15 Eylül 1938 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6

15 Eylül 1938 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Istanbul nasıl eğlenebilir? Haftalık piyasa Istanbul için bir kış eğlenceleri Piyasada faaliyet artıyor, ihracat maddelerini proğramı yapmak lâzımdır Her yerde olduğu gibi radyonun kış programını aç misli arttırmalı in çok genişletmeli, bir k. Eylül yağmurları başladı. Yaz bah- çeleri boşaldı, 'Tektük pardösülülere raslanıyor, Istanbul zaten eğlencesiz bir şehir. dir. Fakat yazın halk deniz kenarın- daki bahçelere, kır kahvelerine, plâfla ra, mesire yerlerine gidip biraz hoşça bir vakit geçirebilir... Ya kışm? İstan- bulda kış eğlenceleri ise yalnız sine» malardan ibaret kalıyor. Halbuki dün- yanın en eğlencesi bol şehirlerinde bile kış başlarken bir program yapi- hr: «Kış eğlence programı». Bütün geçen kış yeryüzünün en i bir şehri olan Nevyork için, es için, daha bir çok Ameri- ri için, kış eğlence program- apıldı. Bunların çok faydaları üldü. Kışlârı pek sönük geçen İstanbul için de herhalde böyle bir programa mutlaka lüzum vardır. Eğlence diyin- ce aklımıza yaz gelmesin. Yazın zaten tabiat insanlar için kâfi bir eğlence. dir. Fakat kış böyle mi? Öteki memleketlerde kış eğlence programlarına neler koyuyorlar? Bir kere dünyanın her tarafında kış eğlenceleri başında radyo gelir. Kışın radyo daha zevkle dinlenir. Sesler da- ha pürüzsüz gelir. Yazdaki tabiat eğ- Jenceleri olmadığı için kışın radyoya daha ziyade rağbet artar, Bunun için radyosy en kuvvetli memleket olan Amerika başta, kışın radyo programları, yaza nazaran nis- bet kabul edilmiyecek derecede kuy- vetlendirilir. Neşriyat dört misli, hat- tâ beş misli fazlalaştırılır. Kışın, fazla soğuk, fazla karlı gün- lerde radyoya en meşhur rasathane müdürleri gelirler. Hava hakkında izahat verirler, tahminler yürütürler. O memlekette, mazide olan meşhur kışları, bunlara dalr hikâyeleri tatlı tatlı anlatırlar. Kışın başka memle- ketlerde radyo o hale gelir ki insan radyo makinesinin başından ayrıla- maz, Halbuki bizde radyo programla- rında kışla yazın hiç bir farkı yoktur. Bunun için radyomuza mutlaka ga- yet zengin ve epeyce fedakârlığı göze alarak bir kış programı yapmamız lâ- zımdır. Rövü tiyatroları Kış eğlence programlarında radyo kadar küçük rövü tiyatroları da mü- himdir. Tiyatrosu en bol olan şehirle. rin kış gelince hadsiz hesabsız rövü MEŞ'UM İstanbulun eskiden kış eğlencelerini tiyatroları açılır. Bunlar şehir hayati- na, kış hayatına, türlü türlü tipteki satıcıların bağrışlarına, şehirdeki meş- hur meydanlara, meşhur pazar yerle- rine dâir son derecede eğlenceli küçük oyunlar oynarlar. Her ne hal ise bizim sanatkârları- mız arasında rövü, mühim bir sanat addedilmez. Böyle işlerin para için yâ- pıldığı, sanatle hiç bir alâkası olma- dığı zihniyeti vardır. Halbuki kışın halki hiç sıkmiyan ve verdiği bir kaç kuruş mukabilinde kendisini içten güldürecek rövü tiyatroları çok lâzım- dır. İstanbulda tek bir rövü tiyatrosu yoktur. Şehir tiyatrosundan bir kaç artist tefrikile, yerli hayata dair çok güzel rövüler oynamak mümkündür. Meselâ saat altı buçukta Balıkpazarı, Eminönü meydanı, Köprü üstü, yılba- şı gecesinde Beyoğlu... Satıcı sesleri... Bütün bunlar çok güzel rövü olabilir. Sonra bu kış programinda İstanbu- Yun eski eğlence semtlerini yeniden canlandırmak mümkündür. Meselâ bir vakitler Direklerarası, Şehzadeba- şı İstanbulun bütün kış eğlencelerini toplamış bir yerdi. Sıra sıra dizilen ti- Şatrolar, dram, komedi kumpanyala- rile, kahvelerile kışın bir çok halkı buraya çekiyorlardı. Kış eğlence programları arasında bir Şehzadebaşı hamlesi yapmak pek âlâ mümkündür. Hem de Amerikalı- ların yaptığı gibi eski, meşhur artist. lerin tiplerini tekrar sahnede canlan- dırmak şartile.. Meselâ 35 sene evvel Şehzadebaşı... KADIN Aşk ve macera romanı Nakleden: (Vâ - Nü) — Mektup mu?.. Kim yolluyor? — Orasını bilemem... Hususi bir şey... Eline teslim etmeliyim. —Ohalde bana verin.. ben kızı. yım... Annem şimdi salonda misafir. lerile oturuyor. Çağıramam! Rahat- sız edilmeğe gelmez kızar. Nüsret, ne yapacağını bilemiyordu. Mütereddiddi, rakı da beynini altüst ettiği için kekeledi: — Şey ama... Kendi eline vermemi söylediler... Nasıl olur? — Bunu fembih eden kim? — Birisi... Bir bey... Bu işi yapma. mı söyledi! — Siz o adamı tanıyor musunuz? — Elbette... Nasıl tanımam... Bizim büyüğümüz... Amirimiz gibi bir şey!.. Ben değil ama babam mahkemede onun maiyeli... İlerde de çalışırsam, talihim yardım ederse kimbilir, ben de bir gün bu meslekte mevki tuta- rım... Ama durun bakayım ne diyor- dum?.. Ha!.. İşte o bey siki sıkı tem. bih etti... Tabii sözünü dinlemeğe mecburum TTefrika No, 6 Cenanın rengi uçmuştu. Muhatabi- nın gevezeliğinden, yayvan yayvan konuşmasından sarhoş olduğunu sez- miş, ve çapraşık cümlelerin arasında bahsettiği erkeğin Bedi olduğundan şüphelenmişti. Acaba bu mektup ken- disine verilmek üzere mi oğlana tes- Mim edilmişti de delikanlı içki yüzün- den işi karıştırmıştı? Meseleyi anla- mak lâzımdı. Genç kız, oğlanı ürkütmeden, kur- nazlıkla ağzından söz kapmağa karar verdi ve sakin bir eda ile sordu: — Sizi yollıyan galiba Servetzade Bedi bey?.. İşi anladım... Mektub bö- nim İçindir... Zaten bekliyordum... 'Nüsret bu sözleri işitince içi rahat- Jadı, Cenana mektubu vermekle kaba- hat işlemiş olmıyacaktı. Mademki kizin haberi vardı, mesele yok ley- Bon — Buyrun efendim... Zarfı uzattı, yerdön kandilli bir $e- Jâm çakarak sendeliye sendeliye uzak- Jaştı, kendisinde toplıyan Şehzadebaşı Artistlerinden biri «Peruz hânım», biri meşhur «Kel Hasan» makiyajı ve roli- le sahneye çıkıyor. Eski oyunlar, eski düettolar, eski dekorlar içinde... Hem de bütün bunların temaşa ve eğlence tarihimiz noktal nazarından lüzumu yardır. Diğer taraftan'ikide bir «kış spor- ları» diyoruz, İstanbulda kış sporları Bursaya, Uludağa inhisar ediyor. Hal- buki itiraf etmeli ki bugünkü halde Uludağa çıkıp kış sporlarile meşgul olmak epey bir pata meselesidir. Bunun için maalesef kışın Uludağa çıkmak herkese nasib olmuyor. Ulu- dağda yapılacak kış sporunu tam mâ- nasile sudan ucuz bir hale getirmek lâzımdır. Meselâ bir kaç lirayı gözden çıka- ran bir adam Bursaya gidip gelmeli, Uludağda sporunu yapmalı ve döne- bilmelidir. Bu şart altında hem kış sporları fazlalaşır, hem de Uludağ daha ziyâde canlanır. Muhakkak olan bir şey varsa İstan- bul için bir kış eğlenceleri programı yapmak elzemdir. Hikmet Feridun Es ve mülhakatı için AKŞAM gaze- tesinin tevzi yeri münhasıran İz- mirde İkinci Beyler sokak 62 nu- marada Hamdi Bekir Gürsoylar mağazasıdır. * Kızcağızın kalbi halecanla çarpı- yördu. Yarabbi! Ne büyük bir kaza- dan kurtulmuştu. Ya bu sersem oğ- lan, kendisine sid olan bu mektubu yanlışlıkla annesine verseydi, başına ne işler açılacaktı. Zarfı hırkasının koluna saklıyarak hemen odasına koştu. Kapısını kilit- ledi. Kalbi çarpıyordu. Acaba Bedi neden tekrar haber yollamağa ihtiyac duymuştu? Mektubu açmak üzere idi ki gözle- ri adrese ilişti, Matbu harflerle anne- sinin ismi yazılıydı. Hayretle baktı, Bu'ne demekti? Bedi annesine niçin mektub yolluyor ve yazımını gizlemek üzere böyle bir vasıtaya neden ihtiyac görüyordu?... Vasıtalık eden o sevimsiz oğlan!.. “Adi zarf üstüne yapıştırılmış bu maf- bü kelimeler... Bütün bunlar, kızcağı- 3i birdenbire irgitti.., Bu ne olabilirdi? İçini birdenbire garib bir korku sardı. Bir bissi kablelvuku bu işin .İçinde iğrenç bir mesele olduğunu ona söylüyordu. Biran masasının. üstüne bıraktığı mektubu tekrar eline aldı. Evirdi,. çevirdi; sonra gayriihtiyari sanki içini görmek istiyormuş gibi ay- dınlığa doğru kaldırarak baktı. Zarim ince! sayesinde mektubun da matbu hurufatla yazılmış olduğu- nu farkelti ve bariz surette «üç bu- çuku kelimesini okudu. satışı normal şekildedir hracat mevsiminin en hararetli devresindeyiz, Son günlerde orta Av- rupada cereyan eden hâdiseler piya- sada hassa ti arttırmakla beraber ihracat veziyetimizde değişiklik yok- tur, İhracat maddelerimizin satışı tabii şekilde devam ediyor. Türkiye ile İtalya arasında ticaret anlaşması müzakerelerine başlanmak üzeredir. Müzakere piyasada alâka uyandırmıştır. Bilhassa hububat ta- Cirleri, İtalyaya daha geniş ve daha müsaid bir ticaret anlaşması yapıl- masını arzu etmektedirler. Diğer ta- raftan pamuklu dokuma, pamuk ip- Mği ithalâtçıları da İtalyadan bu madde de daha ziyade itha- kânlarının temin edil- mektedirler, arasındaki tica- büy inkişaf gi çarpmaktadır, Fransa- dan en ziyade maden kömürü, krom, manganiz isteniyor, Diğer taraftan kuru sebzelerimize karşı da İstekler devam etmektedir. Romanya ile aramızdaki ticaret münasebetlerinde de inkişaf göze çarpmaktadır. Romanyadan Akala cinsinden pgmuklara karşı oİaleb artmaktadır, Romanya kuru meyva» larımızdan da almaktadır. Bu hafta içindeki hâdiselerden bi- ri de geçenlerde yazdığımız gibi, Bal- kanlar arasındaki ekonomik münâ- sebetleri arttırmak için, İstanbul ti- caret odası namına bir heyetin Bel- | grada gitmesidir. Heyet Balkan mem- fer büyük şehirlerinde gezintiler yapacaklır. İhracat maddelerimizin vaziyeti Hububat maddeleri — Buğday ih- racatı ufuk mikyasta devam etmek- tedir. Mersin yolile Pilistine, Tekir dağ iskelesinden Yunanistana ihra- cat yapılmaktadır. İstanbul limanın- dan Almanyaya buğday sevkiyatına başlanmıştır. Arpa ihracatı daha ge- niş mikyasta devam etmektedir. Ar- pa müşterilerimizin başında. İtalya, İngiltere, Belçika “bulunmaktadır. Bilhassa Belçikadaki bira fabrikala- rı arpalarımızın en iyi müşterisidir. Dokuma ham maddeleri — "Tiftik piyasasında durgunluk kalmamıştır. Sovyet Rusyanın piyasa ile alâkası devam etmektedir. Diğer taraftan küçük partiler halinde Romanyaya, İlalyaya, Çekoslovakyaya ihracat ya- pılmaktadır. Fakat bu küçük parti- ler piyasaya büyük bir ümid vermek- tedir, Şimdiye kadar İtalya, Roman- yaya tiftik ihracalı yapılamazdı. Bu küçük partiler, bu memleketlere, tif- tik ihracatımızın artacağına bir de- «Üç buçuk» tam ertesi gün için sevgilisinin verdiği randevu saati! Bu tesadüf Cenan büsbütün kuşkulan- dırdı. Kendisine yazılan tezkere ile bu mektubun arasında bir münasebet mi vardı? Nasıl olur?.. Fakat her iki- sinde de yazılı olan bu «üç buçuk» sözü!.. Genç kız, biran, mütereddid, dü- şündü. Ne olursa olsun anlamak İste- di. Asabiyetle zarfı yırttı, okumağa başladı. Gözleri yerinden fırlamıştı. Delirir gibi oldu. Sonra birdenbire bir koltu- ğa çökerek boğuk hıçkırıklarla ağla- mağa başladı. Şimdi artık her şeyi keşfetmiş, her şeyi anlamıştı! Bediln ona verdiği randevu bir tu- yaktan başka bir şey değildi. Bu zen- gin izdivacı elden kaçırmamak için, kızın ayıbını şahidlere gösterecek ve rezaleti ayyuka çıkarak Reşid paşa- nn haremine ister istemez damad olacaktı. Cenan bunun böyle olduğuna kani olmakla “beraber gene de bir türlü inanmak istemiyordu. Demek bütün aşk coşkun'u tı, hepsi hepsi bir menfaat ü: na edilmiş yalanlardı, öyle feci bir sukulu hayal! Evet, şimdi iyice hatırlıyordu: Eski. arı, muhabbet temina- | Wi olabilir mi? Bunu zaman tayif edecektir. Pamuk rekoltesi hakkında henüf bir şey söylemek mümkün değildir Ticaret borsasma gelen haberlere gö re, vaziyet gayet iyidir. Kuru sebzeler — Mevsim dolayısi" le, kuru sebze piyasasında harerei artmıştır. Kuru fasulye rekoltesi iyi dir. Trabzon, Çarşamba taraflarındi bol mahsul alınmaktadır. Hattâ il racat tacirleri, kuru fasulye ihraca için hazırlıklara başlamışlardır. Nohud, bezelye için Almanyada teklifler vardır. Yağlar — Kışa yaklaşırken yağ fiatlerinin artması her sene görüleni bir hâdisedir. Son günlerde Trabzon yağları 85 kuruşa kadar fırlamıştır. İki hafta evvel fiat 70 kuruştu. İH hafta içinde yağ f nin 15 kuruş kadar yükselmesine sebeb nedir? Alâkudarlar Tral dan az mal gel diğini iddia etin r, Belediye ik“ tisad müdürlüğü de yaptığı tedkik- lerde bu neticeyi elde etmiş Zey” tinyağ rekoltesi hakkında hiç bir fi“ kir yoktur. Piyasa durgundur. Mahrukat fiatleri — Bir çeki odun 380 - 390 kuruşa kadar yükselmiştir. Alâkadarların fikrine göre, eylülde sonra flatler ucuzlıyacaktır. Çünkü orman kanunu mucibince, ormal” larda ağaç kesilmesine müsaade edi” lecektir. Fakat eylülden sonra kesi” len ağaçlar, yaş olacağı için gen? kullanış itibarlle, bu mevşimde satr lan 380 kuruşluk odunlardan farksı$ Posta Ittihadına dahli olmıyan ecnebi memleketler: Seneliği 3600, alt aylığı 1900, üç aylığı 1000 kuruştur. Adres tebdili için yirmi beş kuruşluk pul göndermek lâzımdır. Receb 20 — Ruzuhrur 13 8. İmsak Güneş Öğle Ikindi Akşam Yatsi E. 938 11,17 548 920 1200 13 Va. 389 5381209 1541 18,20 1952 İdarehane: Babıhli civarı Acımusluk den bazan muhavere para üstüne ce- reyan edince genç hukukçu büyük bir coşkunlukla: — Para her şeye hâkimdir. İnsan yükselmek isterse zengin olmağa çalış» malı. Bu gayeye erişmek için de her mâniayı çiğnemeli: - derdi. Lâkin bü sözler karşısında Cenanla teyzesinin isyan ettiğini görünce he» men: — Bunlar bir çok gençlerin fikridir, fakat ben öyle düşünmem! Bence s8- adet para ile olmaz! - diyerek bahsi başka bir mecraya dökerdi. Cenan bunları düşündükçe: — Aman Allahım! Nasıl aldandım!,. Ne âdi bir plâna kurban gittim! » diye inliyordu. Fakat derin bir aşk kolaylıkla sarsi- Jamaz! Ne de olsa kızın içinde ufak bir şüphe vardı. Belki tahminlerinde al- danıyordu. Bu işi iyiden iyiye kurcar lamak lâzım. Tam asker kızı olduğu” nu ispat eden azimle göz yaşlarımı sildi ve ıztırabını yenerek: — Yarm gider, Bediin ağzından ne bahasmâ olursa olsun hakikati öğre- nirim. Şimdi halimi kimseye belli etmeden aşağıya inmeli, konuşup gül meli! - diyerek yerinden kalktı, yüzü- nü gözünü düzeltmeğe başladı. (Arkası var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: