20 Eylül 1935 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 6

20 Eylül 1935 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

T | SAKIN KORKMAYIN | mame amaaan Eğer Korku Olmasaydı insanlık Taazzi Edemezdi, Fakat Korkmamak ta Yine Adem Oğlunun Elindedir Korkmamanın Altı Şartına Dikkat Sinir mütehassıslarından Amerika- 4 profesör Abraham Mycrson anlatı” or: ““ Korku, çok istihkar edilen bir duygudur, Buna rağmen düşünecek olursak, hayatta korku belki de bizi en ziyade muhafaza eden, en yapıcı bir histir, Soğuktan korkmasaydı, in- sanlar hiç şüphe yok ki mesken kur- mıyacaklar; ateşten istifadeyi düşün- miyeceklerdi. Kıtlık korkusu olma- saydı, insanlar dünyada en zahmetli iş olan ziraate aldırmıyacaklardı. Re- fâh ve rahat yaşamanın da kökü kor- kudadır, Ölüm korkusu, (hastalık korkusu olmasaydı, dinler doğmuya- cak, tıp denilen ilme biç kimse ku- lak bile asmıyacaktı. Halbuki korkunun başka ve daha feci bir tarafı vardır. İsann canını sıkan, duygularını kafasını ve vücu- dunu felce uğratan bir cephesi ki in- sanı hayatta muvaffakiyetsizliğe, sitsizliğe sevkeder. Bu çeşit korku bir defa müzmin bir hale geldi mi, insanın şuuruna hâlim oldu mu, in- sanın tahammül kuvvetine hücum e- der ve onu alt üst ederek saadetini giderir, Bu hal bir felâket başlangır idir. Bu çeşit korkulardan en fenası, en umumisi İpokondridir. Bu bastalığın ilk temeli birçoklarımız için çok mızmız ve fazla meraklı ana ve ba- balar tarafından atılır. Bu gibi ana ve babalar "çocuklarındaki en ufak bir ağrı ve ıztırabı, en ufak bir has- talık alâmetini izam ederek çocuklar üzerinde çok fena tesirler yapan in- tibaların husulüne sebep olurlar. Bu- nun neticesi çocukta sıhhatinin mü- temadi bir tehdit altında bulunduğu” na dair bir kanaat hâsıl olur ve o za- vall ayağını ıslatır, erik veyahut baş- ka bir yaş meyveden fazla yerse hat- talanacafını, hatta öleceğini zanme- derek lüzumsuz, esaşsız ve çok Za- rarlı korkular geçirir, İnsan kendini mütemadiyen dinli- |) yecek, çok farla inecek olursa vücudunda, dimağında her zaman ol- masa bile arasıra tuhaf Ürpermeler, ağrılar, ufaktefek sızılar ve nevralji- ler olduğunu çok kolaylıkla hissede- bilir. Bunları eğer İsterseniz çok eld di telâkki eder, Üzülür durursunuz. Halbuki bunlar fazla işliyen, güçlük geken bir makinenin gıcırtılarından ses verişlerinden başka bir şey de- gildir, İnsan biraz kilo kaybetmekle verem olmadığı gibi her mide. ağrı- sında da ülser hastalığına tutuldum Zannetmemelidir. Rahat yaşamanın biricik yolu sıhhatini bozuk zannet- emektir. Halbuki birçoklarımız ne yazık ki kendi kendimizi fazla dirle- mek neticesi en ufak şeyleri bile has- talik diye üzülür, dururuz. Eğer korku olmasaydı Fazla içki ve yemek yemek neti. €esi midesi bozulan bir insan dokto- run perhiz ve itidal tavsiyesine kar- # lâkayt kalırsa muhakkak zararı çıkar. Fakat perhiz deyince yemek yemekten korkmak, her işi sade mide ve hazım me$cleleri: şünmek demek olmadığını da anla- mak lâzımdır. Çünkü gıda ve hazım meselesini fazla düşünmek bunlar bakkında öyle lüzumsuz ve zararlı bir korku yaratır ki ister istemez hasta olurüz. Ayni zamanda hazmın her şeyden ziyade korku ye düşün- ceden müteessir olduğunu" ğunu' unutma- malıdır, Bir kaynak daha Korku kaynaklardan biri de yor- gunluktur, Bugünkü medeniyet şart- Jarı o kadar gürültülü, patırdık ve sür'atlidir ki nevrasteni denilen ille- tin umumi bir (epidemi) halini al- madığına şaşmamak (kabil değildir. Geceyi gündüze çevirip İstirahat et. mek yerine dans ve türlü törlü eğ- lencelere başvuran insanlar yorgun. luk neticesi en fena korkulardan bi- Sa tutulurlar. Bu korku hn ine güvenmenin gevşemesi de çel gevşe, ye Bu gibi düşünceler, can sıkıntıla- fı başladı mar, insanın kendi kendine sorduğu ilk sualin; “Acaba fena hal de yorgun ve bitgin değil miyim?,, olacağına hiç şüphe edilmesin. Taze ve kuvvetli bir dimağın bu gibi solgun düşünceleri derhal bir tarafa atabilmesine mukabil, yorgun ve bezgin bir zihnin de çabucak bun- lara esir olacağı muhakkaktır. Saymakla bilmez Korkunun sebeplerini, âmüllerini ve insanların şahsiyeti ve istikbali © hakkındaki plânları, maksatları, gâ- yeleri üzerinde oynadığı menfi ve bozucu rolü saymakla bitirmek güç- tür, İnsanların her sevi bastalıkları- m: tedavi, ister organik ister ruhi ol. sun çok güç bir İştir. Bunun için en “ kolay yol ne ruhan, ne de - bedenen İ talık, hem de çok mühim bir hasta- İİ namayacağı bir şekilde tertip ve ihtas edilmiştir. (5999) Korku! hasta olmamak için evvelden tedbir- nâsıl ki bir iş adami taşıyabileceğin- ler almaktır. Korkunun da bir has- den fazla mecburiyetler altına gire- rek ifiğs ederse; yetişebileceği şey- lerden fazlasını istiyen bir hayat a- damı da muvaffakıyet- sizliğe uğr i $ — Sıhhatinize itina ediniz. Fakat Şunu da akıldan çıkarmayınız, sehhat- te olmanın başlıca şartı sıhhatini fazla düşünmemekle kaimdir. Vücu- dun" gevşek ve mülekkirenin fazla meşgul ve meraklı olmadığı zaman- Jarda vazifesini en mükemmel bir su- rette ifa ettiğini unutmayınız. Şunu da hatırda tutun da fen günden güne ber hususta eski nazariyeleri değiş tirmektedir. 6 — Son tavsiye de şudur: Her ne pahasına olursa mızmızlık ve faz- la merak etmeyiniz. bk olduğuna göre buna karşı alına” cak tedbirleri aşağıya doktor Myer- son'un incelemesinden şöyle kısalt- mak milmkündür; 6 nasihat — Müzmin bir şekil alan yorgun- luklardan kaçınız. © li 2 — Arasıra medeniyet denilen gürültüden kaçarak sakin bir yerde tam bir istirahat devresi geçiriniz. 3 — Hayatta k üşılaştığınız güç- Tüklere karşı müspet bir durum ta- kmınız, Hiçbir zaman şüpheli, ka- Tarsız hareket etmeyiniz. 4 — Çok fazla haris olmaymız. Hayatta gayesiz insan olamaz. Fakat SAGLIK ÖGÜTLERİ Hünnap Yemişçi dükkünlarının önünde, kebap olmuş kestanelerin yanında, hiç koku çıkarmadan sessizce du- ran, yarı yeşil, yarı mora yakın koyu kırmiz: renkte hünüapları gördüğü- nüz vakit bu yemişin, geçmiş zaman- ların hepsinde düryanın en büyür şairi olan Omiros'un kitabında önem- li bir yeri bulunduğunu belki hatırı- nıza getiremezsiniz. Bunu hatırlamamanız biraz da isa- bet olur. Çünkü şairin hünraba isnat | ettiği hassayı bilince o yemişi ye- mekten çekinmeniz mümkündür Va- kıa şair sözüne inanmamak lâzım ol- duğu çoktanbeti söylenmişse de in- san gene, ne olur, ne olmaz, diyebi- ir. Omiros'un yazdığına göre Odisevs | Troya muharebesinden sonra memle- ketine dönerken gemisi, eski Airika- | da, şimdiki Tunus kıyılarma yakın Zerbi adasına düşmüştü. Gemiden üç kişi ayırarak adanın içersine gön- derdi. Bunlar orada İotos yemişinden çok yediklerinden hem memleketle- tini, hem kendilerine verilen vazife- yi unuturlar. En sonunda Oğdisevs onları aramıya çıkat ve bulunca bağ- latır, tekrar gemiye getirir. Şiir kitabında İotos denilen bu ye- mişin bizim bildiğimiz hünnap oldu- ğu sonradan anlaşılmışsa da bunun insana yurdunu unutturmak hassası, şairin hikâyesinden başka hiçbir yerde, bir daha görülmemiştir. Bununla beraber eski Yunan he kimleri ve onların başında Câlinüs, büyük şairin sözüne gapı! ış olucak» lar ki, hünnabı pek de sevmemişler- di, Halbuki daha sonra islâm mede- niyeti devri hekimleri, Omiros'u ya tanımadıklarından, ya şair #özüne inanmadıklarından © bünnabı adeta göklere çıkarmışlardır. Onların fikri ne göre bu yemiş insanda kanun acı- lığını giderir, nefes darlığına, ağtılarma ve mesane sancılarına gelir. O devrin en büyük hekimi, Türk filosofu İbni Sina da hünnabı kanın hararetini azaltır, onu koyu- laştırır ve İüzucetli yapar diye, pek övmüştü. Sonradan gelen hekimler büyük stadın hünnaba verdiği itibarı bir. kaç kat daha arttırarak onu boğaz İ Ecnebi memleketlere giden tüccar Se seyyahlara Banka Komerçiyale Italyana Sermayesi 3 700,000,000 (Uktiyat akçesi « 580,000,000 Liret) Liret, Frank, İngiliz lirası veya Doları Frank olarak satılan bu çekler sayesinde nereye gitseniz paranızı kemali emni- yetle taşır ve her zaman isterseniz dünyanın her tarafında, şehirde, otellerde, vapurlarda, trenlerde bu çekleri en küçük tediyat için nakit makamında kolaylıkla istimal edebilirsiniz. Travellers çekleri hakiki sahibinden başka kimsenin kulla- 6604) Kültür bakanlığı siyasal bilgiler okulu direktörlüğünden: 2 Eylül pazartesi günü Siyasal Bilğiler okuluna nam- zet okur yazılmasına başlanacaktır, İsteklilerde Şu evsaf ve şartlar aranır. 1 — Türkiye Tabiiyetinde olmak 2 — Yaşı 18 den aşağı 25 ten yukarı olmamak 3 — Hüsnühal sahibi olmak 4 — Sağlam olmak 5 — Liseyi bitirimiş ve olğunluk sinacını vermiş olmak. İstekliler Nüfus cüzdanr, şehadetname sağlamlık ve aşı raporu asılları altı tane 4,5 x 6 büyüklüğünde Fo- tografı ve dilek kâğıdı ile Eylülün sonuna kadar pazar- tesi ve perşembe günleri saat 10 dan 16 ya kadar Yıl- dızda okul Direktörli e baş vurmalıdırlar. Bu ta- rihten sonraki müracaatlar dinlenmez. Taşrada bulu- nanlar istenilen evrakın asıllarını posta ile gönderebi- lirler. Fakat bu bilğiler nihayet Eylülün Yirmi beşinde okulda bulunmalıdırlar. İstekliler alınacak okul sayısından fazla olursa ara- larında edebiyat, felsefe, ve İçtimaiyat, Riyaziye, Ta- biiye tarih Cografya ve ecnebi lisanı derslerinden bir seçme sinacı yapılır. (5107) 6653 Yüksek Mühendis Okulu Direk- törlüğünden: Bu yılı okulumuza parasız yatılı gireceklerin sayısı tasarlanan kerteyi aştığı için bu husustaki talimatname- ye göre aşağıda yazılı derslerden bir müsabaka sınaması yapılacakdır. 2 Birinciteşrin Çarşamba Riyaziye (cebir, müsel- lesat, hendese) 4 — Birinciteşrin Cuma (Fizik, Kimya) Öğleden sonra (o (Türkçe) Smamalar sabah tam 9 da başlar. Yazılanların bu saat- ta ellerindeki kâğıdlarile hazır bülunaları bildirilir, (5575) 7098 kuruluğuna, ses kısıklığına, nezlele- İ re, öksürüğe ve en sonunda verem hastalı karşı deva sayarlardi. Her türlü göğüs hastalıklarınm baş ilâcı hünnab şurubu olmuştu. Onun için eczacı dükkânlarında daha yalın vakitlere gelinceye, hün- | Hap parlak , kavağözlar içinde pek şerefli bir yer tutardı, Onun kurusu | iğde bile bozulmuş midelere şifa ve- rir diye tanınmıştı. Zaman geçtikçe, hünnabın tazesi- nin de, kurusunun da ilâç olmak has- saları unutuldu. Vaktile kış mevsim- İerinde çocuklar iğdeyi ucuzca ve bolca yedikleri halde çikolata, daha başka birçok yemişlerle birlikte onu da unutturdu. Tazesine gelince, öm- rü zaten pek kısadır. Bazı kimseler sonbaharda kestane (aldıkları vakit biraz da 1/'ınap alırlar ve birkaç ta- ne yemeği severler. Kokusuz. zarar- sız tatlıca bir yemiş, İşte © kadar. Lokman Hekim aaa Gürün Sulh Hukuk Hakimliğinden: Gürünün Tıbmın köyünden Ebu - bekir kızı Ayşe tarafından Tıhmn köyünde bulunan müşterek gayri menkul malların izalei şüyun hakkın- da açılan davadan dolayı yapılan du- ruşmada: Hissedalardan Darendeli Kerim torunu Alımet Hilmi ve Na - direnin mahalli ikametleri meçhul kalmış ve ilânen tebligat yapıimasına karar verilmiştir; Duruşmanın belli olduğu 15 ilkteşlin 1935 salı günü saat 9 da mahkemeye gelmeleri, yok- sa haklarında gıyap kararı verileceği ilânen tebliğ olunur. (14641) amam İstanbul Asliye birinci hukuk mah» İkemesinden: Selânik Bankası tarafından Galata- da Yenicamide 6 numarada A. D. Vlahyoti aleyhine ikame olunan ve 1593 lira 99 kuruşun tahsili talebine mütedair bulunan davadan dolayı teb liği muktezi dava örzuhali müddeaa- .eyhin ikametgâhı bazırınm meçhul olduğu şerhile iade edilmesi üzerine mezkür atzuhalin hukuk usulü muha- kemeleri kanununun 141 inci madde- | sine tevfikan 15 gün müddetle ilânen tebliğine ve muhakemenin de 23-11- 935 pazartesi günü #aat 14 te yapıl | mâsma karar verilmiş olduğundan | Kimisi kocasının. yahut karısının kıskançlığından, kimisi hiç kıskanç olmamasından şikâyet eder. Evet.. Hiç kıskanç olmamasından... Çünkü kıskançlık birçoklarına göre sevginin en esask delilidir. Talimhaneden Vedi imzasile bize derdini döken genç kadın da bu ümittedir. Ve şikâ. yetinin €sas: bu zandan ileri geliyor. Vedi diyor ki; “Üç senedenberi evliyim. Biraz ta- mışarâk ve biraz sevişerek evlenmiş- tik. Bu sevişme gariptir ki ne ar yor, ne eksiliyor. Eşimi hiçbir zaman delicesine sevemedim. Halbuki o çok kibar tavırlı, zarif, son derece mazik ve kadınlara karşı muamelesine pek ince bir erkektir. Ben onu az çok s€- viyorum. Fakat onun beni hiç sev- mediğine de eminim. Çok nazik olan bu adam beni dolduran bir eşyayı sevdiğinden faz- la sevmiyor, Çünkü bugüne kadar kıskandığını hiç görmedim. Arka- daşlarile beni baş başa bırakmaktan, onların evine yalnız göndermekten, sinemaya yalnız başına gitmeme mü- memiştir. Onu biraz tahrik etmek ve İskandırmak için beyhude uğraştım. Bir defa sinemada yanımdaki bir gencin bana sataştığını, sonra bu gencin çocukluğumdaki komşulardan biri olduğunu anladığımı anlattım. Bir gün onun genç arkadaşlarından biriyle otururken tam o içeriye gi- terken vaziyetimi değiştirdim. Gen- ce doğru iğilir gibi yaptım. Hiçbir şey onu kıskandırmadı. Bu haller bana karşı ne derece iâkayt olduğu- nu göstermez mi?,, mutlaka sevgi- ir, Huyunda kıs kançlık olanlar komşularını, kendile- rile hiçbir alâkaları olnuyanları bile kıskanırlar. Birçok sevenlerin de kıskançlığı — boş yere ve elde hiç bir deli olmadan — lüzum - el va Tasanlar “eriedikçe © kskançlıklan ntanlar ilerledikçe kurtulacaklarına, hulâsa Gışkançlığın bir iptidailik olduğuna inananlar ne- kadar çoktur. Bundan başka şunu da hesaba katmalı: Bazı erkekler kıs kandıklarını belli etmemek için eile- rinden geleni yaparlar. İçleri kan ağ- ladığı halde dışlarına vurmazlar. Kimbilir, belki Vedi'nin kocası da bu haldedir. İki karılı koca Daha on, on beş sene iki üç kanı olan Türklere rastlıyacağız. Oüdan sonra bu çeşit insanları çocuklarımız tarih kitaplarında, hikâyelerde oku- yacaklar, Adanalı D, K, yazıyor: “Şimdi elli beş yaşındayım. Biri otuz beş, diğeri otuz iki yaşında iki evinde bir boşluğu | #aade eteiekten hiçbir zaman çekin- | 20-9-935 Servetim müsait oldu- ğu zaman ikisi de gâyet sakin idi. Halerinden şikâyet © etmiyorlardı. Fakat birkaç senedenberi iki evim- den hiçbirinde rahat, huzur bulamı- yorum. İkisi de benden ayrılmak is tediğini söylüyor. Her ikisine de di- ğerini bırakırsam (benimle iyi geçi- Bip geçinemiyeceğini sordum. İkisi de aksi cevap veriyor ve “onu bırak- san da, bırakmasan da ben seninle yaşıyamam,, diyorlar. Çünkü bu gün ancak teksüt maâaşile kaldım. Acaba bunlardan birini bıraksam diğerile rahat edemez miyim? dedikleri doğ- ru mudur?,, Bir zamanlar servet sahibi olup ta #onra fakirleşen bir adam bu düş- kün halinde karımdan fena müame- le, ayrılmak arzusu değil, teselli bekler, Fakat eğer karısına vaktile kendisini sevdirebilmişse. İki kadın * | almış bir adamın böyle bir sevgi beklemesine imkân yoktur. Bir 2a- manlar paranıza tamah ederek sizin le evlenmiş olan bu kadınlar hâlâ da- ha iyi bir izdivaç yapabileceklerinden emindirler. Onun için ayrılmıya can atıyorlar. Birini bıraksanız bile öte- kiyle rahat etmeniz gene kolay olm İ yacaktır, . Bir hastalığın sonuçları Birçok gençlerin bayağı bir nezle, bir başağrısı sandıkları ve ehemmi- yet vermedikleri bazı hastalıklar var dır ki seneler geçtikten sonra başlar tina belâ kesilir. İyi tedavi görme» mek senelerce gizli kalan arızalar bırakır. İşte Kafkasyalı F, N. un ha- se Yirmi sene evvel belki yirmi defa malüm hastalıklardan birini ge- girdim. O zaman ehemmiyet verme. diğim bu hastalık serisi evlendikten sonra evlât sahibi olmama mâni ol gl Sm tıraplara düşüren yeni yeni ârızalar gösteriyor. İki defa bir hastanede ameliyat geçirdim, Yaşım elliyi geç- tiği için bu ameliyatlar beni çok sars- ti. Fakat gene bu arızalardan kurtu- lamadım, Gene rahat değilim. Hasta- lığımın ismini mektubumun sonunda bildiriyorum, Acaba bunu kökünden İ atmak ümidi yok mudur?,, Bundan yirmi sene evvel, yarım İ ve yanlış tedaviğrin, belki günler ve aylarca ihmellerin cezasın: çeki- yorsunuz. Bahsettiğiniz hastalık çok defa geçti sanılırken, uzyiyette, ns- siçler altında senelerce gizli kalıyor. Şimdi #ipacağınız şey yirmi sene e velki ihmalinizi tamir etmek, ameli- yata ihtiyaç göstermeden yeni usul- İerle, elektrik tatbikat: ile, fakat us- ta bir elde devamlı bir tedavi tatbik etmektir. TK mumaileyhin müddeti mezküre zar - fında itiraz etmediği ve tayin olunan günde dahi gelmediği ve yahutta bir vekil göndermediği takdirde hakkın- daki muhakemeye gıyaben bakılaca- ğı divanhaneye talik olunan arzuhal sureti ve davetiyenin tebliği maka - mına kaim olmak üzere ilân olunur. (14638) iKTİDARSIZLIK VAKITSIZ IHTIYARLIK Baloya Dans etmek için gidersiniz. Bu; pek tabi ve pek doğrudur. Fa- Kat...İki dans yaptıktan sonra oturmak mecburiyetinde kalır ve artık hiç kalkmak istemezsiniz. Çünkü; ayak- larınız şişmiş, ıztırap vermektedir. Nasırlarınız, sizi rahat bırakmadı. ından müteessir olur ve suvareniz heba olarak keyfiniz bozulur. Bütün bu ıztıraplara mahal bırakmamak için RADİO SALTS banyosunu yapınız. Bu şifabahş tuzla yapacağınız ayak banyoları sayesinde beklediğiniz te- daviyi bulacak, sancı ve şişkinlik zail olacaktır. Bilhassa nasırlarınızı 9 derece yumuşatır ki trnak wcile he- men kökünden söküp atabilirsiniz. Her eczanede satılır, iN Bi. N BULUNDUĞU ERE OĞRAYAMAZ

Bu sayıdan diğer sayfalar: