21 Nisan 1939 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 5

21 Nisan 1939 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

smmm “21-4-939 21 Nisan 1939 | ABONE BEDELİ | | Türkiye Ecnebi 4400 Kr. (1 ene (200 Ke m0” Ay 1800 w ” 3Ay 800 | 8 * oOvAy 0 Mülletlersrasi porta ittihedına dahil olmıyan memleketler için #bone bedeli müddet sirasiyle 30, 16, 9, 3.5 liradır. Abone bedeli peşindir. Adres nek 28 kuruştur. Sanatkârın .. .. ee Gördüğü . Himaye Öğrendik ki, Cümhurreisimizin | tablolarını muvaffakıyetle tamamla -| yan iki değerli ressamımız, Çallı İb-| rahimle, Fahiman, Partiden altışar bin liradan fazla para almak suretile | mükâftlandırılmışlardır. Geçenlerde, bu ehemmiyetli mev- zua, yine bu sütunda bir defa daha temas etmiş, ve sanatkârlara göste - rilecek himayenin memlekete kazan- dırabileceği neticeleri saymıştık. Ay- ni yazımız, sanatkârlara karşı likayt kalmakla uğrayacağımız zararları da tebarüz ettirmeğe çalışmıştı. Bu itibarladır ki, iki ressamımıza karşı gösterildiğini öğrendiğimiz çok | yerinde cömertlik, bizi haklı bir se -| vince ve ümide kavuşturdu: | | Denilebilir ki, bu suretle, sanat- kârımız, ilk defa (olarak - eseriyle değil -, faket kendi değeriyle ve € « meğiyle mütenasip bir mukabele görmüş bulmuyor. Temenni edelim ki, isabetli bir yola doğru attığımız bu ilk büyük adımın arkasından ye- ni hamleler gelsin. Diğer sanatkârlarımızı da bu ka- bil himayelerden sık sık İstifade et » tirebilirsek, sanatı o verimsizlikten kurtarma yolunda büyük bir merha- le aşmış sayılırız. N Eğer. eti, faraza, İstiklâl Har- nen kuvvetli tablosunu çizecek | olan kalemlere de, inkılâbimizin ru- hunu en kudretle terenniim edecek şairlere, sanatkârlara, ve bestekâr -| lara da, veya Cümbhuriyetin zi — Sesin belâğntle teburüz ettire - k heykeliğişe dar hülaSaş ei lekete Cümhürreisimizin o tabloları kadar kıymetli ve muvaffak sanat e- serleri kazandırabilecek olan bü sanatkârlara da, ayni teşviki ve a kayı vaad eder, ve bu suretle onları, yaratıer rekabetlere sevke kalki-! şirsa, alınacak neticeler, & hepimize sevinç ve gurur verecektir kanaatin- deyiz!, Yoksa, “Sanat para ile | ölçül - mez, ödenmez!!!” diye düşünürsek, kendisine çok borçlu kalacağımız sa- matkârdan eser istemek, eser bekle - mek hakkından marum kalırız! Orhanelinde Ziraat İşleri Yolunda Orhaneli (TAN) — Sonbahar ve kış İyi gittiği için muhitimizde zira- at işleri hiç durmadan devam etmiş- tir. Zeriyat geçen yıllardakine nis- betle fazla olduğu gibi ekinlerin'du- rumu da mahsulün bereketli olaca- ğını göstermektedir. Havalar müsait gittiği cihetle vak» tinden evvel çiçek açan meyva ağaç- larının âkıbetinden korkulmuşsa da çiçeklenme devresi tehlikesizce bit- miştir. Hayvanların besi vaziyeti ve do- ğurmaları da ârızasız ve tabii sekil- dedir, ——— Orhanelinde İpekçilik Orhaneli (TAN) — Bursa ipekçilik enstitüsü tohum kışlağında kontrol, muhafaza altında bulundurulan ipek böceği tohumları sahiplerince alm” miş ve ber firmanın malı muhiti mizde satılmağa başlatılmıştır. Enstitü de, kazamız fakirlerine ve meraklılarına dağıtılmak üzere yüz kutu ipek böceği tohumu gönder. miştir. —— Havzada Eğitmen Kursu Samsun (TAN) — Buraya bağlı Havza kazasının o Kamlık köyünde bir eğitmen kursu açılması kararlaş- tırılmıştır, Kursa yüz kişi alınacak- tır. TAN BULGARİSTAN Bu Aralık Arazi istemekten Vazgeçecek mi? gös havasının gittikçe karardığı. bu sıralarda Bulgaristanın Balkandaki dip lomatik ve askeri kıymeti, daha açık bir surette göze çarpmaktadır. Acaba Bulgaristanın siya- seti arazi istirdat etmek esa - sına mı dayanacak? Yoksa umumiyetle Bal - kan beraberliğini ve istiklâ - lini mi korumayı istihdaf e - decek? ikinci şıkkı ter- ne İnamliyor. Çünkü askeri bir maceraya gi- rişmek Türkiyeyi derhal Bal - garistanın arkasından harekete sevkeder. Bulgar kralı, müfrit- lerin ve © erkânıharbiyesinin, tazyikine ve mihver devletleri- nin iğfallerine mukavemet mec buriyetindedir. Bulgar dış siyasetinin müsbet hedefi, üç serhadde kaybettiği top- rakları geri almaktır. Hiç bir hü - kümet, bu hedeften ayrılarak Bal- kan Antantına giremez. o Çünkü antantın temeli, statükoyu muhâ- fazadır. Bulgarlar nerelerini istiyorlar? B ulgarların istirdat etmeleri evvelâ cenubi Dobricaya, sonra, Dedeağaca, nihayet Make - donyanm, bugün o Yugoslavyanın elinde bulunan bir kısmıdır. De - deağaç ve Makedonya, en o koyu müfritler müstesna oli “—— Binmiş” birer volar mahiyetin - dedir. Yugoslavya ile yapılan dostluk muahedesi de buna yardım etmiş- tir. Büyük bir devlet, sun! bir Ma- kedonya ihtilâli vücude getirebilir. Fakat Bulgaristanm mihver na- mına körü körüne âlet olmayı ka- bul edeceğini sanmayız. Yunanistandan arazi istemiyorlar ulgeristanın o Yunanistanla B münasebetlerine (gelince Bulgaristana arazi değil, fakat De- deağaçta bir serbest liman mınta- kasi temini mümkündür. Bulgar- lar, Büyük Harpten sonra Karade- »iz üzerindeki Burgas limanmı in- kişaf ettirmişlerdir. Bugün ise Bur- gasta, Varnada yaptıkları işin, baş- ka bir limana çevrilmesini İste- mezler, Romanyadan Dobricayı (je Dobrica adı o verilen ve bir taraftan Tunaya, di- ğer bir taraftan Karadenize da yanan buğday sahası, 1878 te Ber- linde tesis olunan müstakil Bulgar prensliğine aitti, Ikinci Balkan Harbinden sonra yani 1913 te bu- rası Romanyaya geçti. Buranın ahalisi karma karışık- tır ve burada Bulgarlar, Romenler, Türkler, Ulahlar ve saire birlikte yaşarlar ve bu ırklardan hiç biri mutlak bir ekseriyeti haiz değildir. Bulgarlar buranın istirdadı için ırki ve tarihi iddialarda bulunduk- ları gibi iktisadi ihtiyaçtan bahse- diyor ve Bulgaristanın ancak bu- rasını istirdat sayesinde ihraç mad döviz sahibi olabile- “ ulgarlara göre, Yugoslavla- B rın, buğdayı, kerestesi ve madenleri; Romanyanın buğday ve petrolü, Yunanlıların tütünleri, ge- YAZAN Daily Telegraph Balkanlar Hususi Muhabiri ANTHONY WİNN Bulgar siyasetini Kralla beraber idare eden Başvekil Köseivanof'un Türkiyeyi ziyaretine alt fotoğraflardan. miciliği ve seyyahları, vardır. Fa- kat Bulgaristanın tütünden başka bir şeyi yoktur ve bu tü ün ile bir miktar buğday Almanyaya gönde- rilmektedir. Bulgar istirdatçıları, Münibten sonra kımıldanmışlar ve Macar- ların da kendilerine ait yerleri ge- ri almak hususunda İleri gitmele- rini beklemişlerdi. Fakat Bulgar hükümeti ihtiyatlı hareket etmeyi tercih etti. Çünkü, Bulgar tesliha- tı, diğer Balkan devletlerinin tes- lihatından daha geridir. Fakat Bul- gar, kiymetli bir muhariptir ve Bulgar kralının ordudaki vaziyeti i bir hayli ıslah ettiği bildirilmekte. dir, Dobricanın istirdadı obricenin istirdadı da mali D sıkıntıyı birdenbire kolay- laştırmıyacaktır. o Bulgaristanda buğday hükümet monopolündedir. Çiftçi buğday için garanti edilmiş ktadır. Hükümetin elinde, dünya. piyasasindan daha üstün bir fiyatla aldığı stoklar vardır. Hükümet bunları ancik zarar ederek ihraç edebilir. Bu yüz- den Bulgaristan Dobriceyi istirdat İngiliz karikatürü ; edecek ve daha fazla buğday istih- sal edecek olursa, buğdayın art- ması ona bir istifade temin etmiye- cektir. Bulgarlar harpte kazandıklarını konferanslarda kaybetmişler erginliğe sebep olan bu â- milden gayri daha başka âmillerde bulunmaktadır. Bulgaris- tan, kısacık tarihinde hep yanlış yolu tutlmuş, harp sahnelerinde kazandıklarını konferanslarda kay- betmiştir. Onun için bugün eski hataları tekrar etmek istemiyor ve hissi sebepler yüzünden hiç bir büyük devlete müzaheret etmek. yahut karşı gelmek fikrinde de- Bildir. Almanlar sözlerine rağmen Dobricayı kurtarmadılar Ş stirdatçılar tarafmdan neş- rolunan bir risalede denili- yor ki: “Büyük harp macerasın- da dahi Bulgarlarla Almanlar ara- sında Dobrice meselesi üzerinde ih- tilâf vardı. Çünkü Almanlar ver- dikleri söze rağmen Dobricenin Bulgarlara iadetini fstemiyorlsrdı Bu yüzden sivil halk ile Bulgar or- dusu fena halde sızlaniyorlardı. Bulgaristan zengin ziraat kaynak- Jarına rağmen, memlekette mah- sul namına bir şey kalmıyordu. Çünkü bütün mahsul merkezi dev- etlere gitmekte idi. Almanların memleket içinde hâkim tavrını ta- kınmaları ise, işleri düzeltemiyor- du” Bulgaristan merkezi devletlerin bu muamelesini unutamamaktadır. Bulgar hükümetinin geçenlerde feshettiği nazi teşkilâtı mühim bir hareketi temsil etmiyordu. Hükü- mete göre Bulgar nazislerin sayısı 2000den ibaretti ve bunların hepsi de Sofyada idiler. Hattâ bu hare- ketin lideri olan profesör Kantar- gleff te Bulgarlar arasında tanın- mış bir şahsiyet değildir. Bulgar harici siyaseti ulgaristanın harlef siyaseti, iktidarile tanınmış olan kral Borisin elindedir. Başvekil Kösel- vanof, meslekten yetişme bir dip- lomattır, Kabinede kralın arkadaş- larından olan Ziraat nazırı Bagri- anof, mühim bir şahsiyettir. Diğer mühim şahsiyetler Muşanof Bulgaristanın Şahtı sayılan Bozi- loff'tur. Memleket, çok fakirdir. Çiftçinin senelik vasati iradı 14 Ingiliz lira- sıdır ve çiftçi bu para ile her şey- den fazla petrol ve şeker almak mecburiyetindedir, Bulgaristanın ticareti g thalât ve ihracat meselesine gelince: 1938 de Almanya ihracatın yüzde 58.8 ini almiş ve ithalâtın yüzde 51.9 unu temin et- miştir. Bu yüzden Almanyanın Bulgi- ristandaki mevkii tefrike muhtâç değildir. Almanyanın bu mevkii siyasi maksatlar için kullandığın gösteren emareler yoktur. Çi bu mevkii sulistimale sebep olarak bir mesele hâsil olmamıştır Bu mesele ortaya çıkar, ve Almanya ile Bulgaristan anlaşamazlarsa, Al- manlar Bulgar tütününden vaz- geçebilir, fakat Bulgaristan da bey- nelmilel ticaret âlemine daha baş- ka bir madde sunamaz, ile ss —- GÖOPÜŞLEP Atatürk Kızlarından Bu Cevabı Beklemezdik Yazan: Sabiha Zekeriya Sertel ir akşam gazetesi (o Üniversite Kızları arasında bir anket aç- mış. Bu ankette sorduğu suajler şun- lar: 1 — Ev mi,işmi?2 — Kadıs nın mevkli neresidir? Niçin okuyor” sunuz? Anket muharririnin mülâhas zasına göre münevver genç kızları « mızdan çoğu evi müdafaa ediyorlar- mış, bu da ehemmiyetle kaydedile - cek bir meticeymiş, Bu anketin 19 nisan tarihli nüs- hasmdaki cevapları okudum. Hakika ten bu nüshada cevap veren kızların hepsi - hir tek müstesna - kadının yeri evi olduğunu, kadın iş hayatına erse kadınlığını kaybett söy- ledikten sonra Üniversitede okuma « larına sebep de yüksek tahsil sahibi olmak emeli olduğunu ilâve ediyor - İlar. Üniversite kızlarının hepsi bu şe- kilde düşünüyorlar demek istemiyo- rum, Ankete cevap verenler herhal « de bütün Üniversiteyi temsil etmez- ler. Fakat ankette ekseriyet kazanan- larla kısaca bir hasbihal yapmak isti. yorum, Söze başlamazdan evvel de Atatürkün kadın hakkındaki şu mü- taleasmı başa alıyorum: “Bir cemiyetin yalnız bir cinsi istihsal ve kültür hayatına iş- tirak eder de, diğer cinsi âtıl kalırsa, o cemiyetin yarısı meflüç demektir.,, Atatürk, kadını istihsal hayata soktuğu gibi, kültür ve her nevi hu- susi ve devlet teşkilâtına da aldı, Si- yasi haklarını verdi, hattâ cephe gö risinde hizmetinden istifade edilmek üzere asker olmasım dahi kanunla tesbit etti. Bu Atatürkün, Türk inkılâbmin ileriye doğru attığı büyük adımlar « İdan biri ve çok feyizlisidir. Biz kül « türde olduğu gibi, istihsalde dahi İle- İri memleketlerden çok geri kalmı » şız, Bizde herşey yeniden kuruluyor. Atatürk, bu yeni kuruluş o üzerinde memleketin bütün fertlerini, kadın erkek herkesi işe çağırdı. İki unsur elele vererek bu geriliği izale edece ğiz. Bu bizim tarihi tekâmülde husu- si mevklimizdir. Başka milletler ka- dınlarını çalıştırmasa dahi, biz çalış- tırmağa mecburuz. kü yapıcı ve kurucu ellere ihtiyacımız daha kuv» İ vetlidir. İ — Nerde kaldı ki bütün müterakki İmilletler kadınlarına müsavi hak ver mek için müsavi vazifeyi şart koş « İmuş, ve faaliyet elhazında kadınla « İra büyük roller vermiş, ve kadınlar da her sahada büyük işler yapmış « lardır. Kadının eve o dönmesi fikri bazı bazı bu müferakki memleketler- de de münakaşa mevzuu olur, Fakat bunun sebebi, çoğalan İşsizliğe karşı, kadını işten çekmek ve bu suretle iş« sizliğe çare bulmak gibi saçma bir tedbir kullanmak hevesidir. Son zamanlarda kadının eve dön- mesi mazariyesi Almanyada revaç “kadının eline yakışan sü - nidasiyle medeniyetin kar İşisına çıkılmıştır. Dünya tekâmülü i- çinde bu geri ideoloji bütün müte - kâmil memleketlerde nefret ve kah- İkaha ile karşılandığı gibi, (nihayet İHitler bile mükemmel teşkilâtçı, mü kemmel İş kadını olan Alman kadı « nının faaliyetinden müstağni kala - mamış, kadınlara yine fabrikaların ve dairelerin kapılarını açmıştır. « olarak memlekete sokanların bu ideolojiyi de gümrüksüz geçirdikle - ri görülüyor. Fakat bunun biztm üni- versitede yer bulması gönülde hüzün verecek kadar acıdır. Atatürk kızla rı daha dün Atatürkün ölüsü önünde inkilâbını sapa sağlam koruyacakla- rına dair wnd içtiler. Atatürkün in - kılâbı, kadını önde ana olatak ne ka- dar lüzumlu görürse, iş hayatında fazla bir istihsal kolu olarak da o kas dar faydalı sörür, Ve bu ikisinin te- Mi de münukündür. 7 enerji, bi- taz azim, biraz da İrade, kadını hem anne, hem hayat kadını olarak şe - refli mevkiine yükseltebilir, Bu üniversitenin bir kısım içerie sinden olsa dahi, Atatürkün kızların- dan, bu geri fikrin müdafaasını, bu inkılâbın tam zıddı olan cevabı bek- Temezdik. Modası geçmiş fikirleri, taklit me- Lİ e Elin İğ İİ Sh ŞİLİ İLİN MAAS Eş İRİ nl ye ELE

Bu sayıdan diğer sayfalar: