27 Ağustos 1938 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 8

27 Ağustos 1938 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Tahta Ahmed fakir bir ailenin biricik oğ- luydu. Babası çok iyi, çok namuslu bir | işciydi. Ahmedin annesi oğlunu sevdiği halde ona oyuncak alamıyor gini bitirip, bir türlü elinden tutup ha- va aldırmak için gezdiremiyordu. Zavallı kadın kendi evinin işini bitir- dikten sonra da dikiş diker para kaza- nırdı. k Lâkin Ahmedin hem annesi, hem ba- | bası çalıştığı halde kazandıkları para ile karınlarını güç doyuruyorlardı. Bir gün Ahmedin annesi oturmuş di- kiş dikiyordu. Ahmed, bir müddet an- nesinin yanında, boş kibrit kutuların- dan, sigara paketlerinden ibaret olan oyuncaklarile oynadıktan sonra sıkıl- mıya başladı. Hava da çok güzeldi. An- nesi, Ahmede hava alıp, güneşlenmesi için evlerinin önündeki kaldırımda do- Jaşmasını söyledi. Ahmed sevinerek so- kağa fırladı. Bir müddet kapının önün- de oynaşan bakkalın kedisinin yavru- larını seyretti. Sonra bakkalın verdiği | bir avuç mısırı güvercinlere serpti. Gü- vercinlerin yemleri kapışmaları çok hoşuna gitti. Bisikletle gezen çocukla- rı uzun, uzun tedkik etti. Bir kenarda bıçak bileyen bileyicinin 6 kadar çok kıvılcımı nasıl çıkardığına bir türlü a- kıl erdiremedi. Bunu akşama babasına sormıya karar verdi. Ahmed etrafına bakındı, merak etmiye değer başka bir şey göremeyince kaldırımın — üsi biraz daha ilerledi. Marangozun di nınin önünden geçerken pencereden parlak bir şey düştüğünü gördü. Eğildi, aldı. Bu bir rende talaşıydı. Tıpkı sarı bir bukleye benziyordu. Güneş vur- dukca pırıl pıril parlıyor, bal rengi - şıklar çıkarıyordu. Ahmed bu sarı buk- lenin üzerinde parmağını kaydırdı. Hayret etti, o kadar düzgündü ki; anne- sinin eskiden kalma, pembe kutu de- dikleri, fakat pembelikle alâkası kal- mıyan çatlak patlak atlas bir dikiş ku- tusu vardı ya işte o kutunun atlası bi- le bu kadar düzgün değildi. Kim bilir bu güzel şeyi yapmak için marangoöz ne kadar uğraşmıştı. Belki şimdi kaybet- tiği bu parlak şeyi arıyordu. — Hemen götürüp vereyim, diye LA L Afacan bekçiden intik Bekçi — Sen herkesin tarlasına girersin ha, ku- Tağını çekeyim de aklın başma gelsin. Bekçi — Ben mi seni tutamazmışım, şimdi görürsün! Afacan — Bekçiden inti- kam almalıyım, talaşı ğ Ahmed marangoz dükkânına girdi. Etrafına bakındı. Aman - burası ne |kadar güzel yerdi. Uzun uzun masala- rın başında birkaç kişi çalışıyor. Koca koca tahtaları pırıl pıril yapıyorlardı. |Duvarlarda âletler, demirler aşılı idi. |Ahmedin hayan hayran bakışını gören marangoz yanına yaklaşarak tatlı bir sesle: —Bir şey mi istedin çocuğum? diye sordu. Aklı başına gelen Ahmed elindeki rende talaşını uzatarak: — Bunu galiba siz kaybettiniz, alı- nız, dedi. Maranğoz: — Bunu ne yapayım ben çocuğum, niçin getirdin? — Size lâzımdır. Bu kâadar güzel bir şeyi yapmak için kim bilir ne kadar uğraşmışsınızdır. Ben hiç bu kadar parlak, bu kadar güzel bir şey görme- dim. Marangoz gülümsedi: — Demek bu senin çok hoşuna gitti. Gel öyle ise ne kadar kolay yapıldığını sana göstereyim. Marfangoz rendeyi tahtanın üstünde itince birkaç talaş masadan yere dökül- dü. Ahmed yere baklı, Orada bir yığın parlak talaş gördü. Gözleri kamaştı. Marangoz Ahmede tahtanın — nasiıl rendelendiğini öğretti. Bu o kadar gü- zeldi ki Ahmed annesinin kendisini me- rak edeceğini filân unutmuş, uzun za- man dükkânda kalmıştı. Giderken ma-| rangöz yerden a' avuç aldığı talaşla- rt Ahmedin ön ne doldurdu., Ah- med marangoza: — Büyüyünce ben de marangoz ola- cağım. Eğer istersen, gündüzleri mek- tebe gider, akşamüstleri senin yanında çıraklık eder, öğrenirim olur.mu, diyor- du. Koşa koşa eve geldi. Baktı, annesi babasına çorba pişirmek için ateş yak- mıya uğraşıyor. Ahmed kucağındaki talaşları göstererek gördüklerini anlat- tı. Annesi: — Onlardan bir avuç bana verir mi- sin Ahmed? Babanın çorbasnı ısıtaca- Afacan — İşte hele bir cekler.. Bekçi — Aman, aman, aman! vay bekçinin başına gele - ©> AD A 7 > VA Okumak bilmiyen mürettip Amerikada Mi - surideki bir mat « baada 5 seneden - beri — mürettiplik yapan Jozef ismiri- | de bir zenci var - mış, Bu adam ne okumak, ne de yazmak bilir. Harf leri biçimlerinden tanıyor, fakat isimle - rini bilmiyormuş. * Fil insan gibi diz çöker Dört ayaklı hayvanlar arka ayaklarını büküp dizleri üstüne oturamazlar, Böyle insan gibi dizlerinin üstüne oturabilen yegâne hayvan fildir. Gürbüz çocuklarımızdan | | ! : Türkân Benhür ğım odunlar yaş, bir türlü yanmıyor. Ahmed razı oldu. Fakat o bir avuç talaş yandıktan sonra da odunlar tutuş- madı. Annesi gene yüzü kıpkırmızı o- dunları üflemeğe başlamıştı. Ahmed annesinin yüzünün böyle kıp- kırmızı oluşuna dayanamadı., Gitti, ön- lüj leki bütün talaşları ocağa boşali- tı. Birkaç dakika sonra çorba pişmişti. Ahmed o gece rahat bir uyku uyudu. Talaşlarla hem babasının çorbası piş- miş, hem de kendisinin büyüyünce mu- hakkak marangoz olması kararlaştırıl- mışti. ** am alıyor — | buldum, Afacan — Bekçi beni tutamaz, bekçi beni tuta - Afacan — Geçmiş olsun bekçi baba! a Aj Z © DA AY AA Yıldız — Kardeşimin de başında bir | türlü saç çıkmıyor Yıldız — Hele şu hüle bakın.. Yıldız — Ah dayan, bilseniz buna ne kadar üzülüyoruz. Yıldız — Aaaaa, şey şey... Birdenbire saç çıkmış, Çocuk mektebe gi- decek, annesi de ©- nun öğleyin mek- tebde yiyeceği ye- mekleri hazırlamış, sepete yerleşliriyor. Onların bu vaziyet- te yapılmış resimle- riçok güzel, fakat bir eksikliği var, bo- yasız. Şimdi siz bu resmi gazeteden ke- sin, boyayın; bize gönderin. İyi boya- yanlardan iki kişi birer masa saâa - ti. İyi boyayan di- ğer yüz — kişi - ye de kıymetli ve güzel hediyeler vereceğiz. Bilmeceye cevab verme müddeti on beş gündür.. Bilmece cevahını bize gönderdiğiniz za rfin üzerine «BİLMECE» kelimesini ve bilmecenin gazetede çıktığı tarihi mu hakkak yazmalısınız. Geçen bilmecemizde kazananlar: Geçen bilmecemizde kazananların isimleri pazartesi günü çıkacak sayı - mızdadır. Pazarlesiyi bekleyin.. Yal * nız bü arada okuyucularımızdan ufak bir şey rica edeceğiz: Birinci ikrami © yeyi kazanan okuyucularımızın resimit lerini isteriz, Bu resimler — mümküül mertebe iyi çıkmış olmalıdır. Çünkü gazeteye koyacağız., Taşradakiler pos” ta ile gönderebilirler. İstanbulda olafi” lar da bilmece mükâfatını almağa 5'9" dikleri zaman getirmelidirler.

Bu sayıdan diğer sayfalar: