12 Nisan 1958 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 15

12 Nisan 1958 tarihli Akis Dergisi Sayfa 15
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

YURTTA OLUP BİTENLER ti. Halkın kulağına hoş gelecek, ba- şarılması masraf istemeyen vaadler Napolyonvari — bir olmak için "Çalışmak, Kendisini istan- bul Valisi ve Beledıye Başkanı olarak hummalı bir faaliyetin kollarına at- mıştı. Gece dememiş, gündüz deme- mişti, elektrikler sönmüş, gemici fe- altında çalışmıştı. Kahve kahve dolaşmış, okul kaçağ kumar düşkünü — çocukları toplamış- tı. Kız talebeler arasında resimler Başbakanın hazır bulun- duğu ziyafetlerde — dahi, yarı yerde müsaade isteyip is randevularına ye- tişmeğe çalışmıştı. Bütün bunların a- rasında, Işık lisesinde Yurttaşlık Bil- gisi dersleri vermeğe de vakit bula- bilmişti. Esasen Tarhan, 27 yıllık öğretmendi. Politika hayatı sırasın da ve daha önce, öğretmenlikten hiç yor, tereddütler hasıl olmaya başlı- yordu. Artık İstanbulda neyin yasak neyin yasak olmadığını, ya- sağın tatbik edilip, hangisinin edilme- diğini bilmek bir kehanet işi hâli- ne gelmişti. l.îir gazetecinin günahı I stanbulda — yasakların — yasaklan, yokların yokları kovaladığı gün- lerden birinde bir gazeteci, gazetesin- de tavsıyan yasaklardan ve yerine getirilmeyen vaadlerden bahseden bir yazı yazdı' Vali Tarhan yere çöp a- tan ve tükürenlerden 160 lira ceza a- lınacak demişti; simdi yerler çopten ve balgam artıklarından görünmüyor- du. Üsküdar vapuru faciasından son- ra tutturulan istiab haddi teranesı, yedi gün bile sürmemişti. Onbeş k dan üçü uzu — kesimi yasak edildiği halde, Tramazan dola- yısı ile. 7 - 8 kiloluk kuzuların ce- ... © n BZ — Mümtaz Tarhanın en çok görülen resmi "Çalışmak, çalışmak, vazgeçmemişti. Fakat İstanbullular gördüler ki Tar sırasında da İ tep disiplini ile idareye kalkışmakta- dır. Tem vali stanbulu, — birbuçuk milyon talebeli yatılı bir mektep ola- rak görüyordu "Yok Tardan sonra I stanbul Valisinin ilk günlerinde 'göze hoş gelen icraatı, süratle çığı- rından çıkmağa başladı. Daha fenası "Yasak"lar Vali Bey, boynuna astığı şirinlik muskasını — kaybetmişe benziyordu. Tombul — yanaklı, yuvarlak, sevimli çehresi ilk tenkitlerle beraber asıldı. m İstanbul ya- saklarla doldurulmuştu. Öyle ki, ya- yapılması serbest 'Olan .hareketleri geçmişti. Üstelik,-bu îaösaklar çok kısa bir zamanda tavsı- çalişmak?" Gene Vali, bütün otobüsler İşler hale konacak-demişti. Buna karşılık Be- lediyenin 400 otobüsünden 110-120ta- nesi devamlı olarak garajda yatıyor- du. Lokanta, eğlence yerleri, pastaha- ne, muhallebici ve börekçiler için ye- ni tarifeler tesbit —edilerek fiatların indirileceği bildirilmişti, ama bu fi- atlann başları hâlâ bulutlara gömü- lüydü ve b türlü — gözükmüyordu İstimlâk bedelleri beledıye tarafın— dan en kısa bir zamanda ödenecek vaadi yapılmıştı, ama ni kesip, Menderesin ve iki gözü İki çeşme, yıkılan evleri- nin bedellerini isteyenler vardı. Ge- nelevler derhal şehir”" dışına çıkarıla- cak denmiş, yapıla yapıla buraya gi- den sokaklar birer duyarla çevrilmiş- ti. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi "artık particilikle ilgimi kes- buyurmuş ve ardın- dan Belediye Meclisinde, D. P. Genel Başkam için "mesih"li, "hızır"lı met- , hiyeler dizmişti. Gökayın du"su Istanbulda devamlı mişti, halb “Strip-tease" yeşıllık yerleştırılecektı, bugüne dar bu sadece söz olarak kalmıştı. Ta- lebe yurtları meselesi halledilecekti. Atlı. arabalar kaldırılacaktı. Süfli eğlence yerlerı şehir dışına çıkarıla- caktı. Vs. Vs. Aradan dört ay geçmiş, bunların hiç biri gerçekleşmemişti. Daha da mühimi, her türlü gıda maddesi bol- laşacak, stoklar devamlı surette art tırılacak denmişti; halbuki şimdi et, sucuk, zeytinyağı, peynir yerinde yeller esen maddeler haline gelmişti. Kuyruklar — İstanbulun de- mirbaş manzarası arasına girmişti. Sönen balon avsıyan -yasaklan, yerine getiril- meyen vaadleri saymanın sonu gelmezdi. Bunun için ayrı bir özel lep elinde can vermesine göz yumu- nüsha çıkarmak gerekti. Genç gaze- luyordu. Sinema, tiyatro ve maç bi- — teci Erol Dallı, Cumhuriyette bu letleri £ I lığ önl kti d yle bir bahsedıvermıştı Halbuki şimdi, — karaborsacılar mey- danı boş bulmuşlar, eskisinden de da- ha rahat icrayı faaliyet eyliyorlardı. İçkili lokantalar saat 23 de, barlar ve kokteyl salonları gibi "batakhane- ler" 24 de kapanacaktı. Halbuki ka- rarın çıkmasından bir hafta sonra bu yasaklara riayet edenlere pek rast- lanmaz olmuştu. Soğuk ve alaminüt yemek satan müesseseler de saat 23 de kapanacaktı. Ama karardan da topu topu bir hafta sonra- sinema ve tiyatrodan çıkınca bir sandviç yemek veya bir ayran içmek için acaba nere- ye gideyim diye telaşlanmaya lüzum kalmamıştı, valinin pek yakında ge- leceğim vaad ettiği — troleybüslerden ise ne ses, ne de seda duyuluyordu. Bahsedivermişti ama, ertesi gün de e rer"di Mumtaz Tarhan imzasını taşı- yan tekzip İse lediye yasağı de- vamlıdır" başlıgını taşıyordu. Mümtaz Tarhan, bu tekziple de yetinmemiş, aynı gün Erol Dallıyı Hususi Kalem — Müdürü Celâl Araz vasıtasıyla Vilâyete davet ettirmişti. Her ne kadar Erol Dallı "Görüşece- ğim, bir şey yok" demişse de, neticede ısrarlı davet karşısında, kalkmış Vi- lâyete gelmişti. Kapalı bir spor salo- AKİS, 12 NİSAN 1956

Bu sayıdan diğer sayfalar: