10 Eylül 1939 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 10

10 Eylül 1939 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

10 Sayfa «Son Posta» nın tefrikası: 15 Fakat şuna emin olunuz ki siz Saint . Bastien'den gittikten sonra, Al. man etaşenavalinin yanında nasıl bir rol oynadığınızı öğrenmek isteyen a - damları karşımdan kovdum.» Ve Jose Verde eski hatıraları can « Yandırarak, kapalı kelimelerle bana ba- zi iş tekliflerinde bulunmak istiyor gi- © bi idi. Acaba hangi parti için çalışıyor. © mişlerdil âu? Fransada işi ne di? Mektubunda: «İspanyollar içinde pek çok dost ka- zandınız...» diye yazıyordu. Bununla ne demek istiyordu? Mektubu kayıdsızca cebime koymuş. tum. Bu bana yeni bir ihtardı. Bana: «Marthe bir casus, er veya geç gene eski mesleğine dönmeğe mecburdur.» » demek istiyordu. Peki böyle olsun! Fa. © kat ben saatimi bekliyecektim, bu sa. âlimi ben kendim intihab edecektim! * © Eski arkadaşlarımla yeniden görüş « © meğe başlamıştım.. Bilhassa eski şefim olan yüzbaşı Ladoux ile sık sık görü - © şüyordum. Ladoux harbden evvelki| modaya uygun bıyıklarına rağmen! © dünyanın en sevimli adamı idi. | © Onunla Harbi Umumideki casuslar « “ dan bahsettiğimiz zamanlar, bana: — Lenolr kurşuna (dizilmeğe müs. tahak bir adam değildi, diyordu. Onu haksız yere idam ettiler... Bir yanlış - lıkla... Ben günün birinde onun masu- miyetini isbat edeceğim. Onun bu sözleri beni o düşündürdü. Casusların içinde niceleri sırf pasifist oldukları için darağacına kadar git - * Verde'nin Ganyan Court tayyare meydanına geldiğinden fki hafta sonra © eski dostu olan Yuanito ile karşılaş - “ © amlatmağa razı olmuştu. Bu Madridde » stam. İki esk! arkadaşla geçirdiğim bir ak. “şam, bu meşhur İspanyol torerosunu © tanıdım. Bu şimdi herkesin (tanıdığı © meşhur C... Jose'nin eski dostu ve şim- diki | numaralı halk düşmanı Yuanito dd. İyi İspanyolca konuştuğumu — bilen dostlarım, büyük torero !le görüşmek. ten memnun olacağımı zannederek, 0- nunla beraber bulundukları bir resto. rana beni de davet etmişlerdi. Hattâ ben onlara biraz da tercüman. “lık edecektim. Bu tesadüf ben! çok 2- © İkadar etmişti. Çok zamandanber! İs. panyadan çıkmıştım. Bu kadar kısa bir müddet zarfında, © çocukluk hayatlarını beraber geçirmiş iki eski dostla buluşmak pek tuhafdı. Onların müşterek sırlarını ve düş - manlıklarını şüpbesiz ki burada onlar. dar başka yalnız ben biliyordum. © Ben şimdiye kadar onu yakından hiç! © görmemiştim. Onu bir defa o uzaktan; görmüştüm. Bu adam (yakından pek, - sevimli idi. Çehresi mükerder, gözleri dalgındı. Dudakları gayet renksiz. bur! nunun alt kısmı biraz basıktı. © İlk önce bir müddet C.. sessiz dur - du. Lâkırdıya pek karışmadı. Şüphe - siz ki bunun sebebi Fransızcayı iyi bil. © mediğinden ileri geliyordu. Ben İspan- yolca konusmağa başladım. Biraz bu « nun tesiri, biraz da içtiği içkilerle ma- s#amızda bulunan birçok güzel kadın - © ların tesirile, açıldı. Hararetle konuş - o mağa başladı. Orada olan kadınlardan birinin 1s - rarile, C... boğa güreşlerinden (birini “yaptığı bir güreşti. Ben, onun her kelimesini ihtimamla tercüme ediyordum: O gün C... boğaları gördükten son - ra asabileşmişti. Boğalar pek fena şev. lerdi. Onları gördükten sonra bu dö. vüşmenin pek sert pek müthiş olaca - ğın; anlamıştı. Esasen orada bazır bu - — Olumanlardan birinin bir sözünden de 'bir uğursuzluk sezmişti. Velhasıl va - “hat değildi. “Ortaya çıkmadan evvel pek dehşetli Vr ei li ie ii NN BİR lama sebeb bu mağrur, kendini beğen - CASUS KADININ HATIRALARI Çeviren; Hatice Hatib / numaralı halk düşmanı ve Üzüntülü dakikalar geçirmişti. Fa -İyapmak istemiş bir insandı amma, ben kat ortaya atılır atılmaz evvelki kor -|Joseyi düşündüğüm zaman şimdiki Jo. ku ve dehşetten eser bile kalmamıştı. İseyi değil, daha insanlığa ve dostluğa Boğanın pek müthiş O atılışları vardı!linanan o temiz çocuğu düşünüyordum. Torero pek mükemmel bir muvaffa -'Gözlerimi ondan ayırmadan yavaş bir kiyet kazanmıştı. Halk adeta zevk ve|sesle İspanyolca olarak ona: neş'eden sarhoş gibi idi. Boğayı öldür-| — Beni yalniz bir tek hikâye alâka. meden evvel kendisi de yaralanmış -|dar eder, diye cevab verdim. Göğsünün tu Fakat yaralanmış olduğunu heyeca-'üzerinde çizilmiş olan haç işaretine a- nı arasında his bile etmemişti. Ancak id olan hikâye... Bu işaret o kadar be. evine geldiği zaman bunun &farkınalceriksizce çizilmiş ki sanki (Obunu bir varmıştı. kılıçla çizen bir çocukmuş gibi... Masadaki kadınlara, yara yerlerini| Bu sözlerimi işitince titredi. (o Fena birer birer gösteriyordu. Kimi kolun -İhalde sararmıştı. Bana Jose'nin bir va- da, kimi omuzunda idi. Göğsünde vejtan haini olduğunu, dünyanın en ah. bacaklarında da müteaddid yara izleri |lâksız bir adamı olduğunu, ve o by - vardı. Nihayet C... bana hitab ederek:|nette bir adamın anlattığı şeylerin hiç — Madam dedi. Sizi hangi yara daha |bir zaman doğru olamıyacağını söy - fazla alâkadar etti? ledi. Onun yüzüne uzun müddet dik dik| Onun heyecanla söylediği sözleri sü. baktim, Jose Verde'yi düşünüyordum. |künetle dinlemiştim. Masamizda bulu- Onun casusluk hayatma atılmış olma.İnin kadınlardan biri sordu: — Size neler anlatıyor? müthiş bir miş adamdı. Vakıa Jose bana fenalık'boğa güreşi mi? (Arkasi var) aaa aa ama m b m Anara Radyosu DATGA UZUNLUĞU — 1648 m, 182 Kes, 120 Ke, TAG 19,74 m. 15195 Kos 30 Kw. TAP 31.70 m. 9463 Kez 20 Kw. PAZAR 1079/29 1200: Program. 12.36: Türk müziği (Fas heyeti.) 13: Memleket saat Ayarı, ajans ve meteoroloji haberleri. 13.15: Müzik (Küçük Orkestra - Şef: Necib Aşkın.) 1 — Raffaele 'Valente - Uzak bir memleketten © serenad. 2 — Prits Resklenwald «- Viyana müzikleri, 3 — Josef Lanner - Balo dansları 4 — Rio Gebhardt - Noktürno ninni, 5 — Hans Ma - 1 — Tane De satılan balık - Şart Jâhi -İinzer - Viyana polkası 6 — Frans Tehar - ra Libellentanz operetinden potpari, 14.15-14.30: 4 e çek S Ülnld add Müzik (Dans müziği - P1) 1830: Program. 4 — Bir kış sebzesi - Birafı su ile çevrili, sı, yg gö; Türk mülki Gas “heyeti 20. kara parçası 10: Müsik (Dans müziği - PL) 2030: Mem - 4 — Gömleri görmiyenler - Cemi odatı. /leket saat üyarı, ajans ve meteoroloji ha - any ze İberleri 2045: Türk müziği: Çalanlar: Refik 6 — Madenleri parlatmak için kulları - wefharet Sağnak. 1 — Şevkefza (o peşrevi lan bir nevi toprak - Beyaz 2 — Nikogos - Şevkefra şarkı: (Geçip de 7 — Tükürmek sesi « Bayağı karşıma gözlerin sürme.) $ — Raşad Erer - 8 — Duvara eti &0iş Acemaşiran sarkı: (Ey benim güzel kuşum.) 4 — V4l Ahmed - Acem kürdi şarkı: (Edeli 0 — Fikaraya verilen «Gözleri GÖRME <-) ser asr halime çeşmik über) 5 — Bedri yen Hoşgör - Umak şarki: (Gel ânk gücenme) 10 — Hatırlıyarak - Bir meyra 1. - Okuyan Necmi Rıza Ahiskan: 1 — Mah Geçen bulmacanı mud Celâlettin paşa - Bayati sarkı: (Narı halledilmiş çekti... İşe, çelepaş oldukra) 2 — Sunhi Ziya - Soldan sağa: Hüseyni şarkı: (Feryad ediyor dil gül bül - 1 — Betnlet - 8 bülüteyda.) 3 — Enderoni Yusuf - Hüseyni mz Msn ald sarkı: (Saçın bükümleri) 4 — Fahire Fer - ii a san - Kemence takzlmi!, 5 — Şevki bey - Hü- emişi Şiire seyni şarkı: GHileran oku) 6 — Dede - Gü - 4 — Ayrış - Arasp Yizar şarkı: (Nazlı nazlı sekip gider) 2130: 5 —N-R-Af Müzik (Riyaseticimhur Bandosu - Sef: İh - 8 — Ce-İstekli sen Künçer) 1 — Francis Pony - Marş, 2 — Jean Sibellus - Velse Triste, 3 — E Lalo - — Rmin-AmasL, DE ae Le Rol d'Ys operasının — uvertürü. 4 — R. Wagner - Lohengrin operasından (fantezi, 9 — Aranmak-Ki 2220: Müzik (Cazband - PL) 2245 - 28: Son| 10 — Yer-Sin ajans haberleri ve yarınki program. | Emniyet Umum Müdürlüğünden: Elde mevcud nümunesi ve şartnamede yazılı vasıfları düitesinde zabıta memurları için azı «2000», çoğu «2500» adet kaput 22/9/999 tarihine musadif Cu ma günü saat 15 de kapalı zar” usuliyle satın almacaktır. Beherine 13 lira fiat tahmin edilen bu kaputların nümünesini görmek ve şartnameyini elmek istiyenlerin Emniyet Umum Müdürlüğü levazım şubesi- ne müracaatları, Münakasaya iştirak edeceklerin 2497 lira 50 kuruşluk teminat makbuzu veya banka mektublarile 2490 sayılı kenunun dördüncü maddesinde yazılı belgelerle birlikte zarfları münakasa günü saat 14 de kadar komisyona teşlim etmeleri, «4289, «6956 Kocaeli Vilâyetinden: Hereke taşı namile maruf Herekede Hacı Hüseyin inleri mevkiinde 1750 metre murabbaı miri arazi dahilindeki taşocağı beş sene müddetle ruhsafa bağ- lanacaktır. İhale Eylülün on sekizinoj Pazartesi günü saat on beşbe açık arttırma sure, tile yapılacaktır. Muvakkat teminat yapılacak teklifin yüzde yedi buçuğu üze. rinden hesab edilerek almacaktır. İsteklilerin o gün zikredilen saate kadar vi- lâyet makamına şartnamesini görmek istiyenlerin de vilâyet encümen bürosuna müracaatları, o «704 i Eylal 10 “Son Post, nın Hikâyesi ' E— Eli Çantalı Adam İNME). Çeviren : H. Alaz Berber dükkânı ağzına kadar dolmuş.! miyen bu gibi memurları hemen kula . tu. Sıra bekliyenlerin sayısı on üç kişiyi ğından tutup atmalı.. sizin gibi münte - bulmuştu. Bunların hepsi de, sessiz bir'hiblerin gelip bizi ikaz etmesi teşekkü « iledi. Bu ne kepazelik” Vatandaş İğlit - hayretle on dördüncü müşteriye bakı - yorlardı. Ortalıktaki boğucu sıcağa rağ « men, bu eli çantalı müşterinin hiçü. şenmeden bağırıp çağırması, terter te - pinmesi, şikâyet kaydına mahsus defteri araması, diğer müşterilerin pek tuhafına gidiyordu. Şikâyet kaydına mahsus defteri ona vermediler; — «Şikâyet defteri», her önüne gele- nin, aklına esen saçmaları kaydetmesi için yapılmamıştır, dediler. Eli çantalı adam, daha on dakika ka. dar bağırıp çağırdıktan sonra, kapıyı hızla vurarak dışarı fırladı. Sokaklarda âdeta koşa koşa yürüyor, hiç durmadan söyleniyordu: o «Ben başkalarına benze. mem; ben alelâde bir adam değilim; ben size gösteririm! Ben bu işi sonuna kadar takib edeceğim!. Çantalı adam soluğu Şehir Şürasında aldı. Şehir Şürasındaki memurlar ten. bel tenbel oturuyor. çay içiyor. Terliyor ve sineklerle mücadele ediyorlardı. Çan talı adam, saçları ondüleli, dudakları boyalı kızlardan birine hitab ederek: — İçinizde belediye işlerile. daha doğ rusu berber dükkâönlarile falan uğraşan hangi vatandaşdır, dedi? Saçları ondüleli, dudakları (o boyalı kız, ziyaretçinm yüzüne bile bakmağa lüzum görmeksizin: — Bu işle uğraşan memurumuz daha gelmedi, dedi. Şuraya oturunuz da bek- leyiniz! Eli çantalı adam iki saat kadar bek - ledi; fakat gelen giden olmadı. Nihayet saçları ondüleli, dudakları insafa gelerek: — Bu memurumuzun herhalde mü - him bir işi çıkmış olsa gerek, dedi. İyisi mi siz yarım geliniz! Çantalı adam, canı sıkılmış bir halde Şehir Şürasından çıktı. Evine gelinceye, kadar, hiç durmadan: «Ben size gösteri. riml. Ben âlelâde bir adam değilim!. Ben bu işi sonuna kadar takib o edeceğim!e diye söylendi. Çantalı adam, hakikaten sözünü tut - tu. Üç gün sıra ile Şehir boyalı kız taşın» 118.35; Müzik (Pazar Çayı - PL) 1908: Çocukldı. Fakat berber dükkânlarının intiza » kitsin?, mile alâkadar memuru bir türlü bula . madı. Şehir Şürasındaki memurlar da, istida pularu andıran bu yapışkan adam- şıyor üstüste yalanlar kıvırıyorlardı: — Aradığınız memur yemeğe çıktı. — Hamama gitti... — İçtimada... — Dükkânları teftişe çıktı. — Galiba adamcağızın dişi ağrıyor... Çantalı adam, dördüncü günü Şehir Şürasına giderken kendi kendine şunları söylüyordu: «Ben alelâde bir adam de. gilim!. Ben size gösteririm, Bak başını, za ne işler açacağım!» Dediğini de yaptı. Şehir Şürasına ge. lir gelmez: — Artık bu kadarı da fazla, diye gür- sin'in kendisile görüşmek istediğini Şü » ra Reisine haber veriniz!, Şüra Reisine, İglilsin isminde bir zi.| yaretçinin kendisini görmek istedikle -| rini haber verdikleri zaman, reis kaşla. rını çatarak: — Gelsin bakalım, dedi, ! Çantalı adam reisin yanına girdi ve:| — Ben, İglitsin, diye kendisini tek .| dim etti, Reis ona yor gösterdi. Fakat çantalı | adam-oturmıya lüzum görmiyerek: — Oturmıya hiç de vaktim yok, de. di. Dört gündeniberi koridorlarınızda o - turduğum yetişti Affedersiniz amma, sizin burada ne nizami var, ne intizam!, Çantalı adam. büyük bir heyecan ve talâkatle, berber dükkânındeki intizam. sızlığı, şikâyet defteri hikâyesini, bura. | da gördüğü kırtasiyeciliği uzun uzun an. Jattı ve son söz olarak da: re lâyık bir hâdisedir. Çantalı adam büyük bir heyecanla; — Bu işle uğraşan memurunuzu gör « meği, ismini öğrenmeği çok isterdim, dedi. Reis durakladı: — İsmi mi, dedi?. Şey... Aman ca. nım, herifin çok tuhaf bir soyadı var. ben onun adını daima unuturum. Reis, musvinile kâtibini (o çağırdı ve belediye işlerile uğraşan memurun adı- nı onlardan sordu. Muavin: — Yanılmıyorsam bu iş Penkine ba » vale edilmişti. dedi, Kâtib itiraz etti: — Amma da yaptınız, ha, dedi. Pen. kin öleli seneler oluyor. Hattâ cenaze « sinde biz de bulunmuştuk.. müzika fa - lan çalmıştı. — Evet, evet, hatırladım. Bu işlere Kiröçkin bakıyor, galiba,.. — Hayır, o da değil. Çünkü Kiroç « kin göçen sene mıntaka belediyesine ta. yin edilmişti. v — Doğru.. bana öyle geliyor ki bu iş. lere Kirpiçeva nezaret ediyor. — Hayır, kabil değil! Çünkü Kirpiçe- va, çocuk evlerile, kreşlerle meşgul... Uzun münakaşalardan sonra, nihayet geçen seneki içtima devresine âid zabit, ları tetkike karar verdiler. Zabıtlar u - İzun uzun tetkik edildi. Fakat maalesef müsbet bir netice elde etmek kabil o - lamadı. Çünkü zaptın (o birinde bu işin Semeçkin'e havale edildiği halde bunu takib eden zabıtla, tenbelliğinden ötü - rü Semeçkin'in bu işden affedildiği, ye. rine Koptev'in seçildiği; üçüncü bir za. bıtta ise, hastalığından ötürü Koptevin de bu işden ayrıldığı, onun yerine Bel kov'ün geldiği, Belkovun kooperatif iş - lerine tayini üzerine bu vazifenin gene boş kaldığı kaydedilmekte, fakat şu da. kikada bu işin başında kimin bulunduğu tasrih edilmemekte idi., Ufak bir sessizlikten sonra kâtib mu. zaffer bir eda ile haykırdi — Müjde, buldum, buldum! San za . bıtlardan birinin kenarında (Belkovun yerine İgiltsin'in getirildiği kaydı var. Çantalı adam telâşlı bir sesle: — Kim?! Kim?! diye sordu. Hangi İg- — Porfiri Kiriiloviç! — Fakat bn nasıl oluyor? Bunun im - İPetsan, Fahire Fersan, Reşad Erer, Okuyan:| dan biktıkları için, onu atlatmağa çalı ,| Kânı Yok- Yanılmıyorsam ben bude. diğiniz Porfirı Kirilloviç'in ta kendisi . yim. Evet, evet şimd: benim de hatırı - ma geldi. Filhskika bana (Oböyle bir iş havale edilmişti. Fakat bin bir meşguli. yet arasında insanın hatırında kalmıyor ki... Reis, reis muavini (o ve kâtib, ödeta hep birden. çantalı âdamın eline sarıla. rak, sevinçle: — Görüyorsunuz ki, dediler, ortada şikâyeti mucib hiçbir şey yok... Boşuba. guna üzülmüş oldunuz! (o Artık berber dükkânlarındaki intizamı istediğiniz gi- bi temin edebilirsiniz! Bu tanışmadan çok memnumuz. Müşerref olduk efen - dim, müşerref olduk.. Bir doktorun günlük notlarından Baş dönmeleri — Pratikte ekseriya tesadüf edilen bir arazdır. Bütün cihazın bam uzuvlarının hastalıklarında baş dönmeleri görüüür. Meselâ isreti hazım, sarogosik denilen hava yutma hastalığında, bilhassa kan barsakların had ve müzmin iltihabia- rında, müzmin apandisitlerde, bundan maada Karaciğer ve mide ve baraatla- nn balamamiyet ve ihtildtisrında, saf- ra kesesi ve safra yollarının ftihabim- rında baş dönmelerine dalma tesadüf eâllir. Bu Daş dönmelerine bulantı, kay da refakat, edebilir. Bu bulantılar ve kay Jar yemekten evvel ve yemkten sonra va ki ölür. Aynı zamanda İshal, mide ve barsak sancıları, şişkinlik, hafif sarık — İşlerine ve vazifelerine dikkat et- miyen bu çeşid adamları derhal yaka larından tutup atmlaı, dedi. Şüra Reisi Çantalı adama hak verdi: — Haklısınız arkadaş, dedi. Bu sid . den edebsizliktir. Vazifelerine dikkat et, gibi haller de görülebilir.

Bu sayıdan diğer sayfalar: