabil ancak 25,000,000 Ingiliz liralık mal almışlardır. Bundan başka rus malları peşin paraya satılmış ingiliz malları uzun kredi- lerle verilmiştir. Soyvet hükümeti harici tediyat için muhtaç olduğu ecnebi parasının en mühim kıs- mını İngilteredeki satışlar temin ediyordu. Hint meselesi Ingiltere hükümeti Hindistanın idari mubtariyetini tevsi ederek tam muhtariyeti haiz bir domin- yon olması meselesindeki büyük bir engeli kaldırmak için gayet mühim bir karar verdi. (Hint kanunu esasisinin ana hatlarını tayin için Londrada son toplanan yuvarlak masa konferansı o sırf müslümanlarla Hinduların uyuş- mamalarından dolayı akim kal- mıştı, Hindular Hindu İngiliz eyalet- leri parlamentoları ile merkez parlementosu omebuslarının müş- terek olarak intihap edilmesinde isrer etmişler idi. Seksen milyonluk oldukça toplu bir akalliyet teşkil eden müslü- manlarla bunların müttefiki diger akalliyetler her unsurun kendi nüfusu nisbetinde mebus çıkar- masında israr etmişlerdir. Hindu- | ların Garp medeniyetile temasıj çok ilerlemiş olduğundan bunlar idari ve siyasi işlerde ehliyet sahibi çok münevver yetiştirmiş- | lerdir. Intihap müşterek olduğu tak- dirde siyasi ve idari hâkimiyetin Hinduların eline geçmesinden müslümanlar ve müttefikleri haklı bir surette endişe ediyorlardı. Iki unsurun uyuşmasına imkân olma- dığı sabit olduktan sonra İngiltere müslümanların talep ve ısrarı üze- rine hakem olmuş ve ahiren kati hükmünü vermiştir. Bu hükme nazaran muhtelif eyalet parlamentolarında Hindular 700 ve müslümanlar takriben 500 mebus çıkaracaklardır. Bir çok eyalet parlamentola- rında Müslüman mebuslar ekse- riyeti haiz olacaktır. Müslümanla- rın ekseriyeti haiz olacakları eya- letlerin çoğu şimali OHindistan- dadır. Etrafı Iran ve Afganistan gibi Islâm memleketleriyle muhat Şimali Hindistanda bundan sonra siyasi ve idari hakimiyet müslü- man unsuru elinde bulunacaktır. Ingiltere hükümetinin müslü- manları iltizam ederek böyle bir karar vermesinde bariçi siyasete ait bazı düşüncelerin tesir icra eylediği zanolunuyor. İngilizler Hindistanın kapılarına ve Pamur yaylasına kadar sokulan ve buralarda Sovyet teşkilâtı vü- cuda getiren Bolşeviklerin bir gün Hindistana da nüfuz ve hülül ede- bileceklerine ihtimal veriyorlar. Anlaşılan İngilizler bu yeni tehli- keye karşı şimali Hindistanda idari ve siyasi cihetten hâkim bir 5 erkek, bir kadın! Kadın beşini birden idareye çalıştı, fakat muvaffak olamadı! Beyaz Ruslardan Aleksi Rusof namında biri, Fransaya hicret ettikten sonra şoförlüğe başlamış, Germaine Clement namında otuz . beş yaşında bir kadınla tanışarak beraber yaşamağa başlamıştır. Beyaz rus, kadına günde sekiz frank (o veriyordu. Kadın dört dostundan tedarik ettiği paralara âşıkının verdiği sekiz frangı tamam” lıyarak oldukça müreffeh bir ha- yat sürüyordu. Madam Germainenin en ziyade para ibtiyacını temin eden dostu Dorville namında zengince bir adam idi. Fakat geçen gün bu adamla kadın arasında bir hadise olmuştur: Doxville, beyaz Rusun evden çıkıp gittiğini görünce, içeriye girmiş, kadına bazı hareketlerin- den dolayı serzeniş etmeğe baş- lamıştır. Burada kendisinin beyaz rusla birlikte otürmasını kabul edeceği, fakat başkalarile düşüp kalkmasına müsaade edemiyece- ğini söylemiştir. Bunun üzerine aralarında kavga çıkmış ve kav- ga az zaman içinde büyümüştür. Madam Germanie karşısındaki pencerelerde toplanan komşuları- nın gözü önünde Dorvilleyi adam akıllı patakladıktan sonra) güçlü kuvvetli zavallıyı yakaladığı gibi, beşinci kattaki pencereden aşağı atmıştır. Bereket versin ki, Dorville avluya düşüp hurdahaş olmazdan evvel üçüncü kattaki güneşliğe takılıp kalmış ve ancak sağ bacağı kırılmakla bu müthiş varatayı at- latmıştır. Kadarın tevkif edilmiştir. RE mevkide O bulunacak müslüman unsurundan bir set teşkil etmek istiyorlar. Ingiltere hükümetinin bu kararı Asya siyasetinin değiştiğini gös- teriyor. Vaktile bu devlet Hindis- tandaki müslüman unsuruna iti- mat etmemekte ve bilâkis Hindu unsuruna ber suretle yardım et- mekte ve Hindistanın idare ve mukadderatını bunların eline tevdi etmeği tehlikeli görmekteydi. Avusturya istikrazı Lozanda toplanan tamirat kon- feransında Cemiyeti akvamın hi- mayesi ve nezareti altında dev- letlerin Avusturyaya müşterek bir istikraz vermesi kararlaştırılmıştı. Bu işe Almanya da iştirak ede- cekti. Fakat istikrazın şeraitini müzakerede Fransa Avusturyanın Almanya ile iktisadi cihetten birleşmemesi gibi siyasi şartları ileri sürerek bunda ısrar eyledi- ğinden Almanya devleti bu işten çekilmişti. Diğer devletler Avusturyaya 300 yilyon şilin yani 45 milyon dolarlık bir istikraz vermeği kararlaştır- mışlardı. Avusturya mali cihetten gaye muztar bir halde bulunduğu halde istikrazın siyasi şartlara talik edilmesinden hiç memnun olmamıştır. Memlekette istikrazın kabulü aleyhinde kuvvetli cere- yanlar peyda olmuştur. Bunun için istikrazın parlamento tarafından kabulü çok güç ol- muştur. Milli meclis istikraz mukavele- sini ancak bir rey ekseriyetle kabul etmiştir. Avusturya mütte- hit hükümetleri meclisi ise 22 reye karşı 27 reyle bunu redet- miştir. Mukavele ikinci defa milli meclise geldiği vakit bu defa iki rey ekseriyetle kabul edilmiştir. Tefrika No. 45 Geminin saati, üç darbe vurdu. Üç darbe, denizde saatin bir buçuk olması manasına gelir. Hem yanında bir pıtırtı işitmesi, hem de saatin vurması üzerine, Meliha hanım, başını çevirdi. Yanı başında Pertevin doğrul- duğunu görünce, çığlığı güç zaptetti, — Siz kimsiniz... — Benim, Meliha hanım... — Pertev bey! — Evet... — Aman yarabbi! Deminden beri orada mı oturuyordunuz ? — Evet... — Ben Ferit efendi ile konu- şurken de mi? — Evet... — Iptidasından beri mi? — Evet... — Konuştuklarımızı işittiniz mi? — işittim efendim. — Son sözlerimi de mi? — Son sözlerinizi de işittim, Meliha hanım... — Aman yarabbil.. Ne felâket... Ne müthiş şey... Aman yarabbi... — Pertev bey... Beni sahiden mi sevdiniz ? Genç kızlığım za- manında sabiden beni sever miy- diniz ? O zaman beni almak ar- zusunda olduğunuz doğru mu? Söyleyin bunlar sahi mi? Meliha, ayağa kalkmıştı. Per- tev'in yanına yaklaşmış, oraya, uzun iskelelerden birine oturmuştu. Demin, Ferit efendi Valkin onun üzerine nasıl iğiliyordıyse, şimdi de o, Pertev'in üzerine öyle iği- liyordu. — Söyleyin! Bunlar sahi mi?. Diye tekrar etti. Pertev, kısaca cevap verdi: — Sahi... Hepsi sahi... Meliha, karanlığın içinde, istif- hamkâr gözlerile Pertev'e o ka- dar bakıyordu ki, delikanlı, daha fazla teminat vermek lüzu- munu duydu. Son bir tereddütten sonra, ilâve etti: —Sizde gayet iyi biliyorsunuz... Sizi, almak istememiş miydim? Meliha, iki elile birden, Perte- vin kolunu tuttu. — Beni almak'mı istediniz? — Canım, elbette... Bilmiyor musunuz ? Hasan beyle izdivacı- nızdan altı ay evvel. — Siz beni almak isterdiniz ha? — Anneniz, bunu size söyle- Kadının sesinde öyle bir peri- şanlık vardı ki, Pertev, dayana- madı; son cümleyi söylerken, o da, Melihanın elini tuttu. — Annenizden sizin desti izdi- vacınızı istemiştim. Beni derha| reddetti. En ufak bir ümit kır- pıntısı bile beklemem mümkün olmadığını bana söyledi. Lâkin o zaman düşünmüştüm: Ânne- niz, bana bu derece ağır ve İngilterede şid- detli sıcaklar de- vam ediyor. Bir çok kasabalarda hattâ şehirlerde halk deniz kıya- fetile gezmekte- dir. Hele çocuk- lar kâmilen mayo © ile geziyorlar. « Resmimizde kü- © © çük bir kasbada mayo ile dolaşan ve (serinlemek için sokakları Bu istikrazın kabulü Fransanın merkezi Avrupadaki siyasetiiçin bir muvaffakiyettir. suluyan arabayı takip eden üç kız görülüyor. medi mi? Ben, sizi ondan istemiştim... NUN İngilterede şiddetli sıcaklar 27 Ağustos 1932 Ana - Kız Rakabeti Nakili: (VA - No) kati cavap vermiş olmak için, her halde evvelemirde sizinle mu- tabık kalmıştır. Demek sizinle mutabık kalmamış! Meliha: — Hayır!- cevabını verdi. Be- nim bir şeyden haberim yoktu. O kadar yavaş konuşuyordu ki, Pertev, yanında olduğu halde, sözlerini güç bela işidiyordu. Erkek, genç karının teessüfle, başını sağa sola salladığını görü- yordu. Pertev sual sormağa başladi: — Maamafih, siz, aradan altı ay geçtikten sonra, Hasan beyin desti izdivacını kabul ettiniz. Ma- demki kabul ettiniz, demek ki onu seviyordunuz! Bu sefer, Meliha, başını, asabiyetle salladı: — Hayır. Pertev, omuzlarını kaldırdı: — Sevmemiş bile olsanız, onunla evlenmeğe razı oldunuz.. Ve, iki senedenberi onun karısısınız! Meliha, başını daha büyük bir asebiyetle salladı! — Hayır! Pertev, gözlerini açtı; — Nasıl hayır? Kadın, güvertenin katı tahtası üzerine diz üstü oturdu. Pertevle daha yakından, daha samimi ve alçak sesle konuşmak istedi. — Pertev bey... Siz beni sev- diniz. Beni almak istediniz. De- mek ki, nazarınızda bir kiymetim vardı. Beni kendinize lâyık görü- yor, öyle hissediyordunuz. Içini çekti. — Halbuki, şimdi, beni, o adamla, o Ferit efendi Valkin'le konuşurken işittiniz!... Ve onun benden ne istediğini öğrendinizl... Keza, öğrendiniz ki, ben, ondan hiç bir şey reddetmiyorum; yalnız, şartlar koşuyorum. Hülâsa, pazar- lığa girişmiş bulunuyoruz. Elbette, bu işittiğiniz sözler karşısında, kalbiniz, Ohüzünle ve nefretle kabarmıştır . o Kendi kendinize düşünmüş olacaksınız; “aman yarabbil nerede eski (Meliha; nerede şimdiki... Aman yarabbil Meliha'ya ne olmuş böylesi, Evet, işte ben, böyle (oldum... Size göründüğüm gibi... Hattâ, ihtimal, ihtimal... Size göründü- ğümden de daha fena... Muhak- kak, muhakkak ki daha fena... Lâkin beni sonuna kadar dinleyin.. Dinleyinl... O zaman göreceksiniz ki, bu değişmekte benim kaba- hatim yok... Bu, benim kabaha- tim değil... testekerlek Akdeniz üzerinde, gecenin kâ- ranlığı arasında, yat ilerliyordu. (Arkası var) mmm

Bu sayıdan diğer sayfalar: