10 Temmuz 1934 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3

10 Temmuz 1934 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

10 ieamuz • 34 TELGDAF MABERLERİ Londra müzakereleri GUNDE Dedemin cep defteri BÜJ Maarifimizin hâli Maarif meselesini iki ucundan tutup ta ortasmı kendi haline bırakma k dogrıı olamaz. Lise ve ortamekteplerin imti hanları bunun bir delilidir Bir hayli zamandanberi Maarifimizde görülen kararsızlıklar, ihti liçlar doğuma takaddüm eden ba • yılmalar, gevşeklikler gibi hayırh izler sanılıyord'u. Her halde az zamanda göcünür bir Maarif çocuğu doğacağı ümit ediliyordu; fakat zaman geçtikçe ümitlerin bosa çıktığı, bu arızalann anormal olmaları muhtemel bulunduğu gözlere çarpmağa başladı. Bu anormalliği ilk gören muhterem Basvekilimiz tsmet Pasa oldu. Marazı görenin, onun tedavisi hakkında da bir fikri olacağı tabiidtr; bunula beraber tsmet Pasa, hastayı velisine bıraktı. Velinin, yani C. H. Fırkası Grupunun ittihaz edeceği tedbirleri itminanla bekliyebiliriz. tlk tahsil meselesinin fırkaya bırakıLması, cezri bir surette kat'î bir hal neticesine götürüleceğine delildir; fakat Maarif işi yalnız ilk tahsilden ibaret değildir. Maarif işini kfil halinde bir devlet isi olarak ele almak lâzımdı. Yapılması zarnrî olan bir isi iki ucundan tutup ta ortasnn kendi haline bırakmak doğru değildi. Nitekim bundan dolayı olsa gerektir ki ba sene orta tedri • sat müesseseleri gayet garip ve acınacak bir vaziyet göstermiştir. tstanbuld'aki lise ve orta mek • teplerin gerek sınıf geçme, gerekse mezuniyet imtihanlan çok sıkı bir sekilde yapılmışhr. Bunun neticesi olarak, her sınıfta talebeden yuzde yetmiş veya sekseni terfiden mahrum kalmiftır. Hakikaten talebe çalış • mamış mı da imtihanlarda muvaf • fak olamamıştır? Bu sene böyle pek sıkı bir imtîhana neden mecburiyet gSrülmüştür? Bizim yaptığımız tahkiklere göre Maarif Vekâletinden imtihanlar Kakkmda gönderilen tamîm, bilhassa mezuniyet imtihanlannm bu sene gayet sıkı ve ciddî bir curette yapdmasım fimir bulunuyordu. Orta mektep ve lise mezuniyet imti • hanlarının bir kısmı tahrirî, bh* kısmı da sifahî olur. Tahrirî imtihanlard an birinin rualleri, Vekaletçe tertip edllerek, imtihan salonun da ve talebe huzurunda acıimak üzere mazrufen gönderîlnr. öğrendiğimize göre Vekâlet, liseler için tabiiyat ve orta mektepler için türkçe suallerini göndermis, diğer su • aller, mnallimlerden Vekaletçe teskil edilen imtihan komisvonlan tarafından tertip ve vazolunmustur. Vekâletin gönderdiği suaileri gör dük; btmlar, talebenin zümrelerdeki umumî kabiliyet ve kudretlerinl anlıyacak surette basit ve ilmî bir sekilde tertip edilmiştir. Halbuki mümeyyizler, ne Vekâ • letin noktai nazarrm, ne de orta tedrisat talimatnamesinin bntihanlara ait maddelerini nazari itfbare almıyarak, lisenin veya orta mek • tebkı üç senesi zarfında okutulan zümrelerin her birinden gayet tafsiiâth sual varakalan tertip etmiş ve en girift teferruata kadar su aller sorarak talebeyl cidden üzmüslerdir. Bazı lise ve orta mekteplerde talebeye karsı fevkalâde haşin dav ramlmıştır. tmtihamn gayet ciddî yapılması hakkındaki Vekâlet emri, muallimlerin izzeti nefislerini mi rencide etmis, yoksa muallimler, «orta melrtcD ve lise muallimi yoktur» yollu söylenen bir sözümöze mi müteessir olmuşlar, bilmeyiz; yalnız anladığmnz sey, imtihanlarm birçok haksızlıklara meydan açmıs ol,masidir. Hatta Vekâletin sonradan, sınıf terfi imtihanlannda her kaç ders ten zayıf oltarsa olsun, bir kere haziran içinde iki mümeyyizle mual • limi huzurunda imtihan edilmeleri, bunda da muvaffak olamıyanların gene kaç ders ten olursa olsun, ge • lecek ders senesi başinda ikmal imtihanına sokulmaiarı yolunda itti haz ettiği kararda muallimleri rencide ettiği bazı muallimlerîn tale besine «nafile, haziran imtihamna girmeym, ne olsa gene sizi döndüreceğiz» dediği rivayet edilmekte • dir. Talebe velilerinden bize şikâ • yette bulunan bir takım zatlar, çocuklarının bu son seneye kadar her» iyi ve pek iyi derecede smrf terfi ettikleri halde bu sene birkaç dersten îkmale kalmalanm anlıyama • dhklannı, her halde bunun sebebini çocuklanndan başkalannda ara • mak lâzım geldiğini sovlüyorlar. Cocuk babalan bitaraf olmmıyabilirler; fakat çocuklarmı okutmak için ihtiyar ettikleri fedakârlıkla • ra karşı onların da mektepten bir»ey beklemeğe hakları olduğunu itîraf etmek lâzımdır. Mektebin vazifesi yalnız sıkı imtihan vapmak ve talebe döndürmek değildir; taIebeyî çalıstırmak ve onlara l a n m gelen bilşrileri hakkile vermeğe cahsmak mek teb m en muhim vazifesidir. Bu setıenm imtihanlannda ya bir anomali vardır; ve yahut ha seneye kadar yapılan imtihanlar sud'andır. Her ne cihetten hakihrsa hakıl • sm, Maarifin orta yerinde düzeltilmesî lâzım gelen hirşey vardır. tki ucunu ıslah etmeğe tesebbüs eden devletin, ortayı da ferdî içtihatlara bırakmaman, bütün Maarif isini kül halinde bir devlet işi olarak fevkalâde bir ehemmivetle nazan dkikate alması lâzımdır. Düzelecek ilk tahsil orta tahsile temel olursa. orta tahsil de düzeltilmekte olan üniversrte tahsiline temel olur. Biz, inkılâpçı Turkiyede Maarifin de baştanbaşa inkılâba uygun bir raüessese haline geçmesini diliyoruz. F. V. Sırası geldikçe \ Bir izaha bir tavzih rofesör Nissenin yaptığı çoS mühim ameliyat vesilesile ko panlan şamata karşısında ilk intıbaun vatandaş hayabnm sıhhat iş • Ierinde maruz kaldığı müşkülât olmuştu. Ondan evvel de bir refikimizin, Türk mütehassıslarmı ecnebi profe • sörlerin tellâlı veya kumusyoncusu olarak gösteren bir fıkrasım okumuş • turo, Yazı Türk tababetini korumak ister zannım verecek üslup dolambaçlan ve kelime oyunlarile sarahatten, muspet veya menfi bir kanaatten tama men nzak «gerçi ümit ebnezsek te... Doktorlarımız bundan münezzehse de...» gibi mantık ivicaçları içinde, pekâlâ şüphe uyandıracak bütün malze • meyi kullamyor ve gene «onlardan beklemeyiz bu işi...» tarzında sözü guya lehte bir itimat hükmüne ilişb'rir görünüyordu. Çok tehlikeli mantık oyunlan ve ikna usulleri vardır. Bir me • sele, bir şahıs hakkmda kat'î bir hu kum vermezsiniz, fakat böyle bir ne b'ce etrafmda o kadar muhtelif ihti mallerden, o kadar kuvvetli rivayet lerden bahsedersiniz ki sarih oalrak «bu adam fenadır» hükmünden daha çok kuvvetli bir telkin yapmış olursv nuz. Ve bunun tashihi ya imkânsızdnv yahut ta çok güç... «Akşamcı» bu u • sulü cidden üstadane tatbik ettiği gib! ba sefer de ustaca bir çevirme hare keble, kafalara soktuğu töhmet ve fâp* he istifhammm çengelinde benim va« bime veya suraiyetimi teşhire kalk mış... Kulaklarma münferit bir vak'antn aksi gelmiş imiş te!.. Münferit bir vak'anm tahküd ve açıli] açık yazılması çok kolay ve bittabi daha düriist olurdu. öyleyken neye, mik tan yüzleri geçen, Tıp fakültesinin Tür mütehassıslannı topyekun milletin himatsızuğma sevkedecek ihtimallerle dolu koca bir şüphe ihbarnamesi ibda ebnişler? Meselâ, bir memuru para a* Urkea görmüşler diye, «bütün memurlanmuın murteşi olduklanndan bah > sediliyor, «gerçi ummazsak ta!..» a man sıkı tahkik edilsin!» demek doğru mudur? Bizim kanaatimiz şudur: Her mes lek gibi doktorluğun da profesyonel cephesi vardır. Hatta bazı doktorlar esnaflaşmış, kalplerini para cüzdan • lanndan iki roetre aşağıya indirmij olabilirler, bunlar arasında rapor tica reti yapan birkaç kişi de bulunabilir. Bütün bunlar hiçbir zaman millî Türk tababetinin bütünlüğüne teşmil edile • mez. Mevzuu bahsettikleri «münase « betsizliğin» ise bizim Türk doktorluğunu müdafaa eden ve cvelvele» ıtlak(J)" buyurulan yazımızdan doğmadığuu mö* saadelerile kendilerine arzederiz. Bu vesile ile benim ecnebi profesör*' lere serbest tababet hakkonn tanuunasmı istediğimi ve onların meddahhğınij yapbğunı lüzumsuz asabiyeti içinde id« diaya kalk an maruf bir operatörümü 1 zün sözlerine temas edeceğim: Evveliil Salih Paşa Hazretlerinia ameliyatım ] yüzbaşı Fehmi Beyin büyük bir muvaf fakiyetle yaphğmı öğrenmemiş ve if tihar duymamış değilim. Bu bahsi, kalâde vak'alarda ecnebi profesörler den fakülte haricinde de pekâlâ istifade edilebileceğine misal olarak yaz • mtştım. Yalnız Erzuruma profesör Nis« senle beraber M. Kemal Beyefendinin, de teşrif ettiklermi unutmuşum, ma zur görsünler. Saniyen, ben memleket' te ecnebi mektepleri bulunmasuıa bilej tahammül edemiyecek kadar milliyetperverim. Fakat mflliyeh" olmıyan ilme* hürmetim de çok dermdir. Yabancı doktorlann serbest tababetini istemek aklıma bile gelmez. Üniversite inkı lâbı esnasmda hükumet, vücutlerine ihb'yaç hissebniş olacak ki birçok ecnebi profesör geb'rtmistir. Eğer bu karar lüzumsuz idiyse bize niçin kızıyorlar? Bari vaktmde hükumeti ikaz edeydiler de fuzuli olarak (!) binlerce lira verilmesme mâni olaydılar. Ben ve gazetem haklı şöhretlerm, bü< yük hâdiselerin takdiri haricinde kimseye meddahlık ehnemişizdir. «Türk tababetine hücum nankörlüktür» diye cek kadar kıymetbilirliğin şedit mü dafaalarnu yapmış olan «Cumhuri yet» in bu kadirşinaslığını dalkavukluk' telâkki edecekler çıkarsa, bu sözlerinî teessüfe dahi lâyık görmeyiz. Bizim alk>şladığımız yalnız Türk tababetinin rranevî kıymeti ve doktorlar zünvesidir. FERİDUN OSMAN Fransız ve Ingiliz nazırlan dün görüştüler M. Bartu bugün Parise dönüyor Londra 9 (A.A.) Sir John Si • moa, Lort Eden, Mr. Van Sittratla M. Bartu ve Pietri arasında bu sabah Ha • riciye Nezareti dairesinde müzakerata ba&lanmıştır. İlk miilâkahn umumiyetle silâhları bırakma vaziyeb'ne hasredüdiği tahmin olunmaktadır. Londra 9 (A.A.) Bu sabahki Fransız tngiliz müzakerata iki buçuk saat sürmüştür. Müteakıben Sir John Simon tarafından Fransız naznrlan ^erefine bir öğle ziyafeb' verilmiştir. Sabahki mükâlemeleri müteakıp hiç bir tebliğ neşredilmemiştir. Bilhassa deniz mesailine hasredilecek olan öğleden sonraki roüzakeratı takiben teb • liğ neşri mukarrerdir. Bu gece Fransa sefaretinin resmî riyafeti vardır. M. Bartu, yarın öğleden sonra Parise hareket edecektir. Mr. Baldvin, hariciye dairesinde cereyan eden müzakerata iftirak etme • mektedir. Mumaileyh, Fransız nazır • larını yarın Başvekâlet dairesinde ka • bul edecektir. «Daily Telegraph» a göre miizakereler, Ingilterenin Avrupada ye ni teahhüdata girismiyeceği ve bir ittifak mevzıru bahsolamıyacağı sarahaten ihsas edilmek »uretile idare edilecektir. Bu gazete bîr «hava Lokarnosu • na» dair son ileri sürülen noktai nazarlara Ingilterenin Belçika ve Holandanın taarruzdan masuniyetine dair hususî beyanatta bulunması meselelerîcıin ciddî surette nazan itibara alınmasının muhtemel ol • madığinı yazmaktadır. Diğer taraftan Almanyadaki son vaziyetin inkişafı Fransız ve tngiliz nazırlan arasında bir noktai nazar teatisine vesile olacak ve M. Litvinofun mıntakavî misaklar hakkradakî teklifleri hususî bir dikkatIe tetkik olunacaktır. «Daily Telegraph» gazetesi M. Bartunun sadece bir samimiyet ve dostluk havasi içînde, tngiliz na zırlarile Avrupanın bugünkii vaziyeti, muhtelif misaklar ve müzakere edilmekte olan projeler hakkında ve daha btiyük ve kuvvetli bir emniyet temini hususunda noktai nazarlar teati etmek istediğini ilâ•e etmektedir. Felemenkteki karısıklıklar Ziraat Bankasmm aldığı buğdaylar Yedi ölü, elliden fazla Adana mıntakasında iki milyon kiloyu buldu ağır yaralı var Amsterdam 9 (A.A.) Daily Te'egraphm muhabirine göre, bu rada son dört günlük îsyanda ölenlerin sayisı yedidir. Bundan başka elliden fazla kimse ciddî surette yaralanmışlar ve şehir hastanele • rinde tedavi edilmektedirler. Hükumet tarafından asayiş me • murlanna memnu mıntakalacda görülecek herkesin üzerine kat'iy • yen »tes açmalan emri verildikten sonra her tacafta sükun ve asayif hüküm sürmektedîr. Karışıklıklann komünist ve müs< takil sosyalist fırkalarının tesvik • leri neticesinde çıktığı resmen bil • dirilmektedir. Bu itîbarla bu fırkalar feshedilecek ve parlâmentoda temsil edilmiyeceklerdîr. Adana 9 (A.A.) Ziraat Ban • kası buğday alım isi hararetle devam etmektedir. Düne kadar alman buğ daylann yekunu tahminen iki milyon Irilo idi. Bankamn elindeki depolar • dan birkaçı tamamen dolmuş ve yeniden buğday koymaya elverişli depo • lar aranmaya başlanmışbr. Sahn alma işini sekteye uğratmamak, çiftçiyi darda bırakmamak için banka mevcut cami ve medreselerden de istifadeyi dü • sunmektedir. Fiatlerde yeni yükseliş )er yoktur. Kıbns cinslerinin küosu 3, yerli 2,75 kumşhnr. M. Karahan Moskovada beyanatta bulundu Moskova muhabirimiz Sovyet Rusyanın yeni Ankara sefiri Ka • rahanın Türk • Sovyet dostluğu ve yeni vazifesi hakkındaki beyanatını dün hulâsaten bildirmişti. Anadolu Ajansı da bu hususta şu haberi vermektedir: Moskova (A.A.) Mongo • listan Cumhuriyetinin onuncu yıl dönütnü merashnine iştirak etmek üzere Mongolistana gönderilen heyete riyaset etmekte olan Sovyet Rusyanm Ankara büyiik elçisi M. Karahan, Moskovadan aynlmadan evvel Journal de Moscou gazetesinin tnümessiline şu beyanatta bu • lunmuştur: c Ankaradaki vazifeme baş lamak anını sabırsızlıkla bekliyo rum. Sovyetler tttihadııun halen Avrupa ve Asya hudutlan boyunca malik olduğu bütün dostlan ara • sında büyiik Türk milleti kadar aziz ve emin olanı ,>ktur. tki memleket arasındaki kardeşlik münasebatı, daima daha sağlam bir dost • luk için kat'î bir zamândır. Bu dostluğun istikbalde muhafazası ve inkişafı için hükumetimin beni inti hap etmiş olmasından dolayı bah • tiyanm.» M. Karahan, bu sahada evvelki gayretlerinden ve takriben on yedi senedir Türk • Sovyet münasebatına hasrettiği dikkatten sonra aralannda iyi ve aziz birçok dostlarının da bulunduğu büyiik Türk milleti için kendisinin meçhul bir adam addedilmemekte olduğu ümidini izhar etmiştir.» Ikısat Vekili Ankara 9 (Telefonla) tkhsat VeL'li Celâl Bey bu hafta zarfında tstanbula hareket edecektir. ithaileri menedüecek Avrupa mecmuaları Ankara 9 (Teiefonla) Memleket haricinde çıkan ve gayriahlâkî reshn ve yazılan havi bulunan Surir, Pari Magazin, Seks Apel, Bote, Paris Sekre ve diğer bazı ecnebi mecmualarm memleketimizde fena tesirler yapmakta olduklannı nazan itibara alan Dahiliye Vekâleti bu mecmualann men'i ithafi için teebbüsatta bulunmuştur. Yakmda bu hususta bir Heyeti Vekile karan qıkacagı söylenmektedir. aşımdan geçen saçma bir kaza yüzünden iki gün ya takta mıhlı kaldım. Faal hayata alışgın olanlar için, böyle mecburî atalet kadar cansı • kıcı birsey tasavvur edilemez. Hususile ki muvakkat ikametgâhım • da, yanımda bulunan birkaç kitap çoktan ve birer, ikişer defa tara • fımdan hatmolunmustu. Günlük gazateleci ilân sahifelerine varıncı • ya kadar okudum.. Onlar da bitti. Nihayet, uzun zamandanberidir tasnif etmeğe fırsat aradığım eski bir evrak torbasınin içini karıştır dım. Bir takım, lüzumlu, lüzumsuz kâğıtların arasında, elime bir defter geçtL Siyah bez kaph bu ufak cep defteri, ilk sahifesindeki: Nazin Takvimhane Esseyit Mehmet Recai, sene 1273» kaydine nazaran dedeme ait bulunuyordu. Eyüp mezarlığının, nice kıymetli vücutleri beletmiş, doymak bilmiyen toprağında bugün yan yatmış bir mezar tasından baska izi bulunmıyan merhum Recai Efendinin bu bergiizannı karıştırmağa başladım. Evvelâ, ufak tefek. faydalı notlar: «Sürh mürekkebinin sureti imali beyanındadrr..», «Kanncalar derunu hanede tekessür eyledikte bunların def'i için bir kap icerisine sirke konulup, ilâhî...»; «Biham • dülillâhi taalâ, mevsimi sita pezirayi hitam olmakla, yalıya intfkal zamam gelmiştir..» gibi mülâhazalar.. Ve bundan sonra, sehri mu harrenvülharam masarifi... tşte, asıl zevkle ve gittikçe artan bir alâka ile okudugum bu f asıl oldu. Neler yok, neler? Sekiz okka et.. Merhum, bunn, zaınanm ıshlahatı mahsusasile t «Sekiz vakiyye lâhmi kıvncık!.» diye kaydetmiş. Tutan otuz iki kurus! Dört vüz kıyye kömur.. Bu da (fahrm) diye yazıh.. Bedeli altmış kuruş.. Beher kıyyesinm altı paradan olduğu kenannda işaretli. Usaklardan, Divrikli Hüseynin maaşı seksen, diğer küçük Hüseynin de yüz kuruç. Aşağıki mabeyn odası • nm dösemesini yenilemek için sarfolunan iki yüz otuz kuruş. tmali yesi de bu meblâğa dahil. Mıibarek adamcağız biraz da kendi keyfini, zevkini düşünmüs. Bir hasırlı kayık düzü satrn aldırtmış, Sekiz okka da bu geimiş, Bedeli kırk kurus! Bu, geçen d"efa mübayaa kılmandan fiatçe gali ise de, «halis Mürefte idüğünden elhak değer olduğu» şerh veriliyor. Gene ayni defterdeki rakamlara nazaran, nan! aziz otuz para, rupani sade beş kurus1, entarilik keten Fransız basmasmTn arşmı yetmiş para, Deher mumun tanesi on para, stitün kry • yesi bh* kurus^. Defter hep bovle. akla hayret verici bir ucuzluk destam. Ne ettim de, karıştırdım? Onu gene toziarile. torbantn içinde s« • nelerdenberi devam eden uykusuna bırakmalı değil miydim?. Derler ki, bezirgân züğürtleyince. eski defterleri kanştnnrmıs. Emin olun: Bezirgân hata ediyor. Böyl« eski defterleri karıştır mak, zütnirtlük zamamnda. bilâkis insanın derdme tuz biber ekmek • ten başka işe yaramıyor. Bunu ben nefsimde denedîm!. ERCÜMENT EKREM Mudanyada efek'rikle tenvirata başlandı Bursa 9 (Hususî) Mudanya kasabasınm da elektrik tesisab bitmiş ve kasaba elektrikle tenvir edilmistir. Santral bmasmm faaliyete geçmesi müna • sebetiie merasim yap^mıştır. Siyasî fırkalar uzlaşamıyacaklar mı? Atina 9 (Hususî) Siyasî me • hafilde, fırkalan uzlaştınnak için büyiik bir faaliyet göriilüyordu; fakat Venizelistlerin ortaya attığı bir iddiaya göre, Harbiye Nazın Jeneral Kondilisin zabıtanın terfii hakkındaki noktai nazannda ısrar eylemesi uzlaşmak istiyenlerin mesaisini akim bırakmaktadır. Bir mecmua aleyhine takibat yapılıyor Çıkardıği MiIIî tnkılâp mecmuasındaki neşriyatı memleketteki anasrr arasında nifak tevlit eder ma hiyette görülen Cevat Rifat Beyin hakkında takibat icrası için Vilâ . yet makatnı tarafından Müddeiumu"*iliğe müracaat edilmişth*. Adanada mahkum olan adliyeciler Adana 9 (A.A.) Durusmalan şehtimiz ağırceza mahkemesinde devam etmekte olan ve vazifelerini suiistimalden, zimmetlerine para geçirmekten suçlu ve mevkuf sabık zabıt kâtipleri Azmi, Ahmet Efendiler gayrimevkuf, sabık sulh hâkimi Tahir Beyin muhakemeleri dün bitmiş, suçlulardan Azmi ve Ahmet Efendilecin be«er sene on birer ay ve on beşer gün, Tahir Bsyin de bes sene on ay hapsine ve zimmetlerine geçirdiklrei paralarla birer misli cezalarfn da kendilerinden tshsiline karar verilmistir. Ticaret kaptan ve makinistlerinin kongresi Bursaya giden stajyer doktorlar Bursa 9 (Hususî) Gülhane se • ririyahnda staj gören 27 genç dokto • rumuz muallimleri doktor Nüzbet Şakir Beyle birlikte şehrimize gelerek kaphcalarda tetkikat yaphlar. Doktor* larımız yüksek iklimlerde yapılan hava ve giineş tedavisi hakkında ımhallin • de ders almak üzere Uludağa da çık • nvîardır. Isparta^a b!r müze açıhyor lzm;r panayırında yapılan yenilikler tzmir 9 (A.A.) 9 eylul pana yır komitesinin faaliyeti devam et • mektedir. Panayr meydanında yapılacak fıskiyeli büyiik havutun mşasına başlanmışbr. Av>i zamand» panayır meydanınm da giizel bir park haline geb'rilmesine çalışdmaktadır. Pa * nayır bu park içinde kurulacaktır. Ay • nca çocuklar için oyun yerleri yapıl • maktadır. Eski harflerîe mîiracaatlerde bulunanîara bir ihtar Ankara 9 (A.A.) Başvekâletten tebliğ olunmuştur: Bazı kimssJerin resmî makam • lara ve zevata eski harflerle yazıh tnüracaatlerde bulundukları görülmektedir. Mezkur harflerle gerek Başvekâlet ve gerek zata gönderile • cek yazılann okumadan yırtılıp atılacağı herkesç* bilinmek üzere beyan olunur. tsparta 9 (A.A.) Halkevinin vilâyet dahilindeki tetfk seyahatlerinde yerleri tesbît edilen ve zıyaa uğramajı muhtemel görülen tarihî âsar ve kitabeler Halkevi binasında açılacak olan tnüze salonunda biriktirilmeğe başlan mıştır. Tertip ve tasnif işlsri bitince müze merasimle açılacaktır. Zilede afyon satışiarına başlandı Zile 9 (A.A.) Yeni Afyon mahtulü çıknvs ve kilosu piyasada altı buçuk ilâ yedi buçuk lira arasında sahl • mıstır. Bu seneki mahsul miktan yedi sekiz bin kilo tahmin edilmektedir. Türk ticaret ve kaptan ve makinistIer cemiyetinin ilk kongresi, dün, saat 14 te cemiyetin Galatada Rıhtım caddesindeki merkezinde toplanmıştır. Kongre, cemiyetin muvakkat reîsi olan Ege süvarisi Sait Bey tarafından açılmışbr. Sait Bey bu nutkunda ezcümIe demiştir ki: « Metnleketimiz beş yüz seneye sığmıyacak azun inkılâplar geçirmiş b'r. tdarelerde, telâkkilerde değiş'klik • ler olmuş ve milietimiz her sahada U!n Gazin'n rehberliğile inkişaf ve tekâ müle doğru bütün bir azitnle ilerlemekte ve herkesi ve bütün cihanı hayran bırakan fevka!âdelikler gösterm;»tir. Bu meyanda, kabotan kendi şerefli sancağına inhisar ettirmiştir. Türk ticaret gemiciliği de bu meyanda durma.r.ş, çalışmişhr.» Müteakıben hazırlanan nizamname üzerinde müzakereler cereyan etmis ve neticede muaddel nizamname ittifakla kabul edilmiştir. Kongrede, cemiyetin teşekkülü münasebetile hariçteki mümasil teşekkül • lerden gelen mektuplar okunmuştur. Bundan sonra, yeni idare heyeti seçilnwst;r. tdare heyeti azası şu zevattan tesekkül etmiştir: Birinci reis Sait Bey kaptan, ikinci reis Fa<k Bey kaptan, umumî kâtip Kâzım Bev, muhasip thva Bey ve aza 53reyya, thsan, Sabri, Bekir, Osman v« Alâettin Beyler. AFYONKARAHiSAR MADENSUYU En sıhhî sofra suyudur. J

Bu sayıdan diğer sayfalar: