27 Haziran 1937 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6

27 Haziran 1937 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Diyarıbekir irde yaz ayları nası | geçirilir ?| Bir kısım halk, Dicle kenarında kamış kulübelerde, bir kismi bağlarında, bir kısmı da toprak damlarda kurdukları tahtlarda Diyarbekir (Akşam) — Her mem- leketin hususiyetleri vardır. Diyarbe- kirin de hususiyeti de hatırı sayılır de- rTecede sıcak oluşudur. Yazın gölgede dereceli hararet otuz sekize kadar çıkar ve insanları bunaltır, Bu şid- detli sıcaklara karşı halkın bir kısmı Dicle kenarında Hülle tabir edilen ve Kamıştan yapılan kulübelere çekilir; hem hususi tarzda yetiştirilen karpuz* larını satmak suretile ve hem de hava- sından istifade eder. Yalnız burada sivrisinek çok olduğundan sıtmaya tu- tulmak tehlikesi daima yardır. Halkın zengin kısmı da beş kilomet- re mesafedeki bağ köşklerine çekil- mektedir. Burada masraf şehirdekine nisbeten iki misli fazladır. Geçen sene » otobüs işlerken bu sene işlememesi, faytonların, “belediye tarifesi olduğu | hâlde: dinlemiyerek gelişigüzel ücret istemeleri, her sabah tutulacak bir | adam vasıtasile şehirdeh yiyecek ve içeceğin temin edilmesi, bağların için- de su bulunmamasından, suyun para ile tedarik edilmesi gibi masraflar bağ ve köşk sahiplerini iki katlı mas- Taf yapmağa mecbur ediyor. Yalnz Bu- ralarda sivrisinek yoktur ve havası da gayet güzel olduğu gibi üzümlerin- den de istifade edilmektedir. Mütevaasıt bir halde yaşıyan bazı- ları da bağlarını imar ve üzümünden istifade etmek için bağlarının içerisi- ne yaptırdıkları kamıştan kulübeler- de oturup şehirden bağa yaya gidip gelirler, Halkın bazıları da hiçbir ye- Te gitmiyerek toprak damlar üzerine kurmuş oldukları tahtlar üzerinde ya- tarak yazı geçirirler ki iktisadi cihet- ten en az masrafla kurtulanlar da bunlardır, yatarlar Yukarıda orta sınıf halkın geceleri damlar üzerinde uyudukları tahtlar Dairelerde itfaiye teşkilâtı Nümüne hastanesi yandıktan sonra devairde itiaiye teşkilâtına ciddi bir surette ehemmiyet verilmiştir. Bütün daireler, su dolu tenekeler, kanca, kü- rek, kazma, balta ve saire almışlardır. Ayrıca da bütün kapılarda ufak kıta- da delikler açılmış olduğundan, gece leri nöbetçi kalan odacılar bu delikler- den odanın içerisini dalma kontrol edi- yorlar, Devair arasında itifaiye teşki- lâtını en mükemmel yapan müskirat fabrikası olmuştur, İnhisarlar başmü- diriyeti ile müşterek bir binada oturan müskirat fabrikas, fabrika içinde ga- yet mükemmel itfalye teşkilâtı yaptır- dığı gibi yeniden de gayet kuvvetli bir motopomp getirilmiştir. Geçenlerde İz- zeddinpaşa parkının havuzunda tec- rübesi yapılan bu motopomptan çok iyi netice alınmıştır. Çanakkale merkez Cumhuriyet okulu beşinci sımıf talebesi muallimlerile beraber Çanakkale (Akşam) — Merkez Cumhuriyet okulunun beşinci sınıf öğrenci- leri imtihanlarında Kültür Bakanlığı umumi müfettişi Reşat Nuri Güntekin de bulunmuştur. Çocukların çalışma ve başarıları umumi olarak verimli ve Ayi görülmüştür. Esad Mahmud Karakurd SON GECEL. — Teşekkür ederim Mariya!.. Sen yemeği ye!.. Mümkün olduğu kadar erken gelmeğe çalışacağım... Peki Zabit, kapıya doğru yürüyor. Ayak- larının burkulduğunu, sendelediğini görüyoruz... Kapıyı açıyor... Tam dı- şarı çıkacakken, birdenbire başını çe- virerek: — Mariya!.. diye bağırıyor. Gel, gel benim güzel Mariyacığım, güzel sev- gilimi.. Kollarımın arasına atıl; seni bir defa daha göğsümün üzerinde sı- 'kayım!.. Dudaklarımı, dudaklarınm ateşile yakmak, harap etmek istiyo- rum!.. Gel Mariya!.. Gel benim eşsiz, küçük gönül yoldaşı; Kız, ateşler içinde Tanimak kendini sevdiği adamın tolları arasına atı- yar... Hıçkıra hıçkıra tğlamaktadır... — Ne oluyorsunuz, ne oluyorsunuz Faruk bey?.. #izde bir fevkalâdelik var bu akşami.. Kızın dudaklarında, — Korküyarum, çok korkuyorum inler gibi bir Tefrika No. 79 Faruk beyt. Yüzbaşı, göğsünün üzerinde yuvar- lanan, bu dünyanın en ince, en gü- zel kadın başını, parmaklarile okşu- or... Öpüyor.. seviyor... — Mariyacığım!.. Benim biricik Mariyacığım!.. Canım kızım benim!,, Onun da Kirpiklerinin ucunda bir. damla yaş var... Birdenbire kızı çenesinden takarak, başını kaldırıyor... Yanaklarını, avuç- larının içine alıyor... Kara gözlerini, onün mehtap renkli gözlerine diki. yor... Bakıyor... Belki bir dakikadan fazla bakıyor... Sonra boğuk, inliyen bir sesle: — Mariya diyor; doğru söyle, beni seviyorsun değil mi? Kız perişan bir haldedir, — Bu nasıl sual Faruk bey?.. Sizi deli gibi sevdiğime hâlâ inanmıyor musunuz ki!,. — İnanıyorum Mariya inaniyo- rum!.. Yalnız ağzından bir defa dahâ işitmek istiyorum bu sesi!.. Bu tatlı, heyecanlı, bir erkeğe ancak saadet, bayat veren bu sesi, Onun için sorü- Bergama elektriği Yakında tesisata başlanacak Bergama (Akşam) — On beş gün- denberi Ankarada bulunan belediye başkanımız B. Nafiz Özçelik dönmüş- tür, Beragamanını ezeli bir derdi olan elektrik işini muvaffakıyelle hallet- miştir. Elektrik işi münakassya konu- larak tesisata başlanacaktır. Elektrik 150 beygir kuvvetinde buhar moörü ile istihsal edilecek, gündüz dahi cereyan verebilecektir. Tesisat için bir miktar para hazır- dır. Bir miktar da Belediyeler banka- sından istikraz suretile temin edilecek- tir. Bütün tesisat şitmış bin raya mal olacaktır. Artvinde elektrik Artvindeki elektrik fabrikası Artvin (Akşam) — Artvinde elektri- ğin tesisi hakikaten mühim bir ha- dise oldu. Daha bir ay evvel sokakla- rında ufacık bir fener dahi bulunmı- yan şehrin, bugün, gecesi gündüzüne den farksız bir haldedir. Şunu da kaydetmek isterim ki, Art- vinde elektrik yalnız tenvir cihetinden değil, ucuz olması dolayısile, iktisadi bakımdan da çok işe yaramıştır. Ayvalık Halkevi takımi- Akınspor maçı Bergama (Akşam) — Bergama ker- mesine gelmiş olan Ayvalk Akınspor takımı, burada Bergama Halkevi taki- mile yaptığı maçta yenilmişti. Berga- ma Halkevi spor takımı, vaki olan da» vet üzerine bir revanş maçı yapmak için Ayvalığa gitmiş, bu ikinci maçta da 2-1 galip gelmiştir. Ayvalıklılar, Bergama sporcularına büyük bir hüsnü kabul ve samimiyet göstermişlerdir. yorum!.. — Faruk bey; korkutuyorsunuz beni!.. Tekrar ediyorum; sizi ben hiç bir zaman bü-kadar perişan, bu ka- sdar bitkin görmemiştim! . — Söyle Mariya; o ateş renkli du- daklarını oynatarak, o güzel esmer yanaklarının ortasını çukurlaştırarak söylel.. Seviyorsun beni değil mi?.. — Madem bu kadar ısrar ediyorsu- nuz, söyleyim: Seviyorum, hem nasıl seviyorum bilseniz!.. Bir kelime ile: Allah gibi seviyorum sizi!., — Mariya; beni unutmıyacaksın, her şeye rağmen unutmıyacaksın!.... Böz ver bana!.. — Ne oluyorsunuz Faruk bey?.. An lamıyorum bir türlü... Kız birdenbire başını kaldırıyor... — Yoksa!.. Yoksal.. Haykırarak zabitin boynuna atılı- yor... — Söyleyin, söyleyin!. Allah aşkı- niza söyleyin!.. Yoksa gidiyor müsu- nuz, kaçacak mısınız benden?., — Deli misin Mariya; neler düşü- nüyorsun, senden nasıl ayrılabilirim ben, nasıl kaçarım?.. Sana haber ver- meden gidebilir miyim hiç?.. — O halde niçin böyle saçma sa- pan şeyler soruyorsunuz bana?.. «# Ne bileyim ben?.. İşte öyle bir. denbire aklıma geliyor da!., — Yalan söylüyorsunuz! Galatada ada yangın i Evvelki gece gece bir lokanta tamamen yandı Galatada Arap caminde Mahmudi- ye caddesinde 161-164 numaralı iki katlı ahşab binadan evvelki gece yan- gın çıkmıştır. Bina, Cemal ve Şakir sdlarında iki kardeşe aiddir ve Şekir tarafından lokanta! olarak işletlimek- tedir, Evvelki gece Şakirin lokanta çırağı Osman binanın ikinci katındaki mut- İakta bulaşık yıkarken içinde ateş do- lü maltıı bırakmıştır. İşler bitip her- kes çekildikten sonra maltızdan sıç- rıyan bir kıvılcımla döşemeler ateş al- miş ve bina tutulmuştur. Gece saat 3, in sıralarında yangın, Galata kulesi ve polis merkezi trafından itfaiyeye haber verlimiştir. İtfaiye yetiştiği za man bina tamamile tutuşmuş bulunu- yordu. Sarfedilen gayretler neticesin- de binanın üst katile çatısı tamamen ve ön tarafı kısmen yandıktan sonra ateş söndürülmüştür, Yangın etrafında tahkikata devam ediliyor. İstanbulda yeniden sanat mektepleri açılacak Yapılan tedkiklerde İstanbulda ye- niden sanst mektepleri tesis edilme- sine ihtiyaç görülmüştür. Bunun için bu seneden itibaren şehrin muh- telif semtlerinde yeniden 6 kız sanat mektebi açılacaktır, Üç sabıkalı yankesici yakalandı İzmir 26 (Akşam) — İzmir zabıtası, şehirde faaliyette bulunan üç yanke- #iciyi yaklamıştır. Bunlar Edirneli Hüseyin pehlivan ile karısı Ayşe ve Boşnak Bekirdir. Şimdiye kadar Yan- kesicilik suretile çaldıkları 198 lira, kulübelerinde toprak altına sakladık- ları yerden çıkarılmış, sahiplerine ve- 27 Haziran 1937 KADIN KÖŞESİ Eldiven, Kemer, Çanta Lâcivert deriden: 1 — Eldiven, 2 — Kemer, 3 — Çanta. Diki kordone İle leri beyaz Milli Müdafaa Vekili Eskişehirde ir 28 (Akşam) — Milli mü- dafaa vekili general Kâzım Özalp şeh- rimize gelmiş ve teftişlere başlamıştır. Sivas erkek öğretmen okulu sergisi Sipas (Akşam) — Erkek öğretmen okulu Halkevinde bir resim sergisi aç- tı. Bü sergi muhleviyatının zenginliği ve güzelliği bakımından Türkiyede şimdiye kadar açılan okul sergilerinin en iyisidir, denilse yeri vardır. Sergide teşhir edilen eserlerden her birinin büyük bir itina ve gayret mah- sulü olduğu daha ilk bakışta farkedik mektedir. Bilhassa resim dersi öğretmeni Ek- rem Akmanın kendi esrlerile süslenen köşeyi gördükten sonra talebesinin bu kâdar güzel bir sergiyi açmasındaki sırrı keşfetmek mümkündür, Sıvasta resim ve elişi sahasında at- tıkları bu adımlar ve gösterdikleri mu- vatfakıyetten dolayı öğretmenleri ile beraber telebeyi tebrik ederiz. “ Gemlik merkez okulu sergisi Gemlik (Akşam) -- Gemlik Merkez okulunda güzel bir sergi açılmıştır. Sergide mini mini yavruların elişleri ve muallim B. Coşkunun ders vasıtası olarak mektebe hediye ettiği eserler teşhir Dm ve çok beğenilmiştir. Yuka nda bu eserler görünüyor. — Yalan değil Mariyal.. ! — Hayır, yalan!.. Beni bırakacak- sıhız!., Beni burada, iztıraplarımla, derdlerimle başbaşa bırakıp gidecek- caksınız!,. Acımıyacaksınız, ağlamı- | yacaksınız, içiniz sızlamıyacak değil mi?., — Mariya!.. Mariyal.. Kızın gözleri, zabitin gözleri için- — Faruk bey eğer sizi bir gün kay- bedersem, inanın bana; unutmak de- ğü, sadece bir kelime ile ölürüm!,. An- *liyor musunuz? Faruk bey; ölü- rüm!.. Benim bu acıya tahammül et- meme imkân yok artık!.. Zabitin gözlerinden kopan bir dam- la yaş, yanaklarının üzerine kayıyor... Dudaklarında sadece inler gibi bir — Mariya!,. Mariya!.. Kalbimin yoldaşı, derdimin ortağı, benim biri- cik sevgilim Mariya!.. Kızın kollarını, bileklerinden tuta- Tâk boynundan ayırıyor... — Seni boş yere üzdüm Mariya! Mânasız bir kapris yüzünden bir ha; li heyecan geçirdin!.. Afedersin Ma- riya; ne yaptığımı, ne söylediğimi bil- | miyorum!.. Aşkın beni deli ediyor, şe- şırtıyor Mariya!.. Aklım başımda de- gil ki!.. Sözlerime ehemmiyet ve mâ- İ na vermel,. Görüyorsun çocuklaşıyo- Tum işte, saçmalıyorum!, e iii iğ sa gölü Kapıyı açıyor: —Bekle beni Mâriya!... sâm merak etme, muhakkak gelece- ğimi. Başka tek bir söz söylemiyor... Kı- zn cevap vermesini de beklemiyor... Çıkıp gidiyor... Geç kahr- Ayni akşam... Saat Sekiz buçuk.. Karargâh!.. Fırkanın bütün zabitleri, teker te- ker kumandanın odasından çıkıyor- Jar... Hepsinin yüzü endişe ve keder veren çizgilerle dolu... Biribirlerile konuşarak merdivenlerden iniyor» lar... İşte yüzbaşı Faruk ta orada... Bir Alman zabiti ile görüşüyor... Anlaşılan fırka zabitanma icab eden talimat verildi... Çünkü durma- dan telefonlar işliyor.. Motosikletler 'kalkıyor.. ve ardı arkası gesi'miyen emirler vePiliyor... Daimi bir hareket ve faaliyet için- deyiz... Saat dokuz... İşte fırkanın bekleni- Jen son emri de tebliğ edildi... Bütün zabitan gibi biz de heyecanla mirala- yın imzasını taşıyan bu son emiri oku- yoruz. «1 — Sabah saat on buçukta şehir tamamile tahliye edilmiş bulunacak. 2 — Güneş doğarken fırka İbrail hudutlarını geçmiş olmalıdır, (Arkası var) le el i

Bu sayıdan diğer sayfalar: