13 Aralık 1938 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 11

13 Aralık 1938 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 11
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

(Baş tarafı 1 inci sahifede) Matiplerimiz, bir çok değerli şairleri- Miz, hislerine revaç vermek için söz aldıkları zaman, bu muazzam kud- Tetin karşısında, mutlak bir surette, Aciz duymuşlardır. Bu, arkadaşları- mizin kudretsizliğinden, liyakatsız- ığından değil, bu muazzam varlığın herkes karşısındaki harikülâde tecel- Yisindedir, Bendeniz de Atatürk hak- kında, hissiyatımı ifade etmek için, bu mutlak aciz içerisindeyim. Yalnız kendilerine karşı, gene bir toplantıda bissiyatımı ifade ederken demiştim ki: «Atatürkü sevmek, her Türk va- tanperveri için milli bir ibadettir.» Bendeniz, bugün de, huzurunuzda bu ebedi Şefimizin, halâskârımızm, kah. ramanımızın, ber türlü üstün vasıf- ları cami olan büyük adamımızın ma- neyi huzurunda eğilerek, bunu tek- rar ediyorum: Atatürk, seni sevmek, Türk milleti için milli bir ibadettir. (Sürekli sü- rekli alkışlar) Büyük, ebedi Şefin bize vediası olan rejim üzerinde durmak, onun en ba- sit farzolunabilecek usulleri üzerinde dahi, büyük dikkat ve teyakkuzla vazifemizi yapmak en önemli İşleri- mizdir. Ulusal ekonomi ve artırma kürü- munun, tam zamanında ve yerinde vazifesini ifa hususunda gösterdiği dikkat, bilhassa takdirimizi mücib olmuştur, Rejimle tesssüs eden ve Kemalist rejiminin ananesine dahil olan her hareketi, bütün kudret ve kuvvetile muhafaza etmek, her namuslu Türk çocuğu için bir borçtur. Ulusal eko- Domi ve artırma kurumuna karşı, $u dakikada bu yüzden duyduğum takdir ve şükran büyüktür. Memlekette tasarruf hareketi İçinde bulunduğumuz sene, diğer senelere nazaran bize, yeni terakki hamleleri kaydetmiştir. Ulusal eko- nomi kurumunun üzerine aldığı va- zifelerden birisi, memleket dahilin- deki tasarruf hareketini revaçlandır- mak, keyfiyetidir. Bu noktada ifa et- tiği hizmeti tedkik ettiğimiz zaman İstatistiklerimiz dalma terakki seyri kaydetmektedir. Bendeniz bunları huzurunuzda r&- kamla ifade etmeğe çalışacağım: 1937 haziranında 277 milyon lira- ya baliğ olan tasarruf mevduatımız, » tasarruf mevduatı dediğim zaman, küçük ve büyük hesabı carileri de alıyorum - bu sene Cümhuriyet Mer- kez bankasının hesapları da dahil olmak üzere 305 milyon liraya baliğ Olmuştur. Hususi olarak tasarruf sandıkları hesaplarını, yani milletin bizzat ta- sarruflarını, İstatistikler üzerinde tedkik ettiğimiz zaman, görüyoruz ki, geçen sene 84 milyon lira olan tasar. Tuf hesapları, bu sene, aynı müddet zarfında, 12 milyon lira fazlasile 102 milyon liraya - çıkmıştır. Demek Kİ, milletimizin tasarruf hakkındaki dikkat ve gayreti inkişef etmektedir. Bu bittabi çok şayanı şükrandır. Çünkü tasarruf, bir milletin kendisi. | dir Mensup | 5 ne itimadının nişanesidir. olduğu cemiyetin ve milletin refahı- na da bağlılığının ifadesidir. Bir va- tandaşın cebinden çıkarıp, her hangi bir bankaya tevdi ettiği tasarruf sa- dece o bankanın kasasında artmış bir rakam olmadığı ve fakat memle- ketin iş hacmine bir ilâve vasıtası ol duğu için, cemiyete kredisi demektir. Memleketimizin bu vadide gösterdiği büyük terakkiyi şükranla kaydetmek, hepimiz için sevinçli bir vazifedir. Plasmanın takip ettiği seyir Aziz vatandaşlarım, Şimdiye kadar sadece mevdualtaki terakkiden bahsedilmiştir. Size bir de bunun mukabili olan plâsmandan, Yani millete vaki ikrazattan bahset- mek istiyorum. Bu rakamlar her hal- de sizin de nazarı dikkatinizi celbe- decektir: 1924 senesinde milli bankaların umumi plâsmanı 28 milyon lira, ya- bancı bankaların aynı tarihteki ik- Tazatı 123 milyon lira, yekün 151 mil- Yon lira, 1932 senesinde milli bankaların Plâsmanı yekünu 140 mfiyon lira, ec- Mebi bankaların ikrazatı yekünu 142 milyon lira, yekün: 283 milyon lite. 1987 senesinde, - yani geçen yıl - milli bankaların plâsmanı yekünu 291 milyon lira, ecnebi bankaların bütün piyasaya verdikleri pâra 28 milyon lira, Bu milli bankalarımızın ne kadar güzel çalıştıklarını, tekmil esaslara istinad ettirerek ne derecelerde mua- melelerini yürüttülerini ve aynı za- manda büyük milletimizin Kendi müesseselerine olan itimadını göste rir, Kredi meselelerile rejimimiz, çok yakından alâkadar olmuştur. Ve za- ten bu yakın alâka olmasaydı bu ne- | ticeyi istihsal etmek bittabi mümkün olmazdı. Zirai ikrazat Buhran senelerinde Ziraat banka- mızın, zürraa çok değerli bir hizme- | j alât ve edevatın bedellerinden müte- | velittir. tini de kaydetmek lâzımgelir. 21 milyon lirayı bulan zirai ikrazat yekünunu, 15 sene müddetle temdit etmiş ve faiz miktarını da yüzde üçe in. dirmiştir. Bu hâreket bankanın mat- lübatını tarsin etmekle, kuvvetlendir. mekle berâber, çiftçimiz için de çok istifadeli olmuştur. Ve bundan dole- yıdır ki, ilk zamanlardaki tahsil müş- külâtına rağmen, bugün gayet tabii bir surette ve kolaylıkla tahsilât ya- pabilmektedir. Kredi muameleleri Son zamanlarda Büyük Millet Mec- lisinin kabul buyurduğu ve millete hediye ettiği kanunlarla, kredi mua- meleleri tamamen inlizam altına alın- mıştır. Bu kanunlardan bir tanesi banka- ları milli, teknik bir rejim altına aj- maktadır. İkincisi, halk bankaların tesisine imkân vermektedir. Bizim banka rejimimiz diyebilece. ğim bu mevzuat, hissedarın, mevduat sahibinin ve bilhassa bankayı idare edenlerin büyük yardımcısı olmuş, bütün muamelâtı kül halinde emni- yet ve intizam altına almıştır. Rejimin mebdeinde memleketimiz- de faiz nisbeti, normal çalışan banka- larda dahi yüzde 22 vi bulmuş ve hat- tâ bazılarında bu mikdarı da geçmiş- ti. Son çıkarılan kanunlar bu nisbet yüzde sekiz buçuğa indirilmiş ve fif- len de tatbik ettirilmiştir. Murabahacılıkla mücadele Bunun haricinde Kalan murabaha- faizleri ne haldedir? Bunu katiyetle ifade edecek bir rakamımız yoktur, Fakat memleketi- mizde murâbahacılığın kökünden sö- külüp henüz atılamamış olduğunu biliyoruz, murabaha devam etmekte. dir. Bunun yalnız şiddetle bertaraf edilemiyeceği bir hakikat olduğuna göre, halk bankalarının teessüs ve İc- rayı faaliyete başlamış olmalarile, ha- kiki, tabii en kestirme yolu da tut- muş olduğumuzu ifade edebilirim: Murabahacılar, bü tüfey)i mahlük- Jar, devlet kanunlarına karşı hile bul- mak hususunda en mahir adamlar- dır. Hilelerine karşı şiddelli hüküm- ler tesis etmiş olmak, lüzumlu ve fay- | dalı bir hareket olmakla beraber, kü- çük esnafın ve erbabı ihtiyacın sıkın- tısını aslâ istismar edemiyecek bir hale getirilmiş olmaları demek değil- Binaenaleyh, mürabahacılara karşı mücadeleyi şiddetlendirirken, onun ya nı başında, halkın ayağına, küçük | müstahsil evine kadar ucuz ve kâfi kredi götürmek vazifesini alacak olan halk bankaları, huzurunuzda zikre şayan bir iş olsa gerektir. Bu bankalar mütevazi teşekküller- dir. Fakat yapacakları iş itibarile, hal- kımıza temin edecekleri istifade iti- barile büyük olduğu için, Ankarada olduğu gibi İstanbulda da yakında bir şube açılacaktır. Umumi ticaretimiz Umumi ticaretimiz, geçen sene ol- duğu gibi bu yl da terakki kaydet. mektedir. Geçen sene bir evvelki yıla nazaran 25 milyon lira bir fazlalık vardı. Bu senenin on ayı içinde geçen yılın ay- ni devresine nazaran 44 milyon lira bir fazlalık vardır. Bunun sekiz mil yonu ihracatta, mütebakisi ithalâtta. dır. İthalât ile ihracat arasında bu on ay içinde müvazene yoktur ve aleyhi» mize gözükmektedir. Fâkat geriye kalan son iki ay içinde herhalde bir tevazüne yaklaşılacağını ümid etmek yerinde olur, Fakat klâsik nazariyeye göre, ken di kendimize bir süal sorabiliriz: Acaba ithalâtın çoğalmış olması, aktivite ve pasivite bakımından aley- himize midir? Bir kelime ile, bu, bi- zim. için endişeyi mucib midir? Arkadaşlar, Bizim takib ettiğimiz ticari anlaş- ma sistemine göre, yani klering po- Mtikamıza nazaran, fazla ithalâtın kontr partisi olan para, ancak Türk msâlı alınıp ihraç edilebilmek kaydile Merkez bankamızda mevcud olduğu- na nazaran, her halde mucibi endişe değildir. Bilhassa şunu tebarüz ettirmek, bu mesele ile uğraşanlar İçin mucibi in- şirah olabilir: Fazla ithalâtımız memleketimizin ekonomik noktai nazardan cihazlan- masına yarıyacak makinaların ve İbracatımızın beş senelik vasatisini €le aldığımız zaman, yüzde seksen beşini toprak mahsulleri teşkil etti- ğini görüyoruz. İhracalımızın seyri, mütemadiyen yükseldiğine nazaran, zirai gelirimizin de yükseldiği şüphe götürmez bir hakikattir. Bu yükseliş nisbetini size şu dakikada bir rakam- la ifade edecek halde bulunmadığıma müteessirim, Dahildeki istihsalâtımız Hariçten fazla mal ithal edildiğine nazatan dahildeki İstihsalâtımızın, sına! mamülâtımızın vaziyetini de bilmek elbette merakı mucip olur: “Teşviki sanayi kanunundan istita- de eden fabrikalarımızın mamülâtı, yani imalât bedelleri, 1927 senesinde 32 milyon liradan ibaretti, 1932 senesinde bu mikdar 138 mil- yona çıkmıştır, Hariçten ithalât ye- künü seksen altı milyondur. Şu hal de milletimiz, 932 senesinde 224 mil- yon lira kiymetinde istihlâkât yap- miştır. 1997 senesinde (fabrikalarımızın imalât kıymeti 255 milyona çıkmış- tır, Hariçten ithalâtımız 114 milyon- dur. Umumi istihâkâtımız yekünü 369 milyona ulaşmış demektir. Bu rakamların bize ifade ettiği mâna: Dahilde istihsalât çoğalıyor, hariçten ithalâtımız artıyor ve bi- naenaleyh milletimizin iştira kudreti, istihlâk kapasitesi yükseliyor. Bu, ekonomik noktai nazardan elbette bir beşarettir, Mali vaziyetimiz Mutat olduğu veçhile, meli vazi- yetimize de temas edeceğim: 1938 mali yılı bütçesini, geçen sene bütçesine nazaran 18 milyon lira faz- lasile bağladık, Yekünü fevkalâde ve adi menabiden Istibsal olunmak şar- tile 30$ milyon liradır, Umumi vari- dat, veya sadece bütçe dediğimiz zâ- man sadece bildiğiniz devlet bütçesi. ni nazara alıyoruz. Bazı memleket- lerde idarei hususiye bütçeleri de umumi bütçe meyanındadır, Milletin mükellefiyet şeklinde tediye ettiği para yekününü bilmek için, umumi bütçe haricinde idarei hususiye büt- çelerini de göz önüne getirmek ye- rinde bir şey olur: İdareci hususiye bütçelerinin de bir kaç senedenberi muntazaman yük- seldiğini hep biliyoruz. 936 senesinde idarei hususiyelerin varidatları yekünü 37 milyondu. Şu halde bunu 308 milyona ilâve edersek mükelleflerin tediye ettikleri yekün 345 milyona baliğ olmaktadır. Denk bütçe politikamız ve para politikamız üzerinde çok söz söylenil- diği için, ben bu defa bu mevzua te- mas ctmiyeceğim, Bu mevzua tekrar girmek hasılı tahsil etmekten ibaret olur. Borç vaziyetimiz Yalnız borç vaziyetimiz üzerinde enteresan gördüğüm bazı rakamları size vereceğim: Ferdler gibi devletler de borçludur- Jar. Eğer alınmış borçlar, gelir temin etmiyen işlere sarfedilmişlerse, elbet- te o memleketin felâketile neticelenir. Fakat herhangi bir borç, memleketin refahına, umranına, hasılı verimli bir işine tahsis edilmiş ve eğer şeraiti de normal hadlere uygun olarak temin edilmişse, borç herhalde korkulacak bir iş değildir. Bankaların ve Orta Avrupadaki ba- zı memleketlerin nüfus başına isal eden borçları yekünu 44 lira 15 ku- ruştan başlayarak 165 lira 53 kuruşa i kadar yükselmektedir. Bu muhtelif memleketlere göre, ar. zettiğim rakamlar arasında, tahalüf etmektedir. Bizde nüfus başına devle- tin umum borcu, dahili ve harici de- mek istiyorum, 21 lira 37 kuruştur. Milletler Cemiyetinin bu mesele hak» kında, muhtelif memleketlere ait ola- rak gösterdiği nisbi rakamlar 4,9, 79 9,47, 5,99, bizimki 0,8 dir. Bu, maliyemizin kudretini ifade et- mekle beraber, demin işaret ettiğim şartlara uygun olmak şartile memle. ketimizin kalkınmasını hazırlamak için vasıta bulmak hususundaki arzu» larımızın meşru olduğunu da göste- rir, Şimendifer politikamız ve şirketler Rejimimizin, tâ bidayeti teessüsün- denberi, büyük önem verdiği işlerden birisi de şimendifer politikamız ol- duğu malümdur. Buna müvazi olarak takip ettiği. miz diğer politika ecnebi şirketler elinde bulunan hatların da mübaya. asıdır. Bu mübayaaya ehemmiyet verdiğimizin tek sebebi, şimendifer- lerin memlekete ve memleket ekono- misine faydalı olabilmeleri için tarife. lerine hâkim olmanın bir zaruret ha- Yinde bulunmasıdır. Ecnebilerin elinde bulunduğu müddetçe bu hâkimiyeti tesise imkân olmadığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan elimize geçtikten son- ra, memleket ekonomisi icaplarına müvazi olarak tahakkuk ettirilmiş ta. rife tatbikatı da malümdur. Şark hudutlarına doğru İlerlemek- te olan inşaatımız üç kol takip edi. yor: Birisi Erzuruma doğru ilerlemek. tedir. Bir heyet, dün, Nafia Vekilimi. zin reisliği altında Erzincanda küşad resmini yapmıştır. Diyarbakırdan ilerlemekte olan hat, şarka ve cenubu şarkiye doğru yürü yor. Her sene şimendifer için bütçe- den tediye ettiğimiz para 28 buçuk milon raddesindedir. Demin size söylediğim rakamlar arasında geçen Yıla alt olan bu rü- kam da vardı, Şimendifer mevzuun- da ayni hızla yürüyeceğiz ve mutlak netice alacağız. Dört senelik program Bu sene, ikinci beş senelik sana» programına ilâveten bu defa dört se. nelik üç numaralı bir program ilân etmiş bulunuyoruz. Programın esas müşkülütu, mali cephesini halletmek- ti. Teknik meselelere ve elemanlara âit kısmı halletmek daha nz müşkül bir iş oluyor. İlân ettiğimiz progya- mın mali ciheti halledilmiştir. Deniz işlerimiz En ziyade ehemmiyet verdiğimiz bir mesele de, deniz işlerimizdir, Deniz sanayii ticareti, sporu ile çıkmak icin millete verdiğimiz söz üzerinde büyük hassasiyetle duruyoruz. Deniz nakliye vasıtalarımız tamam- andığı, şimendifer politikamız he define vardığı anda, memleketimizin ekonomisi üzerinde bambaşka bir va- ziyet tehaddüs edeceğini şimdiden kabul etmek lâzımdır. Harici politikamız Her sene memleketin umumi eko- nomik vaziyeti üzerinde göz gezdiri- lirken, harici politikamıza da temas etmek âdet haline gelmiştir, 1938 senesinin sulh ve emniyet ha- yası içinde geçtiğini iddia etmek mümkün değildir. Bundan bir kaç ay evvel vaziyetin bir ihtilâta müncer olması ihtimallerinden her tarafta endişeler belirmişti. Biz, dünya sulhunü tehdid eden bu vaziyetin bize müteveccih bir teh- ike olduğu için değil, fakat umumi sulhu ihlâl edebilecek ve binnetice bütün medeniyet dünyasını büyük zararlara sokacak böyle bir halin vu- kuunu, kendi insani, medeni ve milli duygularımıza uygun görmediğimiz için herkesle beraber endişeye düştük, Kendi emniyetimizi, kendi kudret ve kabiliyetimizle temin etmek esasen ana gayemizdir ve bizi tehlikelerden masun bulunduracak fiili imkânları- mız tamamen mevcuttur. Cümkuriyetin umumi politikası, hep imkânlarımız ölçülerek tanzim edilmiş ve bütün teahhüdlerimiz de milli kudretimizin hududları dahi- linde bulunmuştur. Maceradan uzak Her hangi bir şekilde bir macera Tasarruf ve yerli mallar haftası şemmesi olan politikadan daima uzak kaldık ve kalacağız. Sulha olan cid- di ve samimi merbutiyetimiz bu esas- lara müsteniddir ve onu iblâl edecek tehlikeler, bizi medeni milletler aile- sinin bir ferdi olmak hissi ve fırsatile teessüre uğratır. Milli birlik ve milli varlığın çevik cephesi, Türk milleti- nin özü, Türk tarihinin şehamet tim- sali olan kudretli ordumuz ve onun süngüsü cümhuriyetin bu samimi politikasının: nigehbanı ve emniye- tinin zâminidir. «Kuvvetli ve sürekli alkışlar» Tesis etmiş olduğumuz dosllukla- rın, ittifakların hep sözümüze sada- kat göstermek ve tmkânımızın ölcü- sünü bilmek esasına müstenid olma- sı bunların hakiki kuvvetini teşkil eğer ve diyebilirim ki, Türkiye, bu dostluklardan ve ittifaklardan aynı Sulh idealinin bâdimi, kuvveti bir kütle teşkiline muvaffak olmuştur. İşte size, harici politikamız ve dahili kudretimizin kısaca söylenmiş ifa- desi, Geçen yıl burada hep beraber Ha- tayı selâmlamışlık. O zaman Cenev- rede kabul ettirilmiş bir statüde mev- cudiyetini bulan Hatay, şimdi mun- tazam, medeni bir devlet olarak yanı- başımızdadır, «Şiddetli alkışlar: Aziz arkadaşlarım; Size hülâsa etmeğe çalıştığım bu hava içerisinde ulusal ekonomi ve arttırma haftamızı açıyorum. Kemalist rejimin büyük Türk mil- letine temin ettiği nimetleri korumak ve gözetlemek hususunda azmini bil diğini Cümhurreisimiz, mili Sef İnönünü, huzurunuzda hürmetle s€- lâmlamağı hir vazife bilirim. Büyük Türk milletinin faziletli ha- reketlerine, rejimin öz milli rejimimiz olduğuna ve bu milleti en yüksek se viyeye ulaşlıracağına ve ulusal eko- nomi ve artırma hareketinin memleke- timize faydalarına güvenimi tekrar- layarak sözüme nihayet veriyorum. Hepinizi tâzimle selâmlarım. «Sürekli ve şiddetli alkışlar.» Sehrimizdeki merasim Mili iktısad ve tasarruf haftası dün başlamıştır. Haftanın ilk günü olması münasebetile mekteplerde ta lebeye tasarrufun ehemmiyeti anla- talmıştır. Önümüzdeki cuma günü üniversite konferans salonunda büyük bir top- lantı yapılacak konferanslar verile- cektir. Hafta içinde yüksek iktasad ve ticaret mektebinde de bir toplantı yâ pilacaktır. Almanya Ukraynayı istiyormuş Bir İsigiliz. gazetesinin dikkate şayan bir makalesi Londra 12 (A.A) — News Chronikle gazetesi Almanyanın Ukrayna istika- metinde derhal genişlemek arzusun- da bulunduğundan şüphe etmektedir. Bu gazetenin zannettiğine göre, Ak manya ile İtalya daha ziyade Avru- pada etraflarında zayıf mukavemet hatları aramaktadırlar. Fakat, syni gazeteye göre, Roma ve Berlin Zzi- mamdarlarının böyle bir hattn Fransiz ve İngiliz demokrasilerinde bulunamıyacağını bilmeleri lâzımdır. Bununla beraber zevahire aldanma» malıdır. Diktatörlerin bize gösterdik- leri muazzam cephe karşısında git- tikçe büyüyen bazı zaaflar saklan- maktadır. Daily Mail gazetesi şöyle yazıyor: «Çambörleyn kabul ettiği (oOme- todu takibe devam etmektedir. Bu metod, yeni taahhüdlere girişmeden ecnebi hükümetlerle doğrudan doğ- ruya temas etmek ve bilhassa hava sahasında süratle silâhlanmaktan ibarettir.» Bir İngiliz bombardıman tayyaresi kayboldu Londra 12 (A.A), — «Krallık hava kuvvetleri> ne mensup bir bombandı- man tayyaresinden 48 saattenberi raşlümat alınamamıştır. Bu tayyaro- yi bulmak için şim. kadar yapık mış olan bütün araşlırmalar, boşa çıkmıştır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: