31 Temmuz 1939 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 8

31 Temmuz 1939 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

8 Sayfa SON POSTA 3 Erkekler diyorlar ki “Kadınlarımız, önüne gelen erkekle tanışmaktan, fazla fantaziye düşmekten kendilerini menetmelidirler. Aksi takdirde hiçbir bekâr evlenmeğe cesaret edemez,, © İsmail Bozok (Balıkesir): «Uzun müddelllenberi devam etmekte olan anketinizi dikkatle takib ettim. Be- kâr olmaklığım dolayısile, ben de kana- atlerimi sınalamak istiyorum. 1 — Bekâr bayanlar bizlere karşı hak- sz yere ithamlarda bulunuyorlar. Fakat bizce her bayanm kusuru malümdur ve| hiçbir zaman görümüzden kaçmıyor. Bu- | gün binçok yalud bir tane erkekle, ta nışmıyan, kunuşmuyan tek bir kadın var madır?. Varsa yüzde kaçtır, 2 — Anikelinize cevab veren bir bayan bir şapkayı 15 liraya aldığından bahsedi- yor. Orta halli bir aile için bu pek çok değil midir?. Kadınlarımız, ömrüne gelen erkekle tanışmaktan ve fazla fantaziye düşmekten kendilerini menetmelidirler. Sükleri, aile bütçesini osarsmamalıdır. Aksi takdirde, hiçbir bekör evlenmeğe cesaret edemez. Tabii ben de öyle.» —E> © M. Aç (Adana): . «Daimi okuyucunuz olmak hasebile vzun zamandanberi devam edegelen ve #on günlerde bayanlarımızın da haklı müdahalesile büsbütün alevlenen anke- tinizi mergk ve alâka ie takib etmekte- yim. Yinmi sekiz yaşında bir bekâr oldu- ğumu da ilâve edersem bu alâkanın bir) kat daha yerinde olduğunu anlatmış olu- rum. Bekâr erkeklerin verdikleri cevab- Tar hemen hemen birbirlerinin ayni ve- yahud mütemmimidir. Yüzde doksanı bugünkü kızların fazla müerif ve süse meyyal, hoppa ve netice itibarile koca- sına ve yuvasına sadık olmadıklarını ile- ri sürüyor. Pek az kısmı da hekiki yara- ya temas ediyor ve diyorlar ki: «Kazancımz âz, hayat pahah, bu se- bebden evlenmeğe cesaret edemiyoruz.» Öyle ya, kendini güç geçindiren, fakir bir bühçeye malik bir delikanlı, ikinci bir hayatın yükümü omuzlarına nasl alabi- lir? Yoksa kızlarımıza müsriftir, hoppa- dır, şudur budur demek bir bahaneden başka bir şey değildir. Pek malâmdur ki, bir millesin beşeri seviyesinin tekâmülü, kadınlarının içtimai durumu fle ölçülür. Biz bu seviyenin en üst tabakasındayız. Şimdi bütün, dünya Türk kadınına gıpta ve hasedle bakiyor, Bir kadın kocasının her şeyi olduğu gibi ilk plânda namus ve şerefidir. (Al çilir elbet beşer, kadın sukut ederse.) O, bütçesinin kabiliyeti nisbetinde €- Edebi tefrikamız: KO sasen kendisi süslenmek mecburiyetini hisseder. Fakat mistesna olarak. hoppa- sı da, züppesi de, müsriti de vardır, Fa- kat istisna kalde teşkil etmez ki.. Bizlerden de bu kıratta kimseler az mı sanki, Hayat şartları artık değişmiş- tir. Şimdi sadece erkoğin kazanıp geti mesi kâfi gelmiyor. Bunu temin edenler, ksek maaş sahibi olanlardır. Bizler gibi 50-60 Jira gelire malik kimseler, eş | edineceğimiz kimsenin ya sz çok varlık- h, yani kocasına hasvedeceğ! bir evi, yâ- hud cüz'i bir parası olmasını, yahud bir meslek sahibi bulunması odolayısile ka- zancımıza iştirak etmesini arzu ederiz. Fakat bu gibi kızlara malik olabilmek için bizde kazancımızdan ziyade başka meziyetlerin bulunması lâzımdır. Bun- dan fakir olanların ve bu isteği güdenle- rin yaptıkları evlenme teşsbbüsleri pek tabiidir ki, akim kalıyor. Bazılarını bu imkânsızlıklar, kadınlar aleybinde bulunmağı sevkediyor. Yoksa kızlarımız zannedildiği kadar fena değil- dir. Meşhur sözdür: Alacağın kız evinde iki tabak yemeğe alışmış ise, sen bu ta- bağı bire indirme, ya iki olsun, yahud | üçle... | Bizim en büyük hatamız kendi seviye- mizden yükseklerde uçmamızdır. Hele İ ruh imtizacına hiç bakmayız. Evlenip | boşanmalarımız bir anlık buhran devre- sinin kurbanıdırlar. Şimdi bana diyeceksiniz ki, ey bize a- kıl hocalığı eden kimse, sen söyle baka- km, riçin bekârsın?.. Derhal anlatayım! Henüz küfvümü bulamadım bir, bazı ailevi mâzeretlerim oldu İki, maaşımın ipe hepsi bul. Mazmafih daha gencim; sabre- diyorum. Elbet muradıma erecek, ve dünyan en nezih ve cn İyi anne olma- sını bilen münevver bir Türk kadınile hayatıma birleştireceğim.» <P> © H. Ergezen (Ortaköy Sağlık sokak): <Karmla âramız münhasıtan geçim- sizlik yüzünden açıldı. Nihayet ayrılmak zaruretinde kaldık. Iki buçuk sene uğ- raştım. Bu uğurda neyim Var, neyim yok sawleğtim. Bir dahs da evlenmeğe tövbeler tövbesi, bekârların oevlenme- mesine başanma zorluğunun niçin sebeb teşkil ettiğini şimdi daha güzel anlıyo- rum. Bu boşanma zorluğuna karşı hangi YDEKİ DOST w Bisan Cahid Çok dostum, ahbabım var. İstanbu.|lak aralarında, salonlarında ararlar . Yun birçok tanınmış aileleri bana emni- |Bunun için yen! &ir romana başlarken yetle dostluklarını açmışlardır. her şeyden evvel kahramanın tipini — Soframızda daima yeriniz hazır-|defterime bütün hatlarile tesbit ede - dır, derler, rim. Bu tip herhalde tanıdıkların hiç Ciddi hareketlerim en sıkı ailelene|birine benzemiyecektir. Gözünün ren- emniyet verdiği için mevktimin bozul-| gi değil hattâ saçımın tuyaleti, adının mâmasına dikkat ederim. Kadınlar çok! hecesi bile şüphe uyandırır. fantezitik mahlüklardır. Ben dediko- dudan çekindiğim halde bazı aşinalar var ki başkalarına karşı aramızda hu- susiyet olduğunu ilân etmekten hoşla- myorlar. Böyle reklâmların ne kadar tehlikeli olduğunu bildiğim için çök temkinli davranırım. Çünkü fantezi o- larak başlayan hususiyetlerin skandal haline gelmesi dalma mevcuddur. | Romancılığın bir tehlikesi de bura- da zaten. Bana birçok hanımlar sorarlar: — Falan romanınızdaki #fyah gözlü kadın kim Allah aşkımıza? Onları te min etmek müşküldür. Hayalle vücud bulmuş bir roman kahramam kabul etmezler. Bu siyah gözlü kadım mut. Bir romanımda neş'eli bir kadın kah raman vardı. Orijinal . tebessümlerini anlatırken: Gül rengi yanaklarında birer amber açıldığını görmek İçin gülmesi- ni bekliyenler ne kadar çokls Diye güldüğü zaman yanaklarında zarif gamzeler peyda olduğunu yaz - miştim. Salonlarda, çay masaları başında bu tarife-göre kahraman arıyanlar niha - yet bulmuşlar. Nişantaşında bir genç hanım varmış, güldüğü zaman, gam. zeler olurmuş. Bu zalimane tecessüs adeta bir mesele çıkaracaktı. Bereket versin romandaki kahramanın hayatı ve hareketleri bu gamzeli hanıma uy- idare edip etmiyeceği endişesi üç. İşte| babayiğit başını derde sokmağa cesaret e- der?,. İyi bilir alırsın, ya sonradan fena| çıkar, kötü olursa?.. Kadın da vekıâ bü- tün güzellikler bir araya toplanmıştır amma, ruhunda feneliği karşı büyük bir istidad vardır. Kadın bence tekâmül et- miş bir şeytandır. Tevekkeli ekvamı ka-| dime kız çocukları diri diri gömmez- miş!. Bana bir hâdise gösteriniz ki, için- | Abdülbak Hâ- miâdin şu beyt de kadının yaratılışını| pek güzel bir sureti izah ediyor! «Dünyada kadın ruha değil, kuvvete eştir; Sen tapma yanarsın, onun Allahı a- teştir.» © 1. Ap. (Ankara): «Bekâörlar niçin evlenmiyorsunuz, su- aline bay ve buyanlardan gelen cevab- İsti dikkatle okuyorum. Bekârlar, böyle bir suslin tevcihi ie gayenin hududunu aşarak, İki tarafta şahsi ve ailevi vazi- yetlerinin tahlili cihetine gitmişlerdir. Bence: Bu sual bekârlara sorulması ge- reken, yerinde, çk güzel bir sualdir, fa- kat bir şartla: Hâdiseyi daimi afaki dü- şünmek suretile... İşte ben de bu kanal dan yürüyerek fikrimi yazıyorum. Bekâr erkekler, kızlarımıza: «Aile yuvası ku- ramaz, evlenirsek mes'ud olamayız, müs- rif ve zevik düşkünüdürler vesaire.» gi- bi isnadlarda bulunuyorlar ki, bu kat'iyen doğru değildir. Ben birçok sebeblerden dolayı bekâr arkadaşlarımın fikirlerine iştirak etmiyorum. Çünkü: 1 — Mes'rd olamıyacağını, şunun bu- nun ifadesile düşünerek evlenmekten vangeçmek, bütün kadınları kölü zan- retmek hatadır. 2 — Arkadaşlarımıza, Anadoluda kız- larınızın iffet, ösmet, saadet saçan şak» Tak yuvalarını görmelerini tavsiye ede- rim. Ykksa kendi dar muhitinde veya ker yılda bir gördüğü; işittiği çirkin bir aile faciasını gözününe getirerek evlen- mekten #eriğ olmamalıdırlar, 3 — Evlenmek için ne hoşça bir me kün, ne de servet saman lâzımdır. Fa- kir olsun, yalnız elzem olan, nefsine iti- madı, hayat arkadaşını intihabda isabeti, içtimai vaziyetini takdirdir. Yani (yorge- na göre aysk uzakma) sını bilsin! (Devanu 10 uncu sayfada) muyordu. Dedikodunun arkası çabuk kesildi. Bunun aksi de az değildi. Birkaç tanıdık lâtifeci arasında bana ŞöMle takıtmışlardır. — Romanlarımza kahraman olin kadınlar ne bahtiyar mahlüklar. Ben de anlamamazlıktan gelip şöyle cevab vermişimdir: — <Yani hayalde, yoklukta yaşa - “Bekârlar, niçin evlenmiyorsunuz?,, Kadınlar diyorlar Ki “Eğer erkeklerin söyledikleri gibi dünya yüzünde kötü kadınlar varsa onlar Allah tarafından bizim intikamımızı almak için halk edilmişlerdir!,, © Melek, Çamlıca: Bekâr enketi uzayıp gidiyor ve bütün bekârlar da bilâlstisna ayni nakaratı kul- lanıyorlar, Kadınlar müsrif, kadinlar kadınlar sadakatsiz diyorlar. Kadınların buna karşı kendilerini mü- dafâa elmeğe ihtiyaçları yok. Onlar mu- kâbele olmak üzere kısaca şu sözleri söy- leswler kâfidir. Bir cemiyet kadın ve erkek diye iki ayrı kütleden müteşekkil değildir. Ka- dere ahldkmz olan bir cemiyetin erkeği ahlâklı, erkeği dürüst olan bir cemiyetin kadını ahlâksız olamaz. Yani bir cemi- yet tereddi ettiği zaman kadınile, erke- Bile, içtlmal zrüesseselerile, zihniyeti ile, ahilikı ile, bünyesi, ruhile, varlığile bir- den tereddi eder. Eğre kadınlar bekârların söyledikleri kâdar (kötü iseler, kendileri de ayni de-! recede leğtüdürler. Ve o Zaman şikâyet edip durmasınlar, | malüm ya bir söz vardır; Tencere yuvarlanmış, kapağını bulk muş. © Mehlika, Mısırlıoğlu, Kadıköy: 45 yaşındayım. Otuz yaşımda bir dul- ken yaşımdan birkaç sene büyük bir er- kekle teşriki hayat ettim. Otuz yaşımla kırk beş yaşıma kadar bu adamla yaşa- dım. Hayatımı ve gençliğimi ona vekfef- tim. Şimdi kıtk beş yaşında ve bir daha kolay kolay evlenemiyecek halde bir ka- dınırı. Kocam genç bir kıza tutulmuş. Benden boşanıp onu almak İstiyor. Ba- na yapmadığı hakaret ve eziyet kalmı- yor. Beni soktğa atmak istiyor. Kazancı yeni karsile kendisini ve ayrıca boşa- dıktan sonra beni besliyecek kadar de- ğildir. ahlâksız, kamımızı almak için halkedilmişlerdir ve yaptıklarını çek iyi yapıyorlar. Benim hayatımı okudunuz. Siz takdir ediniz. Hava ve hevesine kapılıp on beş senelik evini, ve kendi hayatının iyi ve kötü günlerini paylaşa paylaşa kırk ba $ine gelmiş karısını terkeden erkek mi hoppa, yoksa kadın mı? Erkeklerin hepsi böyledir... Bilâistiş- na böyledir. Onlarda ne hatıraya hürmet, ne ma- ziye bağlılık vardır, Sevgi ve kadın onlar için hayatlarının yolu üzerinde zaman zaman uğramlacak merhelelerdir. i Onlar hayat yollarına devâm ederler ve bu hayatta şurada, burada konaklar. İar, Halbulki kadın için sevgi aile temeli ve aile sevgisidir. Erkekler yuva kurmağa kalkıştıkları zaman #lacakları kadından değil, kendk Verinden korksunlar... Çünkü aileyi yr- ken, eşinden bikan hep, hep, hep er kektir. Okuyuculara cevablar © Bay İsmail Bozok Balıkesir: Mektubunumu bekârlar sütununa veres, ceğim, fakat bu mektubu bana hitaben yazmış olduğunuz için bazı fikirlerinize İtiraz etmeği kendimde hak görüyorum. Bugün bir erkekle tanışmıyan hiçbit kadın yoktur diyorsunuz. Ayni sözü de kadınlar size söylerler. Bugün bir kadın İa tanışmıyan hiçbir erkek yoktur. Bugünkü erkekler şunu İyice aklınıza koyünuz ki hayatta biri imtiyazlı, diğeri İmiiyazaız iki cins tanmıyoruz. Kadına ahiken memnu olan her şeyi erkek yas Par diye bir kaideyi bugünkü kadınlara i ettiremezdiniz. Siz uslu olunuz, genç kızlarda uslu olurlar. Fakat siz biz istediğimiz gibi yas şar, sonra evleniriz derseniz genç kızlart ahlâklı tutmağa nasıl muvaffak olursu» Otuz yaşımla kırk yaşım arasında ben pr evlenebilir, yahaxd bir iş twtebilir ve ha- yetımı bambaşka türlü tanzim edebilir. dim, Şimdi ise kırk beş yaşındayım. İster kadın, ister erkek olsun şimdiye kadar Hiçbir iş tutmamış herhangi bir insan için yeniden hayata atılmak, yeni bir ha- yat kurmak imkânı var mıdır? Bir mes- lek edinmek veya bir yuva kurmak için kırk beş yaş tüm Yaş değildir. Takdir e- dersiniz, Erkeklerin yazdıkları yazıları okuyo- rum, Eğer onların söyledikleri gibi dün- ya yüzünde kötü kadınlar varsa onlar Allah tarafından erkeklerden bizim inti- ve nihayet ruhları bozuk salon hanım- larına kadar aşk arıyan renk renk, böy boy &izlar ve kadınlar ömrümün on beş yılını haftalar, günler gibi doldu. rup geçtiler. En haşa gidenin nihayet Üç ay süren saltanatından kalbimde bir iz bile yok. Hepsi dudaklarımızın ara- sında kâybolan renkli ve kokulu şe- kerlemeler gibi eriyip gittiler. Zaten mak bahtiyarlık deği mi efendim” Aaile içlerinde, salon köşelerinde ra- hat edebilmek için kendime göre bir proğramım vardır. Böyle dedikodulara yol verecek münasebetlerden kaçmak ve eğlencelerimi daha ziyade ikinci ve üçüncü derecede kadırllara ayırmak. Hattâ bar artistleri, dansözler sınıfını daha elverişli bulurum. Çünkü bun « lar mevsim mevsim İstanbulda görü - nürler. Bu sınıf kadınlarla vakit ge- çirmek belki biraz masraflıdır. Fakat tehlikesizdir. Maksime bir aralık iki Rus artisti gelmişti. Ne güzel mahlük. lardı. Küçüğü ile birkaç ay beraber yaşadık. Sonra Parise gitti. İki yel son- ra Parise uğradığım zaman benim si - yah kâhküllü güzel Matoşka'nın bir fabrikatörle evlendiğini Gazino 48 Pa. ri de çalışan Rus artistlerinden öğren- dim ve memnun oldum. Mes'ud otmıya lâyık temiz bir kızdı. Bütün bu bar artistlerinden başlıya- rak'masum tavırh, . şirin dektilolara aşk nedir kil Şimdi yaşamak davasının en buh - ranlı devrine geldim. o Hayat sadece ne sevmek ne sevilmektir. o Saadeti yalmz gönülde arıyanlar Cresüs'ün bazinelerini rüyada gören bedbahtlar kadar talihsizdirler. Yaşamanın da ri- yaziye gibi, mihanfk bir ilim olduğunu kabul etmek tâzım. Çünkü hayatta ay- ni sebebler ayni neticeleri veriyor. Ta- latin nizami bizim zavallı kalbimi » zin hırçınlıklarile değişir mi hiç. Bana bazı kadınlar: — Hodgâmsın, egoistsin, kendini dü- şünürsün! derler. Aksini iddia eden - lerden değilim. Fakat bu tabiatin de- gişmiyen hükümdür. Benim deği! ki! * Cumartesi günü matbaada elden gelmiş bir mektub buldum. Açtım: — «Yarın sabah dokuzda Edirneka- pısı dışında sizin otomebiliniz sizi bek- Hyor.s Bunun için yalnız kadınların değil, memleketimizin erkek, kadın bütün gençlerinin, ayni şeyleri ahlâksızlık te) lâkki etmeleri ve İzdivaç hayatına yıps ranmuş. ahlâken sukut etmiş, bedenen ve ruhan mariz olmuş bir surette değik memlekete birçik çocuk yetiştirebilece kabiliyette yani ruhen ve bederen sılw hatli, zinde ve temiz olarak gelmeleri İsraf meselesine gelince, bu da bir kas Takter meselesidir, Kadında da, erkekit de müsrifler ve hasisler bulunurlar. BW İ nu umuma teşmil etmek bence hatali olur. (Devamı 10 uncu sayfada?) satır «Vildansın bir hafta boş otur “| madığını anlatıyor. Genç kadın çift 4| likten şehre kadar gelmekle direxs * yondaki kuvvetini anlatmak istiyor * di - i Saat tam dokuzda bir taksi fle Edir nekapıya geldiğim zaman «Vildan» * Ramiye giden yolun köşesinde buldun» Bugün pek neş'eli görünüyor ve o k#* dar da şık... Etekleri akordiyon bir p€* | yaz keten oibise ve başında beyaz be Te, güneş gözlükleri yuvarlak yü ve berenin altından fışkıran altın kö” mesini daha mükemmel gösteriyo” kolları hemen omuzlarına kadar açık ellerinde beyaz eldivenler. £ Kurşuni gözlerinin güldüğü anes |yanaklarındaki canlı çizgilerle o hâf #ranbuvaza benziyen dudaklarının Uğından taze manolya gibi ( görün dişlerihden anlaşılıyor. Kapıyı açtı. Yanına oturdum. — Hem tebrik ederim, hem teşek kür. Dedim Artık direksiyona tamamile aşi bir vaziyette: — Müsaade eder misiniz, daha GÖĞ Tusu emniyet eder misiniz sizi 5 1

Bu sayıdan diğer sayfalar: