16 Mayıs 1935 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 7

16 Mayıs 1935 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

16 MAYIS — 1995 ULUS KIZI Yazan: No. 19 j savaş romani | “Hazar Hanı kendi. ateşinde cayır cayır yakmalı.,, Köşedeki kül ve kömür yığını: nı korka korka karıştırdı. Sözünde yanılmadığını birdaha gördü. Çünkü orada bir zerre kadar bile ateş yoktu. Ulcayı hatırladı: O da yoktu ... Onu da öldürdüler mi? Fakat ha- i miya ölüleri?. l Ölüleri görmedikçe ölümlerine İnanmak istemiyordu. Mağaranın önünde bekliyen at - lar, gittikçe çoğalmış, binleri bul- ; Muştu. i Kara haber, çarçabuk yayıldı... Kalabalığın ortasına düşen bir yıl- dırım gibi herkesi sersem etti . Kara haber, ağızdan ağıza, kız- gın ve titrek seslerle bütün ateşsiz ülkeye yayıldı.. Tugayın komşularından bir ih - tiyar Biguna yaklaştı. — Ben bu gece buradan kavga- Ya benzer sesler duymuştum. Dedi., — Sonra?... — Dinledim. Fakat arkası ça * buk kesildi ve çok geçmeden Ha - Zar Hanm kalesine doğru dört na- giden atlılar seslerini (o duy - um... , Tugaçar bu aptal ihtiyarın üs - tine yürüdü: >— Neden bize haber vermedin? Diye bağırdı... G3 Bunlar, o kadar çabuk oldu X Kulaklarım yanılıyor sandım.. TTü yakım zy vene e e Tugaçar sert adımlarla mağs . #dan fırladı. Bir taşın üstüne Süktaş > Arkadaşlar!.. Tugay bize a. teş hazırlamıştı; verecekti, Biz simdi onu almaya geldik. Faks! > söndürülmüş, kendisi de meş | anda yok. Biz, daha çok zamun Ateşsiz kalabilirdik. Lâkin Tuga; ““amızda olmadan yaşıyamayız . | NM Yalvaçtı. Yurdun — kurtuluşu ncak onun varlığına © bağlıdır. bize gök Tanrınm gönderdiği | meak o sağ oldukça bir gün ate kavuşabileceğimize inanabili Yorduk. O bizim için bütün bi. KR ve bütün bir ümitti. m5 Han öldürdü. Yahut bur». 5 kaçızdı. Ölüsünü bulama p, mz için kaçırmış olması da ei akla yakındır. Arkadaşlar Nrgediği ateşi vermiyor. Tugayır On | zar Han, dedelerinin bizden e! aralığı ateşi de söndürdü Bu | öcünü almalıdır. sırada Bigun kalabalığın sanda dolaşıyor; kan ve ayak ini gözden geçiriyordu. Ya - ninde kendisi gibi bi v daha ee a gibi bir kaç yiğit araştırmanın sonunda Tu - tak ile kızınm ölü veya diri ola - tülgğ Hanm kalesine götü Tü anlaşıldı. Saçar diyordu ki: di, zay ile kızı ölmemişler diy Onlar Hazar hanın kalesin-e dı, e Eğer öldürülmüş oisalar - Ça in ölülerini götürsünler?.. İmei istiyen sesler şöyle ir Gebersin ! Za, Ki « Yere batsın Ha: Yaşı Hazar yürekli , “ep ; i Hazar Han!.. © bizi ateşsiz bıraktı. Biz İ raş“çiğnenmiş “toprakalara kim de onun ateşini elinden alalım. Nadir bu miskinlik? Daha ne ka: dar bekliyeceğiz!... — Hazar Hanı kendi ateşinde cayır cayır yakmalı!.. — Kaleye!.. Bu uğultu, bütün yeşil ovanm| enginlerine doluyor, dağlara yük seliyor ve yalçın kayalıklar ay'u uğultuyu tekrarlıyorlardi: Bigun çilgin gibiydi. Şimdi Ulcayı da düşünüyor du. O, ne olmuştu? Acaba yaralan | Ah, hiç olmazsa orv kaybetmiş olmasaydı!.. | Bu ateşsiz ülkede ancak o genç biliyordu. Artık donacaktı, artık ölecekti | o! giriyordu. Kapının kalın ağacı, kenardaki kocama" taşları birer birer yokluyor, sow ra mağaranın büsbütün aydınla - nan derinliğine koşüyor, köşeler- de, oyuklarda, öksüz ve her şev den habersiz, geviş getiren hay yanların aralarında, kaybettikle | rini arıyordu. | Bulamayınca, tekrar dışarı fi lıyor, kan lekelerine, düşen taş'e- Ear de Or asly ur Boş gözlerinde korkunç bir ka. raltı ile deliyor, etraftaki korkun; uğultudan habersiz, gelişi güzel dört yana ( bakınıyordu. Binlerce atlıdan bir kısmı şaş- kın ve kızgın, obalarına dönüyor: lar, bir kısmı ise bağıra (Obağıa ne yapmak gerek olduğunu konu:! şuyorlardı. Bigun kendi yüreğindeki kası». ga ile uğraşıyordu. İ Herkes eğer canevinden birer! hançer yiyerek yaralanmışlarsa. İvDumLarm çor”yuksek onun yediği (o hançer ve sızlayan yaraları iki idi. Tugaçar ve arkadaşları, ümit - lerle dolu güzel bir gecenin saba- hındaki bu korkunç kırgınlığı bi: türlü avutamıyorlar; içlerinden fışkıran ve taşan bir hınçla, Ha - zar hanın kalesine yumruk sıkı - yorlardı. Bütün ateşsiz ülkede bir ölüm görünüşü vardı. Ateş Tanrıyı beslemek için top- lanan odun yığınları, öksüz ve za vallı ulusun yüreklerinin üstüne yığılmış gibiydi. Yüzlerce yıllık soyların hasret çekerek öldükleri ateşe, o saba kavuşacaklardı. Buna o kadar gü- veniyorlardı ki, her şeyi (olmuş ve bitmiş sayıyorlardı. Herkes elleri boş olarak, ağu ağır dönen atlıları karşılıyor, haber soruyor, duyduklarına bir türlü inanmak istemiyorlardı: Bu aralık Hazar Hanın kalesile ateşsiz ülke arasındaki köprüden dört atlımın geçtiği ve yaklaştık - ları görüldü. Herkes sustu. Tugaçar, Barçuh ve arkadaşla- rı, gelenlere doğru yürüdüler. B*- gun en öne geçmişti. (Devamı var) HABER — Akşam Postası No. 6 DENiZ TARiHIİNDE Türkçeye çeviren: Ahmed Ekrem Tehlike büyüktü, düşman gemileri ortalığı haraca kesmişti Denizcilik tarihinde şimdiye kadar gördüğümüz beş altı en ün- lü filodan birini teşkil etmiş olan DA #3 | dı mı? Nasıldır vene yapacak « ! lardı? Sağa sola gidiyor, ayak ve kan! Ni izlerini tekrar tekrar gözden ge- | arkasında © Gördüğünüz evler yanyana demirlemiş gemi burunlarına benziyor mu? Somatranın Batak adlı köylerinde e» er işte şu gördüğünüz biçimde kurul -| € maktadır. Hele şu küçük çocuklar mektep adım bile işitmemişlerdir. Bor- noo'da yaşıyan Dyak'larla eyni ırktan olan Batak kabileleri henüz medeniye-| © te ermemişlerdir.. bu beş mini mini gemiyi burada tarif etmek pek yerinde olurdu: vesuslu rmda gönüllü için bağırıp durdu- lar. Zabitler ise gemici aramak ü- zere Kadiz, Malage ve diğer şe - hirlere gittiler. En sergüzeştçi de- niz adamları bile yan çiziyordu. Tehlike büyük, verilecek ücret azdı ve düşman olan (Portekiz gemileri ortalığı haraca kesmişti. İstikşaf heyeti nihayet yelken açtı. Tayfa listesinde bakılacak olursa gemilerde sanki bir ulusun kolleksiyonu toplanmış (olduğu görülür: İspanyollara ( ilâveten otuz sekiz Portekizli, bir çok Si- cilyalı, Fransız, Alman, Yanan,| Bask, Napolili, Ceneviz, (Zenci, Malaylı ve bir İngiliz vardı. Kumandan gemisi olan Trini - dad seçildi. e Daha büyük, fakat kıymeti az olan Sentantonionun kumandası, âsi Juan de Kartaje - | naya verildi. baş, kıç kasaraları ne kadar gü- zel, “hepsi güvertemiz var,, diye| övünebilirlerdi. (Kristof Kolombun sinden yalnız birinin O güvertesi olduğunu aklımıza getirelim).. | kullanışsız top lum- barları (Oonasıl (Otavan Okapı- ları gibi açılıyordu! Hepsinin provaları yüksek, yuvarlak, küt ve bir kaplumbağa boynu çibi ileriye uzanmış tuhaf o biçimde baş resimlerile süslü idi. Borda - larmı, karadaki binalara yakışır parmaklıklar çevreliyordu. Kaç direkli idiler? Hangi du - nanım ve yelkeni (o taşıyorlardı? Armaları nasıldı? Bu noktalar üzerinde elimizde o çağlarda ya- zılmış tek bir satır ve malümat yoktur. . Magellan kollarını sıvayarak uzun bir tamirat (Oişine girdi. Marangozlar, kalafatçılar ve ras- pacılar çalışırken, o da erzak düz Hele, meğe koşulmuştu. Elimizde olan) kayıtlar bunları bir bir yazmak- tadır: Peksimet ve şarap, fasulye ve zeytinyağı, türlü türlü peynirler, şeker, kuru üzüm, soğan ve incir, tencereler, fırınlar, O bıçaklar ve fenerler, hesap defterleri; civa, değirmen taşları, bileği taşları ve bir papasın “tanımak için istiyece| ği her türlü ievazım!,,.. Bunlardan başka yerlileri; de- ğiş tokuş yapılmak üzere eşyalar da alındı: Balık voltaları, bıçak ve saldırma, cam ve pirinçten bi- lezikler, kadife, (fildişi, 20,000 tane çan, 1000 kilo civa, 250 kile kristal ve camdan ayna... İstikşaf heyetine girmek için müracaat edenler pek fazla de- ğildir. Dellâllar Seville sokakla - üç gemi- © Gava'nın Batavya'sında bir meyva sa- tıcım. Bu sokak satıcıları “sabahtar okşama kadar bağa bağıra şehri do. laşırlar. Ayni işin bugün Portekiz mer- kezi olan Lizbon'da da yapılmakta »- duğunu görürsünüz., Gaspar de Oueseda adlı zabit Konçepçyona tayin edildi. veznedar Luiz de Mendozaya Viktorya verildi. Joao Serrao da | diyordu. 20 eylül 1519 da filo Sanlucar- da bir durak yaparak yola çıktı. | Amiralım gemisi en önde gidiyor. i du. Her gece öteki gemiler ami - İ ral teknesini selâmlıyacak, yerine kamış meşaleler yakacak - ! lardı. Gemiler altı günde odun, su, ve zift için Kanarya (adalarına vardılar. Orada (o demir üstünde dururken Diogo Berbosadan bir haberci geldi. Bu adamın getirdi- ği gizli haber, kaptanlar ve bil - hassa Kartajenanın bir isyan ter- tip etmeğe savaştıklarını bildiri - yordu. Magellan ise kain baba - sına , mâiyetindeki adamlar is - ter iyi, isterse kötü olsun, yolcu luğa devam edeceğini bildirdi. v. Sefer heyetine kendi isteğile ya» zılmış olan Pigafetta adlı birisi vardır ki tuttuğu hatıra (defteri de bize bu yolculuk hakkında ol. dukça iyi malümat vermektedir. Defterin başında bu seyahate ni ei de Magellana i küçücük Santiagoya kumanda e- eğer 4 varsa emir alacak, sonra da 'saret; S8 çin iştirâk ettiğini şöyle anlatı yor: “Bir çok kitapları okuduğum » dan ve kalem sahibi (o büyük bir İ çok kişilerin anlattıklarından öğ- rendim ki Okyanos ucu bucağı bulunmaz O genişlikte ve burada başa gelecek sergüzeştler umul - mıyacak kadar korkunçmuş. Ben bunları gözlerimle görmek iste dim.,, Bu adamın bir çok gevezelik - lerle dolu defteri meşhur yolcu - luğun hemen her yanını aydınlat mağa yaramaktadır. Kanarya adalarından gemiler bazan cenubu garbiye doğru da dümen kırarak cenuba doğru yo- la çıktılar. Bir sabah Sentantonio gemisi ortasından aykırı dümen İ kırarak amiral gemisine kıçtan sokuldu ve mutabık kalınmış o- lan yoldan gidilmediğini söyle - di. Magellan buna karşı gemile - rin gündüz flâmayı, geceleyin de meşaleyi takip edecekleri ceva - bını verdi. İki hafta iyi hava esti. Uç haf- ta rüzgâr düştü ve hava bozdu. Sonra tam bir ay ters rüzgârlar esti ve şiddetli (o fırtınalar oldu. Bir kaç kere az kalsın direkleri | keseceklerdi. İM “Yolculuğun böyle uzaklaş e manya zorluklarına sebep oldu. Erzak yarı yarıya indirildi. Hele Kartajenanın tahkirleri çok mü . him neticeler doğurmak istidadı. İ nı gösteriyordu. Bir akşam amiral İ gemisini selâmlamağa geldiğin - (başkumandan) Hain İ V Cavalt bir san'tkâr pirinç vasolar ya pıyor. Yerli ustalar silâh, çanak çöm - lek, vazo, ve tütün tabakaları üstüne kabartma siis ve resimler yaparlar. ünvanile hitap etmedi. Magellan azarlamak isteyince o da gelecek defa selâm vazifesini yapmak ü- zere bir uşak göndereceğini söy- ledi. Magellan başka bir söz söyle medi. Bir kaç gün sonra kaptan. lar bir divanı © harp için amiral gemisine çağırıldı. Kartajena, a miralınım hiç ses çıkarmamakta olduğundan cesaret alarak ileri geri söylenmeğe başladı. Magellan ayağa kalkt:, elini e muzuna koyarak “seni hapsediyo- rum!,, dedi. (Devamı var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: