18 Mart 1939 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6

18 Mart 1939 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

yon ARA, aa ve yn am NR | i r iğ” m BAĞCILIK: Bağlarda floksera nedir ? Yerli asma çubukları anaç olarak niçin dikilemez ? Pek eski zamandanberi bağlarımızı ha- Tap eden, maheul vermiyedek bir halç gö- ren ve floksera denilen bir Afet vardır, hi, memleketimizin yüksek bağcılığı bu- mun tesirile mahvolmuş ve elyevm de olmaktadır.” Şayanı şükrandır ki flokse- ranın bu tesiri tahribisine mukavemet eden Amerikan çubüklarının, Avrupada olduğu gibi, memleketimizde de çoğalarak, anaç makamında kullanılması sayesinde" bağvılığımıa tekrar ihya etmek kabil ol- mağa ve bu maksadla memleke- tmizin muhtelir mahallerinde Amerikan asma çubukları yetiştiren fidanlıklar t6- sis edilmiştir. Elde edilen Amerikan çu- bukları üzerine, yerli üzüm cinslerimiz aşılanarak eskisi gibi nefis üzümler elde edilmeğe muvsffak olunmağa başlan. muştır. Bu münasebeti, bağlarımızı harap eden, floksera âfetinin ne olduğunu zuh- terem okuycularımıza kisaca anlatmağı faydalı gördük. Fioksera; fioksera mumr bir haşeredir. Haşeratın yarım kanat sınıfının (flokse- rine) famllyasiba mensub bir başeredir. Floksera hageresinin tahribatına en siya- de köklerde tesadüt edilir, maahaza yap- raklarda da tabribat yapar. Floksera haşeresinin, resmimizde gö- rüldüğü gişi, kanatsız ve kanatn şekilleri bir mahalle #aretile sirayet sahasını Yumurtadan çıkan haşereler bir müd- det son- ra bakılacak olursa, 5 - 10 santim derin- | meresersesessnsssasssasasanas. kökler buralara floksoradan omüteesir olmıyan Amerikan asma çubukları dikerek bun- lar üzerine yerli üzüm cinslerimizi aşıla- maktar. Bu suretle flokveralı bağları tec- did ve Ihya etmiş oluruz, Fioksera, haşeresi bittabi Amerikan 8s- ma çubuklarma musallat olurlar, kökleri sokarlarsa da teşekkiilâtı itibarile, ha- #ere tarafından sokulan yerler, hemen, tekrar kapanmış olurlar ve asmalar da bundan müteessir olmazlar. Halbaki, yerli asmalarm kökleri, yuka- nda söylediğimiz, haşere tarafından s0- kulacak olursa, çok geçmeden, bir müd- det sonra bağlar, asmalar kurumağa, bittabi mahsui vermemeğe başlar. Şu halde: Bir çok kimselerin yaptığı gibi, güzel cins üzüm veren asmalardan —— alınarak, bunları doğrudan doğru- dikerlerse, belki bu suretle ö2 eden armalardan 1 - 2 sene mal sul sarfedilen lerin heba olup gittiği görülür. Hulâsa olarak söyliyelim ki, yerli ae- malardan, anaç makamında çubuklar di- kilmemelidir. Zira, sarfedilen emekler ve paralar beyhude yere gider. Bağ tesis etmek istiyenler, Amerikan Fioksera, tarafına sirayet eihetin ehemmiyelle nazan itibara alın- masını muhterem ehalimize tavsiye et- mek İsteriz. sarat yaparlar, bakılırsa bu zaman- larda renkleri koyulaşmış floksera haşe- resine tesadüf AKŞAM 'ın tefrikası AŞKIN K — Büyük macera romanı — — Tenducuğum! Bütün ümldleri- miz kırıldı. Tatlı hayallerimiz mahvol. du. Evlenmemize pederiniz razı olmu- yor. İki ailenin arasında eski bir poli- tika kini varmış. Benim dedem büyük bâbanızın felâketine sebep olmuş... Bi- Genç kız, perişan bir halde bağırı- yordu: — Ne diyorsunuz Ratib bey? Anla- mıyorum... Ben sizin nişanlınızım... Ni- çin evlenmiyecekmişiz!... Ratip, Ra- tip... Gel Arkasından koşmak İstedi. Lâkin genç erkek gitmşiti bile! O zaman şaşkın bir hareketle izahat istemiş wibi babasına baktı... Munis, müşfik, fakat kati bir sesle Arı kovanlarının nerelerden tedarik edileceğine dair Bay 8. Kutsaldoğu: Arıcılık malseme- #ni İstanbulda Karaköyde, Perşembepa- zarmda bulabilirsiniz. Burada kovanlar da mevcuddur. Maamafih Trakya Ziraat ten müşavirliğine de müracaat ederseniz fena olmaz, onların Trekyadaki ancılık teşkilâtı vasidir, size lizemselen izahat da verebilirler. 'Tefrika No. 42 URBANI Nakleden: (Vâ-Nü) — Kızım! « dedi... Biliyorum, çok üzülüyorsun. Benim de içim sızlıyor. Amma bunu böyle yapmağa vicdanen mecburum, Babamın ölümüne sebep Olan bir adamın torununu damad ka- bul edemem. Bak sana annelik eden Lütfiye hanımefendiye, seni candan seven ablana sor... Onlar da müteessir olmakla beraber bana hak veriyorlar, Biçare yavrucağın hali cidden pek acıklıydı. Kekeledi: -—— Hakkınız var babacığım, hakkı. mz var... Fakat bu kararınız kızınızı öldürüyor. Canhıraş bir feryad göğsünü yırttı, sendeledi ve boylu boyunca yere yu- varlandı. se. Perihan endişeli bir sesle soruyor- du: —Doktor, artık tehlike atladı ya! —— Merak etmeyin, ateş düştü. Kalb m er nekahat devrine girecektir. — Aymi tedaviye devam edelim mi? | ME ? | Ateş çiçeği veya ateş balonu denilen Salvia Splendens na- sıl bir çiçektir ve nasıl yetiştirilir? Ateş çiçeği veya aleş balonu, Salvia denilen çiçek, çok şık, güzel bir saksı siçeğidir . parsellerinin ninde istimai olu- nan, kırmız, par- lak, güzel ve iri Yapraklı bir çiçek- f tir. Çiçekleri, ma- yas bidayetinden teşrinlevvel nihayetleri- ne kadar devam eder. Ateş çiçeklerinin envaa pek çoktur. En meşhurları şunlardır, 1 — Salvia Splendens Galitzla. 2 — Salvia Splendens Balrara'dır. Ateş çiçekleri; saksılarda güzeler güb- relenmiş toprak içinde yetiştirilir. Topra- Bin terkibi yarı yarıya karıştırılmış, çü- rümüş gübre ile âdi vopraktan ibarettir. Bunların üretilmesi - teksirleri - to- humları ve çelikleri iledir. Tohumlarile teksirde; yukarıda söyledi- gimiz kerem içerisine, tohumlar, şubat, itibaren» ekilİrler, Tohumların ekilecekleri toprak içerisine - bir mikdar nee kum karıştırmak ve bu toprak msh- Yütunu tahta Kasilara koyduklan sonra, tohumlar bu kasalara saçılır ve toprağın üzerine el ile hafifçe tazyik edilir ve ince delikli kova ile sulanır. Tohumların 2-3 | misli kalınlığında toprak konur, serpilir | ve tekrar sulanır. Tohumların ekildikleri Kasalar &z bir şeklide, ratıbça bir halde tutulur. Rütubet çok olacak olursa to- humların çürümek ihtimali vardır. Bunun gibi toprağın rütübeti pek az olacak olur- #a, o vakit te tofumlar katiyen İntaş et- mez, Tohumlar , çimlendikten sonra hami ve gerek çeliklerin dikildiği kasaların serlerde veya scakça yerlerde bulundu- rulması şarttır. Çelikler burada güzelce köklendikten #onra, kasalardan çıkarılarak küçük sak- #ılara dikilirler ve icab ederse, fidelerin sulanmaları ve kıbleye müleveceih yerieş- trümeleri lâzımdır. Sonbaharın iik soğukları başlar başla- maz, bu suksılar sıcak yerlere alınırlar ve mümkün mertebe 10 - 12 derecel harareti olan bir mahalde muhafaza edilmeleri icab eder. Bu suretle kışı geçirdikten son- ra, mari, nisanda, saksıları sıcak mahal- — Evet, ve bilhassa iyileştiği zaman. küçük hastamızı fazla üzecek veya son derece sevindirecek hirşey yapılmasın... Âsabını sarsmağa gelmez! — Yok, yok, ben dikkat ederim. Hekim gittikten sonra genç kadın sessiz adımlarla Tendunun yattığı oda. ya girdi. Yatağın başucundan âynl- mıyan Lütfiye hanımefendi, annelere mahsus endişeli bir nazarla baktı. Perihan yavaşça: — Hamdolsun kurtuldu. Şimdi ar- tak onu üzmeksizin itina ile bakmak- tan başka bir iş kalmadı, Yarasını ta- zelememeğe çalışmalı. — Öyle amma iyileşmeğe başlarbaş- lamaz derhal aklına gelecektir. — Ne yapalım oyalamağa galışırız. — Kabil olacak mı? O nişanlısını candan seviyordu, babasının bu kara- Tie Genç kadın Lütfiye hanımefendinin lâfmı keserek; mu? Daha o kadar genç ki... Hem ba- bam haklıdır doğrusu! — Şit! Uyanıyor... —Sul Perihan hemen doklorun verdiği ilâç bardağını uzattı. Büyük bir şef- katle, kardeşinin başını kaldırarak iç- Sebzecilik Patates zıraatı, menşei, muhtelif memleketlerdeki intişar tarihi, mahsulün Patates; insanların ve hayvanların bös- Jenmesine çok elverişli, muhtelif iklim ve topraklarda yetişebilen bereketli bir mahe suldür. Patatesin menşeli hakkında muhtelif rivayetler vardır. Mashaza bunun da menşel Amerika olduğu 1850 tarihlerinde İspanyollar tarafından Avrupaya getirile diği söylenmektedir. 1660 - 1670 tarihlerinden ilk defa Pran- saya idhal edilmiştir. 1769 tarihlerinde Fransada suhur eden kıtlık zamanlarında ehaliyi besliyecek bir nebat aranıldığı Sie ralarda, meşhur âlim Purmantiyer, pata» tesi göstermiş ve © zamanın hükümdarı on altıncı Lal, patales yirmatinin teşvik edilmesine, ekip, dikilmesine müsaade et- miştir, O sene, on altıncı Lui bir teşvik mak- #adile, lik yetişen patateslerin çiçeklerin- den ceketinin düğme deliğine - botonye- rie - takmış ve bunu gören ehali patates ziraatine Tazla ehemmiyet vermeğe başla- Muştır. Hattâ ertesi sene kendi bahçesine patates dikmiş, yetişen patateslerin, bah- çe kapılarını açık bırakmak suretile Da- tateslerin ebali tarafindan alınmasına müsamaha göstermiştir. Bu tarihten sonra Fransanın her tara» finda patates siraati . Bundan sonra da Almanya, Rusya, ingiltere ve Sair memleketlere dağılarak tirasti ya- pılmağa başlanmıştır. Patates zâraati, harbi umumiden sonda baştamıştır ve bu muksadla da Adapazarında, memleketi- mizin diğer mahallerinde birer patates tecrübe istasyonları açılmıştır. Patâtes siraati iki şekilde yapılır. Biri sebsecilikte, sebze makamında, diğeri de vasi ziraat şeklinde, tarlalarda yapılmak- tadır. İnsanların ve hayvanların tegaddisine gok elverişli olan patateslerin terkibinde yüzde 15 - 80 nisbetinde su, yüzde 15-20 hisbetinde de nişa - nişasta - maddesi vardır. Bundan dolayı patalesin nişasta- calıktaki mevkii pek mühimdir. si katiyen doğru değildir, insanın zehir- Jenmek ihtimali çoktur. Eğer serler muntazam (teshin edilirse çeliklemenin kânunusani ayında yapıl ması daha münasiptir. Resmimiz, çok şık ve güzel olan, hoş Çi- çekli ve çok zarif yapraklı Salvia Splen- gene göslermekledir.. Bunan. yaprakları pencere kenarlarında, masalar üzerinde bulundurulacak olursa, zarif vaziyetlerile bulundukları yerleri mükemmel denecek bir şekilde süslerler. Bu çiçeklerin ken- dilerine mahsus hafif kokuları da var- lüyordu. İri siyah gözleri yaşlarla dolmuştu. Dudaklarını, hafifçe, sol gun hemişresinin alnına dayadı. Son- ra tekrar hastanın başını büyük bir itina ile yastıklara yem “Tendu yeniden uyumadı. Kansız dudakları yavaş yavaş kımıl. dıyarak: — Teşekkür ederim, ablacığım... Te- şekkür ederim, anneciğim... - diye mi- rıldandı. Minimini parmaklarile ikisinin de ellerini tutmağa uğraşıyordu. O günden itibaren genç kadının içi biraz olsun sükün buldu. Tendu ölüm tehlikesinde iken Kadri Memduh pa- şa da evden uzun uzadıya ayrılamıyor- du. Hattâ, babalık rolünü tam oyna- mak için, birkaç gece kızının başucun- da kalmak istemişti. Ancak gündüzleri acele ile birkaç saat koşuyor, Nadireyi görebiliyordu. Fakat nekahat devri başlayınca, mü- him işler behane ederek sık sık orta- dan kayboluyordu Perihan ona; — İsterseniz seyahatler de icad edip uzun müddet gelmeyin! - dedi. Kendinin emrile bu iğrenç komediyi oynıyan adamdan nefret ediyordu, Onu artık görmeğe tahammülü yoktu, Herif ortalıktan kaybolunca daha rahat nefes alıyor, sinirleri sükün bu- Tuyordu. kıymet ve ehemmiyeti Za me Me Meğe elverişli patatesler, 3 — Nişastacılık ve ispirtoculukta İstimal olunan patates- derdir. Bunun gibi, patatesler şekillerine, renk- lerine göre de bir takım gruplara ayrla- bilirler, Uzunen, yuvarlak, sarı, kırmızı, Memleketimizde etmiş bulunan patatesler — Marsilya pa- İstesi, Adapazarı, Ödemiş ve Söke pata- tesleridir. Bunların her üçünün de rengi gen yeke ve çan oliller. Baklan bağa mahsulün idrakine göre de, erken yetişen ve geç yetişen nevileri de vardır, ki, er- ken yetişenler sebzecilikte, sebze maka- mında kullanılır. Sebze patatesleri arasında Vikteriya, Marjelin patatesleri Yenmesi pek lezzetli olan ve etinin rengi beyaz olan Magnom bonom patate- Gözleri patatesleri pek makbuldr, bunların eti sa- ndir. Rti kırmızımtırak, beyaz uzunca şekili ve Herbiros ismi verilen patatesler de fe- na değildir. Resmimiz, İngilterenin pek meşhur olan (Duk ok Kent) patatesini göstermektedir. Yeni cins, makbul patatesler elde ei- mek için tohumla teksir usulüne müra- taat edilir. Tohumları ekerek elde edilen patatesler bir #aç defa şaşırtılır ve sene- lerce ıslıfaya tâbi tutularak meşhur nevi- Jer elde edilir. Patateslerin sevdiği ve yetiştirme tarsi ve ziraat üsüllerini ikinel bir yazımızla izah edeceğiz. Ziraat sahitemiz Okuyucularımız her hafta bu sütunlarda ziraate ait müteaddit yazılar ve mütehassısımıza Ssor- dukları meselelerin cevaplarını bulacaklardır. Artık hiç maziyi düşünmek istemi- yor, istikbalin fırlınasız ve sakin geç- mesini temenni ediyordu. Şimdi bahar gelmişti. Hekim genç kız içi ntebdilhava tavsiye ettiğinden Perihan hepsini birden toplayıp Bo- Zaziçindeki köşküne götürmüştü. Ra- tipten haber almıyordu. Almak da is- temiyordu. Tendu ile artık görüşme- diklerine kani olması onu memnun edi. yordu. İlerde, aradan epey zaman geç- tikten sonra, delikanlıyı teselli etmek bahanesile bir gün karşısına çıkar ve elbette o zaman Ratip onu reddetmez- di, Şimdi küçük hemşiresinin günden güne iyileştiğini görerek kalbi ferah- buluyordu. 5 tün benliğinde derin bir hüzün vardı. Belli ki ismini asla anmadığı Ratibi katiyen unutmuyordu. Kadri Memduh paşa köşke uğradık« ça munislikle alnmı babasının öpü- cüğüne uzatıyordu. Bıhhati düzeldiği nisbette yavaş yar vaş neşesi gelmeğe de başladı. Eski kaygusuz halile neşeli neşeli konuşma. ğa da başladı. Hemşiresinin bu değişmelerini gören Perihan, kendi kendine: (Arkası var) —— ———— e — — e ———— — > o # ürü. GENİ UMR. m. öübün

Bu sayıdan diğer sayfalar: