20 Kasım 1934 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 4

20 Kasım 1934 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

— —— BÜYÜK DENİZ ROMANI Yazan! Kadir Can No.2 Valeryo, Ebussaidin kızını kaçıra- bilseydi, kaç düka altını alacaktı? — üç bin !. — Ben size, on bin düka altını Veriyorumı | —Azdeğill.. Vaktiyle Şeyh Ebüssaidin kızını kaçırabilseydin (Geçen kısımların hülâsası) | kâç düka altını alacaktm?.. Bu toman, bütün Akdenizin — Şa-| — Valeryo Şeyh Ebüssaidin adını hin Reis diye tandığı eski bir deniz| duyunca irkildi. Sonra gözlerinde korsanının hikâ; : Birinei ki- şeytanca bir parlayış görüldü: ı.ı'pu, Valeryo isimli bir Cenevizli- — Ö zamana göre, az para de- nin, Cezayir kızlarının en güzeli o- y Ürip * lan Habibeyi nasıl kaçırmak istedi-| Gildi... Fakat ş'mdi... ğini okumuştunuz. Bu hileyi he -| — — Ne kadar?... tınâlk bir gecede keşleden — Şahin| — — Ancak üç bin... Reis, Habibeyi, Cenevizli Valeryo- — Ben size ön bin düka altını « nun elinden kurtarıyor, onufla der- kııandırıcıiım hal evleniyordu. Fakat, Valeryo bunu unutmamış - tır. Âkdeniz korsanının gafil bir zamanında onu birdenbire avladığı- ni görüyoruz. Şahin Reis sincire vuzulmuştur; karısı ve iki çocuğu Cenevizin etir pazarlatında satıla - caktır. Ramanın ikinci kısmı dün başladı; Şahin Yavrusu Ali, — Valeryonun kadırgalarında Cenevize doğru gi - diyor; babast prangadadır; Valer « yo ile konuşuyorlar: Valeryonun yanında kısa boy- lu, basık burunlu bir zabit vardı. Gözleri faltaşı gibi açıldı. Valer « yo sordu: —Nasıl?.. Kendin için fidye mi | vereceksin?... —Hayır... Karım ve çocuklarım için!.. Valeryo bir dakikâ sustu; son- ra; — Zaten senin için bir milyon verselör razı olmam... Böyle zen- cirde olduğun için o kadar mes'u- dum ki,.. Dedi, Sahiden büyük bir sevinç ve gurur içindeydi. Şahin Reisi Venedikte, sokak sokak gezdire- cek, halka gösterecek, kazandığı büyük zaferi herkese anlatmış o- Deamek için fırlamışlardı. Kendilerini, roiılı.rinin gemisin- de bir av peşinde sanmışlardı. Fa- kat yazık ki bu bir rüya bile de- ğildi. Kırmıldanmalariyle beraber, ayaklarındaki zincirlerin ve âyâk bileklerini sikan demir köstekle - rin ağırlığını hissettiler. lacaktı. Kızgınlığın ilk anları — geçince Valeryo sordu: aralarında konuştuları —Bu parayı nasıl vereceksin?... Nereden bulacaksın?... — Behim beş param yok.., — Yağma ettiğin Venedik ge- milerindeki paraları, eşya ve esir- leri ne yaptın?... Ben| — Biz, kazandığımızı sizin gis bi kendimize saklamaz, yoldaşla- rımıza dağıtırız. — Sonunda da karini ve çocük- larını kurtarmak için para bula- mazsın işte,.. — Onu başkası verecek... — Kim?... — Şeyh Ebüssa't!... Valeryo yeniden irkildi. Dişle- rinin arasından mırıldandı: —Şeyh Ebüssait ha!... Papa Hazretleri kırk bin altını vereme- di diye Kardinal Daskari ile arka- daşlarını öldüren alçak adam ha!... Sonra Şahin Reise baktı: — Bütün işlerimi sen bozmuş- tun.. Yoksa o zavallıları kurtar- Mmiş olacaktım. Bir kaç saniye kızgın gözlerle koca Türk korsanmı süzdü. Çok geçmeden yavaş yavaş yüzü ay- dımlandı: — Reisi gözden kaybetmiyelim. — Acaba Markiye ne söyliye « — Belki karasiyle — çocuklarını bırrakmasini istiyecek!... — Onu kim dinler, şimdi... de kendimizi hiç düşünmüyorum, fakat reisin karısiyle çocuklarına acıyorum. Biz neyse!... Sutestisi su yolunda kırılır... Lâkin onların kabahati ne?... Küçük Hüseyin, Kara Yusufun bu çocukca sözlerine cevap verme- di, Arkalarında Marki Valeryo ile Şahia Reisin şöyle konuştuklarını duydular: — Ey, Şahin Reis!... Eğer söy - Byeceğin söz yorgunluğa değmez- se beni boş yere buraya kadar ge- tirdiğin için yirmi kırbaç yiyecek- sin!... Söyle bakalım, — ne istiyor- sun?... — Beni dinle, nasılsa senin eli- ne düştüm. Kendime acımıyorum. Alnıma yazılmış, çekeceğim. — Elbet!... Fakat bunun böyle| olacağını hiç ummazdın değil mi? . Czzayirde bütün plânlarımı altüst| — — 1 âkin, fena da olmadı... Ta- ettin... Eğer talihim iyi gitmeseydi, / |h yardım etti ve üç bin altın ye- höülâ fakir bir adam olarak kala - ; caktım... — Şimdi o eski masalları bıra - kalım... Biliyor*.n ki sen parayı savorsin!... — Parayı kim sevmez?... Ben onun sayesinde böyle büyük adam oldum ve seni zincire vurabildim..!| — Belli olmaz, bellci bir gün ge- lir, ben de seni böyle yaparım... Valeryo güldü: — Ne bitmez hülyaların var?... Durdu. — Şeyh Ebüssait cimri bir a- dammış. Karın ve çocukların için on bin altın verir mi acaba?... Şeyh Ebüssa't kızından ayrı kaldığı zaman onu Şahin Reise | miş; İnebahtı'ya adam göndere - rek onları Cezayire çağırmıştı. Fa- kat Şahin Reis hem sancak beyli- ğini bırakmıyor, hem de Vened'k — Neyse!... Kısa keselim... Pa- | gemilerinin o kadar çok geçtiği bu ra kazanmak isters'n, değil mi?... | bereketli av yerinden ayrılmak is- — Elbet?... Fakat az bir şeyse | temiyordu. zahmete değmez!. t « (Devamı var) aa wD — |Şahin Yavrusu —— Hasizce dereleri güzellikle vermediğine pişman ol- | şrin 1934 ee y HABER — Postasi 20 ikinci teş AT 50007 Müellifi: ömer Rıza Heüüeüi Yazanı No/2g — |A'ma ve başka dile çevii / Geçen dersimizde ismin üç çe Aka Gündüz Devlet yasasmca korüludi ::ıı:ıı. oCommıu nouns, Collee- | ,, A_.' _“' gülümsedi. Yaslı yaslı| nının hücum taburunda tive nouns — yani, sırasiyle düşündü: ü Esoes!., cins isimleri, bas isimler, cemi| , Enistem olsun diye kuruntu e| — — Şu akyağız yedek isimleri. derken oda gilti sanırım, ya- | mi? zık... Keşki ben — gitseydim de o — Tüâ kendisi.. Ismilerin bir başka türlüsü de vardır ki bir sınıfa mensup şeyle - rin isimleri değil, bir nevi madde- nif, mâlzemenin ismidir. Bunlara nouns of Material denilir. — Yani madde isimleri. Meselâ (fleş) flesh et, (moton) mutton koyun eti, şugâr (şügâr) şeker, V/ax (vax) balmumu, bu çeşit isimlerdendir. Cins isimleri başka — türlü de taksim edilebilirler. İsim verdiği - miz şeylerin çoğunu görür, İşitir, hisseder, tartar, yahut koklariz . Bu çeşit şeylere verilen — isimlere concrete (Konkrit) şahst isimler denilir. Fakat bazı şeyler vardır ki onları yalnız düşünebiliriz. On- ları düşünebilmek için de — başka şeylerden tamamiyle ayırmak tec. rit etmek lâzımdır. Meselâ renk kalsaydı.. Esöcs beşinci tayyareyi düşü - rürken karşı siperlerden açılan bir yaylım ateş altında kalmış, fena yaralanıp düşmüştü. Kum torba- Tarımıın aralarındaki mazgal gözcü lerinden başka ,bütün neferler ka- zamatlar ıçındı koşup Esoes'i içe- ri çektiler. — Sağ kalçasından ıki. sol böğüründen bir kurşun yemiş - t. —Henüz ölmemişti. Amma, korkuluydu .Saracak, soracak sıra değildi. Karabıyıklı, tıknaz bir on- başı sırtlayınca örtülü yoldan geri- ye götürüp ilk bakımyerine bırak- Bütün zabitler ıınW' binbaşi yaralarının zünü buruştura, di: 4 — Öyleyse haklıdır. Ben de'hi ; saydım yerimi verirdime — Onu tanıyor musuz? ' — Nasıl tanirgam? Dakâ ' gınin köprü başına hücut ken takımı ile en ön Köprühaşını (Köprübaşı, tahkem yer, geçit dııeldlf-)» y b mmiştu. Ögünde bo) iki kılıç kesiği almıştı. Esoes rontkenden ü A 3 İıhiMıılııı.duıılüEıoeı, bu- rek, sancili sâncisız te cölour (Kaler) 1 gözümüzün önü | — — Kara sinek düştü mü? ne kırmızı bir şeridi, mavi bir se«| — Doktor bir şey söylemeden ya- mayı, yeşil bir denizi getirmederi ralarını sardı. Sedyeye "h'd" da- düşünmeğö gulyalım. ha geriye gönderdi. Dediler. Esocs hepsine Bünü çok güç buluruz. — Fakat| — Esoes antak on sekizinci gün| ,.41. karşılık verdi: bahtiyarlık içinde geçirdiğimiz bir| bir şehir hasta evine — yatabilid.| — | ( y. l böl vakti düşünmeden, yahut yuvarla-| Kalçasındaki yaralar bir şey de -| p y di p e p ğı, yuvarlak bir topü, bir portakal gildi. Sol böğüründen giren kur « nımı zedeleyecek bir şey bul şunun böbreği — zedelemesinden korküluyordu. Hasta evinde — topu topu bir röntken vardı. O da ancak mira - laydan yukarıda olanlar için ça- lışabiliyordu. Nasıl olduysa öldu, Esoes'i de röntkene götürdüler. Ö- voya herhangi yuvarlak şeyi gös zümüzün öüne getirmeden, düşü- nebiliriz. Bu çeşit isimlere âbstract nouüns (abstrakt nauns) yani mü « cerret isimler denir. Besüty (biyüti) güzellik, we alsh (wels) servet, height (hayıt) whitmese m,g:; m& dan girip çıkmış! Zeus bütün yaralı döheni (pervanesi) idi. Esotes'le daha çok ilişikli götf yordu. Esoes, ilksagıya (n€ te) girmişti. Zeus'la uzun knı'ııılııliy/oıdıu bâşılar şaştı buna... Hasta evinin — Demek dayr bu çeşit isimlerdendir. baş hemşiresine — «-biraz kirgın yalnız Sârö saği, öteki öldür (mı.uııı.ııbuı._(_); ve kızgm— sordülar — Bir şerâpnel başmda | | bir kitap book (buk); bir sandale Tanmışu K ye ehâir (çeyr) bulunmayıp bür .| mülâzim —-Sındınhıhiohr Vt | ların her birinden — bir kaç tane| Bi yok mu G bulunursa bu kelimelerin somuna| © Mülâzime verdi. 'ıîuw-uuw İ v ND .4 “S,, ilâve ederiz. Türkiye Cümhuriyet MERKEZ BANKASI 15/11/1934 vaziyeti ARTIF L FM P ae K Kasa : Lira k— Altın: sali kilogram 13.748 -248 !L. 10388048 25 Sermaye NH sandmee P4 6716369 — e **4.! aai 92660074073 Elnd a. H İLAMLSÜR Tedavüldeki Banknotları " Dahildeki Muhabirler | Derühte edilen evtakı Baktiye J. 158 748563 — HLt Alan: Saft Kg aemen 17881094 | ( 2818004 — Kanunun 6 ve 8 inci madde- | Türi Tirasi 47628010 | 2991284 10 | yerine tevfizan vaki tediyar Hariçteki Muhabirlar : Dernhte edilen evrakı naktiye Altın Safi kilogram 3.8ö7- 069 — | S.384917.20 SKUN Ce eee O LLÜĞ Alama tabvili kabil Serbest dövlaler | 8 53099031 | 13888 14660 | Karşılığı temamen alan olarak — Kazine Tahvilleri ! Öerühte ediler evrakı naktiye | arşılığı L158 748.563.— » 18606110 Kanunun 6 ve 8 inci mad- ça ' l dcltriııı tevfikan vaki tediyar (. 0699517.— |149116046 - ——— —— | Senedat Cllıdını & Hazine bonoları — —| L 3.767.747 60 Ticari senetler — <e .» GO? 09078495741 Esham ve Tahvilât Cüzdanı: esham | Derubte edilen evra- ve kı naktiye karşılığı | . 28024272 22 | tehvilât l Ç itibari kıymetle ) Csham ve Tahvillt oe « 4524417.38 | 92548 68060 Alktın ve dövir üzerine avans Tahvilât üzerine avans 445 043 15 HidSlürtde —ü NstiL l muhtelit 2 mart 1933 tarihinden

Bu sayıdan diğer sayfalar: