19 Ekim 1939 Tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 14

19 Ekim 1939 tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 14
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

2R SEDPURTİRTINTİN Na. 99r9 — 587 Sanat ve ahlâk — 321 inci sayıfadan devam — ğunu iddia eden Hpikür ve Ekipür- cüler (ki bunlar Lükres Horatyüs) gibi şairler; nihayet Aristippe ve Hedonisme. «Hâz, bir edebsizlikten veya buna benzer bir halden zuhur et- miş olsa bile, gene hayırdır. Hazzı yapan sebeb bin utandırıcı kârak- teri, onun bir hayır gibi kabul edil- mesine mâni değildir. Her varlık hazzı arar, elemden kaçar, haz, biz- zat kendisi için arzu edilir ve iyi bir şeye ilâve edilirse onun kıyme- tini arttırır. Hayır ve hattâ yüce hayır hazdır.. Aristippe>. Sanat cinsiyet megelelerile do- ludur. Frend'ün libido nazariyesine hak vermemek elimden gelmiyor. Hayat ve hakikat ise, sanat egerinin mezuudur. Saül/*| aölı eserile belki mese- lelerin en berbatını hiç bir tered- düd ânı geçirmeden ortaya atan A. Gide yalnız dünyanın en gami- mi adamı olmakla kalmıyor, ayni zamanda böyle bir meselenin dahi sanat eserine mevzu olabileceğini göstermiş oluyor. Si le grain ne meurt...,ünde de kendisinde mevcud olan bakikat- leri biç bir guniliğe kaçmakaızın, olduğu gibi, yazmaktan çekinme- miştir. Hayatı olduğu gibi göster- mek istemek cemiyet için bir teblike ise, bu her şeyden önce sanatkârın değil, hayat ve res. litenindir, Biz, artistin cemiyetde bir ayna rolünü gördüğünü çok defa unutuyoruz. Ahlâksızlık da, sanat eserinin diğer mevzuları gibi, bir mevzudur. Yeterki mesele bir eseri meydana getirebilecek bir şekilde konul- muş olsun. Korku insana buradan gelmez ! Nihayet bütün mesele “dünya- nın gayri ahlâki adını verdiği ki- taplar dünyaya kendi fesadını gösteren kitaplardır,, da topla- niyor. N. Ilhan BERK Saül : Beş perdelik bir dramdır. Eser Parisde 1922 seneşi Vienx-Colombier sah- mesinde vaz'edilmiştir. Şür telâkkileri hakkında — 328 inci sayıfadan devam — Ve Bedri Rahminin: “Gurbet çırılçıplak bahçemde durur Mevsimler giyinir kuşanır gider., mısraları Türk edebiyatında yer ala- cak güzel mısralardır. Bunlarda hiç şüphesiz şimdiye kadar alışılmıyan birçok şiir unsurlarının kendisinden önce hiç bir meseleyi birinci plâna almaksızın (musiki, mevzu, manâ, form) şiiri kendi kendisinin bir me- selesi yaptıklarını görüyoruz... > İbrahim Hoyi'nin içinden bir tür- lü çıkamadığını itiraf ettiği: “Sahil şarkıları, m, geniş bir atmosferi (kontrollu) bir ölçüsüzlüğe sokan denememdir. Bizde maatteessüf hiç bir arayış ne bir alâka ve ne de bir mesele doğurmaya vesile olmuştur. Harb sonrası dünyası, şiirde bir arayışın ve yaratmanın sahnesi olmuştur. (Güzel) olmakla beraber bir türlü anlıyamadığınızı itiraf ettiğiniz bu yeni şiir meselelerini anlamak için her şeyden önce biraz başınızı çe- virib şiir hareketlerini takib etme- nizi tavsiye edeceğim. “Ekzotik omübtelâsı, manyaklar».. Sâyın münekkit herhalde bugün- lerde hafıza hastalıklarıyle ve düş- künlerin sakin itiyatlariyle meşgul bulunuyorlar ki, bu tabirleri bir is- tilâh gibi sütunlara geçirmekte te- reddüt etmiyorlar, Bay İbrahim Ho- yi'nin bu asli tâbirleri bana; “eroin, kokain mübtelâsı, tâbirlerini tedai ettirdi. Size bahsettiğimiz iklimleri gör- düğümüzü isbat için pasaport vize- lerimizi mi istemektesiniz ? Merhum Jül Vern kamere seyahat mi etmiştir? Kızgın güneşinden, bereketli yağmurundan ince bir kız edasile bahsettiğiniz Bozkır'dan bir ay evvel döndük. Fakat sizin, ora- nın yağmurunu da, güneşini de taş- ra muhabirinin havadisinden öğren- diğiniz muhakkak. Şiiri hâlâ edebiyat kitablarının tarifleri üzerine bellediğiniz nekadar aşkâr |. Şayed muharrirseniz; yalnız bir “43023 Ekzotizm Gençlerin yazıları : Gönülden Mavi pınar sızarmış, Her ruhu divan yazarmış, Aşkın vefamış gönül - (Ak ruh) geçidi varmış Allahı bir kol sarmış Mezarda rüva varmış, Bahtın hayalimiş gönül. Cehennemde &u dolmuş Buz taşa bülbül konmuş Her cismin başı solmuş Hilkat hatamış gönül. Muazzez Yücel —— — Deniz ve Ay Bu gece bak yine şu deniz sâkin, Yüzmüyor üstünde bir kayık lâkin. Çalkanmış, çalkanmış yorulmuş durmuş. Ne güzel bak şimdi halini bulmuş, Bak ayın nuru da sarmış üstünü Severek kabartmış mavi göğsünü İstiyor şimdi o nurdan sıyrılsa. Dalgalar üstünde düşüp kırılsa, Bu gece pek sessiz duruyor bakın, İhtimal gönlünü vermiştir aya. Gezmeye çıkmayın üstüne sakın, Karışmam tutar ha, sizi dalgaya. Ay semada duruyor bakınız çatık, Bize sanki diyor gidiniz artık, Korkuyor sırnnı herkes bilecek Büsbütün o nuru sönüp bitecek. Diyordu içinden kendi kendine, Ederim ansızın nüfuz kalbine. Sevdiği bilmişti sanki fikrini, Kabarıp coştu birden engine. Celâl Özmetin göstermeyiniz ve şiir meseleleri ü- | zerinde eğer bir şeyler söylemek istiyorsanız her şeyden önce mua- sır şiiri ve bugünün şairlerini oku- masım, esaslı bir tetkikten geçir- mesini tavsiye edeceğim. Şair, insan ıstırabını, (insanı) te- rennim eden insandır. Ama bir Malagalı, ama bir Çinli olsun.. Sanatkârın ifadesi, mahalli, fakat hisleri ve heyecanları bütün bir in- sanlığın ifadesidir. Selâm... Cahid Saffet AHMED İHSAN Basımevi Ltd.

Bu sayıdan diğer sayfalar: