22 Temmuz 1939 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 5

22 Temmuz 1939 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

— 22.717.939 age 22 Tölümuz 539 TAN ABONE BEDELİ Türkiye vü ll Ecnebi M0 Kn fen © ed Kn mw * 6 Ay ww * wo * 3 Ay sw * .. * KAP, ALE Miletleru'se posts ilihadına dahil olruyan memlekeler için abone Bedeli -müdde: sırasiyle 30. 16, 9, liradır. Abone bedeli Deşindi res değiştirmek 25 kuruş Cevap için mektuplerâ 10 kuruşlu! za) idvesi VErmdir. A YA İN Maarif Şürasının Faaliyeti nkarada maarifimizin mühim meselelerini tetkik ile meşsul olan Maarif Şürası enciimenler hs- linde faaliyetine devam ediyor. Ve görünüşe nazaran gayet pratik bir şekilde çalişan Şüra, hakikaten man- rif hayatımızda mühim hamleler teşkil edecek meseleleri tetkik cde- rek mühim kararlar veriyor. Bu kararların o bazılarını buzün- den tahmin edebiliriz: İlk mektep tedrisatı öğleye kadar yapılacak ve çocuklara öğleden son- ra mütalân salonlarında ve mual. limlerin nezareti altında çalışma im. kâmı verilecektir. Şimdiki maarif sistemimizde bü. tün tahsil dereceleri, çocuğu üni. versiteye yetiştirecek surette tanzim . İlkmektebi bitirenler or. | taya, ortayı bitirenler liseye, liseyi! bitirenler üniversiteye o girmiye ça“; lışıyorlar. Bu vaziyet mekteplerde | sınıfların kalabalık O olmasını intaç ediyor. 'Tedrisatr faydasız bir hale geliriyor. Halbüki | İlkmektebi biti- ren her talebe daha yüksek tahsil görmiye mecbur değildir. cındadırlar. Fakat yaptığı tahsil onu | hayata hazırlamadığı icin talebe) mekteplen çıkımen hayata atılmak | bulamıyor. Bu mahzuru ea zmebi Güve yöre bir Şekle sokmak için. tikmektepten' sonraki talebe için teknik ve yük-| sek teknik okulları açılacaktır. Ve- kâlet bu mekteplerin programlarını tesbit etmiş, mikdarını ve açılabile- cek yerleri kararlaştırmıştır. Gele- cek yıldan itibaren tatbikine geç. mesi ihtimali vardir, seler dö üniversitenin — istedi- ği bütün şartlara cevap verecek şe kilde tanzim ve tâdil edilecektir. Lisan derslerine yeni bir şekil veri- lecektir. Ayni zamanda liseden cr. kan talebe için ayrıca yüksek tok. nik mektepler açılacaktir. Üniversitede de mühim wlahat yapılacaktır. Mektep kitapları şimdiden sonra Maarif Vekâleti tarafından neşredi. lecekür. * Fakat Şüranın en mühim kararı maarif sistemimizin plânlaşmasına ait olacaktır. Bunun hakkında hazır. lanan projeyi henüz görmediğimiz için bir fikir beyanına imkân yok. tur. Fakat bu plânı maarifimizin müstakbel bütün ihtiyaçlarına ce. vap veteceğini zannediyoruz. Tüller Sulhfen Bahsediyorler Totaliter devletler / ağızlarını de- giştirdiler. Şimdi de sulhten bahse- diyorlar. Totaliter devlet şefleri harpten bahsettikleri, etrafa tehdit savurdukları zaman harp korkusu başlar. Halbuki şimdi onlar bu tonu unattular. Ya susuyorlar, yahut ta! sulhten bahsedi; Bu, hayra alâmettir. Nitekim As- rupada yeni bir sulh havası esmiye başlamıştır. Borsada o yilkselme alâ- metleri görülmiye başlamıştır. Bed- bin olan Amerikada bile nikbinlik başlamıştır. a : Derler ki, ağır bir sükütu mutla- ka gürültü takip eder, Fırtınadan evvel.daima derin bir sükün vardır. | Bu defaki sükün, ve bu sükün içinde | yapılan gizli hazırlıklar acaba sulhe mi, yoksa fırtınanın yaklaştığına mi alâmettir?. Bu karikatür, İngiliz - Sovyet müzakerelerinin bugünkü seyrini. hulâsa ediyor: Dünya, yeni bir tenis maçının seyircisi ve hakemi olarak ilk plânda yer almiştır. Karşısında sulh perisi de heyecanlı maçın sonunu bekliyor. Bakalım, maç nasıl bitecek? Muharrir, bu yazısında İzmirde yeni mahsul satışlarının başlamak üzere olduğunu, fakat buna rağmen, mahsullere hâlâ asgari fiyat tesbit ve ilân edilmediğini anlatıyor ve bu mühim nokta üzerine alâkadarların ehemmiyetle nazarı dikkatlerini çekerek fikirlerini izah ediyor. ıllardanberi sürüp giden TAN x<-“ İzmirde Mahsullere Asgari Fiyat Tesbiti Için Daha Ne w her istihsal vi di - ? xs -.. Bekleniyor! sil — İhracatçı ahenksizliği) 1935 senesinde 80 küsur bin tonluk büyük bir rekolte üze- rine son haddini bulmuş ve Ege istihsal merkezlerinde yer, yer beliren alevler bir anda birleşerek muazzam bir yangın manzarası arzına bas- lamıştı. Müstahsilin malı “çuval paza- rı,, gidiyor istihsal bölgesinelek! a- raci alıcıların istiğnası tahammü- dü yakan bir durum alıyordu. 9 humara üzümün Manisa havali sinde dört buçuk kuruşa satıldığı sene, bu senedir, Vaziyetin ciddiyeti ve vahümeti karşısında sütunlarını münhasi. ran ve müstemirren bu memleket işine tahsis eden İzmir gazeteleri- min, müstahsilin feryadıns tercü- man neşriyatı derhal lâyık oldu- Bu tesir! gösterdi ve o zamanın kudretli Başvekili bugünkü şeref- li Milli Şefimiz çok sayın İnönü, İş ve Ziraat Bankalarına İzmir Ü. zâm Kurumunu kurdurdu. Halen bu kurum; bütün huku- kunu, bütün vecibelerini ve bütün vazifelerini “İzmir İncir ve Üzüm Turım Satış Kooperstifleri Birli. 8i,, ne devrederek sastiye haline geçmiştir. Bütün hukuk, vecalp ve vazile- ler diyoruz; filhakika üzüm kuru. mu lastiye edilmemiş olsuydı da. hi, İzmir Kooperatifler Birliği, 2834 numaralı kanunun nimetle rile beraber kendisine tahmil et- tiği vazifeleri de ifaya başlamak mecburiyetinde idi ki İç ve dış piyasaların tanzimi bakımından, ilk iş olmak üzöre, mahsule şirmdi- den asgari bir fiyat haddi tesbit ve İlânı gerekti. Bunun hâlâ yapıl- mamış olduğunu, hayret ve esefle, İzmir gazetelerinden öğreniyoruz. YAZAN Zeynel Besim pat piyasasınca, İzmir gü- zetelerince ve dış alıcı pi- yasalarca pek iyi bilinmektedir ki İzmir Üzüm Kurumu üç seneder- beri nihavet Haziranın iğk yarı- sında mahsüle âsgari bir fiyat had- di tesbit ve ilân ederdi. Bu fiyat haddi üç sene sartısıra 10 kuruş O lerak ilân edilmiş ve gerek iç, 8 rek dış piyasalara 9 numaralı bir kilo kuru üzümün 10 kuruştan & şağıya satılanıyacağı bildirilmiş $i. Bu; o demekti ki 9 numara & zümü en az 10 kuruştan daha ağı. ğıya düşürmek istiyen her teşeb- büz, karşısında üzüm kurumunu muhasama halinde bulacıktır. Müstahsil ilk sete buna inandı: ikinel sene güvendi; üçüncü Yıl fiyat endişesini bertaraf etti; öğ- rendi ki: Elindeki mahsulün en az kiy- meti 10 kuruştur; bu rakam ilâni- haye yükselebilir smma hiç bir veçh ve suretle bir santim dahi inemez. O zaman mel değerleniyordu. Bekletmek istiyen köylü, #zümü. nü 8 kurusa tereddütsüz terhin &- debiliyondu. İhsacatşı, bir nevi devlet kudretini temsil eden ku rumla muhasamadan içtinan evli yerek alivre fiyatları ona göre oferto edivordu ve nihavet ale! piyasalar Türk üzümünün 10 kuruş tan daha noksan para İle tedarikine imkân olmadığın bilerek fiyat veriyorlardı, Bugün bu vaziyet ortadan kal. kıyor. Daha garibi şudur ki 2894 numaralı kanunla iç ve dış piyasa- ları tanzime memur ve mecbur 0- lan birlik, ihrocatçı firmaların (mahsullere asgari fiyat tesbiti için toplantı teşebbi karşı- sında, bâdisatir tamamiyle dişın- da imiş veya sekiz bin müstahsil ortağın mukadderatiyle alâkadar değilmiş gibi, lâkayıt ve âtıl, sö. Şirci kaliyor. akat bunlar olurken ve muh- sulün o mukadderatı hiç ol- —mazsa en az bir kıymete bağlan- mışken, yine İzmir gazetelerinin tekzip edilmiyeh © neşriyatından anlıyoruz ki İngiliz piyasalarına ayni cins mel için dört çeşit fiyat teklifleri vuku bulmuş ve ikişer, üçer kuruş fark gösteren bu bası- boş teklifler alıcıları bihakkın te. reddüde düşlrmüştür. Bir alıcı tasavvur ediniz ki 9 Aumara ü- züm veya 55 lik incir için dört sa- ci müesseseden ayrı, ayrı 23, 25, 2i ve 31 şilin teklif almıştır; han- gisine inanarak işe girişebilir?, Bu halin sonu; gerek müstahsil, ge. rek ihracatçı ve gerek alıcılar için, 1945 den evvelki muazzam ahenk- sizliğe rlicu olmıyacak mı?, Yarın istihsal mınfakasında hiç olmazsa ©n öz.bir fiyat garantisine dayan- miyan mahsul alım satımında (Müstahsil — Fater) gürültülerine yeniden şahit olmıyacık mıyız? Borsalarda yine Fatur — İhracat. ct dalâvereleri, dış paznrlard4 her fiyat teklifine karşı yine haklı bir sinniyetsizlik görmiyecek miyiz? Kaldı ki İngiliz pazarları bu iş- lerde tereddüde hiç müsait değil lerdir, Yarım İngiliz alıcılarının, primden de vazgeçerek, piyasa. imuzla teması kestiklerini işitirsek nc yapacağız?. Alman ithalât bü- rosuna arzuhal mi vereceği: Rekebet diyeceksiniz; evet, ü. zümde de, incirde de rekabet var- dır ve olmalıdır. Fakat mahsulle. rimizin bugünkü değerlerine na- zaran hu rekabetin marjı kiloda en çok 20 purayı asla geçemez. Bu Yaziyet karşısında rekabetin şekli, fiyat fazlalığından veya noksanlı- ğından ayrılarak duha İyi işlen- miş, daha temiz mal teslimi gibi umumi menfaate eskisinden çok dahk uygun bir mecraya dökük müştür, ir mal için dört çeşit fiyat teklif edenler, muhakkak ki, İzmir birliğinin © Tâkaydisinden cüret aldılar; muztarip köylüden, diledikleri fiyata mahsul tedarik | leceklerini düşündüler; müs. lin bir lokma kuru ekmekten ibaret menfaatini bir darbede ge- riye iterek akurlaşan ölçüsüz ka- zönç hırsını şahlandırmak sure- tiyle, iç ve dış piyasada, emniyet havasını Ifsada Kalkışlılar. İzmir Birliği, uyan!, Selefin Ü-, zim Kurumu tam üç sene bu dag. dağslı ve yütekler acısı dramın oy. nanmasınu asla müsaade etmemiş. ti; alelâde bir şirket olen kuru- mun ne hususi bir kanunu, ne de herkesten fazla bir imtiyazı yok- maralı kanunun müstahsili koru- yan bütün imtiyazlariyle seğiz bin küsuz ortak vardır. Üzüm KArumu bir “hiç, ken bunu başardı; sen bir “hep,, ken müstahsilin ve mem Jeketin üstüne doğru yürüdüğü şa dört çeşit fiyat ofertolariyle sabit olan “ezminei kablellarikiye,, &j- derlerine müşahih keşmekeş ifri- tinin karşısında, sadece el uğuştu- rup Çevirgel duasi okuyarak, âtıl mı kalacaksın?, dinlendik, hususiyeti larına bakarak; birbirimize şe topraklı yamaçları yöstererek; yemyeşil tepelerden serinlik İçerek, Karadenize su veren geniş dereye | geldik. Az sonra, tepeye çıkınca, İmavi rengin en asil gi j #ametli deniz parçası gözündü.. belki yedinci, | olarak, yine benim de kalbime gin doldu, Bir anda, ruhum, sansur. luğun vakariyle genişledi. Yine bir İ anda, dağların, tepelerin, i &nginlerin çocuğu olamadığıma yan. dimi, İ miz polunsağındaki me: bir baralına güzel bir memaun olur kit, latin, gülüştük, t zarıç yok İârir. tepelesinde zengin oleller, suni piâi- lat yaparak dünyânın milyonların: kendi- sire çeken insanlar, böyle tabii hazinelere #nhip olsalar, acsba dünyüyi #stin slmaze lar ru? : #vlerine gittik. tahtaları, kehribar gibi Evvelâ ellerimizin, yüzümüzün tozu. 2 te ear bize, elleriy! okudükl, i Ji havlular verdiler, Yine sml yukarı buyurun, dedi, s.s —— FIKRA “Şilede Yeni Bir Gün, | Yazan: Şüküfe Nihal ileyi görmiyen, yahut bir daha görmek istiyen bir kaç arka. daş; “Şile yolları gari de hıntlak a. ramızıla olmalı,, diye beni de dılar. Belki yedinci, belki sekizinci defa olarak, dün, İ gördüm, çağır. Şileyi bir daha Sabahtan aksama kadar yirmi beş liraya kiralanmış bir otobüsle, vir. mi arkadaş, yola! çık düz. gün... luğa pek dayanıklı olmıyanlar ayrı. lırsa, biç rahatsız olmadık. çıktık. Şose düz. Üç buçuk saat içinde, yoleu- Köy kahvelerinde çay, xu içerek serinledik. Biz yolların İnn odun, kömür yığın. menek. nuaaslariyle, rak, insana, son. pa vere vere, ma- sürükliyen o a. Başlar, sesler birbirine karıyı; belki sekizinci defa em ışıkların, Karadeniz, uzaktan, pırlantalarla lü, mavi kollarını bize açıyor; bi. zi kendisine çağırıyor.. Gelelim mi7 Hayır; mavi buğulu Karadeniz; hayıf!, Sana bir dela aldamp yanan, senden bir defa hıyanet gören insan, aruk sana İnanır mı » Bizi şiirinle, sükünunla hüyüleme! Biz senden de yandık; biz, senden de usandık.. Şilede büyük bir değişiklik yok, Yal thk kaldırilemiş, ilkeyi kurulmuğ., Otobüs bizi pldja kadar indir: İri üç yil e yapılan ââ: 10, eski « sinden dühu barup, bakımsız, Etraf, te, toprale öçledi — Miraz daha bakımlı olsa, dedim. © Bir arkadaşi ji -, dedi, be yapacaksınız? Bu yle daha iyit, sene evvel, Stokholmde, Ar kara sefirinin kızkardeşi ile tanişmuytırı, her Avrupult gibi, e da şarktan, hele İs- tanbuldan -sdetâ vecd sile bahsetti, Kilyos plâjının güzelliğini söyliye söyliye bitire- medi, ; Ban? Güzel, uma, biraz konforeuzdur, de- dim. j Kadın, bana? — Amar, dedi, öyle daha iyi, Biz bu- rada ontordar, usandık. Stokholmun bil- i mem Kaç İkilometre ötesinde bataklık, siv- yiainekii bir yer vardir; değişiklik oley, dye uras oraya gider kalıriz. Kilyos tülü olursa, cuğiesini kaybeder, ya! İnsan ruhu zaten kadaşıma bunu #- Köy olsun, konlursuz olsun, dağ başı olsun, klübe ulsur; hepsinin ayrı güzeliği | var; hepsine zaman zaman ö:tiyacımız var; lâhda izli olmasın, Şileli bir kadın beni selimladiz — Siz, Jce de bureya gelmiştiniz, | değil mi? « beni nereden tanıdınız? O zamanlar, bu gazinoyu ben batu e — Simdi neden bıraktı — Eh, eskisi gibi müş! ayar, kan Ne y k, ne yazık! Dönyamn cu gü - zel oanzarasına, en güzel pldjına sahip o lan Sile, kendisine raüşteri çekmeyi bile- miyar. Avzupam orta yerinde bu yüksek dağ- Denize girdikten, yerek yedik'en son“ 7a, Şileli bir alla, öğle istirahatini yapmak üzere bizi evine çağırdı. Şileliler sen de- rece misafireever, cnna yakın, İkramet ine tu, Halbuki senin elinde 2834 nu. | ss ır. Davetlerini tesekktirle kabul ete pidjin Getiimdeki mahsllede Bulunak Sofanın, odaların henüz silinmiş parlıyordu! ev sahipleri dokuduğu bezlerle örtülü tertemiz sedirlere oturduk, Eyin genç kus meyva getirdi, gramofon çaldı. — Uzanmak, uyumak İsterseniz, 4 Bu ikramdan istifade ettim, üst katta bir odaya çıktım. Tertemiz, &. Mahsullerin borsa satışlarına | tülü sedir örtüsünü burustarmamık. bir ay kaldı; alivrenin bütün vüs- atiyle yayılması ve bütün harare- tiyle © kaynaması günlerindeyiz. | Mahsullere asgari fiyat tesbit ve ilânı için daha ne bekliyorsun, her ihracat #rmasınşn sana ayrı, ayrı fiyst dikte etmesini mi?.. N | gezdirdi mi kapamayı tecrübe ederken, sey- lan rahat birakmadı. Karşmulaki karyolanın hex uetinda, içim mümkün olduğu kadar ihtiyatla bir küşeve uzandım. ğ Merakla odamın dört köşesine göz onra şöyle biraz gözleri. (Sonu onuncu sayfada)

Bu sayıdan diğer sayfalar: