11 Ağustos 1931 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4

11 Ağustos 1931 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

| |. Askeribahisler Asrın umdesi “Milliyet” tir, 11 AĞUSTOS 1931 IDAREHANE — Ankara cadde No: 100 Telgraf adresi: Milliyet, tanbul, Telefon mumaraları: 24311 — 24312 — 24313 ABONE ÜCRETLERİ G Türkiye için Hariç için io aylığı © 400 İcuruş 800 kuruş 750 1400 1400 2700 Gelen evrak geri verilmez Müddeti geçen nüshalar 10 kuruş £ Gazete ve Faatbaaya ait işler n müdiriyete müracaat edilir. Gazetemiz ilânlarm mes'uliyeti bul etmez, Bugünkü Hava Dün azami hararet 30, asgari 20 derece idi. Bu- gün ruzgâr poyraz hava açı FELEM Yoklama ilmühaberleri de bu sütunlarda tim, dul ve omütekaitlerin | enle sa yoklamalarındaki güçlü- i yazmıştım. O meyanda ma Ile heyetlerinin ilmühaber- den para aldıklarma dair * şey ilâve etmedi idim. Zannediyorum ki; bu heyet in gazetelerin verdikleri ha- * mucibince acezenin ala- kları kutu lâyemut beş on va maaşın yoklama ilmüha- rinden para almazlar. Aldan w itiraf etmesi yarı affedilme demektir. oHtyeti ihtiyari- ler bu âciz ve cemiyetin şef- tine muhtaç adamların ma- yolamalarından para alıyor- *ve parayı almadan ilmüha- r vermiyorlar, bütün İstan- I mahalle heyetlerinin böyle duğunu iddin edemem ama ri hacette tayin edebileceğim zı mahalle isimleri © vardır. »tta bunlardan birisi ilmüha £ için para vermek istemi- a bir maaş sahibine demiştir — Efendim bizim ne boy- muzun borcu sizin ilmüha- lerinizi tasdik edelim. Biz çoluk çocuk sahibiyiz. Ben odaya ayda (o 18 lira kira riyorum. Yoklama ilmüha- lerinden para alınmıyacağı- hangi gazete yazmışsa siz İip o gazetede ilmühaberini yaptırın! Bu sö € ağzıdır e ve hükü; r maalesef bir es- Mahallelerin mil | rim şaya & Ayda İira kira verdiklerine naza- bu işe kâr | çin gelmişlerdir. tiyariyelerden bek | 1en şey bu değildir. seçenlerde Üsküdarda bir ma He heyeti de yoklama ilmü- beri verirken maaş sahipleri | sünnet düğünü mü, müsa halde bir eti almaları için cebretmiş- | ğlence | Yoklamaya gidenlerin ekseri e alildir. Böy- ayri mahtı- iekliflere mükabele ve muka | Şikâyet et. | vakitleri var | u yazdığım ve be n öğrendiğim iki vak'a gös- iyor ki, bir kısım mahalle | İlki tazyik etmektedir. Mahalle hey'etlerinin şayanı mat telâkki edilmesi bu işi “ef için ve mahalle halkına şmet olsun diye yapı odır. Dükkân açıp p amaya kalka arın- a ka: | nek zaruretinde; ne ait ise ona hitap eden satırlar büzi haksız ve yol- | slukları gösteriyor. Alâka- ran istetlerse madde tayin e- Silirim FELEK ildi m Ilk türk kahra kuman We yi N < İN © Dahili vaziyet Mete bu suretle milli ordu- sunu teşkil edip, yetiştirdik - ten sonra, idi ki, “büyük tehli- keler içinde,, dört tarafından düşman nleketlerle miş olan “milletinin idaresini haris karısının (Mete'nin üvey anası) eline bırakmış olan,, ve bu sırada, güya kendisini tedip için üzerine bir ordu mekte olan ihtiyar (Teuman) ım üzerine yürüdü Ondan İlbeyliğini aldı.. » çevril- Mete, bu suretle, dahili hasım İarile uğraşırken, henüz (Te- uman) taraftarı olupta öteye beriye dağılmış olan beylerle çarpışırken, Koyunlular devle- ti dahilen © sarsılmış bulunu- yordu. sv Harici vaziyete gelince: Bu devirde o Koyuluların kuvvetli üç düşmanı vardı! Ce nupta (Çinliler), garpta (Yu- eşiler), şarkta © (Tunghu Tugulular)... — Evvelâ hangi saldırma! Bunlardan Çinliler, impara torları Şeoangti | (Che - Ho- ang - nin ölümü neticesi, “birbirleri ile © mütemadiyen çarpışan küçük krallıklara bö- lünmüş, için için kargaşalık- lar içinde yüzüyordu.. Şu hi de Mete için şimdilik Çinliler- den gelecek büyük tehlike yok tu.. düşmana — Garptaki (Yueşi'ler) da hi, Teuman (Teou - man) ın birkaç ay evvel | (M.C. 210) kendilerine indirdiği darbenin sarsıntısırdan henüz — silkinip sıyırılamamış bulunuyorlardı Şark komşuları (Tu - lar, baş kaldırtmamağa,, çalışı- yorlardı Mete'nin en müthiş ve en tehlikeli düşmanı idil Bunlar, Met e uman ve taraftarlar; arasmda hadis olan dehili karışıklıl (Koyunlü') lara taarr n en müsait bir fırsat telâkki ediyorlardı. Eğer Koyunlu'lara yani Mete'ye taarruz ederlerse Teuman'ın taraftarları oOolan Koyunlu b: kendi ta- raflarma gsçeceklerini sanıyor lardı.. Burun © için Mete ile harp için vesile (arıyorlardı. Adeta küstah ve şımarıkça ta- leplerde bulunuyorlardı... babası ları rinin Mete ise, hem dahili işle- | rini ıslah, milli vahdeti temin, hem de ordusunu © tanzim ve takviye için muhtaç “ olduğu zamanı kazanmak maksadile, *bidayette (Tugulu) ların küs- tahça taleplerini kabul etmek gibi fedakârlıklardan il En sevdiği atı istediler ver- en sevdiği kadınlardan bi- rini istediler verdi.. Harbi siyaseten hazırlâma: Bu suretle gerek kendi ve gerek hariç efkârumumiyes NE Heme pk Çım Vw ile gel-,| babası | “İuan) ve bir kısmıda Siyenpi MİLLİYET manı Mete'nin | danlığı ala)» Şansı huanı Ner /ÖYÇL ZU) de, Mete'nin harp (taraftarı olmadığı kanaatini hasıl etti sek ve- | istediğimizi halde harbe hazırl | hacet yok.,, Fikrini telkin et- Bu suretle (Tugulu) ların İ harp hazırlıklarını © gevşetti; | onları gafil avlamayı © temin etti. (Tugulu) lar, bu gaflet için de mağrurane bir üçüncü ta- lep de daha bulundular: Hudut | üzerinde Sevkulceyş'çe mühim | bir arazi parçasının Tugulu- | lar ülkesine ilhakı.. | Tugulu'lar, bu taleplerinin de kabul edileceğinde hiç şüp- Jb etmiyorlardı... “İnsan dağı meydan, “muharebesi,, Mete ise, kazandığı zaman zarfında ordusunu da iyice ha- İ zırlamıştı.. | İ © Komşusu bulunan üç düş- İ mandan halen en tehlikeli Tugulular idi... Binaenaleyh | Mete için de ilk hedef en teh- likeli düşman olan Tugulular | olabilirdi. | Bugün dahi, | sevku idare prensiplerinden birisi budur.. | Mete de bunu yaptı; Tugulu- | lara, “Evet!,, O cevabı yerine | Cilâmı harp) cevabını — verdi. | Ayni zamanda ordusu ile der- | | hal harekete geçti. O zaman takriben (İnsan) dağlarından geçen hudut üzerinden, Tugu- luların hiç ummadıkları yerden ve hiç beklemedikleri bir an da geçerek, Tuguluların ha zırlanmasına meydan bırakma dan, (baskın yaptı ; imha etti; Tugulu Tugulula- Buraya kadarki izahattan aşılıyor ki, Mete'nin harp usulü “Baskın,, tarzında idi.. Bu usul bugün dahi böyl dir. “Taarruzda,, muvaffakıyet kat'i netice alınmak istenen ye- re düşmana üstün kuvvet ve vasıta toplamak © ve hareketi | (Baskın) tarzında © yapmakla mümlündür.,, “Baskın da, düşmanı : gafil yakalıyarak kuvvetlerini lüzu- mu veçhile © kullanmağa mey- dan bırakmıyacak şartlar altın | da muharebeye mecbur etmek | demekti Mete de bunu daha milât- | tan 209 yıl evvel tamamen tat- bik etmiştir. . İnsan meydan muharebe: nin neticesi (o Tugulu'lar i bir imha muharebesi olmuş. tu.. Tugulu'ların arta kalanla- rı (Peking) eyaletinin şimalin döki dağlara o kaçmışlar, ve bir kısmı Vuhuan (Vou - Ho- (Sien « pi) dağlarına çekilerek | parçalanmışlardı ş Artık Mete için bu ci- hette bir tehlike (birçok sene- ler için) kalmamıştı.,, Yeşilköy: A:R. (Bitmedi) İ yor. İ Viktuvardan intikam | ğuna çaldığı AĞUSTOS İntikam Baba Klot, yeni ve boğucu | bir buhranla yatağında doğrul | du. Sekiz gündür bu yatakta yavaş yavaş ölüyor. * Gözleri | kaymış, yüzü takallüs etmiş, | İ yakın ölümderi mütevahhiş bir halde uzun ve kemik parmak: | larile çarşafları buruşturuyor. | Baba Klot ölmek istemi- | Hiç olmazsa hemencecik değil! Azrail ile hesap görme- | den evvel, karısı” Viktuvarla | hesap görmek istiyor. | Viktuvar evde 'değil, hasta liğın sür'atle ilerlediğini görün | ce komşu köye doktor arama | ğa giti. Baba Klot koca odada yalnız... Öyle oda ki ocağnda üç deve | yükü odun ferah ferah yanar. | İki büyük dolap, ortada geniş | bir masa, tavanda kuru soğan | salkımları.. Drvarda saat ge- yeleri sayıyor. u sırada Baba Klodun buhranı geçti. Doktorun ara- | bası geliyor mu diye uzak kulak verdi. Sakin içinde tıs yok İhtiyar, uzun'zama ri kafasına koyduğu düşündü. Ölmezden bik etmeğe karar v je. l Baba Klot, ölmeden evvel | kendisinden para ç ği pro- | an karısı almağa | ahdetmişti. Filvaki senelerdenberi Ba- | ba Klot hesaplarında bir nok- | sahlıl görüyordu. Zaman za-| man, birer gümüş veya altın | akçesi eksik © çıkıyordu. Yer yüzünde ancak para hırsı ile | yaşamış olan ihtiyar, — birçok pusulara rağmen hırsızı yaka- | İsyamamıştı. Yatağa düşme- den bir hafta © evvel, bir gün tesadüfen hırsızı yakaladı. Hır | sız kim? Karısı! O zaman Baba | Klot bi türlü intik:i #öğüeği düşündü. | Hiç belli etmiyeğek,— kendini bredörek karısının adığı y Dıvarda Harteti bir resmi vardı, min arkasında eri öğren- İsatın wısı bu Tes- | dıvarın o) raları birer bi- rer istif ediyordu. o O zaman Baba Klodun gözlerinden bir zafer parıltısı geçti. nm yolunu bulmuştu.. Soğul- İntikamı can gibi ince dudaklarında bir | 1 tebessüm dolaştı. Uzaktan bir araba sesi du. yuldu. Az sonrâ örde karısı, | komşu köyün “ doktöru içeri girdi. Ve hastanın nabzını yok ladı, nefeslerini dinledi İ Biraz kan alalım, rahat | sin, dedi. Viktuvar leğer s edi havlu ve | saire irirke r yavaş vel haber verme kurtar. akat İ rahatlan- | | n iş işten geçmiş. Doktor ne kâdar da yavaş söylese, Baba Klot bu sözleri işitti, Ve biç aten öl meş'um akib: kilâne kabul etmi: Kan alındı, Kafein şırınga ve doktor hastayı teşci | edecek birkaç kelime söyledik. | ten sonra çıktı, gitti. Dışarda Viktuvara hastanım haydi hay- di daha yirmi dört saat yaşıya- bileceğini haber verdi. Doktor gittikten sonra Vik tuvar kocasının başı ucuna gel di: mü ti mütevek | Nasıl, tahat mısın? Karıcığım, sonum geldi. | Sen bana papasi çağırırsan, da ha rahat edeceğim. Kim bilir, şurada kaç saatlik ömrüm kal dı. Bu saatte papası çağırmak? dışarsı karanlık, vakit geçmiş.. | Baba Klot, biraz daha rahat olmakla beraber, karısının te- | reddüdünü görünce: hileye mü racaat etti. İnlemeğe ve hırla- mağa başladı; Karısmat İ — Beni dinsiz mi göndere- ceksin? Dedi. O zaman karısı tereddüt et- medi, feneri o yaktı ve papası | çağırmağa gitti. o Viktuvarın | | yatağından doğruldu 1931 —Fransızcadan— ayak sesleri uzaklara ca, yavaşça ve bin karişın- dikkatle ve çar- safların arasından çıkarak aya ğa kalktı. Bir sandalyeyi önün den sürerek ve ona baston gibi dayanarak odayı bir ucundan öbür ucuna kadar geçti. Bu ka darcık mesafeyi alabilmek için birçok defalar * 'dürmuş, geniş geniş nefesler almişti. . Nil yet Hazreti İsanın © resminin bulunduğu yere geldi. Resmi kaldırdı ve karısınm hazinesi- ni teşkil eden'çikını divâr ko. vuğundan aldı ve (yine yavaş yavaş yatağına döndü. Ancak bir çeyrekte yatağına girebildi. Orada da kalbinin intizameız | hezeyanlarma biraz gelmesini bekl ocaktan önet o ığın akisi altın | di an | açtı ve yüz tane n ken sasliş müddet paraları rasından şangır şun noları adı ttuktan aldı ve sonra yutmağa ba Son altını © da y mendili yatağ kuv ra, Iına dı ve artık son haddine Nd Baba ak ğa Klot intikamını tı. Çapras kelimeler) ir İMTELTETKJETE AİKİ TİTİmİm| 7 KİİİMİMİBİŞİZ dA'N A/min'L (m RİMİNİAİZİTİK İN mİZ EKA «sen (HNLAİMSİ| NSİRİE ıd " Yeni şekil Idan sağa 1 — Ceket lal üstüne giyilen (5) (3) 2 — Isyan eden (3) tras (7) Dolanan ot (8) Edat (2). Emel (4). Ne Renk (2). i (4), Genişlik (2). Altın Nota (2). TELA (4) | — Renk (2) ğa işaret (2) | Bağlamak (4) 9 — Sene (3) 10 — Anut (6 “ Yama ( Orta (3). Ka- pnat eden (4) | Yukardan aşağı 1 — Kayseri mamulâtendan (8). | opa (3). Familya (4) 3 — Yüz kuruş (4) 4 — Şiddetli ruzgâr (7) 5-— Odun yanan yer (4). Haya (2). 6 — Kabile (6). Cet (3). 7 — Dişin irisi (3). Ben (3). 8 — Bırakmak (4). o Müstahak (5). 9 — Uzağa işaret (2). İri üzüm (6). 10 — Burun akması (5). Herkese malüm etmek (4). 11 — Beygir (2). Kabul etme mek (3). * Kadıköy Hilâllahmer sünnet düğünü 13 Ağustos 931 Perşembe günü ve gecesi Mısırlı oğlu bahçesinde | derhal y Yazan: M. Yam Sihirbazın aynası Kırılmıştı amma, gene Sultan Mehmet onu sarayda alakoydu Beşinci günü sabahı, - Teofis | losu getiren gemi, Selânikten Bizansa vâsıl olmuştu. Büyük şair, kapana tutul- muş'bir fre teslimiyetile, * Bi: zans sokaklarından yürürken, genç zabite seslendi Nereye gidiyoruz? — Saraya... — Hangi saraya? mparatorun sarayına. » — Ben oraya gitme MR — Mezbahaya hayvan geri dönmüştür İmparatora arzı tazimat Sonra kendi sarayınıza (04'u imparatorun huzu runa çıkarmışlardı. Yuanis e verdiği sözü | getirdi.Teofilosu Haliçte lunu i saraya gönderdi. Oğ Itif etti, Bizanslılar Te- ofilosun Selânikten &ydetini ha bar alınca, büyük ihtilâlciyi zi- | yarete başlamışlardı Bütün bu hâdiseleri sihirbaz (Zamora) imparatora tılsımlı aynasından göstermişti. Aziz kariler hatırlarlar ki, | (Zamora) nın tılısımlı aynası Fatihin sarayında kirilmişti. İh tiyar sihirbaz artık bir şey gö- remiyor, bir şey keşfedemiyor- Saraydaki Bizans cariyeleri | (Zamora)nm sarayda kaldığı- nı görünce sevinmişlerdi. Kahraman (Hüsrev)i seven Klio, ihtiyar sehirbazın odasın dan ayrılmıyordu. Zamore, gü nün birinde elbette onu Bizans dilberinin ayağına getirecekti. Klio bu ümitle yaşıyordu. Hüsrev Prenses Eleniyi ara- makla meşguldü. Eleninin İstanbulda — hat- ta Haliçte — gizlendiği - mu- | | kalbi atşliydi. | ne k hakkaktı, Hüsrev sehirbazın aynası da kendi gözile görmüştü raçasırdan de- akiyordü (Haliç)i Fener sahilin baren aram Kızlar ağ | $ Eleni çok Kız kıtlığı mi var? | yda beğendiğin Prensesi”) alabilirsin! Hünkâr onları za- | ten senin gibi delikanlılara ver mek niyetindedir. Gel, sana bu güzel kızlardan birini alıver yim! Hüsrevin gözleri duman -— Gönül kimi severse güz odur, ağam! Ben Eleniyi dim.. Onu arıyorum.. Eleni ö memiştir.. — Haydi canim, çocukluğ bırak! Padişah onu günlere haftalarca arattı. Eğer öldüği aat getirmeseydi izi bulmağa çalışmaz miydi? C nun şimdi toprak altında kı mikleri bile çürümüştür Hüsrev, kızlar ağasından & selli beklerken, mânasız sö? lerle karşılaştı Fazla izahat vermek istem di: Onun ölmediğini diyorum, ağam! Eleniyi zannc bulurum ü © yaşamak benim için bir tesel lidir. olmazsa — Bir karşılaşma Hüsrev Haliç sahilinde dola şırken, birden, çoktanberi gör- mediği Sinyor Kontarino ile karşılaştı. Venedik elçisi o (Hüsrev)i elde etmek için ne kadar çalış- mış, bu uğurda para ve emek sarfetmişti. Venedik elçisi, Sultan Meh- medin bu sözünü unutmıyordu. Her-zaman kendi kendine: — Ah şu delikanlıyı bir ele geçirsem. Diye söylenirdi Hüsrev şimdi karşısında du rayordu. Hem de ne duruş! Ses areketsizdi.. Venedik elçisi, kahraman de likanlıyı selâmladıktan sonra yanına sokuldu: mütevazi., — Buralarda ne sun, koca arslan? dolaşıyor- — Hava almağa çıktım, Sin yor! Sinyor Kontarino, Hüsrevin hastalığı esnasında kendisini sarayda iki defa ziyaret etmiş, hatırını sormuştu. — Nasıl, d rahatsızlığı- nız tamamile geçti, değil mi? — Yaram kapandı Sinyor. O derdi çoktan unuttum.. Çok meyus görünüyorsu nuz? var! imdi başka bir derdim Gönül hastası mısın yok- sa? (Bitmedi) DENİZAŞIRI Falih Rıfkı Beyin Brezilya Seyahat- namesi Bu isim altında çıktı. “ DENİZAŞIRI |, 1 — Türkçe. yazılmış en 2 — Türkçede Cenup ilk eser, 3 — Türk harfleri iyana'da yaptırılmış olan renkli kılişeleri papyekuşe Denizaşırı > gazetede mektuplarının — yarım zenginleşti tefrika mis iyi seyahat kitabı, Amerikası'na dair yazılmış le basılmış en güzel kitaptır. ve renksiz üzerine basılmıştır. seyahat artırılmış edilmiş ölan daha ve miştir, Denizaşırı her evin okunacak en iyi kitabı ve her kütüphanenin hakiyki süsüdür. Bütün kitapçılarda arayınız.

Bu sayıdan diğer sayfalar: