5 Ekim 1934 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4

5 Ekim 1934 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

( Haftalık siyasi icmal İ | Cenevre'nin Bilânçosu Milletler Cemiyeti asamble ve konsey | içtimaları hafta arası nihayetlendi. Bu devredeki Cenevre içtimalarının bir bilân- çosu yapılacak olursa, kollektif çalışma ile sülbün temini yolunda hayli mühim işler yapıldığı anlaşılır. Bir defa başta Sovyetlerin Milletler Cemiyetine girme- | eri ve konsey daimi âzalığına seçilmele- ri gelir. Bu, belli başlı bir kidisedir. Ser. yetlerden sonra küçük fakat ehemiyetli bir devlet daha Milletler Cemiyetine âza olmuştur. Bu devlet te Efganistandır. Efyanistan Asyada Sovyet Rusya ve In- giliz nüfuzlarının birleştiği bir noktada bulunan bir devlettir. Bu itibarla coğrafi ehemmiyeti büyüktür. Amanullah Hanın sukuku ile neticelenen isyandan beri memleket sâkindir. Amanullah tarafından başlanan ıslahat programlarının da tat- bikına devam edilmektedir. Her halde bu devletin — Milletler Cemiyetine girmesi sulh için bir kazançtır. Milletler Cemiyetinin meşgul olduğu bir mesele de Lehistan tarafından ileri sürülen akalliyetlerin hukukunu himaye muahedeleridir. Hatırlardadır ki Leh tan bu muahedelerin umumileştirilmesini devletlere de tatbik edilme- irde kendisinin de akalliyetleri himaye kayıtlarile mukayyet olmayacağı: nı bildirdi. Lehistan'ın bu moktai nazarı büyük devletlerin şiddetli mukabelesine maruz kaldı. Ingiliz Hariciye Nazırı, âde- ta demek istedi ki Lehistan'a bugünkü hudutları akali i min edilmiştir. umumileştirmeyi İngiltere'nin hiç düşün- mediğini bildirdi. Israrlar karşısında Le ait kaytıların umumileştirilmesinden vaz geçmekle beraber, kendisinin bu kayıtlar» la mukayyet olduğunu da kabul etmiyor. Biğer bir mesele de Sarre meselesidir. Beynelmilel idare heyetinin o reisi olan olan ârâya müracaat üzerine mi mak için Alman Milli Sosyalistleri - z bu ârâya müracaatın bitaraf bir şekilde yapılmasını temin etmek için şimdiki po- ini istemişti. Takviye unsurları da al- manca konuşan bitaraf memleketler teba- ası arasından seçilecekti. Knox teklifi ya- parken İsviçreyi düşünmüştü. Şimdi an- laşılıyor ki İsviçre bu Sarre işinde kendi tebaa: ihüyatlı hareket ettiklerine şüphe yok- tur, (sviçrenin bu işe karışmak istememe- si Knox'un plânlarını hayli sarsmış ol - makla beraber, beynelmilel idare heyeti- nin Feisi belki şimdi Belçika veyahut ta Baltık memleketlerindeki almanca konu- an kimselerden intitnde etmeğe çalışa: caktır. Şark Lokarnosu Sovyet Rusya'nın Milletler Cemiyetine girdikten sonra bir Şark Lokarnosu im- zalanması düşünülüyordu. Hattâ Sovyet- lerin Milletler Cemiyetine girmeleri bile bu Lokarnonun imzasına çığır açmak içindi. Şimdi anlaşılıyor ki Lökar. moju imzalanamayacaktır. Bir defa Al- manya Lokarnoya girmiyor. Fakat eğer Lehistan girmeğe razı olsaydı, belki Al manyasız Lokarno aktedilirdi. Lehistan da girmek istemediğinden Şark Lokar- Dosu fikri suya düşmüş telâkki edilebilir. Şark Lolkarnosunun suya düşmesile Fransa, harici siyasetinin sıklet merkezi» ni şark'tan cenuba intikal ettirdi. Italya ile bir kombinezon yapmak istiyor. Bu - Bun için de Avusturya meselesinde anlaş. tak lüzrmder. Fakat bu meselede de Yu- goslavya müşkülüt çıkarıyor. Şark kom- binezonunu akim bırakmak için Almanya Basıl ki Lehistanr kullanmıştır. Cenup mu akim bırakmak içinde Yugoslavyayı kullanacağa benziyor. Ga- rip tecellidir ki her iki devlet te Fransa? Bın müttefikidir. Avusturya Meselesi Fransa, Italya, Küçük Itilâf devletleri ve bilhassa Yugoslavya arasındaki men- fantlar telif edilemediği içindir ki Cenev- rede Avusturya metelesi etrafında bir karara varılamadı ve bir karara yarılanma» dığı için geçen şubatta üç devlet — Ziltere, Fransa, İtalya — tarafından ya- pılan beyanatı tekrarile iktifn edildi. Bu beyanat şu mealde idi: Ingiltere, Fransa ve Italya mevcut muahedelerin hüküm- leri çerçevesi içinde Avusturya'nın istik- lâlini muhafazaya taraftardırlar, Bu defa Avusturyanın istiklâlini mu- hafaza için şu şekiller düşünülmüştü: tere, Fransa ve Italya tara - fından Avusturya istiklâlinin kefalet altı- na alınması. 2 — Avusturya'ya komşu olan devlet lerin Avusturya işlerine müdahale etmi. i gitmiyeceğini beyan ettiğin. birinci proje suya düştü. Halya da Körük Iülâf ve Milletler Cemiyetini Avusturya işine karıştırmak istemediğinden geçen şubatta neşredilen beyannamenin tekra. rile iktifa edildi. Binaenaleyh Avusturya metelesinin hülü muallâkta olduğu şüpbe- sizdir. Kıral Aleksandr Sofya'da Fransız diplomasisi gelecek haftalar içinde çok ehemmiyetli meselelerle kar- #ılaşacaktır. Yugoslav Kıralı Aleksandr Paris'i ziyaret edecek. Fransız Hariciye Nazırı Barthou da Roma'ya gidecek, Yur goslavya ile ital; undaki münase - betlerin gerginliği karşısında bü ziyaret- lerin ehemmiyeti aşikârdır. Gelecek haf- talar içinde Avrupadaki diplomasi faali- yeti bu mesele etrafında temerküz ede - cektir. Kıral Aleksandr Hazretleri bu Paris siyasine bir hazırlık olmak üzere Bul garistanı ziyaret etti. Bulgaristan yakın zamanlara kadar İtalya'nın nüfuzu altın- | da tanmmış birdevletti. Kıral Aleksandr bu devleti kazanmak istiyor ki Orta Av: rupa meselesinin müzakeresinde şark cephesinden bir endişe gelmesin. Aleksandr'ın Sofya'yı ziyareti Bulga - ristanda büyük tezahüratla — karşılandı. islav kardeşliğinden bahsedildi. neşredilen tebliğde siyasi meselelere te - mas edilmekten kaçınıldı, Esasen bugün- kü şartlar altında Bulgaristan'In Yugos- lavya arasında her hangi bir siyasi anlaş- ma olamaz, Yugoslvya hiç bir devletle hususi bir anlaşma yapmamak için Bal- kan misakile bağlanmıştır. Küçük Itilâf mukavelesile daha ziyade bağlıdır. Ancak eğer bu mukaveleler Yugoslavya'nın menfaatlarını muhafaza edemiyorsa za- manla hükümsüz kalabilecekleri de hesa- ba katılmalıdır. Solya'da neşredilen resmi tebliğde Bulgaristan'la Yugoslavya arasındaki şi- mendifer münakalâtının ıslahından bahse. ildi. Iktısadi teşrikimesai temin edilece. &i bildirildi. Hars işlerinde teşrikimesai daima ve her yerde tekrar edilen bir söz- dür Bulgar - Yugoslav tebliğinde de yer almıştır. Bu ziyaretin şümül ve ehem- miyeti bugün vâzıh şekilde anlaşılmıyor. Bu, ancak Kıral Aleksandr'ın Paris ziya- retinden sonra anlaşılacaktır. Romanya kabinesinin istifası Romanya'da Tataresco kabinesi ansızın istifa etti ve Başvekil, Hariciye Nazırı itulesco'yu kabinenin dışında bırakar: yeni hükümeti teşkil etti. Kabinenin i disine daha geniş salâhiyet verilmesi hu- susunda ileri sürülen bir talep olduğu bildirilmektedir. Güya Titulesco kendi - sinden bu salâhiyet esirgendiği için isi fa etmiş ve kabineyi de beraber sürükle- miş. Gariptir ki Titulesco hâli Romanya'- da değildir. Binaenaleyh bir Titulesco bunu hariçten gi malıdır. Yeni Romanya kabinesine lesco dahil olmamakla beraber, Roman - ya'ya avdetinde girmeyeceği de malüm değildir. Başvekil Tataresco, gazetelere beyanatta bulunarak kendisile Titulesco da bir anlaşamamazlık olduğunu ve Hariciye Nazırı o Romanya'ya döner dönmez, baş başa vererek aralarındaki ih- tilâfı halledeceklerini bildirmiştir. Esa - en Hariciye Nazırlığı Başvekil Tatares- <o'nun uhtesindedir. Yani münhaldir. Her halda Romanya'nın harici işlerini büyük bir dirayet ve meharetle idare eden Titu- lesco'nun tekrar kabineye girmesi temen- niye şayandır. Rusya - Japonya aza Sakin Rusya ile Japonya arasın Mmünasebetlerde aalâha doğru bir n- m. , Uzak Şark'ta Rus - Japon mü- İm satımı üzerinde temerküz ediyordu. Mançurya'nın Japonya tarafından işga- linden sonra Sovyet Rusya şimendiferler üzerindeki hissesini satmak istiyor. Ja - vassutu ile “Mançuko,, yani Mançurya hükümeti de almak istiyor. Fakat fiat üzerinde uyuşamıyar- lardı. Uyuşulamaması da Japonya tara - fından bililtizam uyuşulmak istenilmedi- ğinden ileri geliyor zannediliyordu. Deni İiyordu ki Jajonya hu ibtilâfı vesile itti- haz ederek Sovyet Rusya'ya taarruz ede- cektir. Hafta arası şimendiferlerin satıl etrafındaki müzakere neticelenmiştir. U- zerinde karar kılınan miktar on milyon In; sıdır. Rusya ilkönce, yirmi beş milyon istemişti. Japonya da beş milyon vermişti. Rusya on beş milyon bırakıyor. Japonya da beş milyon çıkıyor. Mesele yalnız bir demiryolu hattının alınıp sat ması değil, harp ve sulh ile alâkadar bi. rinci derecede ehemmiyetli bir mesele - dir. Bunun içindir ki bu mesele etrafın. 'da nihayet bir karara © varılması Uzak Şark'ta harp ihtimallerini azalttığından sulh namına bir kazanç telâkki edilmiştir. Fransız teşkilâtı esasiyesi Fransız Başvekili Doumergue, Fransız teşkilâtr esasi üç noktada tadilin istiyon 1 — Başvekile Meclisi feshetmek salâ- hiyetinin verilmesini isiyor. 2 — Hükümete bütçenin tanziminde tam salâhiyet verilmesini © ve ayrı ayrı meb'us gruplarile © nihayetsiz pazarlığa meydan veren şimdiki sistemin ilgasını Mayor. 3 — Hükümet memurlarının grev ya pamamalarını temin için kanunu esasiy. kayıt konulmasını is gi tarafından kurulmak istenen yeni çeşit bir faşizm olduğunu iddin ediyorlar. Ma- mafih daha kuvvetli ve daha müstakar bi, ikümet teşkiline yardım edecek olar. bu tedbirlerin efkârı umumiyece fena karşılanmadığı anlaşılmaktadır. Ahmet ŞUKRU LERE | Askeri Tebliğler | Şehit tayyareci Mürevva Efendinin varislerine Eminönü askerlik şubesi reisliğin- den: Şehit tayyareci Mürrevva efendinin varislerinden bir şahsın acilen şubemi- ze müracaatı ilan olunur. Fakat | | muz gibi kendimizi bir şarap.mah- | zeninde sandık. Çünkü bütün üzüm | Öz dilimizle Yaş yemişlerimi Diparıyı yep yanl; gönlermeli < le, yurdumuza her yıl 15 milyon li- ra girebileceğini,“ (Türkofis) in yaptığı araştırmalardan öğreniyo- izim yemişlerin eşi, pek G3 yerlerde yetişir. İncirimin, Bein ruz. müz, elmamız, armudumuz, ayva - miz, şeltalimiz, kayısımız ve daha böyle nice nice yemişlerimiz var. Bunları yaşken dışarıya göndete- bilecek olursak, köylümüzün cebi- ne oluk gibi para akacak. Fakat, yazık ki şimdiye kadar yapılan de- neyiş (1) lerin sona iyi olmadı. Bu- radan, bin özenti (2) ile sandıkla- ra yerleştirilip papurlara yükletilen yemişlerimiz, daha yarı yolda bo- zuldular, Gövdeye indirilecek yer de denize atılan bu güzelim yemiş: lere acındık durduk. Öte yanda ise, Bulgaristan, harıl harıl Avrupaya yaş yemiş gönderi: | yor. Bu işteki beceriksizliğimizi bo Şuna gizlemiyelim. Geçen gün, Te- kirdağında bir tanıdık, bize bir kü fe üzüm gönderdi. Küfeyi açtığı - ler cibre olmuştu. Tekidağından | İstanbula yedi saatta varılır. Bu ü- zümlerin bir gün önce toplandığı- nı düşünerek diyelim ki, aradaki uzaklık yirmi dört saat sürer. dört saatta, şaraplık cibre hangi yüzle Avrupa'- ya göndereceğiz? Üzümlerin neden bozulduğunu sorduğumuzda bize şu karşılığı ver- diler: — Küfeler, ü ondan bozuldu! Peki ama, üstüste yığılan bir üzü miün bozulacağını düşünmek ge - rek değil mi idi? Denk yaptcılık (3) işindeki bil - gisizliğimizi gidermedikçe, yaş ye- miş göndermeyi düşünmesek iyi e- | deriz. Tekirdağından buraya gelin- ceye kadar bozulup ekşiyen üzüm- ler, Viyanaya vardığı gün, sirke 0 lar? M. SALAHADDIN tüste yığılmıştı, (1) Deneyiş — Tecrübe. (2) Özen - ti — İtina. (3) Denk yapıcık — Ambas* Tüğeslek. Iş ve İşçi Milliyet bu sütunda iş ve işçi isti. yenlere tavassut ediyor. İş ve işçi istiyenler bir mektupla İş büre - musa müracaat etmelidirler. İş arayanlar Orta tahsilliyim. Daktiloya aşina yan. Her hangi bir müessesede cüzi bir ücretle çalışmak istiyorum. Beya zıt: Parmakkapı Yeni Şark kıratane- si No. 125. Mümtaz “.. Hastahanelerde, mekteplerde yemek servisi, ütü, çamaşır gibi hizmetlerde er. babım, taşraya dahi giderim, Adresim: Sirkeci Samsun - Pazarcık oteli 8 muma» rada Şemsi H. İstanbulda Sultanhamamında Ham- di Bey pasajında birinci katta 18 nu- için mi itası talebile vuku bulan müracaatı İstanbul icra hâkimliği ta rafından kabul edilerek | komiserlik ifesini ifa etmekliğim ( takarrür etmiş olduğundan: | — Mezkür şir - ketten alacağı dlanların alacaklarını müspit vesikaları hamilen 6 birinci teşrin 934 tarihinden 25 birinciteş - rin 934 tarihine kadar yirmi gün zar- fında saat 17 — 18 arasında İstan bulda Aşir efendi caddesinde Basiret hanmda 24 numaralı yazıhaneye mü- meleri ve bu müddet zarfında alacak- larmı kaydettirmemiş olanların kon < kordato müzakeresinden hariç kala - cakları, 2 — Alacakların kaydetti - miş olanların 27 birinciteşrin 934 ta- | rihinden 5 ikinciteşrin 934 tarihine kadar on gün zarfında 17 — 18 ara- sında mezkür yazıhaneye müracaat ederek alacak vesikalarını tetkik ede- bilecekleri . 3 — Alacaklarını kay - dottirmiş olanların 7 ikinciteşrin 934 çarşamba © günü saat 15 te mezkür yazıhanede vuku bulacak alacaklılar toplanmasına gelmeleri ilân olunur. Konkordato komiseri Kemal YAZIHANE NAKLI AVUKAT AHMET RAMİ Galata'da Merkez Rıhtım hanın- daki yazıbanesini İstanbul, Bahçeka- pu Selâmet Han 13-14 »vmeroya Ana ile babanın farkı O gün akşama kadar ağladı. Bir hafta | ruyu karyolaya attı ve şöyle sedire kıv- sokağa çıkmadı. Kimse ile konuşmadı. Turhanın karımı bu kadar sevdiğini bir | len yoktu. Hattâ kendi bile. Meğer kay- beltikten sonra anlaşılı luk, tükenmez bir muhabbete inkılâp eden bir bir. Ne fena, ne fena. Aynı yatalıta da- uru düzelme- miş, Yastıkta başının yeri öylece olduğu gibi duruyor. Sahip olduğumuz ne çek şeyler var ki ancak onların yokluğu ile felâketi anlayabiliriz. Ne âni, ne birdenbi- ve yıldırım sür'atile gelen bir felâket ya- yabbi?... Turhan, karısınm cenazesinden avdet ettiği zaman doğru yavrusuna koştu. Bu altı aylık henüz süt çocuğunun gözlerin- de snasınmkilere eş bir mânâ buldu ve “işte, dedi. Belki de bi tesellim olacak.,, Onlar ki sıl bir heyecanla bellemi saadeti onlara geciktirmişt cukları olmuyordu. Günün birinde mer - hume işte bu yavruya gebe kaldı ve bunu doğurdu. Artık mes'uttular. Nasıl olma» #mlar ki karı koca biz muhabbetle seviyorlardı. Ve bir de o ka- dar istedikleri bir yavruya mail olmuş - lardi. Allahın ihsan ettiği bu saadeti kim, bangi zâlim onların elinden almıştı? Felek mi, şeytan mı?... Onların ne h: dine?.. Allah gene kendi kendine bu işi yaptı. Öyle münasip gördü. Tevekkül en- Zavallı Turhan Altı aylık yavrusu ile hayatın bu inişli yokuşlu yollarında sürüklene sürüklene didinecek, Çocuğa bakan kimse yok. Hep- #i Turhan başında, — İlk günler: komşu İhtiyar kadın çocuğun sütü ile fa- lan filân meşgul oldu. Fakat sonra baba- sıntı kucağına bıraktıkları gibi çekildi ler. Şimdi artık analık vazifesi de baba- ya kalmıştı. Bir baba ne kadar analık var sifesi yapabilir? Günler geçtikçe bu vazifenin ağırlığını anlayan Turhan düşünüyordu. — Ne yapmalı? Evet, yapacak bir şey yok. Iki gecedir uyumuyor. Uykusuzluk kadar müthiş şey yok. Cinayetlerini itiraf ettirmek için Av- rupada maznunları uykusuz bırakırlar - mış. Uykusuzluğun dehşetini düşünün ki on beş seneye mahküm olması muhaklaık olan bir itirafı bir lâhzacık gözlerini ka- pamal pahasına yaparlarmış. Turhanın suçu ne idi? Turhan kimi öl- dürmüştü? Çocuk onu uyutmuyor. Saba- İ ha kadar ağlıyor, vızlıyor. Hiç durmadan, dinlenmeden bilâtevakkuf inildiyor. Bu çocukta bir rahatsızlık var. Ona gündüz doktor getirdi, — San var, bir — ilâç yazdı ve gitti. İliç, falan para etmiyor. Çocuk mü: teradiyen vızlamakta devâm ediyor. eli gecelik uykusuzluğun ta - Han, Telefen: Trabzon yolu TARI p Tiğievei PAZAR günü sant 20 de Galeta rhtumından kalkacak. o Gidişte Zon- guldak, İnebolu, Ayancık, Samsun, Ünye, Ordu, Giredon, Tirebolu, Gö- rele, Trabzon ve Rizeye. Dönüşte bunlara ilâveten Of, ve Sürmeneye uğrayacaktır. Fransızca, İngilizce ile piyanoyu müs kemmelen bilen bir Alman O muallimesi muteber bir aile nezdinde Muallime veya Mürebbiye aıfatile hizmet arıyor. Ankara veya Â- nadoluya da gider. Kallis kütüphanesine veya 2032 posta kutusuna yazılması, (2989) Yitilliyet Asrın umdesi “MİLLİYET ” tir. m e ABONE ÜCRETLERİ : Türkiye için Hariç için LR DE Gelen evrak geri verilmez — geçen nüshalar 10 kuruştur.— Gazete v. matbaaya ait işler için müdiriyete nee cast edilir. Gazetemiz ilânlerın mes'oliye. sini kabul etmez. yavruyu ma- | | dı. Biraz, bir lâhza gözlerini kapamak istiyordu. Çocuğun o kadar baylırması- na, bağırmasına, vızlamasına rağmen söy leh geçti. Uyuyakalmışta. Belki on dakika, belki on beş dakika. Fazla de- il, ema bir yatla uyandı. Yavru haykı- rıyor. Kalktı, baktı. Çocuk ter içinde idi. — Piş, pişi. Para etmiyor. Yavru muttasıl ağlıyor, durmadan dinlenmeden haykırıyor. — Yarabbi beş dekika daha, şu gözle rini bir kapayabilsem. Mümkün değil, çocuk muttasıl bağı - riyor. Turhan çocuğa yaklaştı Gözleri büyüdü. Üzeri boğacaktı. Bir an tecennün edebilir ve 0- na cidden boğabilirdi. Çocuk katılırcasına ağlıyordu. — Sus! diye haykırdı. Çocuk söz anlar mı? Turhan parmaklarını çocuğun boğazın- da kenetledi. Onu sıkmak, parmakların arasında gırtlağını sıkıvermek istedi, eber!.. diye bağrrd. Çocuk lâf anlar mı? : Ve... Turhan parmakları gevşedi. Ne de olsa babadır. Eeee. .. fakat no'ola- cak? Tahammül etmenin imkânı yok. Çocuk kanter içinde katılırcasına ağla- makta berdevam. Turhan karyolanın başucundaki camı actı, İçeri soğuk, buz gibi bir rüzgâr gir di Turhan biraz nefes aldı. Çocuk gittik- çe şiddetlenen bir haykırışla haykarıyor, Şırpınıyordu. — Yarabbi bu çocuğun zoru ne? Elbet- te bir sikımtı var ki ağlıyor. Fakat dü- şünmeğe imkân yok. Turhan uykusuzluk tan geberecek. On dakika öylece kaldılar. Turhan kol- tukta gene uyuyakalmıştı. Belki yarım sa at, belki o kadar bile değil, Gene bir fer- yatla uyandı. Çocuk kesik kesik öksürü - yordu. Sesi hafiflemiş, azalmış, kısılmış Turhan yerinden fırladı, Yavruyu ku- cağma aldı. Yavru ateş içinde. Biraz yü- züne nefesile üfledi, & Çocuk titriyordu. Biraz sonra yavrunun gözleri | kaydı ve sustu. Bu susuş ebedi oldu. Yavru, tipki anası gibi babasmın kol- ları arasmda can vermiş oluyordu. Tur- han karısı ile çocuğuna duşu ihtizar olan kollarından bu mini mini cenazeyi indirdi ve karyolaya yatırdı. Ertesi gün onu bir hafta evvel karısı için taziye edenler, ay- Bı adamlar bugün de çocuğu için taziye ediyorlardı. Turhan mırıldandı: — Artık ben de yaşamam. Makbule ADNAN TEPEBAŞI ŞEHİR TİYATROSUNDA Getonhat Belli hir Tiyatrosa İT Bugün matine 14,30 da ET de CÜRÜM VE CEZA 20 Tablo Yazan F. M. Dor toyevsky. Tercüme eden Reşat Nuri. e, NN Eski Fransız Tiyatrosunda 11-10-934 Perşembe günü akşa- mından itibaren saat 20 de YARAŞA OPERET | 3 perde, Besteliyen Yohann Strauss Tercüme eden: Ekrem Raşit, 6897 Dr. A. KUTIEL Karaköy Topçular caddesi No.3$ 6659 ese film MELEK Soz nir KADIN ASLA UNUTMAZ filmi kadar beğenilmemiştir. Fransız. ca sözlü, oynıyanlar * JOHN BOLES ve MARGARET SULLAVAN Bugünkü program 23 Ka. BUKREŞ, 364 m. 545 Ka dersi. 19,40: Od 3: Macar ROMA » NAPOLİ - BARİ, 21,10: Plak. 2130: Musahabe, 21,48 Fallin “Dollar Presei li operet Temel 841 Kir. BERLİN - T 7 m. alk. 19,58: Msaliaba, Bİ Skeç 2025: Al bazar, SAA ig k neşriyat, Zİ,lS: “Ark, 950 Khx, BRESLAU, 316 m. J A6 Si 18,201. Gençler için meri walar. 20,45: Siymei Be: 94 Kuz. MUHLACKER, S2, sn 200: hav ara, isimli temsil 22: Halk msiklel. Zö: berler, 23,18: Saar, 24: Dana plikları, 2 Yeni senli filmler. 14 gece mu 592 Khz, VİYANA 597 m. 1950 Haberler ve, 2020 Şlusikili neşri 21 Filkarmesik kömür Osvall Kabare idaresinde, 22,50 Hükümet | ve radyo, Nereli Mariki Max Sekönkerm, 2830, betler, 2350 Konserin devamı, 1 Viyana alara: Osmanlı Bankasında! 5,5 faizli, 1334/1918 tarihli DAHLİ ISTIKRAZ tahvillerine ait olup vad 1 Teşriniseni 1929 da hulül eden ve mı tarihte tediyesine başlanan No, 24 kuponlardan ibraz edilmeyenlerin 1 Te rinisani 1934 tarihinde Türkiye Cun riyeti Hükümeti lehine müruru uğrayacağı, mezkür tahvilât himilleri malümu olmak üzere ilân olunur. Devredilecek —. Dorak “ Hava tozlarına karşı elyafi de ile gayri faal tozlardan ie üzgeç,, hakkındaki ihtira için —İkti süzeeç,, ki vekâleti Sanai müdürlüğünden isti. edilmiş olan 27 Teşrinevvel 1932 ta ve 1488 numaralı ihtire beratınm ihi ettiği hukukun bu kerre başkasına & ve yahut icara verilmesi teklif te olmakla ,bu hususta fazla malümat dinmek isteyen zevatın İstanbulda, an (3189) YILDIZ SİNEMASI Dilber ve şakrak artist FRANSİZKA GAAL'in En son veen güzel filmi ŞEYTAN KIZ Büyük muvaffakıyetlerle devam ediyor, Dühuliye 25 kuruş Bugün bir sinema barikası görmek isteyenler « İPEK sinemasında GÖRÜNMEYEN ADAM filmini görmelidirler, (Fransızca sözlü) Filme ilâve olarak : PATHE dünya haberleri ve Hanımlar sizin içim son Modalar, Bugün saat İl de tenzilâtk matine, Bugün ELHAMRA ÇİN GECELERİ RAMON NOVARRO sinemasında 2 film birden KADIN HAYATI NORMA SCHEARER m Çeklerin en meşhur profesyonel takımlarından BOHEMYA, ww FENERBAHÇE ile karşılaşıyor Maç saat tam 4te Fenerbahçe stadında yapılacaktır Gişeler saat yarımdan itibaren açılacaktır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: