10 Kasım 1931 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 5

10 Kasım 1931 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Tasarruf! Amerikan stüdyoları sahipleri- tasar yapmağa, karar. verdiler. inde Film İlanları için de, artistlerine Ameri- ln stüdyoları kadar para veren mü beese yoktu. Bunlar sinema ed zaten bidayette fena bi alardı. Şimdi bu hatayı Bir Amerikan filmi için ği © azimdir. Sahne vazı il İ olması için hiç bir masraftan kaç ezdi. Bana mukabil ber yapılan! fakat ederlerdi. Bir defa Ameri- İn filmlerine Avrupa gibi bir e vardı... filmleri fazlalaşınca, bittabi Tasarruf! İmerikan filmleri ihracatma da dar- | ie vurdular. O kadar ki Amerikan birçok Avrupa mem- Bu vaziyette Amerikan stüdyola- | Glmleri için eskisi gibi bol kese e serfedemiyecek bir vaziyete düş Daha sonra sesli sineme ilik çık- İı zamanki gibi rağbotte değildi Sinema sahipleri geçen sene ve| İha evvelki senelerin kârım basret- | İ$ anmaktadırlar. Çünkü artık sine- lara ekini kadar wezirci gitmi , Busabepten Amerikan stüdyoları k onlu filmleri çok pa: alim in silen be Ak elik İsezin eden muazzam dekorlar ya ilmayor. Binlerce figüran açıkta kaldığı i- fin Holleyvood'da sefalet almış yü” vüştür. « Diğer taraftan mukavelesi biten İiyük yıldızlarla bile artıkeski şara- $: dairesinde yeni mukaveleler ya İhlmıyor. Hatâ yıldızlar el biri bunun önüne geçmek istediler. mukavemetleri kaya gibi sağ. iş kararların önünde par- ları haftalıklardan memnundur- Şimdiye kadar büyük bir erkân a olan sahne vazılarınn, di birkaç muavinden başkan kimse i yoktur. Amerikan stüdyoları | Pola Negri artık eskisi kadar muazzam yekünlara varan haftalık Tar alamaz Sinemada artık kimse meselâ Adolphe Menjou payesine kadar çeksa bile, onun aldığı haftalığı alamaz bu sayede birkaç ay içinde üç, dört milyon dolar tasaruf etmiş bulun | maktadırlar. Haftanın filmleri Melekte: Müskül itiraf «Müşkül itiraf» filminden bir sahne Melek sineması bu hafta Anna “ila, Colette o Dorfenil, Jean Per- Flerelle gibi tanmmış Fransız "nema artistleri tarafndan o çevril “Müşkül itiraf, isminde bir fi- terecek. Bu filmin o mevzuu İstasyon civarındaki evlerden bi içi geçme odalı bir dairede » Bu kat'i münasebat dolayı Erna ile Pol arasında oldukça bir kavga çıkıyor. Vaziyetten kalan Pol kendisine | yar- etmesi işin hemen Valtere ko- desi Valter'e yanında © anahtar- Gecenin saat dokuzu. Pol, Val i halde © gelmediğini görünce içersinde evine avdet mecbu eğlence © yerinden lella, eve avdetinde y': katledilmiş buluyor. Yapı- tahkikat esnasında Bernt'e ait eşrep kadın oturmakta: | bir kol düğmesinin maktulenin oda- eden aradaki kavga Berat istintak hâkimi © memur ediliyor. Ernanin apartımanma ait anahtarla ediyor. Anahtarların verildiği şahsı haber vermek bir ba- bayı oğlunu itham ettirmeğe sevk idrak eden Bernt her ne kadar aleyhine olacaksa da bu hu- susta kahramanca sükütu ihtiyar leyhine .. Fakat nihayet bir hüsnü tesadüf hakiki Katili meydana çıkarıyor ve, mühim hatayı adliye mâni olu- katil kim?. tan menetmiştir. Sebebi, vücudunun. güzel batları bozulmasın diye! * Lew Ayres'le Lola Sani'in ev- lendiklerini yazmıştık. Lew Lola ile birlikte “Yer üstünde gök” filmini beraber çevirip bitirdikten sonra kı- 71 kaçırmıştır. Her ikisi de yirmi iki dırlar. * Tobi ve Emelka firmalarının bir sında bulunması ve buna tekaddüm | İ dekor tarzında, fakat İ hatırası bu eldiven oldu. LİYET SALI HATIRALAR Lillian Gish'in: 1917 deyiz. O sırada İngiltere'de bulunan Griffith'e mülâki olmak i- sin Heriye gitmiştir. Lloyd George ondan büyük bir harp filmi yapmasını istemişti. O- nun için biz de alelâcele hemşirem, anntın ve diğer arkadaşlarla, yani bütün erkânı harbiyemizle Londra | ya gittik, Londra'ya © vardığımız zaman, şehir gayet sakindi. Fakat ertesi günü bombardıman edildi. Biz daha İ Alman © tayyarelerinin bu neviden ziyaretlerine alışmamıştık. Onün i- İçin korkumuz da yoktu, £ Sadece çok yükseklerde uçan Alman tay- yarelerini görüyorduk. On gün sonra Almanlar tekrar geldiler, O zaman bizde de sinir baş İadı, Vakit (gece! Fakat ay ısrğı güneş gibi bütün şebri aydınla! İ yordu. Dorothy ve annem uyuyor. İardı. Ben de karanlıkta & yatmağa hazırlanıyordum. Çünkü hirde İ geceleyin ışık yakmak menedilmiş- ti. Bu sırada patlıyan ilk bombala. rın seslerini duydum. Çok geçme den bizim evin £ sokağına da bir bomba düştü. Şaşırdık. Fakat şaş- kınlığımız topumuzun birlikte mah- zene inmemize mâni olmadı. Evde kim varsa hepsi mahzene » Alman tayyarelerinin i veren düdükler ancak sabah beşe doğru öttüler, Sabahleyin hastanelerde ve kığ- marizarala- iriyorduk. Fakat bu hayata tahammül edemiyeceğimizi de Gri Giih'e söyledik. Annem otuz beş ki lo eksilmişti. Dorothy ile ben de bir deri, bir kemik kalmıştık. Fakat Griffith ne dese beğenirsiniz: — Ne oluyorsunuz, durun baka bm! Buradan Filim çevirmek — için Fransız cephesine gideci Jhan Gi'berih'in: Güneşli bir pazar o günü! Ama epi bir zaman evvel. Santa Moni: | plâjmmda dostum Langton'a tes ettim. Yanında iki kız vardı. Tanıştık ve öğleden sonrayı be- vaber geçirmeğe karar verdik. Bana düşen kızın ismi Effie idi. Bir ara- hk Effie şöyle bana baktı ve gülüm sedi Çok naziksiniz, dedi. — Siz de çok güzelsiniz, dedim. — Zunnettiğim gibi değilsiniz, dedi. Merak ettim. ti — Beni (evvelce de görmüş mü idiniz? dedim. — Evet, stüdyoda da götdüm. Herkesle öyle sert konuşuyordunuz. ki. Dedi, O zaman tanımadığım insanlara karşı ne derece çekingen olduğumu kendisine söyledim. Fakat stüdyo- da bu güzel kızın bana dikkat et- miş olmasından da ayrıca o dördünü bir haz duydum, Effie tekrar bana baktı ve tekrar gülümsedi: — Allah, allah! Dedi, siz çekin- gen misiniz? Bu sunl üzerine, birden bire kı- zin ensesinden öptüm: — Artık çekingen (değilim, de- dim, Acaba ne zanmet- ile başladı. Bu ilk diğer günler harik ğa çıktık, denize indik. iz onlarla dolu üç bana yeni bir film için teklifte bu- Vanda, Bu filmi çevirirken, Effie orada | aşi Bana dikkatli dikkatli bakıyor | “Fil hikince hemen yerlenden fir | ladım: — Rica ederim, dedim, ben film çevirirken böyle balemayınız. İnsa- an sabrını tüketiyorsunuz. Dudakları titredi: — Niçin John? Dedi. Ben ki 30-! İ ninle o kadar iftihar ediyorum. Fakat boşnutsuzlak mikrobu beni sarmıştı. Evet, onu hâlâ sevi- yordum. Vâkin sevmemek üzere de bulunuyordum, Bir sabah, sükünetle, / sanki bir sey olmuyormuş gibi, kendisine ar- tık bıktığımı — söyledim. Mahzun mahzun ve hiç cevap vermedi. Son ra elimi kuvetle sıktı ve başını ço- virmeden yürüdü, gitti. O dakika da bedbaht bir insandım, fakat serbest bir insandım. Aradan bir kaç ay yeçti bir film. çevrilirken, muş, bir balkon yıkıldı. Derhal kaza yerine koştum. Erkazm altından bir kadın cesedi çıkardılar. Bu kadı Effie idi. Gözleri ka- palı, yüzü korkunç derecede sap sa rı idi, İçimde bir şeyler parçalandı. Iki adam cesedi alıp götürdüler. San ki bu kazadan ben mes'ulmüşüm gibi derin bir utırap duydum. Yer- de bir eldiven | buldum. Effie'nin eldiveni! İlk sevdiğim kadmın bende son leşeceği söyleniyor. * Amerikan - Ispanya kongresinden beklenilen neti mamıştır. Bir defa Cenubi yel sinema murahhasları kongreye gel! memişlerdir. Diğer taraftan Madrid | meti talep edilen 60 milyon | peçeta tahsisatı kabul etmemiştir. “ Mareşal Hazretleri * “ Otelde bir gece ” filminde Betty Sroekfeld John Gölbere filminde idith Mera 10 TEŞRİNİSANİ | ca eğilerek, baş ve enseye Cış geldi. Tayyör roplarda küçük şapkaların da Başka bir zarafeti var, İşte nümunesi Bilmek lâzım Yanıklar Büyük yanıklar için daima dok- toru çağırmak lâzımdır. Çünkü ge- yek yanan yerin büyüklüğü, gerek hastanın duyduğu ıstırap vi ösen tedavisini icap ettirir. Küçük yanıklara gelince, evvelâ | yanan yeri ne acısını gidermek ii için Kabaran ve yanığın Üzerine bol vazelin sü- rerek pamuk İle sarmalı, Göze kaçan tozlar Göze kaçan tozlar insanı bir hay Ki zaman rahatsız eder, Bazıları da çıkmamakta inat ederler. Bu gibi- İer için yapılacak şey, ılık Asitbo- rikli suyu göze bir — pamukla akıt- maltır. Gerek gözün bıraktığı yaş lar ve gerekse Asitborükli su, tozu alır, götürür, Kat'iyen el ile uğuş- turtnanalıdır. Çünkü uğuşturulduk ça toz daima içeriye kaçar ve çıkar mantı güçleşir. Burun kanarsa Eğer burun kananysı bir hasta» İten, Bari geliyorum Sap MENDE soğuk — Sw Kış kadife siyah jüp üzerine keskin renkli kazakler göreceğiz. su komprimesi o yapmalıdır. Burun deliğine de soğuk suya (batırılmış E mümkünse isil Ayaklar da sicak sokulur. Balık kılçığı Bazen balık yerken kılçık yutu- lar. Bu kılçık ya mideye | gider yahut boğazda takıl kalır. Kılçık boğazın üst kısmında ise gözle görü lür ve bir başkası | tarafından bir pens ile alınır. Eğer hilçık (daha aşağıda — kalmışsa © bulamaç gibi bir mayi içilir ki, çıkı mideye indirsin. Mide ise klçı İı hazmeder. Teşrinisani Bu gecir: suya imiz Lesrinisani avi Ressamın biri musikiyi no- tada canlandırmak merâkina düşmüş. Bu yukarıdaki adam- cıklar (kahramanca yürüyüş ) isminde bir besteyi tanzir edi- yorlar. Fakat bu sütünün kari eleri için de bu besteyi mükem melen piyanoda çalacaklar da vardır. Parça Mi Majör'den başlıyor. ( Kahramanca yürü yüş) canlı bir Presto'dur. Resimler notada görüldüğü gibi mevzu da şu! | bir köprüye doğru sürükliyor — köprp üstünde müthiş bir musademe — boğaz boğaza ge liş ve çetin bir müdafaa! Bir muharibin kılıç göğsünden gi riyor, arkasından çıkıyor — i- kinci köprü musademesi — ku mandan askerlerine nutuk söy liyor — bu nutuk üzerine asker ler düşmana saldırıyorlar ve düşman kaçıyor. Düşmandan bazıları silâhlarını atarak alla ha yalvarıyorlar — Bir muha- tip, Achille gibi ayağından ya - | ralanıyor — alemdar arkadaş- larının firarına mâni oluyor — köprüyü almak için tekrar bir gayret — yeniden bir hücum ve bir müdafaa — kumandan lardan biri ve oğlu ölüyorlar— zafer , pahalıya da mal olsa el | de ediliyor. Aşağıdaki nota ise (Pasto- | tale) dir. Re Majör'den haş- Tayor. Bir kumandan askerlerini | Bu bii çelebiirsinizi Resimli notada olduğu gibi mevzu şudur: Bir genç kız oturduğu köy kulübesini terkederek şehre gitmek istiyor. — Bir çoban 0- nu bu fikrinden vaz geçirmeğe çalışıyor. — Seyahat uzun — tehlikeli bir ormandan geçmek lâzım — nereye gidecek? Sas- deti aramağa mı? — Halbuki köyde de saadet var — köyde evlenir, pek âlâ mes'ut olebi. lir — misal olarak sevgili. elini öpen bir çobanı gösteri- yor — fakat heyhat! — Kız, bunların hiç birini dinlemiyor ve bir sabah gidiyor. — Orman da yorgunluk ve serinlik ona biran oturup dinlenmek ihtiya canı veriyor— fakat kızım or- imanda olduğunu haber alan zenciler, onu kaçırmağa geli- | yorlar — kızı başkabir zenci kurtarıyor — kız köyüne dönü yor, fakat azarlanmaktan kork İtağı için tekrar kaçıyor — bu İdefada rüyasında zenciler pa- rasını çalıyor. (Burası bemol- dir) — kız bağırınca kendisini arayan anası ve babası koşup yetişiyorlar — kızlarını alıp köye götürüyorlar — kızın ar- tık parası yok! — Delikanlılar İ yüzüne bakmadan geçip gidi- İ yorlar — kızı başka bir zenci daşları bile kendisile alay eden şarkılar söylüyorlar — kız da İ gidip çobandan af diliyor. Kadın odalarının bir zineti de «bonbonyer» denilen şekerle- : l me kutularıdır. Çünkü bu şekerleme kutuları haddi zatında Za- rifsirler ve biblo makamına kaim olurlar, Bazıları cidden pahalı ve bir san'at eseri oldukları için kadın odasının zinetini teşkil ederler, Derler ki kadın şekerlemeyi çok sever. Yalan değil! Ev- vel zaman içinde şeker Atinaya, Romaya Hindistandan gelirdi. O vakit Avrupa diye bir medeniyet olmadığı için orasını ziki retmiyoruz. Ve Yunanlılar bu şekere “Hint tuzu,, derlerdi. An- cak erkekler damaklarını bu şekerlerle tatlılatırlardı. Hk bir zaman kadınlara şeker veya şekerleme ikram etmek hatırlarına gelmezdi. Yalnız ihtiyar ve hasta kadınlar bu şekerlemelerden tadabilirlerdi. Bir kahraman muharebeden muzaffer avdet edi se, kendisine şeker ikram edilirdi. O tarihlerde yalnız zengi ve güzel Yunan kadınları baldan yapılmış ve meyve hülâsası ka rıştırılmış şekerlemeleri gizli gizli yerlerdi. Galiba şekerleme kutuları da bu suretle Yunanlılar ve Romalılardan kalmış olu: yor. Yunan ve Roma kadınları yedikleri şekerlemeleri böyle ku nın bazı bususiyetlerinden bahsede- lim: Bu ayda (o gündüzler bir saat yanda istinaf mahkemesinde avukat İsk etmekte © olan hukuk doktor 14 dakika kısalır. Yani ayın birin. de gündüz 11 saat 3 dakika | iken yım otuzunda 9 saat 49 dakikaya iner. Ayın birinde kamer nıfıs bedir. — yirmi dördünde ise bedri tam- lr. Güneş ayın birinde | sabahleyin 6,37 de doğmuşken, aym otuzunda 7,21 de doğacaktır. Aym birinde 16,32 de batmışken, aym sonunda 15,56 da butacaktır. Ev işleri kalem iş- lerinden zor PARİS, 9 A.A. — Kadınların yap şiküyet- Rene Garnitr'nin kadının “Esare- 45” aleyhindeki protestosu zikre şa yandır. Mumaileyha, M. — Richet'in teklifinin en iptidai demokrasi pren iplerini istihkar ve ameli hayat şeniyetlerini matlak surette inkâr demek olduğunu yazmaktadır. Bugün de kadınların hukuki bir- liğinin kâtibi umumisi avukat Rende Lehmam, uzun bir esbab o mücibe yaptıktan ve bunda ev işinin kadın için ekseriya maaşlı memuriyetinden daha çetin olduğunu kaydettikten sonra kadın aile ocağının en emir bir muhafızı olması için erkek gibi bedeni ve fikri kabiliyetlerine göre faaliyet sarfetmesi ve icap ettiği za man gerek kendisinin ve gerek ço- cuklarının ihtiyacatını lâyil olduğu veçhile temin edebilmesi muktezi İarömmee ailalamnlenlie

Bu sayıdan diğer sayfalar: